Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5938, sondan 299. ayet; 86. sure ve Târık Suresinin 7. ayetidir. Târık Suresi 7. ayetinin kelime sayisi 5, harf sayısı 22 ve toplam ebced değeri ise 1768 olarak hesaplanmıştır. Târık Suresinin toplam ebced değeri 16606 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Öldükten sonra dirilmeyi ve âhiret hayatını inkâr eden insanın, kendi yaratılışına bakarak ibret alması ve âhiret olayını buna göre değerlendirmesi istenmektedir. “O su, bel ve göğüs kafesi arasından çıkar” diye çevirdiğimiz 7. âyeti müfessirlerin çoğunluğu, “erkeğin bel kemiği ile kadının kaburga kemiğinden çıkar” şeklinde yorumlamışlardır (Taberî, XXX, 92-93; İbn Kesîr, VIII, 396). Hz. Peygamber’in “Erkek ve kadından hangisinin suyu üstün gelirse çocuk ona benzer” (Müslim, “Hayz”, 33) anlamındaki hadisi de bu ikili işlevi ifade eder. Zira hadis çocuğun, eşlerin her ikisinin “suyunun” birleşmesinden yani sperm ile onun döllediği yumurtadan meydana geldiğini gösterir. Kur’an, buna “katışık (karışımlardan oluşan) meni” anlamında nutfetün emşâc (İnsan 76:2) demektedir. Biz 7. âyetin ilgili kısmını “bel ve göğüs kafesi” diye çevirmeyi uygun bulduk. Çünkü göğüs kafesi içinde akciğer ve kalp, bel kemiğinin (omurga) içinde ise omurilik vardır. Bu kemikler hem vücudun sınırlarını çizer gibidir hem de en hayatî organları içinde barındırmaktadır. Âyette bunlar zikredilerek insan vücudu kastedilmiş, meni ve yumurtanın kadın ve erkek vücudunda oluştuğuna, çocuğun da bunların birleşmesi sonucunda, var oluşunun ilk aşamasına girdiğine işaret edilmiştir (yaratılış safhaları için bk. Hac 22:5; Mü’minûn 23:12-14; Gåfir 40:67; Kıyâmet 75:36-39; Alak 96:1-2). 8. âyette insanı yukarıda anlatılan meniden yaratıp mükemmel bir varlık haline getiren yüce yaratıcının onu öldükten sonra diriltmeye de kadir olduğu vurgulu bir şekilde ifade edilmektedir.
Mehmet Okuyan
6,7. Omurga ile kaburga kemikleri arasından çıkan (akan) bir sudan (sıvıdan)yaratıldı.
5, 6, 7, 8. İnsan neden yaratıldığına bir baksın! Atılan bir sudan yaratıldı. (O su) sırt ile göğüs kafesi arasından çıkar. İşte Allah (başlangıçta bu şekilde yarattığı) insanı tekrar yaratmaya da kadirdir.
1 Sulb: Sırttan kuyruk sokumuna kadar olan ve içerisinden sinirlerin geçtiği omurga, yani “bel” demektir.2 Terâib: Terîbe’nin çoğuludur. Göğüs kemikleri, yani; iki meme ile boyun arası veya göğsün sağ ve sol tarafından dörder kaburga kemikleri demektir.3 Sulb ile terâib bedenin arka ve önden iki cephesidir ki, bunların arası tenasül uzuvlarının bulunduğu yerdir. Buna göre “sulb ile terâib aras”ı, bedenin genel duruşuna göre ortasında bulunan tenasül uzuvlarından kinâye olur. Âyetin kastedilen anlamı da, “O, (erkeğin ve kadının) tenasül uzuvlarından, aniden boşalan (canlı) bir sudan yaratılmıştır.” şeklinde olabilir. Aynı zamanda sulb erkeğe, terâib kadına, işaret olarak düşünülürse “araları” da ikisinin bir araya gelmelerinden kinâye olur. Buna göre de âyetin anlamı, “O, erkeğin ve kadının bir araya gelmesiyle, aniden boşalan (canlı) bir sudan yaratılmıştır.” şeklinde olabilir. Konu ile ilgili Bk. Elmalılı. 4 Genelde “atılan” diye edilgen sıfat fiil (ism-i mef’ul) olarak tercüme edilen (دَافِقٌ) esas anlamıyla; etken sıfat fiil (ism-i fâil) olarak tercüme edilmiştir.
Muhammed Esed
[erkeğin] beli ile [kadının] leğen kemiği 3 arasından çıkan.
[5674] Yani: “sırtı ile göğsü” ya da “göğsü ile oturunca toprağa (turab: terâib) gelen yeri arasındaki bölgeden”. Kafa, kollar ve bacaklar hariç gövdenin tümünü ifade eder (el-İ‘câz, s.525). Kur’an cinsel organlar konusunda genellikle kinayeli bir üslup benimser. Bu âyet erkek ve kadının üreme organlarından kinaye olarak anlaşılabileceği gibi, lafzen de anlaşılabilir. Bu ibare her iki cinsin üreme sisteminin tamamını ifade etse gerektir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Arka kemiği ile göğüs kemikleri arasından çıkıverir.
Ayet metninde sulb ve teraib arasındaki nahiyeden çıkan bir sıvıdan söz edilir. Normalde sulb: belkemiği, teraib: ise kaburga kemiğidir. Erkek ile kadının üreme hücreleri bu bölgede yer aldığı için böyle ifade buyurulmuştur. Yoksa maksat, bu sıvının tamtamına nereden çıktığını bildirmek değildir.
Süleyman Ateş
Bel ile kaburga kemikleri arasından çıkan (bir sudan).
(2) Bu tanımda, meninin yahut yumurta hücresinin çıkış yerleriyle ilgili bir işaret görülmemektedir. “Omurga” veya “sertlik” gibi anlamlara gelen sulb sözcüğüyle baba, “göğüsler” anlamına gelen terâib sözcüğüyle de anne bedenlerinin üremeyle ilgili nahiyelerinin kastedilmiş olabileceği dikkate alınırsa, son derece nezih bir ifade ile ve dikkatleri sözün asıl amacına yönlendirecek şekilde, cinsel birleşmenin kastedildiği anlaşılabilir. Bunun bir benzeri de, 2:223’teki “tarla” teşbihinde geçmiştir.