Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1228, sondan 5009. ayet; 8. sure ve Enfal Suresinin 68. ayetidir. Enfal Suresi 68. ayetinin kelime sayisi 10, harf sayısı 39 ve toplam ebced değeri ise 4663 olarak hesaplanmıştır. Enfal Suresinin toplam ebced değeri 375915 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Bedir Savaşı’nda yetmiş kadar düşman savaşçısı esir alınmıştı. Bunlar İslâm’ın düşmanı ve onun mensuplarını yok etmeyi amaç edinmiş kimselerdi. Savaşta öldürülmeleri halinde yapabilecekleri kötülükler engellenmiş, İslâm düşmanlarının sayısı azaltılmış olacaktı. Buna rağmen müslüman savaşçılar onları öldürmeyip esir aldılar. İbn Hişâm’ın verdiği bilgiye göre (Sîre, II, 281) Peygamberimiz, amcası Abbas, Ebü’l-Buhtürî gibi bazı isimleri sayarak bunların istemeden Bedir’e geldiklerini bildirmiş ve öldürülmemelerini istemişti. Bazı sahâbîlerin düşmanı öldürmek yerine esir almalarında bu isteğin de etkili olduğu anlaşılmaktadır. Harp bitip ganimet ve esirlerin ne yapılacağı konusunun görüşülmesi başlayınca esirler hakkında iki görüş ortaya çıktı. Meselenin bundan sonrasını Müslim’in naklettiği bir hadisten takip edelim. Hz. Ömer anlatıyor: “Hz. Peygamber, Ebû Bekir’e ve bana, ‘Bu esirler hakkında düşünceniz nedir?’ diye sordu. Ebû Bekir, ‘Bunlar amca ve akraba çocuklarıdır, onlardan fidye almanı uygun görüyorum. Böylece fidye kâfirlere karşı bize güç olur, belki Allah’ın hidayetiyle ileride müslüman da olurlar’ dedi... Ben de, ‘Doğrusu ben Ebû Bekir gibi düşünmüyorum. Bana göre, kellelerini uçurmamız için bize izin vermelisin; Ali, Ak^l’in, ben de filan yakınımın kafasını keselim, çünkü bunlar kâfirlerin öncüleri ve ileri gelenleridir’ dedim. Resûlullah, benim değil de Ebû Bekir’in görüşünü tercih etti. Ertesi gün yanlarına geldiğimde ikisini de oturmuş ağlar halde buldum ve ‘İkiniz niçin ağlıyorsunuz?’ diye sorduğumda Resûlullah, ‘Arkadaşlarının, fidye alarak başıma getirdikleri yüzünden!’ dedi ve (yakındaki bir ağacı göstererek) ‘Cezayı kendilerine şu ağaç kadar yaklaşmış gördüm’ buyurdu” (Müslim, “Cihâd”, 58). Esir alınmadan bütün düşmanların öldürülmesi hükmü şüphe yok ki tarihî şartlara bağlı bir zaruretten, İslâm’ı koruma amacından kaynaklanıyordu, yoksa Allah’ın devamlı hükmü bu değildi. Savaşta gerekirse esir de alınacaktı, sonra bunlara adalete uygun şekilde işlem yapılacaktı (Muhammed 47:4). Allah’ın devamlı ve yazılı hükmü, metne göre “kitab”ı bu idi. Nitekim 69. âyet bu genel hükmü ifade ediyor, aldıkları ganimeti gönül rahatlığı ile yiyebileceklerini bildiriyordu. Müslümanları uyarmasının, hatta kınamasının sebebi, bu savaşa mahsus olmak üzere gerekeni yapmamaları ve belki içlerinden bazılarının geçici dünya varlığını isteyerek, yani akrabalık bağının verdiği duyguların etkisinde kalarak veya esir edinmenin sağlayacağı nüfuz ve hâkimiyet arzusuna kapılarak dinlerini ve canlarını tehlikeye atmalarıydı. Bu hatalarına rağmen ceza görmemeleri hem genel geçer hükmün böyle olacağından ileri geliyordu hem de Allah’ın âdetine göre “kanunsuz, uyarısız suç ve ceza yoktu.” Ayrıca Bedir Savaşı’na katılanların bütün günahlarını bağışlayacağını da vaad etmişti.
Mehmet Okuyan
Allah tarafından (bir hüküm) geçmiş olmasaydı, aldığınız (ganimet)le ilgili size mutlaka büyük bir azap dokunurdu.
Eğer Allah'ın geçmişte bir yazması (merhamet buyurup bağışlaması) olmasaydı, (esirleri bırakıp fidye olarak) alıverdiğiniz (menfaate) karşılık size gerçekten büyük bir azap dokunuverecekti.
Eğer Allah'ın yazılı hükümleri, Bedir'e iştirak edenlerin cezalandırılmıyacağı, ganimetlerin ümmete helâl olduğu hükümleri olmasaydı, aldığınız fidyeden dolayı siz mutlaka büyük cezalara maruz kalırdınız.
10.Bu iki ayeti kerime Müslümanların Bedir gazvesinde aldıkları esirleri fidye karşılığı bırakmaları olayla ilgilidir. Resulullah (a.s.) Müslümanlarla yaptığı istişare sonucu sözkonusu esirlerin fidye karşılığı serbest bırakılmalarını kararlaştırmıştı. Sahabeden Hz. Ömer (r.a.) ise bütün esirlerin öldürülmesi görüşünü savunmuştu. Yüce Allah yukarıdaki iki ayeti kerime ile esirlerin fidye karşılığı bırakılmalarının doğru olmadığını bildirerek Hz. Ömer (r.a.)`in görüşünü te`yid etti.
Ali Bulaç
Eğer Allah'ın geçmişte bir yazması (söz vermesi) olmasaydı, aldıklarınıza karşılık size gerçekten büyük bir azab dokunurdu.
Eğer Allah’tan daha önce gelen bir yazı (ruhsat ve yasa) olmasaydı, bu aldığınız fidyeden dolayı büyük bir azap size dokunacaktı. (Çünkü henüz İslami hâkimiyet kurulmamış iken, sizler mal ve menfaat ile uğraştınız. Esirlere İslam’ı anlatacak yerde, onları mal karşılığı salıverdiniz.)
Eğer Allah tarafından (Ashâb-ı Bedr'in bağışlandığına dâir) önceden verilmiş bir yazı (hüküm) olmasaydı, (esirlere bedel olarak) aldığınız (fidye)den dolayı elbette size(pek) büyük bir azab dokunurdu.
İsmail Hakkı İzmirli Enfal Suresi 68. Ayet Açıklaması
[5] Levh-i Mahfuz'da bundan dolayı af, ganimetlerin ve esirlerin helâl olması yazılmasıydı.
Kadri Çelik
Daha önceden Allah'tan verilmiş (bildirim öncesi azap edilmeyeceğine dair) bir hüküm olmasaydı, (öldürme yerine salıverme karşılığında esirlerden) aldıklarınızdan ötürü size büyük bir azap erişirdi.
(Bedir savaşı Müslümanlar ve müşrikler arasında meydana gelen ilk savaştı. O zaman Müslümanlar hâlâ azınlık ve müşrikler hâlâ çoğunluk durumundaydılar. Müşriklerin savaşçılarının öldürülmesi, onların gücünü kırıp onları aşağılayacaktı. Bu diğerlerini bir daha Müslümanlara saldırmaktan caydıracaktı. Kuşkusuz bu, son derece fakir de olsalar esir alıp fidye karşılığında salıvermekle elde edecekleri malların gerçekleştiremeyeceği büyük bir hedefti. İşte bu nedenden dolayı yüce Allah, Bedir günü düşmanı öldürme yerine ellerindeki esirlerden serbestlik karşılığı fidye almayı kabul eden Müslümanların bu davranışını hoş karşılamıyor.)
Mahmut Kısa
Ey iman edenler! Eğer Allah tarafından, fidye ve ganîmetin helâl olduğuna (47. Muhammed: 4), haramlığı açıkça bildirilmeyen bir davranıştan dolayı hiç kimsenin cezalandırılmayacağına ve Bedir savaşında Müslümanların mutlaka gâlip geleceğine dâir önceden verilmiş hüküm olmasaydı, aldığınız bu fidye ve ganîmet mallarından ötürü başınıza mutlaka büyük bir azap gelirdi. Ayrıca, düşman uyanık davranıp yeniden toparlanarak ani bir karşı saldırıya geçmiş olsaydı, hepinizin kılıçtan geçirilmesi işten bile değildi. Neyse ki, Allah sizleri bundan korudu. Ama ne yazık ki, daha sonra Uhud savaşında bu uyarıyı dikkate almayan bazı okçuların hatâsı yüzünden, kazanılmak üzere olan bir savaş kaybedilecek ve Müslümanlar büyük bir felâkete uğrayacaklardır (3. Âl-i İmrân: 152).Evet, bu yaptığınız yanlıştı, fakat madem ki fidye ve ganîmet almış oldunuz, şu hâlde:
Eğer Allah tarafından, önceden bir yasal izin olmamış olsaydı,[1394] ele geçirdikleriniz yüzünden başınıza korkunç bir felaketin gelmesi kaçınılmaz olurdu.
Mustafa İslamoğlu Enfal Suresi 68. Ayet Açıklaması
[1394] Lafzen: “yazılı bir belge”. Bu âyet, “Kervan’a saldırıp mal ve esir almak neden yasak da Bedir’de alınanlar serbest?” sorusunun cevabıdır. “Yasal izin”, sûrenin girişindeki “iki topluluktan biri” (7. âyet) ibaresine bir atıf olabilir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Eğer Allah Teâlâ'dan bir yazı geçmiş olmasa idi, almış olduğunuz şey hususunda size elbette pek büyük bir azap dokunurdu.
Eğer (içtihad neticesi verilen hükümlerden ötürü azap etmeyeceğine veya ganimetleri helâl kılacağına dair) Allah'ın Levh-i Mahfuzda yazdığı daha önceki bir hüküm olmasaydı, aldığınız fidyeden dolayı size büyük bir azap dokunurdu. {KM, Tesniye 20, 10-14; 13, 13-18}
Eğer Allah'tan, (yanılma ile verilen hükümlerden ötürü azabetmemek hakkında) bir yazı geçmemiş olsaydı, aldığınız fidyeden dolayı size mutlaka büyük bir azab dokunurdu.
(Rumların galip geleceği gün sizi sevindireceğini) Allah önceden yazmasaydı, aldığınız esirlerden dolayı başınıza büyük bir felaketin gelmesi kaçınılmazdı.
(13) İçtihad hatâsını cezalandırmamak, yahut Bedir gazilerinin günahlarının bağışlanması, yahut ganimetlerin helâl kılınması yönünde verilmiş olan İlâhî hüküm.(14) Bedir Savaşında alınan esirlerin durumuyla ilgili olarak Peygamberimizin yaptığı istişarede, Hz. Ömer başta olmak üzere bir kısım Ashab esirlerin öldürülmesini, diğerleri ise fidye karşılığında serbest bırakılmasını savundular. Neticede esirler fidye karşılığında serbest bırakıldı. Ancak İslâm toplumu henüz kendisini toparlamaya çalışıyordu ve müşrik ordusu da tümüyle bertaraf edilmiş değildi. Bu bakımdan, fidye karşılığında bile olsa esirlerin serbest bırakılması, Müslümanların karşı karşıya bulunduğu tehlikenin devamına, belki de büyümesine meydan vereceği için, âyet, mü’minleri ciddî bir şekilde uyarmıştır. (Müslim, Cihad: 58; Ebû Davud, Cihad: 121; Tirmizî, Tefsir 8:6, 7.) Bununla beraber, alınmış olan fidye haram da edilmemiştir ki, buna bir sonraki âyette değinilecektir.
Yaşar Nuri Öztürk
Eğer Allah'tan bir yazı önden gelmemiş olsaydı, aldığınız fidyeden ötürü size büyük bir azap dokunurdu.