Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5746, sondan 491. ayet; 79. sure ve Nâzi'ât Suresinin 34. ayetidir. Nâzi'ât Suresi 34. ayetinin kelime sayisi 4, harf sayısı 20 ve toplam ebced değeri ise 1536 olarak hesaplanmıştır. Nâzi'ât Suresinin toplam ebced değeri 59952 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arap dilinde “dayanılamayacak kadar ağır ve başka musibetleri bastıracak ölçüde büyük musibet” anlamına gelen tâmme kelimesi burada kıyameti ifade eder. Kıyametin dehşeti insanlara diğer sıkıntıları unutturacak kadar ağır olduğu için ona bu isim verilmiştir (Şevkânî, V, 439). O gün insanlara dünyada yaptıkları iyilikler de kötülükler de gösterilir; o zaman yapıp da unuttuklarını hatırlar ve itiraf ederler. “Cehennem” diye çevirdiğimiz cahîm kelimesi sözlükte “derin çukurda yakılmış büyük ateş” anlamına gelir (İbn Âşûr, XXX, 91).
Mehmet Okuyan
34,35. O büyük olay gerçekleştiğinde, işte o gün insan (dünyada) neler yaptığını hatırlayacaktır.
34, 35, 36. Her şeyi alt üst eden o büyük felâket geldiği vakit, insan dünyada iken ne için çalıştığını hatırlar. Cehennem de gören her kişiye açıklığı ile gösterilir.
Süleymaniye Vakfı Nâzi'ât Suresi 34. Ayet Açıklaması
[*] (الطامة) nin kökü olan (طم), bir şeyi ağzına kadar doldurmak demektir. (esssıhah fil-lüğa c.1s.431) Kıyamet günü insanlar, melekler ve hayvanlar, mahşer yerini ağzına kadar dolduracağı için o toplantı, en büyük toplantı olacaktır.