Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
5400, sondan
837. ayet;
70. sure ve
Meâric Suresinin
25. ayetidir.
Meâric Suresi 25. ayetinin kelime sayisi
2, harf sayısı
14 ve toplam ebced değeri ise
492 olarak hesaplanmıştır.
Meâric Suresinin toplam ebced değeri
70602 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
24,25. Onlar, mallarında; isteyenler ve (isteyemeyip) mahrum kalanlar için belli bir hak bulunan kimselerdir.
Bu âyetler, insanın ahlâkını yukarıda sıralanan olumsuz eğilimlerden temizlemenin veya onların etkisini kırmanın yolunu göstermektedir. Bu yol, kısaca âhiret inancıyla desteklenen güçlü bir sorumluluk duygusu geliştirmek, ibadet ve ahlâk alanında olumlu ve yapıcı davranışlar sergilemektir. Burada sıralanan davranışlar düzenli namaz kılmak, malında yoksulların hakkı bulunduğunu bilip onu ehline ödemek, âhiret kaygısı taşımak, namuslu ve iffetli olmak, emanete sadakat göstermek, şahitlikte yalan söylemekten sakınmaktır. Âyetlerin üslûbundan anlaşıldığına göre bu güzel işlerle ilgili ifade tahdîdî değil tâdâdîdir, yani bunlar örneklerdir; duruma, zamana, mekâna, imkân ve şartlara göre bu ödevlerin sayısı değişebilir. Önemli olan, kişinin 19. âyetteki deyimiyle tabiatının tahammülsüzlüğünü, nankörlük ve bencilliğini yenme iradesi gösterebilmesi, ibadetler ve ahlâkî davranışlarla ilkel kusurlarını giderip kişiliğini zenginleştirmesidir.
24,25. Onlar mallarında açıktan isteyen ve açıktan isteyemeyen(ler) için bilinen bir hak bulunanlardır.
Bu cümle infakın, sadakaların ve elbetteki zekâtın “kâr”dan değil, “mal”dan verilmesi gerektiğinin apaçık delilidir. Benzer mesajlar: En‘âm
6:141; Tevbe
9:103; İsrâ
17:26; Rûm
30:38; Zâriyât
51:19.
24,25. Mallarında dilenciye ve yoksula ait belli bir hak vardır.
İsteyenler ve yoksun olanlar için.
Ki, ihtiyaç duyup isteyenlerin (çalışıp kazanma imkânından mahrum kimselerin) ve yoksul kesimlerin (yardımına koşulmalıdır.)
İsteyene ve mahrum olana.
ki, onlar yardım isteyen kimselerle, istemeyen mahrum kalan kimselerdir.
Yardım isteyenlerin, medet umanların ve iffetinden ağzını açmayan yoksulların, mallarında vermekle mükellef oldukları belirlenmiş hakları vardır.
Yoksul ve yoksun olan(lar)için.
Hem dilenen, hem de iffetinden dilenemiyen için...
24, 25. Onlar ki mallarında ihtiyacını belli eden kişi ile yoksul için belli bir hak vardır.
24,25. Mallarından dilenciye, yoksula belli bir hak ayıranlar
24-25. Onlar (bilirler) ki, gerek dilenen, gerekse (iffetinden dolayı dilenmeyip) yoksul kalan (fakire vermek) için mallarında (onların) belirli bir hakkı vardır.
22,23,24,25,26,27. Ancak namaz kılıp namazlarında devamlı olanlar, mallarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.
24, 25. Mallarında, isteyene ve (isteyemediği için) mahrum kalmışa belli bir hak tanıyanlar;
İsteyen yoksula ve yoksuna...
Hem isteyen için, hem de istemekten utanan yoksul için.
24,25. Mallarında sâil ve mahrum için belli bir hak tanıyanlar,
24,25. Ve onlar ki mallarında, dilenen ve (iffetinden dolayı dilenmeyip) mahrum kalanlar için belli bir hak (olan zekât) vardır (o hakkı onlara verirler).
İsteyen ihtiyaç sahiplerinin ve maldan mahrum bırakılmış fakirlerin hakkı olduğunu bilirler.
24, 25. Dilenen, malı kalmayan fakirler için mallarında malûm ve muayyen bir hak ve nasip bulunan kimselerle,
Hem isteyen için, hem de istemekten utanan yoksul için.
Onlar mal ve servetlerinde, başkalarından yardım dilenen fakirlerin ve onurlu davranıp dilenmedikleri için zengin zannedilen ve bu yüzden yardım ve sadakadan mahrum kalanların da hakkı olduğunu asla unutmayan cömert ve fedâkâr kullardır.
İsteyenler ve Yoksunlar için!
24,25. (Namaz kılmakla beraber) mallarından hem isteyen, hem de istemekten utanan yoksul için belirli bir pay ayıran,
[yardım] isteyenlerin ve [hayatın güzel şeylerinden] yoksun bulunanların; 10
İsteyebilen ve isteyemeyen ihtiyaç sahiplerinin. 4/36, 30/38
Hassaten yardım isteyenlerin ve (isteyemediği için) mahrum kalanların…[5310]
[5310] Servetini harcayanlar ile servetin harcadıkları arasındaki fark böyle anlaşılır.
Dilenen ve mahrum olan için.
24, 25. Onlar o kimselerdir ki mallarında isteyen ve yoksun olanların haklarını ayırırlar.
Saile ve mahruma (isteyene ve utancından dolayı istemeyip mahrum kalana).
Onu, ihtiyacını söyleyene de söyleyemeyene de ayırır.
İsteyene ve mahrum olana..
İsteyen ve istemeyen yoksullar için.
24-25. daħı anlar kim malları içinde ḥaķdur bilinmiş ya'nį zekāt dileyici içün daħı maḥrum içün ya'nį dileyimeyen.
dilencilere ve dilenmek bilmeyenlere.
Dilənən və (hər şeydən) məhrum olan (lakin abrına qısılıb dilənməyən) kimsə üçün;
For the beggar and the destitute;
For the (needy) who asks and him who is prevented (for some reason from asking);(5691)*
5691 See n. 5001 to
51:19. True charity consists in finding out those in real need, whether they ask or not. Most frequently those who ask are idle men who insolently wish to live upon others. But all cases of those who ask should be duly investigated, in case a little timely help may set the erring on the way. But the man with wealth or talent or opportunity has the further responsibility of searching out those in need of his assistance, in order to show that he holds all gifts in trust for the service of his fellow creatures.