Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1252, sondan 4985. ayet; 9. sure ve Tevbe Suresinin 17. ayetidir. Tevbe Suresi 17. ayetinin kelime sayisi 18, harf sayısı 83 ve toplam ebced değeri ise 4180 olarak hesaplanmıştır. Tevbe Suresinin toplam ebced değeri 738241 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
ما كان للمشركين ان يعمروا مساجد الله شاهدين على انفسهم بالكفر اولئك حبطت اعمالهم وفي النار هم خالدون
Allah’a ortak koşanların, inkârlarına bizzat kendileri şahitlik edip dururken, Allah’ın mescitlerini imar etmeleri düşünülemez. Onların bütün amelleri boşa gitmiştir. Onlar ateşte ebedî kalacaklardır.
Bu âyetlerde, sağlam bir inanç üzerine temellendirilmemiş dinî davranışların Allah katında bir değere sahip olmadığı açıklanmaktadır. Bunun iyi anlaşılması için somut bir örneğe yer verilmiş, o günkü muhatap kitlenin yakından bildiği ve dine hizmet konusunda sembol haline gelmiş olan Kâbe ile ilgili bazı görevlere değinilmiştir.
Âyetlerin iniş sebebiyle ilgili değişik rivayetler bulunmakla beraber, bunların içerdiği bazı bilgilerle âyetlerin nüzûl zamanı arasında uyumsuzluklar bulunmaktadır. Bu rivayetlerdeki bilgilerden hareketle âyetlerin, müslümanlar arasında çıkan bir tartışmada, hacılara su verme hizmetini üstlenen ve Mescid-i Harâm’ın onarım ve bakımı ile meşgul olan müşriklerin müminler gibi sevap alıp alamayacaklarının konuşulması ve durumun Resûlullah’a sorulması üzerine indiği söylenebilir (Taberî, X, 94-97; İbn Atıyye, III, 16-17; Şevkânî, II, 392-394). Bununla birlikte, âyetlerin ifadesi mutlaktır ve hedefi geneldir; içeriği de, birçok âyette değişik vesilelerle ve farklı üslûplarla ortaya konan iman-amel arasında güçlü bir ilişki bulunduğu fikriyle ve davranışlarda sırf Allah’ın hoşnutluğunu gözetmenin önemli olduğu ilkesiyle örtüşmektedir. Bütün bu anlatımların ortak noktası şudur: Aklî ölçülere ve geleneklere göre ne kadar yararlı ve önemli sayılırsa sayılsın, bir işin Allah katında değer kazanmasının ön koşulu, Allah’a ortak koşmamak ve O’nun hoşnutluğunu kazanma iradesine sahip olmaktır.
Câhiliye döneminde Kâbe’nin bakımı ve hacılara yardımcı olmak için oluşmuş hizmet birimleri ve bu hizmetlerin yürütülmesine ilişkin gelenekler vardı. Hz. Peygamber’in dedelerinden Kusay zamanında (İslâm’dan yaklaşık 150 yıl önce) Kureyş’e geçen bu hizmetlerin sorumluluğunu üstlenmek onurlu bir görev sayıldığı gibi bir yandan da ekonomik faydalar sağlıyordu. 19. âyette iki önemli hizmete (sikāye ve imâre) değinilmiş olmakla beraber burada sadece bu iki işin değil, genel olarak Mescid-i Harâm’a ve hacılara verilen hizmetlerin kastedildiği anlaşılmaktadır. Sikāye, hacılara içecek su temin etme görevini, imâre ise Kâbe’nin bakım ve onarılması görevini ifade etmektedir. Bu ikinci görevin süreklilik taşıyan yönü sidâne ve hicâbe şeklinde anılır; Kâbe’nin perdedarlığı, Kâbe anahtarının muhafaza edilmesi demektir. Âyette bu iki görevin (sikāye ve imâre) zikri ile yetinilmesinin sebebi, Resûlullah’ın Mekke’nin fethinden sonra Câhiliye âdetlerinin kaldırıldığını ve sadece sikāye ile sidânenin bırakıldığını bildirmiş olmasıyla izah edilebilir. Âyetlerin iniş sebebini gösteren rivayetlerde –müşrik olduğu halde yaptığı hizmetten ötürü Allah katında sevap kazanıp kazanamayacağı tartışılan kişiler için– söz konusu edilen görevlerin bu iki hizmet olması da muhtemeldir (Derveze, XII, 93-94).
Yukarıda belirtilen konuya hazırlık olmak üzere 17-18. âyetlerde, mescidlerin imar edilmesi konusuna ve kendi inkârcılıklarını görüp bildikleri halde putperestlerin Allah’a ibadet yeri olan mescidleri imar edemeyeceklerine değinilmiştir. 17. âyetin “inkârlarına bizzat kendileri tanıklık edip dururlarken” şeklinde çevrilen kısmı, “Resûlullah’ın peygamberliğini açıkça inkâr ettikleri, Kâbe’ye putlar dikip onlara tapındıkları ve Kâbe’yi çıplak olarak tavaf ettikleri halde” gibi mânalarla açıklanmıştır (Râzî, XVI, 8). Burada “imar etme” ile mescidlerin maddî anlamdaki imarının yani inşası, onarımı ve bakımının mı yoksa mânevî yönden ayakta tutulması için gerekli işlerin yapılmasının mı kastedildiği üzerinde durulmuştur. Âyet her iki mânaya açık durmakla beraber, mescidlere gereken ilgiyi gösterme, Resûlullah’ın uygulamaları ışığında caminin fonksiyonlarını belirleyip bunları canlı tutma, özellikle Allah’a kulluk ve İslâm kardeşliğinin pekiştirilmesi amacına dönük faaliyetlerle mescidleri ihya etme anlamı daha güçlü bulunmuştur.
Cami inşası faaliyetlerinde nicelik ve nitelik yönlerinden birtakım aşırılıkların bulunduğu bir gerçektir. Fakat bu konu değerlendirilirken basit mukayeseler yapılarak dindar insanların Allah’a kulluk edilen mekânlara ihtimam gösterme duyguları rencide edilmemelidir. Unutulmamalıdır ki, Resûlullah zamanındaki sadelik sadece mescidlere özgü bir özellik değildi. Sosyal ve iktisadî şartların değişmesiyle kişisel yaşantılarında refah düzeyini yükselten, kendi meskenleri ve diğer sosyal faaliyet mekânları için büyük harcamalar yapan müslümanların mâbedlerini eski sadelik ve basitliği içinde korumaları beklenemezdi. Kaldı ki cami ve mescidlerin ibadetin yanı sıra eğitim ve benzeri alanlarla ilgili önemli fonksiyonları da vardı. Öte yandan dikkatten kaçırılmaması gereken bir husus şudur: Estetik düşüncesinin her şeyden önce günlük hayatın en çok ilgili olduğu mekânlara yansıtılmaya çalışılması çok doğaldır ve cami mimarisi müslümanlar için sanatı geliştirme ve sanat ruhunu topluma aşılama açısından çok verimli bir alan oluşturmuştur. Günümüzde bu konunun sağlıklı bir planlamaya kavuşturulamamış ve disipline edilememiş olması ise maalesef bu alandaki faaliyetlerin ehil olmayan ellerde kalmasına, dolayısıyla dine karşı haksız eleştirilerin yöneltilmesine yol açmaktadır.
Mehmet Okuyan
Müşriklerin, kendilerinin kâfirliğine bizzat kendileri şahitlik ederlerken, Allah’ın mescitlerini imar etme görevleri yoktur. Onların bütün işleri boşa gitmiştir. Onlar, ateşte [ebedî] kalacaklardır.
Bu ifade “kâfirliklerine kendileri şahit iken”, “nefislerinin küfrünü, inkârını göre göre” manasına gelmekte, putlara tapmaları, vahyi inkâr etmeleri, Hz. Muhammed’in risaletini reddetmeleri vs. hususlar ortada dururken, Allah’ın mescitlerini inşaya, imara, onları yaşatmaya hiçbir şekilde haklarının bulunmadığı belirtilmektedir.
Bayraktar Bayraklı
Müşrikler, kendilerinin kâfirliğine bizzat şahitlik ederken, Allah'ın mescidlerini imar etme yükümlülüğüne sahip değillerdir. Onların bütün amelleri boşa gitmiştir ve onlar ateşte süreli kalacaklardır.[168]
[168] Îmar kelimesi hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, VIII, 149-153.
Erhan Aktaş
Gerçeği yalanlayan nankörler olduklarını bildikleri halde, müşriklerin, Allah'ın mescitlerini imar etmeye hakları yoktur. Onların bütün yaptıkları boşa gitmiştir. Onlar, ateşte sürekli kalacaklardır.
(Kur’an’ın pek çok hükmünü ve İslami yükümlülüğünü kabul etmeyerek) Şirk koşanların (ama hâlâ Müslümanlık taslayan münafıkların), kendi inkârlarına bizzat kendileri şahitler iken, Allah'ın mescitlerini onarmaları (veya dini hizmet kurumları açmaları) olacak iş değildir. (Mutlaka şeytani bir hesapları vardır.) İşte bunlar, yaptıkları boşa gitmiş olanlardır. Ve bunlar ateşte süresiz kalacak olanlardır.
Kendileri kendi kafirliklerine tanık olup dururlarken müşriklerin Allah'a secde edilen yerleri imara hakları yoktur. Onlar, bütün yaptıkları boşa gidenlerdir ve onlar, ateşte ebedi olarak kalırlar.
Allah'tan başkalarına ilahlık yakıştıranların, Allah'tan gelen her türlü gerçeği örtbas etmelerine, bizzat kendileri şahit iken, Allah'ın mescidlerini ziyaret etmek veya onarıp gözetmeye ve canlı tutmaya ne hakları olabilir? Onların hayır adına yaptıkları herşey, boşa gitmiştir. Ve onlar ateşte temelli kalıcıdırlar.
İlâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında, Allah'a ortak koşan müşrikler, inkârları konusunda kendi aleyhlerine, birbirlerinin aleyhine şâhit olup dururlarken, Allah'ın mescitlerini imar etmeleri, canlandırmaları, şenlendirmeleri mümkün değildir. Onların bütün amelleri boşa gitmiştir. Cehennem ateşinde de ebedî kalacaklar.
Allah'a ortak koşanların, bizzat kendi küfürlerine kendileri şahit iken Allah'in mescidlerini onarmaya yetkileri olamaz. Onların yaptıkları boşa gitmiştir ve onlar cehennemde sonsuza kadar kalacaklardır.
Şirk koşanların, kendi inkârlarına bizzat kendileri şahidler iken, Allah'ın mescidlerini onarmalarına (hak ve yetkileri) yoktur. İşte bunlar, yaptıkları boşa gitmiş olanlardır. Ve bunlar ateşte süresiz kalacak olanlardır.
Müşriklerin küfürlerine kendileri şahid olurlarken, Allah'ın mescidlerini imar etmeye onların ehliyeti yoktur. Onların, hayır diye, bütün yaptıkları boşa gitmiştir; ve onlar, ebedî olarak ateşte kalıcıdırlar.
Müşrikler, kâfir olduklarını (Allah’tan ayrı olarak putlara taptıklarını) itiraf ettikleri halde, Allah’ın mescidlerini tamir edip şenlendirmek, onlara düşmez. Onların bütün yaptıkları boşa gider. Ve onlar Cehhennemde ebedî olarak kalacaklardır.
Hakkı inkâr ettiklerine bizzat kendileri şahitken, Allah'ın mescitlerini onarmalarına (ve bunu istemelerine hak ve yetkileri) yoktur. İşte onların yaptıkları boşa gitmiştir. Ve onlar ateşte ebedi kalacaklardır.
Yani müşrikler, kendilerinin inkârcı olduklarını bildikleri halde Allah’a ibadet maksadıyla yapılan Kâbe’yi onarmalarına asla imkân ve ihtimâl yoktur.“Allah’ın mescitleri” anlatımı, sadece Mescid-i Haram-ı değil yeryüzündeki bütün mescitleri ihtiva eden bir ifadedir. O gün müşrikler Kâbe’ye sahip çıkıyorlardı, bugün de cami ile pek bir alakası olmayan insanlar cami inşa ederek günah çıkartmaya çalışıyorlar.
Diyanet İşleri (Eski)
Puta tapanların kendilerinin inkarcı olduklarını itiraf edip dururken Allah'ın mescidlerini onarmaları gerekmez. Onların işledikleri boşa gitmiştir, cehennemde temelli kalacaklardır.
Allah'a ortak koşanlar, kendi kâfirliklerine bizzat kendileri şahitlik ederken, Allah'ın mescitlerini imar etmeye layık değildirler. Onların bütün işleri boşa gitmiştir. Ve onlar ateşte ebedî kalacaklardır.
Putperestler, kendi inkarlarına bizzat tanık oldukları halde, ALLAH'ın mescidlerini sıkça ziyaret etmemeli. İşleri boşa çıkmıştır. Onlar ateşte ebedidirler.
Müşrikler kendi inkârlarına kendileri şahit olup dururlarken Allah'ın mescidlerini imar etmeleri mümkün değildir. Onların bütün yaptıkları boşa gitmiştir. Ve onlar ateş içinde ebedi olarak kalacaklardır.
Müşrikler vicdanlarına karşı kendi küfürlerine kendileri şâhid olub dururlarken Allahın mescidlerini ma'mur etmeleri kabil değildir, onların hayır namına bütün yaptıkları heder ve ateş içinde onlar, muahlledlerdir
Allaha eş koşanların, kendi küfürlerine bizzat kendileri şâhid iken, Allahın mescidlerini i'mâr etmelerine (ehliyyetleri) yokdur. Onların (hayır nâmına) bütün yapdıkları boşa gitmişdir ve onlar ateşde ebedî kalıcıdırlar.
Müşriklerin, kendi küfürlerine (bizzat) kendileri şâhidler iken, Allah'ın mescidlerini (husûsan Kâ'be'yi) i'mâr etmeleri olacak şey değildir! İşte onların amelleri boşa gitmiştir. Ve ateşte onlar, ebedî olarak kalıcıdırlar.(2)
(2)Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın amcası Abbâs bin Abdülmuttalib Bedir Harbinde esir düştüğü vakit, henüz İslâm’la şereflenmemiş olup sıla-i rahmi (akrabâ ziyâretini) terk ettiğinden, Müslümanlar onu ayıpladılar. Hz. Ali (ra) ise daha ağır sözler söyledi. Abbâs bin Abdülmuttalib cevâben: “Bizim fenâlıklarımızı söylüyor, iyi huylarımızdan bahsetmiyorsunuz. Biz Kâ‘be’yi ta‘mîr eder ve perdedarlığını yaparız. Hacılara su dağıtıp esirleri serbest bırakırız” demesi üzerine bu âyet nâzil oldu. (Celâleyn Şerhi, c. 3, 235)
İlyas Yorulmaz
Kendi inkârlarına kendileri şahit oldukları halde, Allah’ın mescitlerinin (onarılması veya) yapılması, ortak koşanların işi değildir. Ortak koşanların yaptıklarının hepsi boşa gitmiş olup, ayrıca onlar, ateşin içinde sürekli olarak kalacaklardır.
Müşriklerin kendi küfürlerine kendileri şahit olup dururlarken onlara, Allah/ın mescitlerini [⁴] mâmur kılmak [⁵] yaraşmaz. İşte onların amelleri beyhude olmuştur. Onlar ateşte daim kalacaklardır.
İsmail Hakkı İzmirli Tevbe Suresi 17. Ayet Açıklaması
[4] Mescidi-i Haramı veya mescitlerden birini.[5] Merremet etmek, içine girmek, içinde oturmak.
Kadri Çelik
Müşriklere, kâfir olduklarına bizzat kendileri tanıklık ettikleri halde Allah'ın mescitlerini onarmak düşmez. Onların bütün yaptıkları boşunadır. Onlar ateşte temelli kalıcılardır.
İlâhî hükümleri reddederek ya da Allah’tan başka varlıklara taparak yahut birtakım varlıkları, mutlak itaat makamına yücelterek Allah’a ortak koşan kimselerin, imansız olduklarına bizzat kendileri şahit iken, Allah’ın mescitlerini imar etmeye ve oraların bakım ve gözetim hizmetlerini yürütmeyehak ve yetkileri yoktur! İman ve samimiyetten yoksun bu tür iyilikler, onlara ne sevap kazandırır, ne de günahlarını azaltır. Onların hayır nâmına yaptıkları her şey boşa gitmiştir ve onlar, sonsuza dek ateşte kalacaklardır!
Allah’ın mescidlerini onarmak, kendi aleyhlerinde Küfür’e şahidler olarak Müşrikler’e düşmez.
İşte onların amelleri boşa gitmiştir.
Ateş’te sürekli kalacaklardır.
Kendi kâfirliklerini kendileri bilip dururlarken müşriklerin Allah’ın mescidlerini imar etmeleri,1 kesinlikle mümkün değildir.2 İşte onlar, bütün yaptıkları boşa giden ve cehennem ateşi içerisinde ebedî olarak kalacak kimselerdir.
1 Mescitlerin imarı; a- Binasını yenilemek, süslemek, temizlemek, döşemek ve aydınlatmakla, b- Ziyaret etmekle, içerisinde bulunup Allah için ibâdet edilmekle, ilim öğrenilmekle ve içerisinde Müslümanların dini ve toplumsal bütün işlerinin yapılmasıyla mümkündür.2 Yani müşriklerin, kendilerinin kâfir olduklarını vicdanlarında bilip durdukları ve Kâbe’nin etrafına putlar dikip, Kâbe’yi çırılçıplak tavaf ederek, kâfirliklerini ispat etikleri halde, Allah’a ibâdet için yapılan Kâbe’yi imar etmelerine asla imkân ve ihtimâl yoktur.
Muhammed Esed
HAKKI inkar ettiklerine (tutum ve davranışlarıyla) bizzat kendileri tanıklık edip dururken, Allah'ın mescidlerini ziyaret etmek yahut onarıp gözetmek, Allah'tan başkalarına tanrılık yakıştıran kimselerin üzerine vazife değil. 26 Onlar, yapıp-ettikleri boşa gidecek olan kimselerdir; ateşte yerleşip kalacak olan kimseler! 27
Müşriklerin, küfürlerine bizzat kendileri şahitlik edip dururken Allah’ın mescitlerini imar etme hakları yoktur. İşte böylelerin yaptıkları ameller boşa gitmiştir ve onlar ateşin içinde kalıcıdırlar. 6/130, 9/107- 108, 16/88, 18/103...107, 23/105, 43/74, 47/1- 8
İNKÂRLARINA yine bizzat kendileri tanıklık edip dururken, Allah’ın mescidlerini ziyaret edip onarmak[1419] Allah’a ortak koşanlara düşmez. Onların yaptıkları boşa gitmiştir; zira onlar ateşte yerleşip kalacaklardır.
Mustafa İslamoğlu Tevbe Suresi 17. Ayet Açıklaması
[1419] Bir mescidi ziyaret edip içinde ibadet etmek, onu mânen imar etmek olduğu için küçük hacca “umre” adı verilmiştir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Müşrikler için, kendi nefislerinin küfrüne şahitler oldukları halde Allah Teâlâ'nın mescitlerini imar etmeleri caiz değildir. Onlar o kimselerdir ki, onların amelleri sükut etmiştir. Ve onlar ateşte ebedîyyen kalıcılardır.
Müşrikler, kendilerinin kâfirliğine bizzat kendileri şahit iken, Allah'ın mescidlerini mâmur etmeleri kabil değildir. Çünkü onların bütün yaptıkları boşa gitmiştir ve onlar ateşte daimi kalacaklardır.
Mâmur etmek: Bina etmek, bir de oralarda ibadete devam ederek şenlendirmek şeklinde olur. Bu âyette mesacid, tekil mânada Mescid-i Haram diye tefsir edilir. Zira orası bütün mescitlerin kıblesidir, imamıdır. Ayrıca oranın her tarafı mesciddir; halbuki diğer mescitlerde bu özellik yoktur. Burada nefyedilen durum, müşriklerin oraya girme liyakatlerini reddetmektir. Yoksa bu işin fiilen varlığı ayrı konudur.
Süleyman Ateş
(Allah'a) Ortak koşanlar nefislerinin küfrünü göre göre Allah'ın mescidlerini şenlendiremezler. Onların yaptıkları işler, boşa çıkmıştır. Ve onlar, ateşte sürekli kalacaklardır.
Müşrikler, kendi kâfirliklerine kendileri şahitken, Allah’ın mescitlerine hizmete yetkili değillerdir. Onların çalışmaları boşunadır. Onlar hep ateş içinde ölümsüz olacaklardır.
Süleymaniye Vakfı Tevbe Suresi 17. Ayet Açıklaması
[*] Her müşrik aynı zamanda kafir, her kafir aynı zamanda müşriktir.
Şaban Piriş
Müşrikler, üzerlerindeki kafirliğe şahit olup dururlarken Allah'ın mescitlerini onarmaları yakışık almaz. Onların yaptıkları işler boşa gitmiştir. Cehennemde temelli kalacaklardır.
Müşriklerin, kendi inkârlarına kendileri şahit iken, Allah'ın mescidlerini imar veya ziyaret etmeleri olacak iş değildir. Onların yaptıkları boşa çıkmıştır. Onlar ateşte sürekli kalacaklardır.
Müşrikler, öz benliklerinin küfre sapışına tanık olup dururlarken, Allah'ın mescitlerini onarmaya girişemezler. Tüm amelleri boşa çıkmıştır onların. Ateşte uzun süre kalacaklardır onlar.
olmadı müşriķlerüñ kim 'imāret eyleyeler Tañrı mescidlerini ŧanuķlıķ viriciler iken gendüzileri üzere kāfirlıġ-ıla. şunlar bāŧıl oldı 'amelleri daħı od içinde anlar ebed ķalıcılardur.