Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1053, sondan 5184. ayet; 7. sure ve A'raf Suresinin 99. ayetidir. A'raf Suresi 99. ayetinin kelime sayisi 10, harf sayısı 44 ve toplam ebced değeri ise 2200 olarak hesaplanmıştır. A'raf Suresinin toplam ebced değeri 1054938 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure المص hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (11) ل (8) م (5) ص (0) bulunuyor.
Arapça Metin
افامنوا مكر الله فلا يأمن مكر الله الا القوم الخاسرون
“Allah’ın tuzağı” ifadesi mecazî olup, “inkârcılara mühlet verip, sonra onları ansızın yakalaması”, “inkârcıların inkârlarına karşılık vermesi” gibi anlamlar ifade eder.
Müfessirler genellikle ehlü’l-kurâ ifadesini “geçmiş milletler” diye anlamışlarsa da; bunun, başta Mekkeliler olmak üzere bütün yerleşim birimlerinin insanlarını kapsadığını düşünmek Kur’ân-ı Kerîm’in maksadına daha uygun düşer (Elmalılı, III, 2220). Hatta göçebe insanları da bunun içinde düşünmek gerekir. Böylece söz konusu âyetler bütün insanlar için bir uyarı anlamı taşımaktadır. Buna göre Allah, inkârcıyı ve isyankârı vaktini haber vererek cezalandırmaz. Nitekim sözlükte “hile, tuzak” anlamına gelen mekr kelimesi, Allah’a nisbet edildiğinde “O’nun günahkârlara mühlet vermesi ve onları farkında olmadan, beklenmedik bir anda cezalandırması” veya bu şekilde “ansızın gelen ceza” mânasında kullanılır. Yukarıdaki âyetlerde bu şekilde cezaya uğrayıp yok olan, yurtları harabeye dönen, tarihe karışan eski toplumlardan birkaç örnek verildi. Bu durum karşısında, fıtratlarındaki akıl, fikir ve ibret alma yeteneklerini kullanmayıp hüsranı hak eden, kendilerine kötülük eden inkârcılar, sadece onlar, böyle bir ceza kaygısı ve beklentisi içinde olmadan, temelsiz bir güvenlik duygusuyla her türlü kötülüğü rahatlıkla işlerler. Bu âyetlerde açıkça belirtilmemekle birlikte, ifadenin gelişinden anlaşıldığına göre, müminler ise, inkârcıların aksine, yüce Allah’ın rahmeti gibi azabının da hak olduğuna inandıkları için, daima O’nun gazabına ve azabına uğrama endişesi içinde yaşarlar. Kur’ân-ı Kerîm’deki takvâ, havf, haşyet, rehbet, hazer gibi kelimelerle dile getirilen bu endişe, sarsılmaz imanın ruhlarda meydana getirdiği olumlu, yapıcı, insanı her türlü kötülüklerden alıkoyup iyilikler yapmaya sevkeden kaygı ve korku şeklindeki yüksek dinî ve ahlâkî duyguyu ifade eder. İyi mümin ve iyi insan gibi iyi ümmet ve iyi toplum da ancak bu yüce duygunun vicdanlara hâkim olmasıyla gerçekleşir.
Mehmet Okuyan
Allah’ın tuzağından (ince düzeninden) güvende miydiler! Kendilerine yazık eden topluluktan başkası Allah’ın tuzağından (ince düzeninden) kendini güvende göremez.
Tuzak kurmak insanlar için bir acizliğin ifadesidir; mertçe yapılamayan bir mücadelenin kaçamak yolunu tercih etmektir. Yüce Allah ise her gücün üstündedir. Tuzak, karşıdakinin bilemeyeceği bir şekilde kurulur. Oysa Yüce Allah’ın bilemeyeceği, O’na gizli olan hiçbir alan ve hile söz konusu olamaz. Ayetlerde Yüce Allah için kullanılan bu tür ifadeler, O’nun cezalandırmasını ve yapılanlardan haberdar olduğunu bildirmesidir.
Bayraktar Bayraklı
Allah'ın azabından emin mi oldular? Fakat ziyana uğrayan topluluktan başkası, Allah'ın böyle mühlet vermesinden emin olamaz.
Allah'ın önceden kestirilemeyen kurduğu ince tertip ve düzeninden, kim kendini güvenlik içinde görebilir? Fakat büyük zararı göze alanlardan başka hiçbir kimse, bu tip tertip ve düzenden kendini güvenlik içinde göremez.
Allah'ın hazırladığı plandan, azâbından kurtulacaklarına emin mi oldular? Yalnızca hüsrana uğrayan kavimler Allah'ın hazırladığı plandan, azâbından emin olurlar.
(Veya) Onlar, Allah'ın tuzağından güvende mi idiler? Allah'ın bir tuzak kurmasından, hüsrana uğrayan bir topluluktan başkası (akılsızca) güvende olmaz.
Artık onlar, Allah'ın kendilerini ansızın yakalayıvermesinden emin mi oldular? Allah'ın böyle ani baskınından ancak hüsrana düşen kimseler emin olurlar.
Bkz. 12:107“Mekr”, “hissedilmeyecek şekilde gizli ve ansızın başkasına zarar vermek, tuzak kurmak” demektir. “Allah’ın tuzağı” demek, onların hile ve tuzaklarını karşı bir tuzakla Allah’ın bozması demektir. Nitekim Ali İmran Suresi 3:54 ayetinde “Onlar (İsa’yı öldürmek için) tuzak kurdular. Allah da onların tuzaklarını bozdu. Allah, tuzak kuranların karşılığını en iyi verendir” buyrulmaktadır.
Diyanet İşleri (Eski)
Onlar Allah'ın düzeninden güvende miydiler? Allah'ın düzeninden ancak mahvolacak millet güvende olur.
Onlar artık Allahın (kendilerini) ihmâl (etdiği) inden mi emîn oldular? Fakat büyük zararı göze alanlar güruhundan başkası Allahın imhâlinden emîn olmaz.
Evet, Allah’ın plânından ve bu plân uyarınca mutlaka gelecek olan azabından nasıl emîn olabiliyorlar? Oysa ancak hüsrana mahkûm olmuş bir toplum, kendisini Allah’ın plânına karşı güvende hissedebilir.
1 Mekr: Karanlık, gizli, hissedilmeyecek hile ile başkasına zarar vermeye çalışmak demektir. Mekr kelimesinin Allah’a atfen hile, tuzak şeklindeki kullanımları yanlıştır. Zira Cenab-ı Hak böyle bir sıfattan münezzehtir. “Allah’ın tuzak kurması” demek, “onların hile ve tuzaklarını bozması” demektir. Bk. (Âlu İmran: 54)2 Onlar, Allah’ın kendileri için bir karşı tuzak kuracağına inanmayarak veya zâten hüsrana uğradıklarından, bir diğer helâkin gelmesine gerek olmadığı için.
Muhammed Esed
Kim güvenlik içinde görebilir kendini, Allah'ın önceden kestirilemeyen ince tertibine karşı? Hayır, zaten tükenip gitmiş 79 insanlardan başka kimse Allah'ın ince tertibine karşı güvenlik içinde göremez kendini!
Yani onların Allah’ın azabından yana bir güvenceleri mi var? Allah’ın cezalandırmasından hüsrana uğramış bir toplumdan başkası emin olamaz. 4/49, 53/31-32, 54/43...47
Yani onlar, Allah’ın entrikayla alt edilemeyen düzenine karşı güvencede miydiler?[1233] Doğrusu, Allah’ın entrikayla alt edilemeyen düzenine karşı, sadece hüsrana uğrayıp tükenmiş bir toplum kendisinin güvencede olduğunu sanır.
Mustafa İslamoğlu A'raf Suresi 99. Ayet Açıklaması
[1233] Mekr, aslında “entrika, tuzak” mânasına gelir. Hiç şüphesiz bu tuzaklar insanın Allah’a değil kendi aklına karşı kurduğu tuzaklardır (Bkz: 71:22, not 11). Allah için kullanıldığında “tuzak bozmayı” ifade eder.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ya onlar Allah Teâlâ'nın mekrinden emin mi oldular? Fakat Allah Teâlâ'nın mekrinden hasirler olan bir kavimden başkası kendisini emin göremez.
Yoksa onlar Allah'ın ansızın kendilerini azapla bastırmasından emin mi oldular? Ama şu muhakkak ki, kendilerine yazık eden kimselerden başkası, Allah'ın ansızın bastırıvermesinden emin olamaz.
Bunlar Allah’ın düzenine karşı kendilerini güvende mi görüyorlar? Allah’ın düzenine karşı kendilerini güvende görenler sadece kaybedecek olan topluluklardır.
97,98,99. -Ülkelerin halkı, azabımızın geceleyin, onlar uykuda iken başlarına gelmeyeceğinden emin midir? Ya da ülkelerin halkı azabımızın güpegündüz onlar eğlencede iken başlarına gelmeyeceğinden emin midir? Allah'ın tuzağından emin midirler? Allah'ın tuzağından mahvolmuş toplumdan başkası asla emin olmaz.
(16) Allah’ın onlara mühlet verip sonra da ansızın günahları içinde yakalayıvermesinden. İstidraç adı verilen bu durum için, bu sûrenin 183’üncü âyetinin açıklamasına bakınız.