Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1351, sondan 4886. ayet; 9. sure ve Tevbe Suresinin 116. ayetidir. Tevbe Suresi 116. ayetinin kelime sayisi 17, harf sayısı 60 ve toplam ebced değeri ise 3188 olarak hesaplanmıştır. Tevbe Suresinin toplam ebced değeri 738241 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
ان الله له ملك السموات والارض يحـي ويميت وما لكم من دون الله من ولي ولا نصير
Yüce Allah 115. âyette İslâmiyet’in temel ilkelerinden birini hatırlatmakta, sakınacakları hususlarda yeterli bir bildirim gerçekleşmeden insanların sorumlu tutulmayacaklarını belirtmektedir. Ayrıca, gerek bu gerekse müteakip âyette, hidayete erdirenin Allah olduğuna ve O’ndan başka tam mânasıyla güvenilip dayanılacak dost bulunmadığına dikkat çekilmektedir. Şu var ki, Kur’an’ın başka âyetleri ışığında, Allah Teâlâ’nın bu hidayeti nasip etmesinin kulun niyet ve irade sınavındaki başarısıyla irtibatlı olduğu göz ardı edilmemelidir.
Mehmet Okuyan
Göklerin ve yerin otoritesi yalnızca Allah’a aittir. Diriltir ve öldürür. Sizin için Allah’a rağmen dost da yardımcı da yoktur.
(Oysa) Gerçek şu ki, göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır; (her şeyi ve herkesi O) diriltir ve öldürür. Sizin Allah'tan başka veliniz ve yardımcınız yoktur. (Ama gafil insanlar sahte veliler ve şefaatçiler peşindedir.)
Şüphe yok Allah, öyle bir mabuttur ki onundur göklerin ve yeryüzünün saltanat ve tedbiri; öldürür, diriltir ve ondan başka size ne bir dost vardır, ne bir yardımcı.
Şüphe yok ki, göklerin ve yerin egemenliği yalnızca Allah'ındır. Hayatı bahşeden de, ölümü takdir eden de yalnız O'dur. Allah'tan başka sizi koruyabilecek ve yardım edebilecek kimse yoktur.
Göklerin ve yerin mülkü ve hükümranlığı şüphesiz Allah'ındır. O hayat verir yaşatır, eceller gelince de ölümü gerçekleştirir. Sizin için Allah'ın dışında, kulları durumundakilerden ne bir velî, koruyucu, ne de bir yardım eden bulunur.
Bütün göklerin ve yerin mülkü, gerçekten Allah'ındır; O'nundur. O hayat verir ve öldürür. Size Allah'dan başka ne bir veli vardır, ne de bir yardımcı...
Muhakkak ki göklerin ve yerin hükümranlığı yalnız Allah'ındır. O, diriltir ve öldürür. Sizin için Allah'tan başka ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.
Göklerin ve yerin mülk (-ü saltanat) ı hakıykaten Allahındır, Onundur. O, hem diriltir, hem öldürür. Sizin Allahdan başka ne bir yâriniz, ne de bir yardımcınız yokdur.
Şübhesiz ki göklerin ve yerin mülkü (hükümranlığı) ancak Allah'ındır! (O) hayatverir ve (O) öldürür!(2) Sizin için Allah'dan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır!
(2)“Bir Kadîr-i zü’l-Celâl, bir Hakîm-i zü’l-Kemâl mütemâdiyen (devamlı) tavâif-i mevcûdâtı(varlıkların tâifelerini) ve her tâife içindeki cüz’iyâtı (ferdleri) ve o tâifelerden teşekkül eden (meydana gelen) âlemleri, kudretiyle hayat verip tavzîf eder (vazîfelendirir). Sonra hikmetiyle terhîs edip, mevte(ölüme) mazhar eder, âlem-i gayba gönderir. Dâire-i kudretten, dâire-i ilme çevirir. İşte hiç mümkün müdür ki: Şu kâinâtı, hey’et-i mecmûasıyla (her tarafıyla) çevirmeğe muktedir olmayan ve bütün zamanlara hükmü geçmeyen ve âlemleri hayâta ve mevte bir ferd gibi mazhar etmeğe kudreti yetmeyen ve baharları, bir çiçek gibi hayat verip, yeryüzüne takıp, sonra mevt ile ondan koparıp alamayan bir Zât, mevt ve imâteye (ölüme ve öldürmeye) sâhib çıkabilsin? Evet, en cüz’î bir zîhayâtın mevti (en küçük bir canlının ölümü) dahi hayâtı gibi bütün hakāik-ı hayat (hayâtın hakīkatleri) ve envâ‘-ı mevt (ölüm çeşitleri) elinde bulunan bir Zât-ı zü’l-Celâl’in kānûnuyla, izniyle, emriyle, kuvvetiyle, ilmiyle olmak zarûrîdir.” (Mektûbât, 20. Mektûb, 71)
İlyas Yorulmaz
Allah, göklerde ve yerde olanların kendisine ait olduğu tek İlah dır. Hayat verip yaşatanda O dur, öldürende O dur. Sizin için ondan başka ne bir koruyanınız, nede bir yardımcınız vardır.
Evet, göklerin ve yerin mutlak hükümranlığı, yalnızca Allah’ındır. Hayat veren de, öldüren de O’dur! Ve Allah’tan başka sizi koruyabilecek ne bir dostunuz vardır, ne de bir yardımcınız.
Yer’in ve Gökler’in mülkü / yönetimi kendisinin olan Allah, hayat veriyor, öldürüyor.
Sizin için Allah’tan başka ne bir veliyy vardır, ne bir yardım edici!
Şüphe yok ki, göklerin ve yerin egemenliği yalnızca Allah'ındır: hayatı bahşeden de, ölümü takdir eden de (yalnız) O'dur; ve Allah'tan başka sizi koruyabilecek, size yardım edebilecek kimse yoktur.
Göklerin ve yerin hükümranlığı elbette Allah’ındır. Yaşatan da O’dur, öldüren de. Sizin Allah’tan başka her hangi bir veli ve yardımcınız yoktur. 2/107, 29/22, 32/4
(Ve) elbette göklerin ve yerin hâkimiyeti yalnızca Allah’a aittir: Hayatı da ölümü de O takdir eder. Sonuçta sizin için Allah dışında ne bir yâr, ne de bir yardımcı var.
Muhakkak ki Allah Teâlâ, bütün göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Diriltir de, öldürür de. Ve sizin için O'ndan başka ne bir yar vardır, ne de bir yardımcı.
Göklerin ve yerin hâkimiyeti Allah’a aittir. Yaşatan O’dur, öldüren de O’dur. Sizin Allah’a tercih edeceğiniz ne bir dostunuz ne de yardımcınız vardır.