Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 6097, sondan 140. ayet; 94. sure ve İnşirâh Suresinin 7. ayetidir. İnşirâh Suresi 7. ayetinin kelime sayisi 3, harf sayısı 13 ve toplam ebced değeri ise 2685 olarak hesaplanmıştır. İnşirâh Suresinin toplam ebced değeri 12416 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Hz. Peygamber ve arkadaşları Mekke döneminde müşriklerin giderek değişik şekildeki işkencelere kadar varan baskılarından acı çekiyorlardı. Bu durum hem peygamberi hem de müminleri üzüyordu. Yüce Allah resulünü ve müminleri teselli edip gönüllerini rahatlatmak için bu âyetleri indirerek sıkıntılardan sonra ferahlığın ve başarının geleceğini müjdelemiştir. Rivayete göre bu sûre inince Hz. Peygamber, 5 ve 6. âyetlerde güçlüğün yanında kolaylığın da bulunacağının iki defa zikredilmesini göz önüne alarak, kendisine inananlara, “Müjdeler olsun! Size kolaylık geldi; artık bir güçlük iki kolaylığa asla galip gelemez!” buyurmuştu (Muvatta’, “Cihâd”, 6; Taberî, XXX, 151). Oldukça muhtasar ve değişik şekillerde açıklanmaya elverişli olan “O halde önemli bir işi bitirince diğerine koyul” meâlindeki 7. âyetle ilgili olarak çok farklı yorumlar yapılmıştır (meselâ bk. Taberî, XXX, 152; Râzî, XXXII, 7). Bize göre İbn Âşûr’un, âyeti herhangi bir özel iş ve ibadetle sınırlamadan, “Önemli işlerden birini tamamlayınca ardından başka bir işe yönel ki böylece bütün vakitlerini önemli işlerle değerlendirmiş olasın” şeklindeki açıklaması isabetli görünmektedir (XXX, 416-417). Bu yoruma göre âyette Resûlullah’a ve onun şahsında müslümanlara bütün vakitlerini hayırlı ve yararlı faaliyetlerle değerlendirmeleri, ibadet, dua, tebliğ ve irşad gibi dinî faaliyetlerin de; çalışma, üretme, öğrenme-öğretme, yardımlaşma ve dayanışma gibi dünyevî faaliyetlerin de hakkını vermeleri emredilmiştir. Son âyette ise kişinin, gerek çalışmasında gerekse ibadetinde yalnız Allah’a yönelmesi, her işini öncelikle O’nun rızasını gözeterek yapması, ne diliyorsa O’ndan dilemesi, ne istiyorsa O’ndan istemesi emredilmiştir.
Mehmet Okuyan
(Bir işi bitirip) boş kalınca hemen (başka bir işe) kalk.
(Şu halde Ey Habibim!) Boş kaldığın zaman, (tebliğ ve toplumu terbiye, cihad ve tehlikeleri defetme, sosyal ve siyasi görevler gibi mecburi işlerinden sıyrıldığın an, durma hemen ibadete ve hayırlı hizmete) koyul ve uğraşıp yorul ki (manevi terfi ve terakki ancak sürekli ve sistemli bir çaba ile mümkün olacaktır).
Namazı kıldıktan sonra oturduğun yerde duaya koyul; yahut farz namazları kılıp bitirdikten sonra gece namazına kalk; yahut dünya işlerini yapıp bitirdikten sonra namaza dur. Savaştan sonra ibadete, yahut nefsinle savaşa giriş, peygamberlik hizmetini bitirdikten sonra şefaat et tarzında anlayanlar da olmuştur.
Abdullah Parlıyan
O halde bir iş ve ibadetten boşaldın mı; ikinci bir işe ve ibadete başla ve yorul.
Bazı müfessirler bitirilen işi, bazıları da başlanacak işi «ibadet» olarak yorumlamışlardır. Bu yorumların ortak noktası, dünya ve ahiret arasındaki dengeye dikkat edilmesi gereğinin vurgulanmış olmasıdır.
Öyleyse, bir işi bitirdiğin zaman derhal başka bir işe giriş. İş bitti diye rahata düşüp kalma; bir görevi bitirir bitirmez, biraz dinlendikten sonra bir başkasına yönel! İşte ancak bu şekilde zorluklar kolaylığa, sıkıntılar rahmete dönüşür. Fakat bunu yaparken, Rabb’inle gönül bağını bir an olsun koparma:
1 Yani her zorluğa bir kolaylık vaad edilmiş olduğu için bir görevi, bir ibadeti bitirip bir zorluktan bir kolaylığa geçtiğin, biraz dinlendiğin vakit yine yorul, iş bitti diye rahata düşüp kalma da yine zahmeti tercih edip diğer bir hayırlı işe kalk, çalış, yorul ki, kolaylık da artsın. Kolaylık tembelliğe sevk etmemeli, çalışmaya teşvik edici olmalıdır ki onun peşinden de bir kolaylık gelerek, artma ve ilerleme durumu hâsıl olsun. (Elmalılı)
Muhammed Esed
Öyleyse [sıkıntıdan] kurtulduğun zaman sağlam dur,
Mustafa İslamoğlu İnşirâh Suresi 7. Ayet Açıklaması
[5791] Veya: “Zorluğu aşınca tebliğe devam et”; veya “bir işi halledince başka bir işle yorul”; ya da nasbın lügat mânasına dayanarak: “işini hallettiğinde arkasında dur” (Aynı fiilin buna yakın bir anlamda dağlara nisbetle kullanıldığı bir yer için bkz: 88:19). Tercihimiz, sözün bağlamına ve nasbın “nasib” anlamına dayanmaktadır. Zımnen: Sen işi yor, iş seni değil. Her zorluğun beraberindeki kolaylığı gör ve tatil değil tebdil yaparak bir başka işle dinlen. Ehl-i Beyt okulu, “yerine bir başkasını tayin et!” anlamında fensıb okumuştur.