Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
986, sondan
5251. ayet;
7. sure ve
A'raf Suresinin
32. ayetidir.
A'raf Suresi 32. ayetinin kelime sayisi
26, harf sayısı
110 ve toplam ebced değeri ise
6972 olarak hesaplanmıştır.
A'raf Suresinin toplam ebced değeri
1054938 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure
المص hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette
ا (17)
ل (19)
م (8)
ص (2) bulunuyor.
قل من حرم زينة الله التي اخرج لعباده والطيبات من الرزق قل هي للذين امنوا في الحيوة الدنيا خالصة يوم القيمة كذلك نفصل الايات لقوم يعلمون
قلمنحرمزينةاللهالتياخرجلعبادهوالطيباتمنالرزققلهيللذينامنوافيالحيوةالدنياخالصةيومالقيمةكذلكنفصلالاياتلقوميعلمون
Kul men harrame zîneta(A)llâhi-lletî aḣrace li’ibâdihi ve-ttayyibâti mine-rrizk(i)(c) kul hiye lilleżîne âmenû fî-lhayâti-ddunyâ ḣâlisaten yevme-lkiyâme(ti)(k) keżâlike nufassilu-l-âyâti likavmin ya’lemûn(e)
De ki: “Allah’ın, kulları için yarattığı zîneti ve temiz rızkı kim haram kılmış?” De ki: “Bunlar, dünya hayatında mü’minler içindir. Kıyamet gününde ise yalnız onlara özgüdür. İşte bilen bir topluluk için âyetleri, ayrı ayrı açıklıyoruz.”
Bu ve bundan önceki âyette elbiseye “ziynet” denilmesi, giyinmenin ahlâkî bakımdan olduğu gibi estetik bakımdan da önemli ve gerekli olduğuna işaret eder; ayrıca buradaki ziynet kelimesinden hareketle kaliteli ve değerli elbiseler giyinmenin mubah olduğuna hükmedilmiştir. Taberî (VIII, 163-164), Şevkânî (II, 230) gibi önde gelen müfessirler bu âyeti açıklarken, haram olmayan güzel ve değerli nimetlerden uzak kalmayı zühd ve fazilet sayanların hatalı olduklarını belirtirler. Haram, dinî bir terim olarak, “Açık, kesin ve bağlayıcı bir ifade ve üslûpla yapılması şer‘an yasaklanmış olan tutum ve davranış” anlamına gelir. Bir işin yapılmamasını isteyen bir ifade bulunmakla birlikte, bu talep ve/veya kaynağı kesin değilse buna haram değil mekruh denir. Hakkında yasaklayıcı hiçbir delil bulunmayan fiiller ise mubah ve helâl kabul edilir. Bir fiilin helâl kabul edilmesi için dinî kaynaklarda bu yönde bir açıklama bulunması gerekli değildir; çünkü “Eşyada asıl olan mubah olmasıdır”. Buna göre özel bir delil bulunmadığı halde ölçüsüz dindarlık duygusu, şahsî tercihler, ortalıkta görülen kötülüklerle mücadele arzusu gibi –iyi niyetli de olsa– kişisel hassasiyetlerin etkisiyle dinin izin verdiği alan içinde kalan tutum ve davranışları, yiyecek, içecek, giyecek gibi nesneleri haram, sakıncalı ve günah olarak nitelendirmek bu âyetin hükmüne aykırı ve yanlıştır. Hatta müfessirler, âyetin “De ki: O nimetler dünya hayatında müminlere yaraşır” meâlindeki kısmından hareketle, bunların esas itibariyle müminlere lutuf olmak üzere yaratıldığını ve onlar sayesinde bu nimetlerden herkesin yararlanmalarına imkân verildiğini belirtirler. Âyetin anlatımına göre mânevî kemal ve güzellikler gibi birey ve toplumun refah, sağlık, güvenlik ve esenliğine katkıda bulunacak her türlü maddî imkânlar da öncelikle müminlere yaraşır. Bu imkânlarda geri olan bir toplum, Kur’an bakımından ideal bir toplum değildir. Zühde ve kanaate teşvik eden açıklamalarla bu yöndeki uygulamalar ise, dünya nimetlerini araç olarak görmek yerine amaç kılmayı hedefleyen eğilimleri önlemeye yöneliktir.
De ki: “Allah’ın kulları için çıkarttığı ziyneti ve temiz rızıkları kim haram kılmış ki!” De ki: “Onlar, kıyamet günü sadece kendilerine özel olmanın yanında dünya hayatında da (sadece inançsızların değil), müminlerindir de. Bilen bir topluluk için ayetleri işte böyle açıklıyoruz.”
Bu ayet A‘râf
7:33, 157, Enfâl
8:24, Tevbe
9:29, Kehf
18:26 ve Tahrîm
66:1. ayetlerle okunmalıdır. Bu cümle dinde haram kılma yetkisinin yalnızca Yüce Allah’a ait olduğunun delilidir. Diğer insanlar yasak koyabilirler; ancak kesinlikle haram kılamazlar. Çünkü Yüce Allah bu yetkiyi hiç kimse ile paylaşmamıştır.,Benzer mesaj: Zuhruf
43:35.,Ayetlerin açıkça ortaya konulmasıyla ilgili bkz. En‘âm
6:55, 97, 98, 114, 119, 126, 154; A‘râf
7:52, 145, 174; Tevbe
9:11; Yûnus
10:5, 24, 37; Hûd
11:1; Yûsuf
12:111; Ra‘d
13:2; İsrâ
17:12; Rûm
30:28; Fussilet
41:3, 44.
De ki: “Allah'ın kulları için yarattığı süsü ve temiz rızıkları kim haram kıldı?” De ki: “Onlar, dünya hayatında, özellikle de kıyamet gününde müminlerindir.” İşte, bilen bir topluluk için âyetleri böyle açıklıyoruz.
De ki: “Allah'ın kulları için çıkardığı ziyneti¹ ve temiz rızıkları kim haram etmiş?” De ki: “Bunlar dünya hayatında iman edenlerindir; Kıyamet Günü ise yalnız onlara aittir.” Bilen bir topluma ayetleri böyle detaylı olarak açıklıyoruz.
1- Güzel takı ve giysileri, süs eşyalarını.
(Ey Resulüm!) De ki: “Allah'ın kulları için yarattığı süsü ve ziyneti ve (her türlü) temiz rızkı (ve nimeti) haram kılmak kim(in haddine) dir?” De ki: “Bunlar dünya hayatında da mü’minlerindir. Ahirette de sadece onlar içindir.” Bilen bir topluluk için ayetleri böyle birer birer açıklamaktayız.
De ki: Allah'ın kulları için meydana getirdiği süslenilecek şeylerle rızık olarak verdiklerinin içinden tertemiz şeyleri kim haram etmiştir ki? De ki: Bunlar, dünyada, inanan kişilerindir, ahiretteyse yalnız onlara aittir. Delilleri, bilenlere bu çeşit açıklamadayız.
De ki: Allah'ın kulları için yarattığı güzellikleri, süsleri ve rızıkların iyisini, temizini yasaklayan kim? De ki: Bunlar dünya hayatında iman edenlerindir. Kıyamet gününde ise sadece inananlarındır. Anlama ve kavrama yeteneği olan insanlar için bu mesajları biz böyle apaçık dile getiriyoruz.
“Allah'ın kulları için ürettiği güzel elbiseleri, süsleri, helâl, temiz ve sağlıklı rızıkları kim haram kıldı?" de.
“Onlar dünya hayatında, özellikle Kıyamet gününde mü'minlerindir" de. Biz, şeriatın, dinin, helâl ve haram ile ilgili hükümlerin mükemmelliğini gösteren âyetleri, ilimde ilerlemeye devam eden bilgi toplumları için böyle ayrıntılı açıklıyoruz.
bk. Kur’ân-ı Kerim,
22:30.
De ki: "Allah'ın kulları için çıkarmış olduğu süsü ve rızkların temiz olanlarını haram kılan kimdir?" De ki: "Onlar dünya hayatında iman edenler içindir. Kıyamet gününde ise yalnız onlara özeldir." Bilen bir topluluk için ayetlerimizi işte böyle etraflıca açıklıyoruz.
De ki: 'Allah'ın kulları için çıkardığı ziyneti ve temiz rızıkları kim haram kılmıştır?' De ki: 'Bunlar, dünya hayatında iman edenler içindir, kıyamet günü ise yalnızca onlarındır.' Bilen bir topluluk için ayetleri böyle birer birer açıklarız.
De ki: Allah'ın kulları için çıkardığı zineti (elbiseleri) temiz ve hoş rızıkları kim haram etmiş? De ki, bu zinet ve hoş rızık, dünya hayatında, iman edenler içindir (kâfirler de faydalanır). Fakat kıyamet gününde yalnız müminlere aittir. Böylece âyetleri, bilen kimselere açıklıyoruz.
De ki: “Allah’ın kulları için çıkardığı hoş rızıklar ile süsleri kim haram etmiştir?” De ki: “Onlar dünya hayatında müminlerindir. Kıyamet gününde de yalnızca onlara mahsustur.” İşte Biz ayetlerimizi, bilen bir toplum için böylece açıklıyoruz.
Diyesin ki: «Allahın kullarıyçin yarattığı bezeği, azıkların güzelini, kimdir haram eyleyen?», Diyesin ki: Bunlar dünya dirliğinde inananların, kıyamet günündeyse yalnız onların, bilen bir ulusçün böyle açıklarız âyetleri biz»
De ki: “Allah'ın kulları için yarattığı güzelliği, rızkın iyisini, temizini yasaklayan kimdir?” De ki: “Bunlar, dünya hayatında iman edenler içindir. Kıyamet gününde ise yalnız onlara tahsis edilmiştir. Biz, ayetlerimizi bilen bir kavim için böylece açıklarız.
Bu iki ayetten anlıyoruz ki gerek giyim konusunda gerekse gıda konusunda insanlar, kafalarına göre kendilerine birtakım yasaklar getirmişlerdi. Cahiliye döneminde, erkekler gündüz, kadınlar gece olmak üzere müşrik Araplar “İçerisinde Allah’a isyan ettiğimiz elbiselerimizle tavaf etmeyiz” diyerekKâbe’yi çıplak olarak tavaf ederlerdive bunu da bir dindarlık, bir erdemlilik sayarlardı. Böylece hem günahlardan temizleneceklerini düşünürlerdi hem de bu durumun kendilerine uğur getireceğine inanırlardı. Yine aynı düşünceye bağlı olarak bazı hayvansal gıdaları da kendilerine yasaklamışlardı. Oysa En’am
6:145’de hangi yiyeceklerin yasak olduğu sıralanmıştı.
"Allah'ın kulları için yarattığı ziynet ve temiz rızıkları haram kılan kimdir?" "Bunlar, dünya hayatında inananlarındır, kıyamet gününde de yalnız onlar içindir" de. Bilen kimseler için ayetlerimizi böylece uzun uzun açıklıyoruz.
De ki: Allah'ın kulları için yarattığı süsü ve temiz rızıkları kim haram kıldı? De ki: Onlar, dünya hayatında, özellikle kıyamet gününde müminlerindir. İşte bilen bir topluluk için âyetleri böyle açıklıyoruz.
Âyette, şükrünü eda etme yönüyle dünya nimetlerine esasen müminlerin layık olduğu, ahirette ise tüm nimetlerin yalnız müminlere ait olacağı belirtilmiştir ki, bu durum, Allah’ın rahmân ve rahîm sıfatlarının bir sonucudur. Bak. Fatiha
1:2-3.
De ki: "ALLAH'ın, kendi kulları için yarattığı süsleri ve güzel rızıkları kim haram edebilir?" De ki: "Onlar dünya hayatında inananlar içindir, ahirette ise sadece onlar içindir." Bilen bir toplum için ayetlerimizi böyle detaylı açıklarız.
Bu ayet, uydurma hadislerle erkeklere altın ve ipeği yasaklayan ruhbanları hedeflemektedir. Ahirette sadece inananlara verileceği açıklanan "altın, ipek" gibi süsleri (
18:31;
22:23;
35:33) dünya hayatında da yasaklamayan Kuran'a rağmen onları yasaklayanlar putlaştırdıkları Muhammed peygamber tarafından Tanrı'ya şikayet edileceklerdir (
25:30).
De ki: "Allah'ın kulları için çıkardığı zinetleri ve tertemiz rızıkları kim haram kılmış?" De ki: "Bunlar, bu dünya hayatında inananlar içindir, kıyamet gününde de yalnız onlara mahsustur". İşte böylece biz âyetleri bilen bir topluluğa uzun uzun açıklıyoruz.
De ki Allahın kulları için çıkardığı ziyneti ve temiz hoş rızıkları kim haram etmiş? De ki: Onlar Dünya hayatta iyman edenler için kıyamet günü halıs olacaktır, bu suretle ılm ehli olanlar için âyetleri tafsıl ediyoruz
De ki: «Allahın kulları için çıkardığı zîneti, temiz ve hoş rızıkları kim haram etmiş»? De ki: «O (nlar), dünyâ hayâtında îman edenler içindir. Kıyamet günü ise yalınız (ve yalınız) onlara mahsusdur». İşte biz âyetleri, bilirler için, böylece tafsıyl ederiz.
De ki: “Allah'ın, kulları için çıkardığı ziyneti ve temiz rızıkları kim haram kıldı?” De ki: “Onlar, dünya hayâtında îmân edenler içindir (kâfirler de bu vesîle ile yararlanırlar); kıyâmet gününde (ise) hâlis olarak (yalnız mü'minlere mahsustur).” İşte (bunların kıymetini) bilecek bir kavim için âyetleri böyle iyice açıklıyoruz.
Deki “Allah’ın kulları için çıkarmış olduğu süslerini ve rızıklardan temiz olanları, kim haram etmiştir?” Deki “Süsler ve temiz rızıklar dünya hayatında iman edenler için olup, kıyamet gününde de onlar için daha güzel şeyler vardır.” Bilen bir topluma ayetlerimizi böyle açıklıyoruz.
Onlara de ki «— Allah/ın, kulları için çıkarmış olduğu ziyneti [³], rızkından pâk olanları kim haram kılmıştır?» De ki «— Bu, [⁴] kıyamet günü mü/minlere has olduğu halde dünya diriliğinde de onlara verilmiştir» [⁵]. Biz böylece, delâil ve ahkâmı bilen bir cemaat için âyetleri tafsil ederiz.
[3] Yarattığı türlü türlü libasları.[4] Libas, ta'am.[5] Dünyada başkalarına da verilirse de âhirette yalnız onlara verilir.
De ki: “Allah'ın kulları için yarattığı ziynet ve temiz rızıkları haram kılan kimdir?” (Ayrıca) De ki: “Bunlar, dünya hayatında iman edenlerindir (ama diğerleri de istifade edebilirler); kıyamet gününde ise yalnız onlar içindir.” Bilen kimseler için ayetlerimizi böylece uzun uzun açıklıyoruz.
Ey Müslüman! Kendilerini dünyanın meşrû lezzet ve nîmetlerinden mahrum bırakarak Allah’ın hoşnutluğunu kazanacaklarını zanneden câhillere seslenerek de ki: “Allah’ın, kulları için yeraltı madenlerinden, denizlerin altından veya bitki ve hayvanlardan çıkardığı süs eşyalarını ve tertemiz yiyecekleri haram kılan kimdir?”Sözlerine devamla de ki: “Bunlar, aslında dünya hayatında kâfirler için değil, iman edenler için yaratılmış güzelliklerdir. Fakat imtihân hikmeti gereğince, hepsi bunlardan faydalanır. Diriliş gününde ise bu nîmetler, yalnızca inananlara özgü olacak ve inkârcılar, ondan mahrum bırakılacaktır.”Bakın, hakîkat bilgisinin kıymetini bilen insanlar için, ayetleri işte böyleayrıntılarıyla ve açıkça ortaya koyuyoruz!
De ki:
-“Rızık’tan olan Temiz Şeyler’i ve Allah’ın kendi kulları için çıkardığı zinetini kim haram kıldı?”.
De ki:
-“Kıyamet günü o, ihlaslı olarak Dünya Hayatı’nda iman edenler içindir”.
Bilecek bir kavim için Âyetler’i böyle açıklıyoruz.
(Ey Muhammed!): “Allah’ın kulları için yarattığı güzel giysileri ve tertemiz rızıkları kim haram edebilir ki?”1 de. Ve yine: “Onlar dünya hayatında (esasen) inananların hakkıdır. Kıyamet gününde ise sadece onların olacaktır.” de. İşte Biz bilen bir toplum için âyetleri böyle açıklarız.
1 Buradaki soru inkari olduğu için, âyetin asıl anlamı: “Allah’ın yarattığı güzel giysileri ve tertemiz rızıkları kimse haram kılamaz” şeklinde olabilir. Bu âyet, giyecek ve yitecekte asıl olanın mubah olmasını ifâde etmektedir. Yani hakkında haramlığına dâir kitap ve sünnette bir hüküm bulunmayan şey, esasen helaldir.
De ki: “Allah'ın kulları için yarattığı güzelliği, rızkın iyisini, temizini yasaklayan kim?” De ki: “Bunlar dünya hayatında imana erenler için [meşru]durlar; Kıyamet Günü'nde ise yalnızca onlara özgü olacaklardır.” 24 Anlama-kavrama yeteneği olan insanlar için bu mesajları Biz işte böyle açık açık dile getiriyoruz!
De ki: – Allah’ın kulları için çıkardığı ziyneti, helal ve temiz rızıkları haram kılmak kimin haddine? De ki: – Onlar, bu dünya hayatında iman edenler ve herkes içindir. Kıyamet gününde ise yalnız inananların istifadesine sunulacaktır. İşte biz kavrama yeteneği olan bir toplum için ayetlerimizi böyle açıklıyoruz. 2/126, 7/50, 16/116, 42/36, 7/27-28
Sor bakayım: “Allah’ın kulları için yarattığı güzellikleri, temiz ve helâl rızıkları yasaklayan kimmiş?”[1178] Cevap ver: “Bunlar dünya hayatında (herkesle birlikte) imana erenler için, Kıyamet Günü ise yalnızca onlara has olacaktır.” Kavrama yeteneği olan bir toplum için âyetlerimizi işte böyle açık ve net bir biçimde dile getiriyoruz.[1179]
[1178] Zımnen: Dindarlık yapayım derken sahte haramlar koyarak haddini aşan kimmiş! (Bkz:
10:59-60;
16:116-117).
[1179] Dikkat: 31 ve 32. âyete ilişkin her tür yorum, bu âyetlerin Mekke’de indiği göz önüne alınarak yapılmalıdır.
De ki: «Allah Teâlâ kulları için çıkarmış olduğu ziyneti ve rızıktan tîyb olanları kim haram kılmıştır?» De ki: «O, dünya hayatında imân edenler içindir, Kıyamet gününde ise yalnız onlara mahsustur.» İşte âyetleri, bilir kişiler olan bir kavim için böyle mufassalan beyan ederiz.
De ki: “Allah'ın, kulları için yaratıp ortaya çıkardığı zineti, temiz ve hoş rızıkları haram kılmak kimin haddine? ”De ki: “Onlar, dünya hayatında (iman etmeyenlerle birlikte, ) iman edenlerindir. Kıyamet günü ise yalnız müminlere mahsustur. İşte Biz, bilip anlayan kimseler için, âyetleri bu şekilde açıklıyoruz. [22, 30]
Bu âyetin açıkça gösterdiği gibi Allah dünyadaki bütün nimetleri kullarının istifadesi için yaratmıştır. Şükrünü yerine getirerek meşrû olan her şeyden yararlanmak mümkündür.
De ki: "Allah'ın, kulları için çıkardığı süsü ve güzel rızıkları kim haram etti?" De ki: "O, dünya hayatında inananlarındır, kıyamet günü de yalnız onlarındır." İşte biz, bilen bir topluluk için ayetleri böyle açıklıyoruz.
De ki “Allah’ın kulları için çıkardığı süsü (yakışan giysiyi), temiz rızıkları kim haram etti?” De ki “Bunlar dünyada esasen müminler içindir; (Mezardan) kalkış gününden itibaren sadece onlar için olacaktır.” Bilen bir topluluk için âyetlerimizi böyle açıklarız.
[*] Dünya'daki süsler esasen inanıp güvenenler (müminler) içindir ancak Allah zorlayıcı düzen kurmadığı için tüm insanlar istifade ederler. (kafirlerde faydalanırlar). Ahirette ise sadece cennet ahalisi bu imkanları kullanabilecektir.
De ki:-Allah'ın, kulları için varettiği güzel şeyleri ve temiz rızıkları kim haram kıldı? De ki: -Onlar, bu dünya hayatında iman edenler içindir. Kıyamet gününde de yalnız onlara mahsustur. Bilen bir toplum için ayetleri işte böyle açıklıyoruz.
De ki: Allah'ın kulları için çıkardığı ziyneti ve hoş ve temiz rızıkları kim haram etti? De ki: Bunlar zaten dünya hayatında da iman edenler içindir; kıyamet gününde ise sadece iman edenlere mahsus kalacaktır. Bilen bir topluluk için âyetleri Biz böyle açıklıyoruz.
De ki: "Allah'ın kulları için çıkardığı süsü, güzel, temiz ve tatlı rızıkları kim haram etmiş?" De ki: "Dünya hayatında onlar, inananlar için de var. Kıyamet gününde ise yalnız inananlar içindir onlar." Bilgiden nasipli bir topluluk için biz, ayetleri böyle ayrıntılı kılıyoruz.
eyit: “kim ḥarām eyledi Tañrı bezeġiñi ol kim çıķardı ķulları içün daħı ḥelālleri rızıķdan?” eyit “ol anlaruñdur kim įmān getürdiler yaķın dirlik içinde ħāś olımış iken ķıyāmet güni” ayırtlaruz āyetleri bir ķavma kim bilürler.
Eyit yā Muḥammed, kim ḥarām eyledi Tañrı Ta‘ālā yaratduġı ḳumāşları.Ol kim ‘ademden vücūda getürdi ḳulları‐çun, daḫı yaḫşı ni‘metleri rızḳdan.Eyit: Ol anlaradur kim īmān getürdiler, dünyā dirliginde yaluñuz ortaḳsuzḳıyāmet güninde. Anuñ gibi ayıruruz āyetleri bir ḳavme ki bilürler.
(Ya Peyğəmbərim!) De: “Allahın Öz bəndələri üçün yaratdığı zinəti və təmiz (halal) ruziləri kim haram buyurmuşdur?” De: “Bunlar dünyaya iman gətirənlər üçündür (lakin kafirlər də onlardan istifadə edə bilərlər), qiyamət günündə (axirətdə) isə yalnız mö’minlərə məxsusdur”. Biz ayələrimizi anlayıb-bilən bir tayfaya belə ətraflı izah edirik.
Say: Who hath forbidden the adornment of Allah which He hath brought forth for His bondmen, and the good things of His providing? Say: Such, on the Day of Resurrection, will be only for those who believed during the life of the world. Thus do We detail Our revelations for people who have knowledge.
Say: Who hath forbidden the beautiful (gifts) of Allah,(1014) which He hath produced for His servants, and the things, clean and pure, (which He hath provided) for sustenance? Say: They are, in the life of this world, for those who believe, (and) purely(1015) for them on the Day of Judgment. Thus do We explain the signs in detail for those who understand.*
1014 Asceticism often means the negation of art and beauty, it has no necessary sanctity attached to it. 1015 The beautiful and good things of life are really meant for, and should be the privilege of those with faith in Allah. If they do not always have them in this life, and if there is sometimes the semblance of others having them who do not deserve them, let us at least consider the matter in another light. Our Faith in Allah's wisdom is unshaken and we know that these are but fleeting and mixed types of the things in the spiritual world. Their pure counterparts in the spiritual world will be only for those who proved, in all the trials of this world, that they had faith.