Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1216, sondan 5021. ayet; 8. sure ve Enfal Suresinin 56. ayetidir. Enfal Suresi 56. ayetinin kelime sayisi 12, harf sayısı 44 ve toplam ebced değeri ise 4119 olarak hesaplanmıştır. Enfal Suresinin toplam ebced değeri 375915 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
الذين عاهدت منهم ثم ينقضون عهدهم في كل مرة وهم لا يتقون
Allah’a göre, fiilleri iyi veya kötü olarak değerlendirilebilen canlıların en kötüsü, en âdi ve aşağılık olanı, inkâr eden, bu şekilde yaşayan ve bir türlü imana gelmeyen, yaptıkları antlaşmaya, verdikleri söze sadık kalmayan, hiçbir şeyden çekinmeyerek her defasında sözünden dönen kimselerdir. Müşrik, münafık ve yahudilerden bazı grup ve kabileler Hz. Peygamber’le saldırmazlık, hak ve hukuka saygı, düşmanla iş birliği yapmama gibi konularda antlaşmalar yapıyor, sonra da bunu bozuyorlardı. Meselâ yahudilerden Benî Kaynukå‘, antlaşmaya aykırı olarak, bölgelerinde alışveriş yapmaya gelen bir müslüman kadına tacizde bulunmuşlar, kadın yere düşüp mahrem yerleri açılınca da gülüşüp eğlenmişlerdi. Orada bulunan bir müslüman sataşan yahudiyi öldürdü, diğerleri de müslümanı öldürdüler. Bedir’le Uhud savaşları arasında meydana gelen bu olay üzerine müslümanlar, Benî Kaynukå‘a karşı harekete geçtiler. Yine münafıkların reisi Abdullah b. Übey adamlarıyla beraber Uhud Harbi’nde müslümanların safında yer almış, sonra askerlerin üçte birini teşkil eden gücünü geri çekerek müslümanlara zarar vermişti (İbn Hişâm, Sîre, III, 68; İbn Âşûr, X, 48). Allah’tan korkmayanları cezalandırmak ve geride kalanlar için de caydırıcı bir örnek oluşturmak üzere sert tedbirler alınmış, savaşta yakalanmaları halinde aman verilmemesi istenmiştir.
Mehmet Okuyan
Kendileriyle antlaşma yaptığın, sonra her defasında [takvâ]lı (duyarlı) davranmayıp sözleşmelerini bozanlar(a gelince),
Bunlar(ın bazısı), içlerinden kendileriyle antlaşma yaptığın kimselerdir ki, sonra her defasında ahitlerini bozup (hıyanet etmişlerdir) . Onlar Allah’tan korkmayan (ve azabından) sakınmayan (kişilerdir).
8.Burada kastedilenler Medine yahudilerinden Kurayza oğullarıdır. Resulullah (a.s.) Medine`deki bütün yahudilerle müşriklere yardım etmemeleri üzere antlaşma yaptığı halde onlar antlaşmalarını bozarak müşriklere yardım etmişlerdi. Bu ayeti kerimelerin nüzul sebebi Kurayza oğullarının tutumu olsa da ortaya koydukları hükümler geneldir.
Ali Bulaç
Bunlar, içlerinden antlaşma yaptığın kimselerdir ki, sonra her defasında ahidlerini bozarlar. Onlar sakınmazlar.
Onlar kendileriyle muahede (andlaşma) yaptığın kimselerdir ki, sonra her defasında sözleşmelerini bozuyorlar. (Hazreti Peygamber aleyhisselâm aleyhine hareket etmemek üzere söz veren Beni Kurayza kabilesi, bu andlaşmayı bozup Bedir'de müşriklere yardım etmiş ve bundan sonra yapılan bir andlaşmayı da bozarak Hendek savaşında yine aleyhte bulunmuştu.)
Hz. Peygamber Müslümanların Medine’ye hicret etmesinden sonra Medine’deki Yahudilerle bir sözleşme yaptı. Bu sözleşmeye göre“müşriklere karşı birlikte hareket edilecek, şehrin dışından gelen bütün saldırılara karşı birlik olunacak ve şehir savunması hep beraber yapılacaktı”. Ancak Yahudi kabileleri Müslümanların başarılı çıkışını ve İslam’ın her geçen gün daha da yayıldığını görünce sözlerinde durmayarak antlaşmaya uymayan davranışlar sergilediler ve Müslümanların önünü kesmek için Mekkeli müşriklere el altından anlaşmaya başladılar. Bu destekten cesaret alan Kureyşliler Müslümanları mağlup etmek için savaş hazırlığına başladılar. İşte bu savaş, o günün Yahudilerinin önünü açtığı Bedir Savaşı’dır.
Diyanet İşleri (Eski)
56,57. Anlaşma yaptığın kimseler, sonucundan sakınmayarak anlaşmalarını her defasında bozarlar. Savaşta onları yakalarsan, arkalarındakilere ibret olacak şekilde, darmadağın et.
Bunlar Kurayza oğulları olarak tanınan yahudi kabilesidir. Peygamber (s.a.) onlarla, aleyhinde hareket etmemek üzere antlaşma yaptığı halde müşriklere silah yardımında bulundular. Sonra, unuttuk, diyerek özür dilediler. Tekrar antlaşma yapıldı, yine bozup Hendek savaşında müşriklerle birleştiler. Nihayet Ka’b b. Eşref, Mekke’ye giderek müslümanlar aleyhinde Mekkelilerle ittifak yaptı.
Edip Yüksel
Onlar, sen kendileriyle anlaşma yaptığın halde her defasında anlaşmalarını bozanlardır. Onlar erdemli davranmazlar.
(2)Bu âyetin, Benî Kureyzâ yahudileri hakkında nâzil olduğu rivâyet edilmiştir. Şöyle ki: Peygamber Efendimiz (asm) bu kavmin Müslümanlar aleyhinde herhangi bir kavme yardım etmeyeceğine dâir kendileriyle andlaşma yaptığı hâlde, bunlar Bedir vak‘asında müşriklere silâh yardımında bulunup, andlaşmalarını bozdular. Sonra Müslümanlarla karşılaşınca da “Unuttuk!” dediler. Hendek Muhârebesinde ise tekrar müşriklere yardım ettiler. (Celâleyn Şerhi, c. 3, 206)Hendek Harbi dönüşünde, Resûl-i Ekrem (asm) evlerine gelir gelmez, Cebrâîl (as)’ın îkāzı üzerine Benî Kurayzâ yahudilerinin üzerine gidildi ve o hâinler perişân edildiler. Sağ kalanları ve geriye bıraktıkları mallar, Müslümanlar arasında taksîm edildi. (Bilmen, c. 6, 2800)
İlyas Yorulmaz
Onlardan seninle antlaşma yapıp da, her seferinde antlaşmalarını bozanlar var ya, işte onlar sakınmayan kimselerdir.
KENDİLERİYLE bir andlaşma yapmış olduğun halde, Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşımaksızın, fütursuzca her fırsatta sözlerinden dönen kimselere gelince, 59
Mustafa İslamoğlu Enfal Suresi 56. Ayet Açıklaması
[1384] Bu âyet bir anlaşmanın varlığından kesin olarak söz etmektedir. Bu anlaşma ya Yahudi kabilelerle hicretin 1. yılında yapılan Medine sözleşmesi ya da Ka’b b. Eşref’in de dahil olduğu daha başka bir anlaşmadır (Bkz: Yahudileşme Temayülü, s. 137).
Ömer Nasuhi Bilmen
Onlar ki, kendileriyle muâhede yapmış idin, sonra her defasında ahitlerini bozarlar ve onlar hiç çekinmezler.