Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1344, sondan 4893. ayet; 9. sure ve Tevbe Suresinin 109. ayetidir. Tevbe Suresi 109. ayetinin kelime sayisi 27, harf sayısı 101 ve toplam ebced değeri ise 6569 olarak hesaplanmıştır. Tevbe Suresinin toplam ebced değeri 738241 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
افمن اسس بنيانه على تقوى من الله ورضوان خير ام من اسس بنيانه على شفا جرف هار فانهار به في نار جهنم والله لا يهدي القوم الظالمين
Binasını takva (Allah’a karşı gelmekten sakınmak) ve O’nun rızasını kazanmak temeli üzerine kuran kimse mi daha hayırlıdır, yoksa binasını çökmeye yüz tutmuş bir yarın kenarına kurup, onunla birlikte kendisi de cehennem ateşine yuvarlanan kimse mi? Allah, zalimler topluluğunu doğru yola erdirmez.
Yesrib’deki (Medine) Hazrec kabilesinin ileri gelenlerinden Ebû Âmir isimli bir şahıs Hıristiyanlığı benimsemiş ve bu alanda bilgilerini ilerletip papaz olmuştu. Resûlullah’ın Medine’ye göç etmesi bu ve benzeri kimselerin menfaatlerine ters düşüyordu. Bu yüzden Ebû Âmir, Medine’ye geldiği günden itibaren Hz. Peygamber’e muhalefet etti ve onun düşmanları olan Mekkeli müşriklerle ittifak içine girdi. Bu muhalefeti sürdürebilmek için bazı adamlarıyla birlikte Mekke’ye gitti ve Bedir Savaşı’nda müslümanlara karşı savaştı. Bedir yenilgisine müşriklerden daha fazla üzüldü ve onların intikam duygularını harekete geçirdi. Ayrıca gerek Uhud gerekse Hendek savaşlarında hazır bulunup Medineli hemşehrilerini Resûlullah ve müslümanlar aleyhine tahrik etmeye çalıştı. Bunda başarılı olamayınca Mekke’ye yerleşti. Mekke müslümanlar tarafından fethedilince Tâif’e geçti. Huneyn Savaşı’nda Hevâzin kabilesi yenilgiye uğrayınca da Şam’a kaçtı. Şam’a kaçarken münafıklara, “Olabildiğince hazırlık yapın, ben Bizans imparatoruna gidip kuvvet getireceğim, Muhammed’i ve arkadaşlarını Medine’den çıkaracağım” diye haber gönderdi. Ebû Âmir’in Medine’deki münafıklarla yaptığı iş birliği çerçevesinde hazırlanan oyunlardan biri mescid süsü verilen bir toplanma yeri inşa edilmesiydi. Münafıklar gerçekte kötü niyetle, fakat Mescid-i Kubâ ve Mescid-i Nebî’ye uzakta oturan yaşlıların cemaate yetişemediklerini, diğer insanların da soğuk ve yağmurlu gecelerde anılan mescidlere ulaşmalarındaki zorlukları bahane ederek Sâlim b. Avf kabilesinin bulunduğu yerde bir mescid inşa ettiler. Resûlullah’ın onayını alıp bu yapıya meşruiyet kazandırmak üzere kendisinden mescidi ibadete açmasını ve dua etmesini istediler. Hz. Peygamber o sırada Tebük Seferi’nin hazırlıklarıyla meşgul olduğunu belirtti ve “İnşaallah döndüğümüzde orada namaz kılarız” buyurdu. Tebük Seferi dönüşünde münafıklar tekrar aynı taleple müracaatta bulundular. İşte Resûlullah gerçekte fesat ve nifak yuvası olarak inşa edilen bu mescidde namaz kılmak üzere oraya gitmeye hazırlanırken bu âyetler nâzil oldu. Âyetteki bu uyarı üzerine Hz. Peygamber anılan mescidi yıktırdı. Âyetteki “zararlı eylemler gerçekleştirmek üzere yapılmış mescid” anlamına gelen ifadeden hareketle siyer ve İslâm tarihi ile ilgili eserlerde, yıkılan bu yapı Mescid-i Dırâr adıyla anılagelmiştir (Taberî, XI, 23-26; Hüseyin Algül, “Mescid-i Dırâr”, İFAV Ans., III, 206-207). 108. âyette “daha ilk günden takvâ temeli üzerine kurulduğu” bildirilen mescidin hangisi olduğu hususunda ilk dönem İslâm âlimlerinden nakledilen rivayetler iki noktada toplanır. Bunlardan birine göre maksat Mescid-i Nebevî, diğerine göre Kuba Mescidi’dir. Taberî birinci görüşü destekleyen rivayetleri daha sağlam bulmaktadır (bk. XI, 26-28). 110. âyette geçen ve “huzursuzluk kaynağı” diye çevirdiğimiz rîbe kelimesi, “kuşku, erişilmez emel, pişmanlık ve kin” gibi mânalara gelmektedir. Bunlardan hareketle şu yorumlar yapılmıştır: Münafıkların mescidi yaparken içlerinde taşıdıkları kuşku ve nifak sürüp gidecektir; o binayı yaparken gözettikleri amaç erişilmez bir hayal olarak kalacaktır; böyle bir iş yapmaktan duydukları pişmanlığı hep yaşayacaklardır; binanın yıktırılmasından dolayı duydukları kin devam edip gidecek ve bütün bu duygular sebebiyle devamlı bir huzursuzluk içinde yaşayacaklardır. Âyetin “yürekleri paramparça oluncaya kadar” diye çevirdiğimiz kısmıyla, kalplerinin bu konuyla olan bağı tamamen kopuncaya kadar devam edeceğine işaret edilmektedir. Müfessirlerin çoğunluğu bu bağın kopmasını “ölüm” olayı ile açıklamışlar ve âyete “Onlar ölmedikleri sürece bu konudaki kuşkuları sürer gider” şeklinde mâna vermişlerdir. Bununla birlikte, “Onlar yaptıkları aşırılıktan yüreklerini parçalayacak derecede pişmanlık ve üzüntü duyarak tövbe edinceye kadar kuşkuları devam eder” yorumu da yapılmıştır (Râzî, XVI, 198; Şevkânî, II, 460). Bu âyetler belirli bir olay vesilesiyle inmiş olmakla beraber, özellikle 109. âyette soyut bir anlatım biçimiyle ortaya konan ölçü dikkate alınırsa, burada temsilî bir örnekten hareketle şu mesaja ağırlık verildiği görülür: İki yüzlü davrananlar arasında zararlı eylemler planlayan, inkârcılığı örgütlemeye ve müminlerin arasına ayrılık sokmaya çalışanlara karşı uyanık olunmalı, onların iyi niyet iddiaları ihtiyatla karşılanmalıdır; Allah’ın rızâsına takvâ esası üzerine kurulu işlerle erişilir ve Allah kötülüklerden arınmayı samimi olarak isteyen kişileri sever; iki yüzlü davranmayı huy haline getirenlerin yürekleri kuşkunun esiri olur ve ölünceye kadar kendi kişiliklerini bulamadan bu kuşkunun girdabında bocalar dururlar; dünyada böyle bir bunalımı yaşadıkları gibi âhirette de acı bir sonla karşılaşacaklardır, zira onların akıllarınca başarı gibi görünen eylemleri aslında uçurumun kenarına yapılmış binadan farksızdır, kısa bir süre sonra bu bina onların cehenneme yuvarlanmaları sonucunu doğurur.
Mehmet Okuyan
Binasını Allah’a karşı bir [takvâ] (duyarlılık) ve (Allah) rızası üzerine kuran kimse mi hayırlıdır, yoksa yapısını yıkılacak bir uçurumun kenarına kurup, onunla birlikte kendisi de cehennem ateşine düşen kimse(ninki) mi? Allah zalimler topluluğunu doğru yola ulaştırmaz.
Peki, binasını Allah'a saygı ve Allah rızası üzerine kuran mı daha güvendedir, yoksa binasını sel artıklarının ucundaki yarın kenarına kurup da onunla birlikte cehenneme yuvarlanan mı? Allah, zâlimler topluluğuna kılavuzluk etmez.
Binasını takva üzere, Allah rızası için kuran kimse mi, yoksa binasını uçurumun kenarına kurup da onunla birlikte Cehennem ateşinin içine yuvarlanan kimse mi daha hayırlıdır? Allah, zalim halkı hidayete erdirmez.¹
(Düşünün bakalım!) Binasının temelini, Allah korkusu ve hoşnutluğu üzerine kuran kimse mi daha hayırlıdır; yoksa binasının temelini, (yakında çöküp) göçecek bir yarın (altı oyulup yıkılıverecek bir yamacın) kenarına kurup onunla birlikte kendisi de cehennem ateşi içine yuvarlanan kimse mi? Allah, zulmeden bir topluluğa hidayet vermeyecektir.
Yapıyı Allah'tan korkup çekinme ve rızasını kazanma temelleri üstüne yapan mı daha hayırlıdır, yoksa temelini, kayıp gitmekte olan bir yarın kıyısına yapıp da o yapıyla beraber cehennem ateşine yıkılıp göçen mi? Ve Allah, zulmeden topluluğu doğru yola sevketmez.
Bu âyette, Kubâ'da yahut Medine'de kurulan mescide işaret edilmektedir.
Abdullah Parlıyan
O halde hangisi daha iyidir? Yapısını, Allah'a karşı sağlam bir sorumluluk bilinci ve O'nun hoşnutluğunu kazanma çabası üzerinde yükselten mi yoksa kaygan bir yar kenarına kuran ve sonra da onunla beraber yuvarlanıp, cehennem ateşini boylayan mı? Allah yaratılış gayesine aykırı hareket edenleri, doğru yola iletmez.
Binasını, takva esaslarını-Kur'ân esaslarını hayata geçirerek korunma esası üzerine ve Allah rızası, rızasına ulaşma mertebesi arzusuyla kurmuş olan mescit mi hayırlıdır, yoksa binasını, yıkılmak üzere olan bir uçurumun kenarına kurup da, onunla birlikte Cehennem'e yuvarlanan mı daha hayırlıdır? Allah inkâr ile isyan ile müslümanları imha planları hazırlayan zâlim bir kavmi doğru yola sevketme lütfunda bulunmayacak, hidayet, başarı nasip etmeyecektir.
Binasını Allah korkusu ve hoşnutluk üzerine kuran mı daha hayırlıdır yoksa binasını göçecek bir yarın üzerine kurup da onunla birlikte cehennem ateşinin içine yuvarlanan mı? Allah zalimler topluluğunu doğru yola eriştirmez.
Binasının temelini, Allah korkusu ve hoşnutluğu üzerine kuran kimse mi hayırlıdır, yoksa binasının temelini göçecek bir yarın kenarına kurup onunla birlikte kendisi de cehennem ateşi içine yuvarlanan kimse mi? Allah, zulmeden bir topluluğa hidayet vermez.
O halde, dininin binasını, sağlam bir temel olan Allah korkusu ve rızası üzerine kurmuş olan mı hayırlıdır; yoksa binasını çökecek bir yarın kenarına kurup da onunla beraber cehennem ateşine yuvarlanan mı? Allah zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.
Temelini Allah’tan korkmak ve O’nun rızasına uymak üzere kuran mı hayırlıdır, yoksa temelini, kenarı kaymak üzere olan bir vadinin üzerine kuran ve Cehennem ateşine sürüklenen mi? Şüphesiz Allah, zalim bir toplumu doğru yola iletmez.
Temelini Allahtan sakınmakla, hoşnutluk üzere kuran kimse mi daha yeğdir? Yoksa, yıkılmak üzere olan bir uçurumun kıyısına temel atan, onunla cehennemin ateşine dökülen mi? Allah zalim olan bir ulusa doğru yolu göstermez
Binasını, Allah'a karşı sağlam bir sorumluluk bilinci ve O'nun rızasını/hoşnutluğunu kazanmak çabası/temeli üzerine kuran kimse mi daha hayırlıdır, yoksa binasını, çökmek üzere bulunan bir yar kenarına kurup da onunla beraber cehennem ateşine yıkılıp giden mi? Allah zulmeden topluluğu doğru yola eriştirmez.
Cemal Külünkoğlu Tevbe Suresi 109. Ayet Açıklaması
Bugün de dünyanın değişik yerlerinde bazı devletler ve hükümetler hem dini istismar hem de dini ve dindarları kontrol altında tutmak ve onların desteğini çekmek için camiler yaparlar. Ancak camilerin fonksiyonlarını icra ederek cemaatin uyanmasından kaygı duydukları için daima korku duyarlar. Nitekim bazı İslam ülkelerinde hükümetler tarafından kurulmuş olan camiler aynı hükümetlerin devrilmesine sebep olmuştur.
Diyanet İşleri (Eski)
Yapısını, Allah'tan sakınmak ve Onun hoşnudluğuna ermek için yapan kimse mi daha hayırlıdır; yoksa, yapısını kayacak bir yar kıyısına yapıp da onunla beraber cehennem ateşine yuvarlanan kimse mi? Allah, zulmeden kimselere doğru yolu göstermez.
Binasını Allah korkusu ve rızası üzerine kuran kimse mi daha hayırlıdır, yoksa yapısını yıkılacak bir yarın kenarına kurup, onunla beraber kendisi de çöküp cehennem ateşine giden kimse mi? Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.
Yapısını ALLAH'ın onayı ve erdemlilik üzerine kuran mı, yoksa yapısını bir uçurumun kenarına kurup onunla birlikte cehennem ateşine yuvarlanan mı daha iyidir? ALLAH zulmeden bir toplumu doğruya ulaştırmaz.
O halde binasını Allah korkusu ve Allah rızası üzerine kurmuş olan mı hayırlıdır, yoksa binasını yıkılmak üzere olan bir uçurumun kenarına kurup da onunla birlikte cehenneme yuvarlanan mı daha hayırlı? Allah, zalimler güruhunu hidayete erdirmez.
O halde binasını Allah korkusu ve Allah rızası üzerine kurmuş olan mı hayırlıdır, yoksa binasını seyl bıçığında sarkan bir yarın kenarına kurup da onunla beraber cehenneme yuvarlanan mı? Allah zalimler güruhunu hidayete erdirmez
Binasını Allah korkusu ve rızaâsı üzerine kuran kimse mi hayırlıdır, yoksa yapısını yıkılacak bir yarın kenarına kurub da onunla beraber kendisi de cehennem ateşine çöküb giden kimse mi? Allah, zaalimler güruhuna hidâyet vermez.
O hâlde binâsını, Allah'dan sakınma (takvâ üzere olma) korkusu ve bir rıdvân(O'nun rızâsı) üzerine kuran (mü'min bir) kimse mi hayırlıdır; yoksa binâsını yıkılmak üzere olan bir uçurumun kenarına kurup da onunla berâber Cehennem ateşine yuvarlanan(münâfık bir) kimse mi? Hâlbuki Allah, zâlimler topluluğunu (küfürleri sebebiyle) hidâyete erdirmez!
Allah’dan korunmak ve O nun rızasını kazanmak için yapılmış bir mescit mi daha hayırlı? Yoksa kaygan bir uçurum kenarına bina edilmiş ve kullananı cehenneme kaydıran bir mescit mi daha hayırlıdır? Allah haksızlık yapan toplumları doğru yola iletmez.
Binasını, Allah/tan sakınmak, hoşnudisini istemek temelleri üzerine kuran mı daha iyidir? Yoksa binası yıkılmakta bulunan yar/ın kenarına kurup da kendisiyle beraber Cehennem ateşine çöküp giden kimse mi [²]? Allah zalim kavmi hidayete erdirmez.
İsmail Hakkı İzmirli Tevbe Suresi 109. Ayet Açıklaması
[2] «Mescidi Küba» ihlâs-ı amel, «Mescidi Dırar» riya ve uçup üzere kurulmuştur.
Kadri Çelik
Binasının temelini, Allah korkusu ve hoşnutluğu üzerine kuran kimse mi hayırlıdır, yoksa binasının temelini göçecek bir uçurumun kenarına kurup onunla birlikte kendisi de cehennem ateşi içine yuvarlanan kimse mi? Allah, zulme sapan bir topluluğa hidayet etmez.
Binasını Allah’a saygı, bağlılık ve O’nun hoşnutluğunu elde etme temelleri üzerine kuran kimse mi hayırlıdır, yoksa sel sularının altını oyduğu, yıkılıp çökmeye yüz tutmuş bir uçurumun kenarına binasını kurup da, onunla birlikte cehennem ateşine yuvarlanan kimse mi? Allah, zulüm ve haksızlık peşinde koşan bir toplumu doğru yola iletmez. Münâfıklar, küfre hizmet eden böyle kurumlar oluşturmakla, kendilerini imandan büsbütün mahrum bıraktılar:
Yapısını Allah’tan takvâ ve rızâ üzerine kurmuş kimse mi hayırlıdır; yoksa yapısını göçük ve kaygan bir curuf’un kenarına yapıp da onunla Cehennem’in ateşine yuvarlanmış kimse mi?
Allah, Zâlim Kavm’i hidayete eriştirmez.
Binasını Allah korkusu ve rızası üzerine kuranlar mı daha hayırlıdır yoksa yapısını yıkılmak üzere olan bir uçurumun1 kenarına kurup, onunla beraber kendileri de çöküp cehennem ateşine yuvarlanan kimse mi? Ve Allah zâlim bir toplumu, asla doğru yola ulaştırmaz.
1 Cürûf: Dere kenarında sel sularının dibini yalayıp oyduğu, yerin üzerinde kalan toprak veya çamur çıkıntısıdır ki, her an yıkılmaya hazır durumda bulunan bir yerdir. Bunun üzerine yapıldığı düşünülen binanın ne kadar çürük bir yere, ne kadar çabuk göçecek bir zemine oturtulmuş olduğu ve ne kadar çabuk çökmeye mahkûm bulunduğu tasavvur olunsun. İşte din işlerini nifak ve fitne üzerine bina edenlerin vaziyeti tam buna benzer.
Muhammed Esed
O halde, hangisi daha iyidir? Yapısını Allah'a karşı sağlam bir sorumluluk bilinci ve O'nun hoşnutluğu[nu kazanma çabası] üzerinde yükselten mi; yoksa yapısını kaygan bir yar kenarına kuran ve sonra da onunla beraber yuvarlanıp cehennem ateşini boylayan mı? Allah [bile bile] kötülük yapan topluluğu doğru yola yöneltmez:
Binasını Allah’a saygı ve O’nun rızasını kazanmak üzerine inşa eden kimse mi daha hayırlıdır, yoksa binasını kaymak üzere olan bir uçurum kenarına yapıp da onunla beraber cehennem ateşine yuvarlanan kimse mi? Allah böyle müminlerin aleyhine çalışan zalimleri emellerine ulaştırmaz. 26/91...103, 38/28
Şimdi, (hayat) binasını Allah kaygısı ve rızası temelleri üzere inşâ eden kimse mi daha iyidir; ya yoksa binasını suyun altını oyduğu kırılgan bir yar üzerine yapıp, sonunda da onunla birlikte Cehennem ateşine yuvarlanan kimse mi?[1536] Allah, zulmü içselleştiren bir toplumu asla doğru yola yöneltmez.
Mustafa İslamoğlu Tevbe Suresi 109. Ayet Açıklaması
[1536] Zımnen: Ürettiğiniz iyi amellerin miktarından daha önemli olan, o amelleri hangi temeller (niyetler ve tasavvur) üzerine bina ettiğinizdir. Curuf, sel suyunun altını oyup dayanaksız bıraktığı yar. Hâr ise, bu nitelikte bir yarın kırılganlık hali. Bu edebî değeri yüksek benzetme, insan davranışlarını da tıpkı binalar gibi “temelli” ve “temelsiz” şeklinde ikiye ayırıyor. Sorumluluk ahlâkı üzerine inşâ edilmiş bir vicdanın eseri değilse, o kişiden sadır olan iyiyi temelsiz sayıyor. Temelsiz iyilikler ise hasbî değil hesabî, erdeme değil çıkara dayalı oluyor.
Ömer Nasuhi Bilmen
O halde binâsını Allah Teâlâ'dan bir korku ve bir rıza, üzerine kurmuş olan kimse mi hayırlıdır, yoksa binâsını yıkılmakta bulunan bir yarın kenarı üzerine kurup da onunla beraber Cehennem ateşi içine yuvarlanan kimse mi? Allah Teâlâ da zalimler olanbir kavmi hidâyete erdirmez.
Binasını, Allah'a karşı gelmekten sakınma ve Onun rızasını kazanma temelleri üzerine kuran kimse mi hayırlıdır;yoksa yapısını, yıkılmak üzere olan bir uçurum kenarına kurarak onunla beraber cehenneme yuvarlanan mı? Allah zalimler gürûhunu hidâyet etmez, umduklarına eriştirmez.
Münafıklıklarına bir ceza olarak onları hayra ve felaha erdirmez.
Süleyman Ateş
Yapısını, Allah'tan korku ve rıza üzerine kuran mı hayırlıdır, yoksa yapısını bir yarın kenarına kurup onunla birlikte cehennem ateşine yuvarlanan mı? Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.
Binasını takva ve Allah rızasını elde etme temeli üzerine kuran mı iyidir, yoksa binasını kaymakta olan bir uçurumun kıyısına kurup da onunla birlikte Cehennem ateşine yuvarlanan mı? Allah, yanlışlar içinde olan topluluğu yola getirmez.
Binasını, Allah'tan korkma ve O'nun rızası üzerine kuran kimse mi hayırlıdır; yoksa, binasını, kaymak üzere olan bir uçurum kenarına yapıp da onunla beraber cehennem ateşine yuvarlanan kimse mi? Allah zalim topluma yol göstermez.
Binasını Allah'a karşı gelmekten sakınma ve Onun rızasını kazanma ilkesi üzerine temellendiren kimse mi daha hayırlıdır, yoksa çökmeye yüz tutmuş bir uçurum kenarına kurup da onunla beraber Cehennem ateşine yuvarlanan kimse mi? Allah zalimler güruhuna yol göstermez.
Peki, binasını Allah'tan gelen bir sakınma duygusu ve hoşnutluk üzerine kuran mı hayırlıdır yoksa binasını sel artıklarının ucundaki yarın kenarına kurup da onunla birlikte cehennem ateşine yuvarlanan mı? Allah, zalimler topluluğuna kılavuzluk etmez.
pes ol kim temel bir aķdı temelini, śaķınmaķ üzere Tañrı’dan daħı ħoşnūdlıķ üzere yigrekdür; yā ol kim temelin bıraķdı temelini ķıranı üzere derenüñ döklinici pes döklindi anuñ- ile ŧamu odı içine? daħı Tañrı ŧoġru yol göstermez bir ķavma kim zālimlerdür.
Ol kimse ki esās eyledi dīni bināsını taḳvā üstine Tañrıdan, daḫı Allāhrıżāsı üstine ḫayrlu mıdur, yā ol kimse ki esāsladı dīni bināsını ḳā‘idesiża‘īflıḳ üstine, pes düşdi anuñ bile cehennem odına? Daḫı Tañrı Ta‘ālā hidāyet virmez ẓālimlere.