Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1362, sondan 4875. ayet; 9. sure ve Tevbe Suresinin 127. ayetidir. Tevbe Suresi 127. ayetinin kelime sayisi 21, harf sayısı 79 ve toplam ebced değeri ise 7019 olarak hesaplanmıştır. Tevbe Suresinin toplam ebced değeri 738241 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
واذا ما انزلت سورة نظر بعضهم الى بعض هل يريكم من احد ثم انصرفوا صرف الله قلوبهم بانهم قوم لا يفقهون
Bir sûre indirildi mi, “Sizi bir kimse görüyor mu?” diye birbirlerine göz ederler, sonra da sıvışıp giderler. Anlamayan bir toplum olmalarından dolayı, Allah onların kalplerini çevirmiştir.
Sûrede ağırlıklı bir yere sahip olan münafıklar konusuna tekrar değinilmekte, onların alaycı ve çirkin davranışlarının müminlere bir zarar veremediği, hatta yürekten inanmış insanların imanlarını daha da güçlendirdiği, bu tutumlarının ancak kendi zararlarını arttırdığı ifade edilmektedir. 126. âyette sözü edilen musibetler hakkında çeşitli açıklamalar yapılmışsa da (bk. Taberî, XI, 73-74), münafıkların değişik vesilelerle gerçek ve çirkin yüzlerinin ortaya çıkmasına, rezil rüsvâ olmalarına rağmen bunlardan ders çıkarmadıklarına ve iki yüzlülükte ısrar ettiklerine işaret edildiği anlaşılmaktadır.
Mehmet Okuyan
Bir sure indirildiği zaman “(Çevreden) sizi birisi görüyor mu?” diye (sorar gibi) birbirlerine bakar, sonra da (sıvışıp) giderler. Anlamayan bir topluluk oldukları için Allah da onların kalplerini (gerçeklerden) uzaklaştırmıştır.
Burada anlamayan bir topluluk olmak “sebep”, kalplerinin gerçeklerden uzaklaştırılması ise “sonuç”tur. Yani bu kişilere herhangi bir haksızlık yapılmış değildir.
Bayraktar Bayraklı
Bir sûre indirildiği zaman birbirlerine bakar, “Sizi birisi görüyor mu?” diye sorarlar, sonra da giderler. Anlamayan bir kavim oldukları için Allah onların kalplerini imandan çevirmiştir.
Bir sûre indirildiği zaman: “Sizi gören var mı?” diye birbirlerine bakar, sonra da dönüp giderler. Allah, onların kalplerini çevirmiştir. Çünkü onlar, düşünmeyen bir halktır.
(Münafıklar) Bir sure indirildiğinde, (veya Kur’an ayetleri ve meali okunan yerde; hıyanet ve hakaret nazarıyla) bazısı bazısına bakarak (ve göz kırparak) : "Sizi bir kimse görüyor mu?" diyerek (oradan kaçmak için bir bahane uyduruverirler.) Sonra da arkalarını dönüp giderler. Gerçekten onlar, (Kur’an’ı ve kulluk sorumluluklarını) kavramayan bir topluluk olmaları dolayısıyla, Allah onların kalplerini (imandan ve iyilik duygularından) çevirmiştir.
Bir sure indiği zaman birbirlerine bakarlar, sizi bir gören var mı derler de sonra dönüp giderler. Allah gönüllerini döndürmüştür onların, çünkü onlar, anlamaz bir topluluktur.
Öyle ki, ne zaman bir sûre indirilse, “Kalplerinizde olanı bilebilecek veya sizi görecek biri mi var?” der gibi birbirlerine bakıyor, sonra da sıvışıp gidiyorlar. Gerçekleri kavrayamayacak bir topluluk olmalarından dolayı Allah, onların kalplerini haktan ve imandan çevirmiştir.
Bir sûre indirildiği zaman, göz kırpıp alay ederek, birbirlerine bakarlar.
“Çevreden sizi birisi görüyor mu?” diye sorarlar, sıvışıp giderler. Anlayışı kıt bir toplum olmaları sebebiyle Allah, onların kalplerini, akıllarını düşüncelerini hidayetten, imandan, iyilikten ve aydınlık yoldan uzak tutar.
Bir sure indirildiğinde birbirlerine bakarak: "Sizi birisi görüyor mu?" (diye işaretleşirler) sonra da sıvışıp giderler. Anlamayan bir topluluk olmaları sebebiyle Allah onların kalplerini çevirmiştir.
Bir sûre indirildiğinde, bazısı bazısına bakar (ve): 'Sizi bir kimse görüyor mu?' (der.) Sonra sırt çevirir giderler. Gerçekten onlar, kavramayan bir topluluk olmaları dolayısıyla, Allah onların kalblerini çevirmiştir.
Münafıkların kabahatını anlatan bir Sûre indirildiği zaman, birbirlerine bakıp: “-Müminlerden sizi gören oluyor mu? “diye işaretleşirler. (Gören yoksa) hemen sıvışır giderler. Allah, onların kalblerini, imanı kabulden çevirmiştir: Çünkü onlar, gerçeği anlamayan kimselerdir.
Bir sure indiği zaman, birbirlerine bakarlar; “kimse sizi görüyor mu?” (derler) sonra dağılırlar. Allah, onların kalplerini dağıtsın. Çünkü onlar, idrak etmeyen bir toplumdurlar.
Bir sûre indiğinde, birbirine bakarak: «Kimse görmedi mi?» demektedirler, sonra da, çekilirler giderler, anlamayan bir ulus olmaları yüzünden, Allah gönüllerin döndürmüştür onların
(Münafıkların durumunu bildiren) bir sure indirilince birbirlerine, “Acaba sizi bir gören var mı?” diye sorarlar, sonra da sıvışıp giderler. (Hakkı) anlamayan (ve anlamak istemeyen) bir kavim oldukları için Allah onların kalplerini (imandan) çevirmiştir.
Bir sure inince, "Sizi bir kimse görüyor mu?" diye birbirlerine bakarlar, sonra dönüp giderler. Anlamaz bir güruh olmalarına karşılık Allah onların kalblerini imandan döndürmüştür.
Bir sûre indirildiği zaman, (göz kırpıp alay ederek) birbirlerine bakar (ve): (Çevreden) sizi birisi görüyor mu? diye sorarlar, sonra da (sıvışıp) giderler. Anlamayan bir kavim oldukları için Allah onların kalplerini (imandan) çevirmiştir.
Ne zaman bir sure inse, "Kimse sizi görüyor mu," diye bakışırlar. Sonra da dönüp giderler. Anlamaz bir topluluk olduklarından ALLAH kalplerini çevirmiştir.
Aleyhlerinde bir sûre indirilince, "Sizi birisi görüyor mu?" diye birbirlerine göz ederler, sonra da sıvışır giderler. Allah onların kalblerini (imandan) çevirmiştir. Bu yüzden onlar anlayışsız bir kavimdirler.
Bir Sûre indirildimi sizi birisi görüyormu? «diye birbirlerine göz ederler, sonra» sivişir giderler, Allah kalblerini burkmuştur, çünkü bunlar Fıkhı istemez kimselerdir
(Aleyhlerinde) bir sûre indirilince birbirine bakarlar da «Sizi bir kimse görmüyor mu?» (diye de endîşe ederler) ve sonra (rüsvay olmakdan korkarak sıvışıb) giderler. Allah onların gönüllerini ters çevirmiş. Çünkü onlar öyle bir kavimdir ki iyice anlamazlar.
Hâlbuki (haklarında) bir sûre indirildiği zaman, birbirlerine (göz kırparak)bakıp: “Sizi birisi görüyor mu?” (derler), sonra da savuşurlar. Gerçekten onlar (hakkı birtürlü) anlamayan bir kavim oldukları için Allah onların kalblerini (küfürleri sebebiyleîmandan) çevirmiştir.
Ne vakit bir sure indirilse birbirlerine bakıyorlar. “Sizi herhangi birisi görüyor mu?” diyerek çekip giderler. Allah onların kalplerini, bu inen sureleri anlamaktan uzaklaştırıyor, çünkü onlar anlamak istemeyen bir topluluk.
Ayıplarını bildiren bir sûre inzal olundu mu onlar birbirlerine bakarlar [³]. Acaba sizi müminlerden biri görüyor mu derler [⁴]. Sonra dönüp giderler. Allah onların kalplerini doğrudan dönüştürmüştür. Çünkü onlar onlar bir kavim değillerdir.
İsmail Hakkı İzmirli Tevbe Suresi 127. Ayet Açıklaması
[3] Utandıklarından veya istihza ederek birbirlerine işaret ederler. [4] Çünkü görürlerse mescitten çıkamayız veya bize mazarrat gelir.
Kadri Çelik
Bir sure indirilince (korkularından), “Sizi bir kimse görüyor mu?” diye birbirlerine bakarlar da (görmediklerinden emin olduktan hemen) sonra sıvışıp dönerler. Anlamaz bir topluluk oldukları sebebiyle, Allah onların kalplerini (imandan) döndürmüştür.
Ne zamanbir sûre indirilse, birbirlerine göz ucuyla bakarlar, sonra da “Sizi bir gören var mı? diyerek, güya kimseye hissettirmeden oradan uzaklaşırlar. Bunun üzerine; Allah da onların kalplerini imandan uzaklaştırır; çünkü onlar, hakîkati anlamaya niyeti olmayan kimselerdir.
Bir sûre indirildiği zaman birbirine baktılar: -“Sizi hiçbir kimse görüyor mu?” (dediler).
Sonra dönüp gittiler.
Anlamayan bir kavim olmaları sebebiyle Allah onların kalblerini döndürdü.
Aleyhlerinde bir sûre indirilince de birbirlerine (alay ederek) bakar ve: “Sizi birisi, görüyor mu?” diye sorarak1 sıvışır giderler. Allah onların kalplerini, anlayışsız bir topluluk olmalarından dolayı (îmandan) uzaklaştırmıştır.
1 Yaptıkları münâfıklıkları Peygambere ve Müslümanlara haber veren bir sûre indirilince de; sanki onların bu yaptıklarını Allah bilmiyormuş görüntüsü vererek, “yoksa biz konuşurken, bizi bir dinleyen mi oldu?” derler. Böylece Allah’ı ve Onun her şeyi hakkıyla bildiğini, inkâr ederler.
Muhammed Esed
(Öyle ki,) ne zaman bir sure indirilse, “Kalplerinizde olanı bilebilecek biri mi var?” 168 [der gibi] birbirlerine bakıyor, sonra da dönüp gidiyorlar. (Oysa) Allah döndürmüştür onların kalplerini [haktan], çünkü onu kavrayamayacak bir topluluktur onlar. 169
Ne zaman bir sure indirilse, birbirlerine bakarak ‘Sizi bir gören oluyor mu?’ deyip sıvışıp gidiyorlar. Onlar hakkı anlamaya yanaşmayan bir topluluk oldukları için Allah’ın emirlerine kalplerini kapatmışlardır. 5/49, 6/35, 10/101
Bir de, ne zaman bir sûre indirilse; “Sizi görecek biri mi var ki?!”[1559] (der gibi) birbirlerine bakıyorlar, peşinden de dönüp gidiyorlar. Allah onların kalplerini (haktan) döndürmüştür; çünkü onlar anlayışsız bir topluluktur.
Mustafa İslamoğlu Tevbe Suresi 127. Ayet Açıklaması
[1559] Nifak’ın en temelinde her şeyi gören bir Allah tasavvurunun olmayışı yatar.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve her ne zaman bir sûre indirilince bazıları bazılarına bakıverirler, sizi bir kimse görüyor mu diye endişede bulunurlar. Sonra da savuşup giderler. Allah Teâlâ onların kalplerini çevirmiştir. Çünkü onlar öyle bir kavimdirler ki, güzelce anlayamazlar.
Aleyhlerinde bir sûre indirilince göz kırpıp alay ederek birbirlerine bakar, sonra “Acaba bizi gören biri var mı? ” diye endişe ile bakınır, gören biri yoksa hemen sıvışır giderler. Anlamaz bir topluluk olduklarından, (onlar nasıl iman ve Kur'ân meclisinden uzaklaşıp gidiyorlarsa), Allah da onların kalplerini imandan uzaklaştırır. [74, 49 - 51; 70, 36-37; 61, 5]
Kur’ân’dan indirilen yeni bölümleri Hz. Peygamber (a.s.) bir hutbe tarzında müminleri toplayıp okurdu. Münafıklar, zevahiri kurtarmak için toplantıda bulunduklarından, sıkılarak otururlar, geldiklerini ispatladıktan sonra sıvışıp gitme yolları ararlardı. Önlerine konan bu devletin, bu muazzam feyiz kaynağının kıymetini bilmediklerinden, Allah da onları bu hidâyetten mahrum bıraktı.
Süleyman Ateş
Bir sure indirildiği zaman: "Sizi birisi görüyor mu?" diye birbirine bakar, sonra sıvışırlar. Anlamaz bir topluluk oldukları için Allah onların kalblerini çevirmiştir.
Bir sure indirilince biri diğerine bakar “Gören biri var mı?” der, sonra da dönüp giderler. Allah da onların kalplerini döndürür. Çünkü onlar, anlayışsız bir topluluktur.
Bir sûre inince, -Sizi bir kimse görüyor mu? diye birbirlerine bakarlar. sonra dönüp giderler. Allah, anlayışsız bir topluluk oldukları için Allah onların kalplerini (imandan) uzaklaştırmıştır.
Bir sûre indirildiğinde, “Bizi gören var mı?” diye birbirlerine bakar, sonra da sıvışırlar. Onlar öylesine bir anlayışsızlar güruhudur; onun için de Allah onların kalplerini haktan uzaklaştırmıştır.
Bir sure indirildi mi "Sizi birisi görüyor mu?" diye birbirlerine bakar, sonra da sıvışıp giderler. Allah, kalplerini yamultmuştur. Çünkü gereğince anlamayan bir topluluktur bunlar.
daħı ķaçan kim indürinildi bir sūret baķdı bir niceleri bir niceye. “görür mi sizi men āḥad andan döndiler döndürdi Tañrı göñüllerini andan ötürü kim bayıķ anlar añlamazlar.
Daḫı ḳaçan bir sūre inse biri birine baḳar, masḫaralıḳ eylemek bile eydürler:Sizi kimse görür mi gitseñüz? dirler. Andan durup giderler. Ṣarf eyledi TañrıTa‘ālā yüreklerini īmāndan. Anuñ‐çun ki anlar bir ḳavmdür ki.