Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 978, sondan 5259. ayet; 7. sure ve A'raf Suresinin 24. ayetidir. A'raf Suresi 24. ayetinin kelime sayisi 12, harf sayısı 48 ve toplam ebced değeri ise 4713 olarak hesaplanmıştır. A'raf Suresinin toplam ebced değeri 1054938 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure المص hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (7) ل (5) م (4) ص (0) bulunuyor.
Arapça Metin
قال اهبطوا بعضكم لبعض عدو ولكم في الارض مستقر ومتاع الى حين
Âdem ve Havvâ şeytana uymakta ısrar etmeyip günahlarının farkına vararak pişmanlıklarını Allah’a arzetmişler ve Bakara sûresinde (2:37) belirtildiği üzere Allah da onların tövbelerini kabul etmiş ve onları imtihan yurdu olan dünyaya göndermiş; insan soyunun yeryüzüne dağılıp orada karar kılmaları ve barınmaları, orada yaşayıp orada ölmeleri, yeniden orada dirilmeleri takdir edilmiştir. Böylece, gerek bu âyetten gerekse ilgili diğer âyetlerden (bk. Bakara 2:36, 38; Tâhâ 20:123), Âdem ile eşinin, işledikleri günahın bir sonucu olmak üzere cennetten çıkarıldıkları ve bu olayın insanlığın kaderini etkilediği anlaşılmaktadır. Fakat Âdem ile Havvâ’nın bu yüzden daha başka zahmetlere de mâruz kalacaklarının bildirildiği yolunda Tevrat’ta verilen bilgiler (Tekvîn, 3:16-19) Kur’an’da geçmemektedir. Bu arada, kardeşlik ve dostluklar gibi sürtüşme ve düşmanlıklar da dünya hayatının bir parçası olarak takdir edilmiştir. Burada anılan düşmanlığın, hem insanoğlu ile şeytan arasındaki ebedî düşmanlığı hem karı-koca arasındaki çekişmeleri hem de Âdem ve Havvâ’nın soyu arasındaki çatışmaları ifade ettiği düşünülebilir. Bu sebeple onlara –bir yoruma göre İblîs de kastedilerek– “İnin oradan!..” buyurulmuştur. Çünkü Kur’an-ı Kerîm’in “dârüsselâm” (barış yurdu) diye tanımladığı cennette düşmanlık olamazdı.
Kuşkusuz Âdem ve Havvâ’nın cennette saf ve günahsız olmaları iradeye dayanmadığı için –kötü bir durum sayılmasa bile– ahlâkî bir değer de ifade etmiyor, sadece içgüdüsel bir karakter taşıyordu. Ancak öyle anlaşılıyor ki, “...şu ağaca yaklaşmayın ...” şeklindeki yasaklamayla birlikte yasağa uyup uymama hususunda kendilerine irade ve tercih yeteneği de verilmiş; böylece insanlığın atası ve annesi, yasaklanmış ağaçtan yeme olayında içgüdüsel davranmaktan bilinçli ve iradeli davranma aşamasına geçmişler; kötülüklerinin farkına vararak af dilemişler ve bağışlanmışlardır. Bu durumda ilk günahla başlayan ve cennetten çıkarılma ile devam eden süreç, insanlık için ahlâkî bakımdan bir düşüşü değil, bir yükselişi, öteki canlılardan farklı olup adına “insan” denen ve özgür davranabilen, yanlışlık yapabilen, fakat yanlışlarının farkına vararak özür dileyip tövbe eden, iyiliğe yönelme bilinç ve iradesini gösterebilen bir varlık kategorisinin başlayışını da ifade etmektedir.
Mehmet Okuyan
(Bunun üzerine Allah) “Bir kısmınız diğerine düşman olarak inin! Sizin için yeryüzünde (bahçe dışında) belirli bir süre kalma ve geçim imkânları vardır.” demişti.
Bu cümle Bakara 2:36. ayetle birlikte okunmalıdır. Burada Hz. Âdem ve eşinin İblis’e yönelik düşmanlıkları belirtilmektedir. Cennetten inişle ilgili bkz. A’râf 7:13, dipnot 3.
Bayraktar Bayraklı
Allah: “Kiminiz kiminize düşman olarak ininiz! Sizin için yeryüzünde bir süreye kadar yerleşme ve faydalanma vardır.”
(Allah ise:) "Şimdi birbirinize düşman (gibi ayrı kalmak üzere) inin. Yeryüzünde belli bir vakte kadar sizin için bir yerleşip kalma ve metâ (geçim yapma) vardır" buyuruvermişti.
Allah: “İnin, bundan böyle, birbirinize düşman olarak” dedi. “Sizin için yeryüzünde bir süreye kadar yerleşip kalmak ve yararlanıp geçinmek vardır” buyurdu.
Allah:
“Buradan ilişiğinizi keserek yeryüzüne göç edin, birbirinize düşmanlığınız devam edecek. Yeryüzünde bir vakte kadar sizin için bir yaşama yeri, konaklayacak bir yurt, geçiminizi sağlayan şeyler var." buyurdu.
Allah onlara buyurdu: “- Bir kısmınız, bir kısmınıza düşman olarak ininiz. Yerde, sizin için bir zamana (ecelinizin sonuna) kadar yerleşip kalmak ve geçinmek var.”
(Allah) buyurdu ki: “(Şeytana uyduğunuz için) buradan (şeytan ve siz) birbirinize düşman olarak göç edin bakalım! Sizin için yeryüzünde bir süreye kadar yerleşme ve faydalanma vardır.”
Bkz. 2:36, 20:123Buradaki “düşmanlık” Bütün insanlığı temsilen Âdem’le küfrü temsilen şeytan arasındadır. Bundan anlıyoruz ki; iman küfür mücadelesi Adem’le başlamıştır ve kıyamete kadar devam edecektir. Ayrıca “Birbirinize düşman olarak inin” ifadesini bir azarlama ve cezalandırma olgusu olarak düşünmemek lazım. Aksine, doğal güdü ve sezgileriyle yaşayan diğer bütün yaratıklardan farklı, özgür ve ahlakî bir iradeyle donanmış olan insanın gelişip olgunlaşma sürecinde ruhunun Allah’a bağlı olması hasebiyle meleklerin secdesini hak edecek ve cennetteki nimetlere layık olacak bir evreyi tamamlaması için yeryüzü mektebinde belli bir süre eğitim görmesinin gerekli olduğunu düşünmek gerekir. “(Buradan) göç edin” cümlesini, âdem ve Havva’nın saygısızlıklarına karşı bir ceza olarak görüp; “Âdem’le Havva günah işleyerek kovulmasaydı, insanoğlu sürekli cennette kalacaktı” şeklinde muhakeme etmek de son derece yanlıştır. Zira insan kendini kanıtlamak ve ebedi nimetlere mazhar olmak için zaten bu gezegenin misafiri olmak durumundaydı. Allah Bakara suresinin 2:37-38. ayetlerinde, Âdem’le Havva’nın tevbelerini kabul ettiğini ve onları bağışladığını zaten bildirmiştir.Ayrıca Kur’an da geçen şeytan âdem kıssalarını imtihanın gerekliliğini anlatan bir teşbih, benzetme, metafor olarak da anlayabiliriz.
Diyanet İşleri (Eski)
"Birbirinize düşman olarak inin, siz yeryüzünde bir müddet için yerleşip geçineceksiniz."
(2)Âyette geçen اِهْبِطُوا [İnin!] emri Âdem (as) ve Havvâ (ra) ile İblis’e ve onu ağzının içinde Cennete sokan yılana bakmaktadır. (Kurtubî, c. 1:1, 319)
İlyas Yorulmaz
Rableri “Bulunduğunuz bahçeden inin. Yeryüzünde kiminiz kiminize düşman olarak, belli bir zamana kadar kalacak ve yaşayıp geçineceksiniz.”
Allah,“Birbirinize düşman olarak cennetten çıkıp yeryüzüne inin! Artık yeryüzüne yerleşecek ve belli bir süreye kadar oranın nîmetlerinden yararlanacaksınız!” dedi.
(Allah): “(Ey âdem ve eşi) Haydi oradan (şeytan ile) siz, birbirinize düşman olarak1 yeryüzünde belirli bir süreye kadar barınmak ve geçinmek üzere inin.” buyurdu.
1 Buradaki düşmanlık; inananları temsilen Âdem ve eşi ile kâfirleri temsilen şeytanın düşmanlığıdır. Böylece îman küfür mücadelesi o andan itibaren başlamıştır. “Haydi, inin” ifâdesi, Hz. Âdem ve Havva’nın isyanlarına karşılık bir cezâ olarak anlaşılmamalıdır. Çünkü Allah, Hz. Âdem ile Havva’nın tevbelerini kabul etmiş ve günâhlarını bağışladığını açıkça bildirmiştir. Bk. (Bakara:37-38)
Muhammed Esed
[Allah]: “İnin, 16 [bundan böyle] birbirinize düşman olarak!” dedi, “yeryüzünde bir süre için konacak bir yurt ve geçiminizi sağlayan şeyler bulacaksınız:
Allah buyurdu ki: – Birbirinize düşman olarak o bahçeden çıkın. Yeryüzünde belirli bir süreye kadar yerleşip yaşamak ve geçimlik sizi bekliyor. 2/36, 20/123
Mustafa İslamoğlu A'raf Suresi 24. Ayet Açıklaması
[1170] Hubût (ihbitû) ile inzal arasında fark vardır. İnzal, “ikram olarak iniş”, hubût ise özellikle insan için “düşüş ve alçalış” vurgusunu taşır (Râğıb). Kur’an’da demirin, evcil hayvanların, yağmurun, adâleti temsil eden mizanın ve daha bir çok şeyin “indirildiğinin” (inzâl) ifade edilmesi, öncelikle “ikram edildiğinin” ifade edilmesi anlamına gelir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Buyurdu ki: «Biriniz birinize düşman olarak (yeryüzüne) ininiz. Sizin için yerde bir zamana kadar bir ikametgâh, bir temettü vardır.»
24, 25. Buyurdu ki: “Birbirinize düşman olarak inin! Size dünyada bir süreye kadar kalma ve yararlanma imkânı veriyorum: Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve yine oradan diriltilip mezardan çıkarılacaksınız. ”
Allah dedi ki “İnin oradan! Biriniz diğerinin hakkına göz dikecek. Sizin için bu topraklarda karar kılınıp yerleşecek yer ve bir süreye kadar da geçineceğiniz şeyler bulunacaktır.”