Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1213, sondan 5024. ayet; 8. sure ve Enfal Suresinin 53. ayetidir. Enfal Suresi 53. ayetinin kelime sayisi 18, harf sayısı 68 ve toplam ebced değeri ise 5185 olarak hesaplanmıştır. Enfal Suresinin toplam ebced değeri 375915 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
ذلك بان الله لم يك مغيرا نعمة انعمها على قوم حتى يغيروا ما بانفسهم وان الله سميع عليم
Bunun sebebi şudur: Bir toplum kendilerinde bulunan (iyi davranışlar)ı değiştirmedikçe, Allah onlara verdiği bir nimeti değiştirmez ve şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
Yukarıda geçen uygulama örneklerinden sonra burada genel bir kural, ilâhî bir âdet açıklanıyor: Allah’ın kullarına sayısız nimetleri vardır, bunları baştan vermesinin veya esirgemesinin de ilâhî adalet ilkesiyle çelişmeyen hikmet ve sebepleri mevcuttur. Ancak Allah verdiği bir nimeti durup dururken, nimete mazhar olan kulda bir değişiklik meydana gelmeden geri almaz, zıddı ile değiştirmez. Önce insanlar, Allah’ın hoşnut olmadığı bir şekilde değişirler, öz değerlerine yabancılaşırlar, ellerindeki nimetin şükrünü yerine getirmez, onu gerektiği yerde, gerektiği gibi kullanmazlar, şımarırlar, nimetlerin Allah’ın lutfu ile ilişkisini unutur, kerameti kendilerine mal ederler; güç, servet, ilim, iktidar gibi ilâhî nimetleri zulüm için kullanırlar... İşte böyle değişen ve bozulan insanların elinden nimet, onu veren Allah tarafından alınır ve yerine zıddı (felâket, mahrumiyet, sıkıntı) verilir.
Mehmet Okuyan
Bunun sebebi, bir toplum kendilerinde bulunanı değiştirinceye kadar Allah’ın onlara verdiği nimeti değiştirmemesi ve şüphesiz ki Allah’ın duyan ve bilen olmasıdır.
Yüce Allah önceki azgın ve sapkın kavimleri cezalandırmasını ve helak etme sebebini dile getirmek üzere [zâlike bi] ifadesiyle cümleye başlamaktadır. Yüce Allah gerekçesini çok önemli bir sosyolojik hakikat üzerinden vermekte ve bir kavmi, bir topluluğu oluşturan fertler kendilerinde bulunanı değiştirmedikçe onlara verdiği nimeti değiştirmeyeceğini ifade etmektedir.
Bayraktar Bayraklı
Bu böyledir. Bir toplum, kendilerinde bulunanı değiştirmedikçe, Allah da onlara verdiği nimeti değiştirmez. Şüphesiz Allah işitendir; bilendir.[159]
1- Verdiği her türlü imkânı, gücü, üstünlüğü vb.
2- 13/Râ'd Suresi, 11.
Ahmet Akgül
(Bunun) Nedeni şudur ki: Bir kavim (toplum), kendinde olanı (iman esaslarını ve İslam ahlâkını) değiştirip (küfre ve zulme yönelmedikçe) Allah, onlara nimet olarak bağışladığını değiştirici değildir. Allah şüphesiz İşitendir, Bilendir.
Bu da, şundan ileri gelir: Şüphe yok ki Allah, bir topluluğa ihsan ettiği nimeti, onlar kendi huylarını değiştirmedikçe değiştirmez ve şüphe yok ki Allah, her şeyi duyar, bilir.
Bu gerçek böyledir. Çünkü Allah bir topluma bahşettiği nimeti, o toplum kendi gidişini değiştirmedikçe, asla değiştirip elinden almaz ve bilin ki, Allah herşeyi işiten ve herşeyi bilendir.
Bu ceza, Allah'ın bir millete ihsan ettiği nimetleri, refahı, sosyal, siyasî ve ekonomik dengeyi, onların, sahip oldukları ilahî-insanî değerleri, benliklerini, kendilerindeki yüksek hasletleri değiştirmedikçe değiştirmemesi, geri almaması kuralının işlemesi sebebiyledir. Allah her şeyi işitir, ilmi her şeyi kucaklar.
Nedeni şu: Bir kavim (toplum), kendinde olanı değiştirinceye kadar Allah, ona nimet olarak bağışladığını değiştirici değildir. Allah şüphesiz işitendir, bilendir.
Kâfirlere bu azabın yapılış sebebi şu: Bir kavim, kendilerinden olan iyi hali (kötülüğe) çevirmedikçe, Allah da onlara ihsan ettiği bir nimeti (azaba) çevirici değildir. Gerçekten Allah (her söyleneni) işitendir, (bütün yapılanları) kemâliyle bilendir.
Bu, bir millet kendilerini değiştirmedikçe, Allah onlara verdiği nimeti değiştirmez (yasasından dolayı böyledir.) Ve Allah işiten ve bilendir. (Kimin neye müstahak olduğunu biliyor.)
İşte (onların kendi yaptıklarının cezası) budur. Çünkü Allah, (koyduğu yasalar gereğince) bir topluma bahşettiği nimeti ve esenliği, o toplum kendi gidişini değiştirmedikçe asla değiştirmez Şüphesiz Allah (her şeyi) hakkıyla işiten, (her şeyi) hakkıyla bilendir.
Bu da, bir millet kendilerinde bulunanı (güzel ahlâk ve meziyetleri) değiştirinceye kadar Allah'ın onlara verdiği nimeti değiştirmeyeceğinden dolayıdır. Gerçekten Allah işitendir, bilendir.
Bu, Allah'ın bir kavme verdiği nimeti, onlar kendilerini değiştirmedikçe değiştirmemesinden dolayıdır. Gerçekten de Allah hakkiyle işiten, herşeyi bilendir.
Bu, şundan: bir kerre Allah bir kavme in'am ettiği bir ni'meti onlar nefislerindeki sebebi değiştirinciye kadar değiştirmiş değildir, bir de Allah işitir, bilir
Bunun hikmeti şudur: Bir kavm nefislerinde olan (iyi haali) değiştirinceye kadar Allah onlara ihsan ettiği ni'meti değişdirici değildir ve şübhesiz ki O, (her şey'i) hakkıyle işidicidir, kemâliyle bilicidir.
İşte bundan dolayı Allah, bir topluma vermiş olduğu nimetleri, o toplum kendi nefislerinde olanları değiştirmedikçe, değiştirecek değildir. Elbetteki Allah her şeyi işiten ve her şeyi bilendir.
Bu azap şunun içindir ki Allah bir kavme in/am ettiği nimeti, onlar, öz nefislerinde olanı bozmadıkça [¹] bozacak değildir, Allah semi/dir, hakkıyle âlimdir.
İşte zâlimlerin cezası, budur. Ve bu cezayı onlara veren, aslında bizzat kendileridir. Çünkü kıyâmete kadar değişmeyecek olan toplumsal ilâhî yasa uyarınca, bir toplum, kendi iç dünyasındaki güzel ahlâk ve meziyetleribozup değiştirmediği sürece, Allah da onlara vermiş olduğu nîmetleri değiştirecek değildir. Ve çünkü Allah, her şeyi işitendir, bilendir.
Bunun böyle olması; bir toplumun (tek tek) kendi durumlarını değiştirmedikçe, Allah’ın da o topluma verdiği nîmeti, değiştirmemesinden dolayıdır.1 Şüphesiz Allah (söylediklerinizi) hakkıyla işitendir, (her şeyi) tam bilendir.
1 Yani Allah bir toplumun durumunu yattıkları yerde ve fiiliyata dökülmedik dualarla değiştirmez. İslâm’da fert ve toplum birbirinden sorumludur, Allah’ın va’di şarta bağlıdır ve İslâm’ın toplumu değiştirme yasası böyledir. Bk. (R’ad: 11)
Muhammed Esed
Bu böyledir, çünkü Allah, bir topluma bahşettiği nimeti ve esenliği, o toplum kendi gidişini değiştirmedikçe 56 asla değiştirmez; 57 ve [bilin ki] Allah her şeyi işiten, her şeyi bilendir.
İşte bu, bir toplum kendi öz benliğini değiştirmedikçe Allah’ın da o topluma verdiği nimetleri değiştirmeyeceği gerçeğinden dolayıdır. Zaten Allah her şeyi işitir ve bilir. 11/117, 13/11, 28/47, 30/4, ,42/30- 48
Bu, şu (yasa) gereğidir: Allah bir topluma bahşettiği nimeti, o toplum kendi özünü değiştirip bozmadıkça[1382] asla değiştirmez: zira Allah her şeyi işitendir, tarifsiz bir ilimle bilendir.
Mustafa İslamoğlu Enfal Suresi 53. Ayet Açıklaması
[1382] Hatta yuğayyirû mâ bi-enfusihim: “kendilerinde olanı değiştirmedikçe.” Anlamı nötr olan bu kalıp, bağlamına göre olumlu ya da olumsuz mana kazanır (Krş: 13:11). Burada “nimet” sözcüğünün delâletiyle olumlu bir anlam kazanmıştır. İşte bu olumlu bağlamda “kendinde olanı değiştirmesi”, mealen “kişinin nimeti hak ettiği mevcut durum ve tutumu değiştirmesi” anlamına gelir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Bu da, şüphe yok ki Allah Teâlâ bir kavme ihsan etmiş olduğu bir nîmeti değiştirici değildir, onlar kendi nefislerinde olanı değiştirinceye değin. Ve şüphe yok ki Allah Teâlâ bihakkın işiticidir, tamamıyla bilicidir.
Bu cezanın sebebi şudur: Bir millet kendilerinde bulunan güzel ahlâk ve meziyetleri değiştirmedikçe Allah da onlara verdiği nimeti, güzel durumu değiştirmez. Bir de şundan ki: Allah her şeyi hakkıyla işitir ve bilir (dolayısıyla herkese lâyık olduğunu verir).
Bu böyledir, çünkü bir millet kendilerinde bulunan(güzel meziyet)i değiştirmedikçe Allah onlara verdiği ni'meti değiştirmez. Allah işitendir, bilendir.
Bu onların kendi ettiklerinin cezasıdır; çünkü bir toplum kendisinde olanı değiştirmedikçe, Allah da o topluma verdiği nimeti değiştirmez; aynı zamanda Allah herşeyi işitir, herşeyi bilir.
Bu böyledir. Çünkü Allah bir topluma lütfettiği nimeti, o toplum birey olarak içlerindekini/birey olarak kendilerine ilişkin olanı değiştirmedikçe, değiştirmemiştir. Ve Allah, iyice işiten, gereğince bilendir.
şol ya'nį dutmaķ andan ötürüdür kim Tañrı olmadı döndürici bir ni'meti ni'met virdi anı bir ķavm üzere tā döndüreler anı kim gendüzülerindedür. daħı bayıķ Tañrı işidicidür bilicidür.