Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1224, sondan 5013. ayet; 8. sure ve Enfal Suresinin 64. ayetidir. Enfal Suresi 64. ayetinin kelime sayisi 9, harf sayısı 37 ve toplam ebced değeri ise 1183 olarak hesaplanmıştır. Enfal Suresinin toplam ebced değeri 375915 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
“Allah’ın yeter olması” 62. âyette Hz. Peygamber’e özel, burada ise onunla birlikte ümmete genel olarak zikredilmiş, bu yeterlilikle Allah’ın yardımına güven duygusunun genelleştirilmesi murat edilmiştir.
“... Müminlerle beraber Allah sana yeter” ifadesi iki türlü anlamaya müsaittir: a) Allah sana da onlara da yeter. b) Müminler ve Allah sana yeter. Her iki mânaya göre de Allah, Hz. Peygamber ve ashabına moral ve güvence vermekte, Allah’ın rızâsı yolunda savaştıkları sürece zaferin kendilerinde olacağını müjdelemektedir.
Mehmet Okuyan
Ey Peygamber! Sana ve sana uyan müminlere Allah yeter!
64.Taberani`nin ve daha başkalarının Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiklerine göre bu ayeti kerime Hz. Ömer (r.a.)`in Müslüman olması üzerine indirildi. İbnu Ebi Hatim, Said bin Cubeyr`den, Ebu Şeyh, Said bin el-Museyyib`den ve Bezzar Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan aynı manada rivayetler nakletmişlerdir.
Ali Bulaç
Ey Peygamber, sana ve seni izleyen mü'minlere Allah yeter.
(1)“İntisâb-ı îmânî (îmanla bağlanma) vesîkasıyla Kadîr-i Mutlak (sonsuz kudret sâhibi olan) öyle bir Sultân’a intisâb edersin ki; zemin (yer) yüzünde her baharda dört yüz bin milletten mürekkeb (meydana gelen) nebâtât ve hayvanât ordularının bütün cihâzâtlarını kemâl-i intizâm (mükemmel bir intizam) ile vermekle berâber, başta insan olan, hayvanâtın muazzam ordusunun bütün erzaklarını, değil medenî insanların son zamanlarda keşfettikleri et ve şeker ve sâir taamların hulâsaları (konserveler) gibi, belki o medenî hulâsalardan yüz derece daha mükemmel ve bütün taâmların (yiyeceklerin) her nev‘inden tohum ve çekirdek denilen Rahmânî hulâsalara koyup ve o hulâsaları dahi, onların pişirmelerine ve inbisatlarına mahsus (açılmaları için) kaderî ta‘rifeler içinde sarıp, muhâfaza için küçük küçük sandukçalara koyup, tevdî‘ (emânet) eder. O sandukçaların îcâdı, كُنْ [Ol!] emrinde bulunan كاَفْ نُونْ fabrikasından o kadar çabuk ve kolay ve çoklukla olur ki, Kur’ân der: ‘Hâlık (yaratıcı) emreder, meydana gelir.’ Mâdem öyledir; sen, intisâb-ı îmânî tezkeresiyle (senediyle) böyle bir nokta-i istinad (dayanma noktası) bulabildiğinden, hadsiz bir kuvvete ve kudrete dayanabilirsin.” (Lem‘alar, 26. Lem‘a, 267)
İlyas Yorulmaz
Ey Nebî (Haberci)! Sana ve inananlardan sana tabi olanlara Allah yeter.
(Allame Hindi, Erceh’ul Metalib s.88’de ve Tirmizi, Menakıp kitabında bildirdiğine göre Cabir b. Abdullah Ensari bu ayetin tefsirinde şöyle demiştir: “Sana uyan müminler, sana yeter” ayetinden maksat, Ali bin Ebi Talip’tir ve o müminlerin efendisidir.”)
Mahmut Kısa
Ey Peygamber ve ey onun izinde yürüyen Müslüman! Sana ve seni izleyen müminlere, yardımcı ve koruyucu olarak Allah yeter! O hâlde;