Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1254, sondan 4983. ayet; 9. sure ve Tevbe Suresinin 19. ayetidir. Tevbe Suresi 19. ayetinin kelime sayisi 24, harf sayısı 109 ve toplam ebced değeri ise 5092 olarak hesaplanmıştır. Tevbe Suresinin toplam ebced değeri 738241 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
اجعلتم سقاية الحاج وعمارة المسجد الحرام كمن امن بالله واليوم الاخر وجاهد في سبيل الله لا يستون عند الله والله لا يهدي القوم الظالمين
Siz hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram’ın bakım ve onarımını, Allah’a ve âhiret gününe iman edip Allah yolunda cihad eden kimse(lerin amelleri) gibi mi tuttunuz? Bunlar Allah katında eşit olmazlar. Allah, zâlim topluluğu doğru yola erdirmez.
Bu âyetlerde, sağlam bir inanç üzerine temellendirilmemiş dinî davranışların Allah katında bir değere sahip olmadığı açıklanmaktadır.Bunun iyi anlaşılması için somut bir örneğe yer verilmiş, o günkü muhatap kitlenin yakından bildiği ve dine hizmet konusunda sembol haline gelmiş olan Kâbe ile ilgili bazı görevlere değinilmiştir. Âyetlerin iniş sebebiyle ilgili değişik rivayetler bulunmakla beraber, bunların içerdiği bazı bilgilerle âyetlerin nüzûl zamanı arasında uyumsuzluklar bulunmaktadır. Bu rivayetlerdeki bilgilerden hareketle âyetlerin, müslümanlar arasında çıkan bir tartışmada, hacılara su verme hizmetini üstlenen ve Mescid-i Harâm’ın onarım ve bakımı ile meşgul olan müşriklerin müminler gibi sevap alıp alamayacaklarının konuşulması ve durumun Resûlullah’a sorulması üzerine indiği söylenebilir (Taberî, X, 94-97; İbn Atıyye, III, 16-17; Şevkânî, II, 392-394). Bununla birlikte, âyetlerin ifadesi mutlaktır ve hedefi geneldir; içeriği de, birçok âyette değişik vesilelerle ve farklı üslûplarla ortaya konan iman-amel arasında güçlü bir ilişki bulunduğu fikriyle ve davranışlarda sırf Allah’ın hoşnutluğunu gözetmenin önemli olduğu ilkesiyle örtüşmektedir. Bütün bu anlatımların ortak noktası şudur: Aklî ölçülere ve geleneklere göre ne kadar yararlı ve önemli sayılırsa sayılsın, bir işin Allah katında değer kazanmasının ön koşulu, Allah’a ortak koşmamak ve O’nun hoşnutluğunu kazanma iradesine sahip olmaktır. Câhiliye döneminde Kâbe’nin bakımı ve hacılara yardımcı olmak için oluşmuş hizmet birimleri ve bu hizmetlerin yürütülmesine ilişkin gelenekler vardı. Hz. Peygamber’in dedelerinden Kusay zamanında (İslâm’dan yaklaşık 150 yıl önce) Kureyş’e geçen bu hizmetlerin sorumluluğunu üstlenmek onurlu bir görev sayıldığı gibi bir yandan da ekonomik faydalar sağlıyordu. 19. âyette iki önemli hizmete (sikåye ve imâre) değinilmiş olmakla beraber burada sadece bu iki işin değil, genel olarak Mescid-i Harâm’a ve hacılara verilen hizmetlerin kastedildiği anlaşılmaktadır. Sikåye, hacılara içecek su temin etme görevini, imâre ise Kâbe’nin bakım ve onarılması görevini ifade etmektedir. Bu ikinci görevin süreklilik taşıyan yönü sidâne ve hicâbe şeklinde anılır; Kâbe’nin perdedarlığı, Kâbe anahtarının muhafaza edilmesi demektir. Âyette bu iki görevin (sikåye ve imâre) zikri ile yetinilmesinin sebebi, Resûlullah’ın Mekke’nin fethinden sonra Câhiliye âdetlerinin kaldırıldığını ve sadece sikåye ile sidânenin bırakıldığını bildirmiş olmasıyla izah edilebilir. Âyetlerin iniş sebebini gösteren rivayetlerde –müşrik olduğu halde yaptığı hizmetten ötürü Allah katında sevap kazanıp kazanamayacağı tartışılan kişiler için– söz konusu edilen görevlerin bu iki hizmet olması da muhtemeldir (Derveze, XII, 93-94). Yukarıda belirtilen konuya hazırlık olmak üzere 17-18. âyetlerde, mescidlerin imar edilmesi konusuna ve kendi inkârcılıklarını görüp bildikleri halde putperestlerin Allah’a ibadet yeri olan mescidleri imar edemeyeceklerine değinilmiştir. 17. âyetin “inkârlarına bizzat kendileri tanıklık edip dururlarken” şeklinde çevrilen kısmı, “Resûlullah’ın peygamberliğini açıkça inkâr ettikleri, Kâbe’ye putlar dikip onlara tapındıkları ve Kâbe’yi çıplak olarak tavaf ettikleri halde” gibi mânalarla açıklanmıştır (Râzî, XVI, 8). Burada “imar etme” ile mescidlerin maddî anlamdaki imarının yani inşası, onarımı ve bakımının mı yoksa mânevî yönden ayakta tutulması için gerekli işlerin yapılmasının mı kastedildiği üzerinde durulmuştur. Âyet her iki mânaya açık durmakla beraber, mescidlere gereken ilgiyi gösterme, Resûlullah’ın uygulamaları ışığında caminin fonksiyonlarını belirleyip bunları canlı tutma, özellikle Allah’a kulluk ve İslâm kardeşliğinin pekiştirilmesi amacına dönük faaliyetlerle mescidleri ihya etme anlamı daha güçlü bulunmuştur. Cami inşası faaliyetlerinde nicelik ve nitelik yönlerinden birtakım aşırılıkların bulunduğu bir gerçektir. Fakat bu konu değerlendirilirken basit mukayeseler yapılarak dindar insanların Allah’a kulluk edilen mekânlara ihtimam gösterme duyguları rencide edilmemelidir. Unutulmamalıdır ki, Resûlullah zamanındaki sadelik sadece mescidlere özgü bir özellik değildi. Sosyal ve iktisadî şartların değişmesiyle kişisel yaşantılarında refah düzeyini yükselten, kendi meskenleri ve diğer sosyal faaliyet mekânları için büyük harcamalar yapan müslümanların mâbedlerini eski sadelik ve basitliği içinde korumaları beklenemezdi. Kaldı ki cami ve mescidlerin ibadetin yanı sıra eğitim ve benzeri alanlarla ilgili önemli fonksiyonları da vardı. Öte yandan dikkatten kaçırılmaması gereken bir husus şudur: Estetik düşüncesinin her şeyden önce günlük hayatın en çok ilgili olduğu mekânlara yansıtılmaya çalışılması çok doğaldır ve cami mimarisi müslümanlar için sanatı geliştirme ve sanat ruhunu topluma aşılama açısından çok verimli bir alan oluşturmuştur.Günümüzde bu konunun sağlıklı bir planlamaya kavuşturulamamış ve disipline edilememiş olması ise maalesef bu alandaki faaliyetlerin ehil olmayan ellerde kalmasına, dolayısıyla dine karşı haksız eleştirilerin yöneltilmesine yol açmaktadır.
Mehmet Okuyan
(Ey müşrikler)! Siz hacılara su vermeyi ve Mescid-i Haram’ı onarmayı, Allah’a ve ahiret gününe iman edip Allah yolunda [cihad] edenlerin (fedakârlık yapanların) imanı ile bir mi tutuyorsunuz? (Oysa) onlar Allah katında eşit değillerdir. Allah o zalimler topluluğunu doğru yola ulaştırmaz.
Yüce Allah kendilerince yaptıkları bazı hizmetleri abartılı gösterenlerin algısını şiddetle eleştirmektedir. Bu çerçevede hac mevsiminde hacılara su hizmeti vermekle Mescid-i Haram’ı tamir etmeyi Yüce Allah’a ve ahiret gününe iman ile Allah yolunda cihad etmeyi bir sayanların bu kabulünü reddetmektedir. Yüce Allah Mekkeli müşriklerin kendilerince yapıp yeterli gördükleri bu iki işle birlikte, müslümanların Yüce Allah’a ve ahiret gününe imanlı bir şekilde Allah yolunda yapıp ettikleri her türlü fedakârlığı aynı düzeyde kabul etmeyi şiddetle reddetmektedir.
Bayraktar Bayraklı
Ey müşrikler! Siz hacılara su vermeyi ve Mescid-i Harâm'ı onarmayı, Allah'a ve âhiret gününe iman edip de Allah yolunda cihad edenlerin imanıyla bir mi tutuyorsunuz? Halbuki onlar Allah katında eşit değillerdir. Allah, zâlimler topluluğunu hidayete erdirmez.
Siz, hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram'ı imar etmeyi; Allah'a ve Ahiret Günü'ne iman edip, Allah yolunda cihat edenlerle bir mi tuttunuz? Bunlar, Allah'ın yanında bir değildir. Allah, zalim olan halkı doğru yola iletmez.
(Göstermelik hayır dağıtmaktan ve reklâm amaçlı cami yaptırmaktan öte) Hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram'ı (Beytullah’ı) onarmayı (bile), Allah'a ve ahiret gününe iman edip (sevabını sadece O’ndan umarak) Allah yolunda cihad edenin (yaptıkları) gibi mi saydınız? (Cihadla diğer hayırları bir tutmakla aldanmaktasınız. Bunlar) Allah katında asla bir olmazlar. Allah (Hakk hâkim olsun ve insanlar huzura kavuşsun diye yapılması farz olan cihadı terk ederek) zulmeden bir topluluğu hidayete ulaştırmayacaktır.
Hacılara su verme ve Mescidi Haram'ı imar etme işiyle uğraşanların derecesini Allah'a ve ahiret gününe inanıp Allah yolunda savaşan kimsenin derecesiyle bir mi tutarsınız? Ve Allah, zulmeden topluluğu doğru yola sevketmez.
Bir tek hacılara su vermeyi ve Mescidi Haram'ı onarıp gözetmeyi, Allah'a ve ahiret gününe inanıp, Allah yolunda elinden gelen her türlü çabayı gösteren birinin üstlendiği görevlerle bir mi tutuyorsunuz? Bu görevler Allah katında, hiç de denk değildir. Ve Allah yaratılış gayesine aykırı hareket edenleri, asla doğru yola eriştirmez.
Siz, hacılara su dağıtanları, Mescid-i Haram'ın bakımını, tamirini, hizmetini yapanları Allah'a, Allah'a imanın gerektirdiği esaslara ve âhiret gününe iman edenler, Allah yolunda İslâm uğrunda hayatlarını ortaya koyarak, konuşarak, yazarak, hesapsız servet harcayarak cihâd edenler gibi mi sayıyorsunuz? Bunlar Allah nazarında müsavi değildirler. Allah inkâr ile isyan ile, baskı, zulüm ve işkenceyle temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen zâlim bir kavmi, doğru yola sevketme lütfunda bulunmayacak, başarı nasip etmeyecektir.
Hacılara su verilmesini ve Mescidi Haram'ın onarılmasını, Allah'a ve ahiret gününe iman eden ve Allah yolunda cihad eden(in yaptığı) ile bir mi tutuyorsunuz! Allah katında bir olmazlar. Allah zalimler topluluğunu doğru yola eriştirmez.
19.İbnu Ebi Hatim`in Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiğine göre, Abbas Bedir`de esir edilince: "Eğer siz Müslümanlık, hicret ve cihadda bizi geçtiyseniz biz de Mescidi Haram`ı tamir eder ve hacılara su verirdik" dedi. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi. Bu konuda daha başka rivayetler de bulunmaktadır. Ancak tümünün ortak yanları Mescidi Haram`la ilgili hizmetlerin ve hacılara su verilmesinin iman, hicret ve cihadla kıyaslanmasına karşılık bu ayeti kerimenin indirildiğini vurgulamalarıdır. Bu çerçevede her bir rivayette farklı bir olaydan söz edilmektedir. Dolayısıyla ayeti kerimenin iniş sebebinin bu olaylardan hepsiyle bağlantısı olabilir.
Ali Bulaç
Hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram'ı onarmayı, Allah'a ve ahiret gününe iman eden ve Allah yolunda cihad edenin (yaptıkları) gibi mi saydınız? (Bunlar) Allah katında bir olmazlar. Allah zulmeden bir topluluğa hidayet vermez.
Siz (müşriklerin) hacılara su dağıtma işi ile Mescid-i Haram'ın imarını, Allah'a ve âhiret gününe iman edip de Allah yolunda cihad eden kimsenin işi gibi tuttunuz? Bunlar Allah katında bir olamazlar (Müşriklerin batıl işleri ile müminlerin müsbet âmelleri eşit değildir.) Allah, zalimler topluluğuna hidayet ihsan etmez.
Sizler, hacılara su vermeyi, Mescid-ül Haram’ı şenlendirmeyi (üstlenenlerle,) Allah’a ve ahiret gününe inanıp da Allah yolunda cihad edenleri bir mi tuttunuz. Onlar, Allah katında bir olmazlar. Çünkü Allah zulmeden bir toplumu doğru yola iletmez. [Cihattan kaçıp da mescitlerle uğraşmak zulümdür.]
Hacılara su vereni, Kâbeyi de onaranı, Allah ile son güne inanmış olaraktan, hak yolunda savaşan bir kimse gibi mi tutuyorsunuz? Bunlar Allah katında bir olamazlar, Allah zalim bir ulusa doğru yolu göstermez
(Siz ey müşrikler! Alışkanlık haline getirdiğiniz Kâbe'de) Hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram'ın bakım ve onarımını üstlenmeyi; Allah'a ve ahiret gününe inanan ve Allah yolunda cihat edenle(rın yaptığı işler)le bir mi tutuyorsunuz? Allah katında bunlar asla bir olamazlar. Ve Allah, (kendisine eş koşan) zalimler topluluğunu doğru yola erdirmez.
Hacca gelenlere su vermeyi, Mescidi Haramı onarmayı, Allah'a ve ahiret gününe inananla, Allah yolunda cihat edenle bir mi tuttunuz? Allah katında bir olmazlar; Allah zulmeden milleti doğru yola eriştirmez.
(Ey müşrikler!) Siz hacılara su vermeyi ve Mescid-i Haram'ı onarmayı, Allah'a ve ahiret gününe iman edip de Allah yolunda cihad edenlerin imanı ile bir mi tutuyorsunuz? Halbuki onlar Allah katında eşit değillerdir. Allah zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.
Bu âyete göre dindarlık, bir takım şeklî merasimlerden önce bir iman, tasdik ve Allah rızası için gayret demektir.
Bu şartlar tahakkuk ettikten sonradır ki hacılara su vermek, Mescid-i Haram’ı onarmak ve bakımını sağlamak gibi hizmetler Allah nezdinde bir kıymet ifade eder.
Edip Yüksel
Hacılara su verme ve Kutsal Mescid'i ziyarete hazır bulundurma işini, ALLAH'a ve ahiret gününe inanma, namazı gözetme, zekat verme ve ALLAH yolunda cihad etme ile bir mi tutuyorsunuz? ALLAH yanında onlar bir değildir. ALLAH zalim toplumu doğruya ulaştırmaz.
Siz hacılara su dağıtma ve Mescidi Haram'ı imar etme işiyle Allah'a ve ahiret gününe iman edip, Allah yolunda cihad edenlerin yaptığı işi bir mi tutuyorsunuz? Bunlar Allah katında eşit olamazlar. Allah zalimler topluluğuna hidayet ihsan etmez.
Ya siz hacılara sekalığı ve Mescidi haramda umreciliği Allaha ve Âhıret gününe iyman edib de Allah yolunda cihâd etmekte bulunan gibi mi tuttunuz? Bunlar ındallah müsavi olmazlar, Allah zalimler gürühuna hidayet vermez
Siz hacı sakalığını, mescid-i haraamın i'mârını Allaha, âhiret gününe inanan, Allah yolunda cihâd eden kimse (lerin amelleri) gibi mi tutdunuz? Bunlar (bu iki sınıf) Allah yanında bir olmazlar. Allah zaalimler güruhuna hidâyet vermez.
Hacılara su vermeyi ve Mescid-i Harâm'ı i'mâr etme (hizmetiyle meşgûl olan kimse)yi, Allah'a ve âhiret gününe îmân eden ve Allah yolunda cihâd eden bir kimse gibi mi tuttunuz? (Hâlbuki onlar) Allah katında bir olmazlar. Allah ise, zâlimler topluluğunu(isyanlarındaki ısrarları sebebiyle) hidâyete erdirmez.
Siz, hacda su dağıtma ve Mescid-i Haramın onarılmasını, Allah’a ve ahiret gününe inanmakla, Allah yolunda mücadele etmekle bir mi tutuyorsunuz? Bunlar Allah’ın yanında eşit değillerdir. Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.
Hacılara su içirmeyi, Mescidi-i Haram/ı mâmur etmeyi; Allah/a, âhiret gününe inanıp Tanrı yolunda duruşan kimse gibi mi tuttunuz. Her ikisinin işleri Allah yanında bir olmaz. Allah zalimleri [⁶] hidayete erdirmez.
İsmail Hakkı İzmirli Tevbe Suresi 19. Ayet Açıklaması
[6] Kâfirleri veya müşrikleri.
Kadri Çelik
Hacca gelenlere su vermeyi ve Mescid-i Haram'ı onarmayı, Allah'a ve ahiret gününe iman edip de Allah yolunda savaşan kimse gibi mi tuttunuz? Allah katında bir değillerdir; Allah zalimleri hidayete eriştirmez.
(Bu ayet, Ali, Hamza, Cafer, Abbas ve Şeybe hakkında inmiştir. Abbas Ali’ye karşı övünerek, “Ben senden daha faziletliyim çünkü hacılara su vermek benim elimdedir” iddiasında bulunurken Şeybe, “Ben de senden daha faziletliyim, çünkü Mescid-i Haram’ı tamir etmek benim elimdedir” demişti. Bunlara karşı İmam Ali şöyle buyurdu: “Ben ikinizden daha faziletliyim. Çünkü sizden önce Allah’a iman ettim ve Allah yolunda cihatta ve hicrette bulundum.” İkisi de dedi ki: “Bizler Resulullah’ın (s.a.a) vereceği hükme razıyız.” Beraberce Resulullah’ın huzuruna varıp, herkes dediğini tekrarladıktan sonra, yüce Allah Peygamber’ine mezkûr ayeti indirdi.)
Mahmut Kısa
Yoksa siz, ey müşrikler, öteden beri yapageldiğiniz, Kâbe’de hacılara su dağıtma ve Mescid-i Haram’ın bakım ve gözetimini üstlenme gibihizmetleri, Allah’a ve âhiret gününe inanan ve Allah yolunda mallarını canlarını fedâ ederek cihâd edenlerin yaptığı işlerle bir mi tutuyorsunuz? Olacak şey mi bu? Bu iki grup, Allah katında elbette eşit olamazlar! Allah, sırf atalarından kendilerine miras kaldı diye, kutsal mekânların sahipleri ve hizmetkârları olduklarını iddia eden ve yalnızca biçim ve kalıplara indirgenmiş yüzeysel tören ve ibâdetleri yerine getirmekle doğru yolda olacaklarını zanneden böyle zâlim insanları, samîmî olarak Allah’a yönelmedikleri sürece, doğru yola iletmeyecektir!
Hacılar’a su dağıtmayı ve Mescid ül-Harâm’ı onarmayı, Allah’a ve Âhir Gün’e iman eden, Allah yolunda (çalışıp) cihad eden kimseler gibi tuttunuz, öyle mi?
Allah’ın katında eşit olmazlar.
Allah, Zâlim Kavm’i hidayete eriştirmez.
(Ey müşrikler!) Siz hacılara su dağıtma ve Kâbe’yi onarma işiyle, Allah’a ve âhiret gününe îman edip, Allah yolunda cihad edenlerin yaptığı işi bir mi tutuyorsunuz?1 Bunlar Allah katında asla eşit olamazlar. Ve Allah zâlim bir toplumu, asla dosdoğru yola ulaştırmaz.
1 Allah yolunda cihadı terk edip de kendilerini sadece “mescid-i dırar”lar inşa etmeye veya mescidlerin imar ve tezyinatına, şadırvan ve minare yaptırmaya, boya badana işlerine vakfedenlerin, bu âyetin kendilerine de bir şeyler söylediğini düşünmelerinde fayda olsa gerek. (Mescid-i Dırar için Bk. Tevbe: 107 ve dipnotu)
Muhammed Esed
[Bir tek] hacılara su vermeyi ve Mescid-i Harâm'ı onarıp -gözetmeyi, Allah'a ve ahiret gününe inanıp Allah yolunda elinden gelen her türlü çabayı gösteren biri[nin üstlendiği görevler]le bir mi tutuyorsunuz? Bu [görevler] Allah katında (hiç de) denk değildir. 29 Ve Allah [bile bile] zulmeden topluluğa asla hidayet etmez.
Hacıların su ihtiyacını karşılamayı, Mescidi Haram’ı onarmayı, Allah’a ve ahiret gününe iman edenle ve Allah yolunda tüm gayretini sarf edenle bir mi tutuyorsunuz? Bunlar Allah katında asla bir değildir. Şüphesiz Allah değerleri yerinden eden zalim toplumu hedefine ulaştırmaz.
Yoksa siz, (yalnızca) hacıları suvarmayı ve Mescid-i Haram’ı ziyaret edip tamir etmeyi, Allah’a ve Âhiret Günü’ne iman etmek ve Allah yolunda elden gelen gayreti göstermekle eşdeğerde mi tutuyorsunuz?[1421] Allah’a göre bunlar birbirine eşdeğer değildirler. Ve Allah, zalim bir toplumu doğru yola yöneltmez.
Mustafa İslamoğlu Tevbe Suresi 19. Ayet Açıklaması
[1421] İmana dayalı gerçek dindarlıkla imaja dayalı sahte dindarlık arasındaki derin uçurum.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ya siz hacı sakalığını ve Mescid-i Haram'ın imarını, Allah Teâlâ'ya ve ahiret gününe imân eden ve Allah Teâlâ yolunda mücâhedede bulunan kimse gibi mi tuttunuz? Bunlar Allah Teâlâ'nın indinde müsavî olamazlar ve Allah Teâlâ zalimler olan bir kavme hidâyet etmez.
Siz hacca gelenlere su dağıtma ve Mescid-i Haramı mâmur etme işini, Allah'a ve âhiret gününe iman edip Allah yolunda cihad eden müminin işi ile bir mi tutuyorsunuz? Bunlar Allah indinde eşit olmazlar. Allah o zalimler gürûhunu hidâyet etmez, umduklarına eriştirmez.
Onlar ısrarla inkâr ve zulümlerine devam ederken Allah onları zorla hidâyete erdirmez. Keza onları, kötü emellerine nail etmez.
Süleyman Ateş
(Ey müşrikler siz), hacılara su verme ve Mescid-i haram'ı şenlendirmeyi; Allah'a, ahiret gününe inanan ve Allah yolunda cihadeden(in eylemiy)le bir mi tuttunuz? Bunlar, Allah katında bir olmazlar. Allah, zalimler topluluğuna yol göstermez.
Siz, hacılara su vermeyi ve Mescid-i Haram’a hizmeti, Allah’a ve ahiret gününe inanıp güvenen ve Allah yolunda mücadele (cihad) eden kimsenin yaptığı ile bir mi tutuyorsunuz? Bunlar, Allah katında bir olmazlar. Allah yanlışlar içinde olan topluluğu yola getirmez.
Hacca gelenlere su vermeyi, mescidi Haram'ı onarmayı; Allah'a ve ahiret gününe iman edenle ve Allah yolunda cihad edenle bir mi tutuyorsunuz? Allah katında bir değildir. Allah zalim toplumu doğru yola çıkarmaz.
Yoksa siz hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haramı imar etmeyi, Allah'a ve âhiret gününe iman ederek Allah yolunda cihad eden kimsenin yaptığı işle bir mi tutuyorsunuz? Allah katında bunlar bir olmaz. Ve Allah zalimler güruhuna yol göstermez.
Siz; hacı sakalığını, Mescid-i Haram tamirciliğini, Allah'a ve âhiret gününe inanıp Allah yolunda cihat eden kişinin yaptığıyla bir mi tuttunuz? Allah katında bir olmazlar bunlar. Allah, zulüm sergileyenler topluluğuna kılavuzluk etmez.