Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 6130, sondan 107. ayet; 97. sure ve Kadir Suresinin 5. ayetidir. Kadir Suresi 5. ayetinin kelime sayisi 5, harf sayısı 18 ve toplam ebced değeri ise 1027 olarak hesaplanmıştır. Kadir Suresinin toplam ebced değeri 6733 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Burada Kadir gecesinin bin aydan hayırlı oluşunun başka bazı sebepleri açıklanmaktadır. Bu gece Allah Teâlâ’nın vereceği görevleri üstlenmek üzere melekler ve ruh yeryüzüne inerler. Müfessirlerin çoğunluğuna göre 4. âyetteki “ruh”tan maksat Cebrâil’dir (krş. Şuarâ 26:193-194). Cebrâil meleklerden biri olmakla birlikte makamının yüksekliğini ve şanının yüceliğini göstermek üzere ayrıca zikredilmiştir. Ruha “meleklerin ileri gelenleri, meleklerin dışında Allah’ın görünmez ordularından bir ordu, rahmet” vb. mânalar verenler de vardır (Râzî, XXXII, 34; Şevkânî, V, 555). 5. âyette bu gecenin esenlik ve mutluluk gecesi olduğu ifade edilmiştir. Zira melekler gecenin başından itibaren tan yeri ağarıncaya kadar gruplar halinde inerek müminlere selâm verirler. Bu durum gecenin karanlığı çekilinceye kadar devam eder. Kadir gecesinde Allah Teâlâ rahmân ismiyle tecelli etmekte, –Duhân sûresinin 4-6. âyetlerinden de anlaşıldığı üzere– bu tecelli en az bir yıl boyunca genel esenliğin devamını sağlamakta, düzeni ve dengeyi korumaktadır. Bu sebeple ramazanın son on gününe girildiğinde Hz. Peygamber dünyevî işlerden uzaklaşıp mescidde itikâfa çekilir, vaktini daha çok ibadet ve tefekkürle geçirirdi (Buhârî, “İ‘tikâf”, 1; Müslim, “İ‘tikâf”, 1-5). Dolayısıyla müminler de Kadir gecesini ibadetle ve dualarla ihya etmelidirler. Hz. Âişe bu gecenin nasıl ihya edileceğini Hz. Peygamber’e sormuş, o da “Allahım! Sen affedicisin, affı seversin, beni affet! de” şeklinde cevap vermiştir (Tirmizî, “Da‘avât”, 84; İbn Mâce, “Duâ”, 5). Kadir gecesi, “kandil geceleri” denilen ve zamanla İslâm kültür tarihinde kutsallığına inanılıp çeşitli ibadetlerle ihya edilen, hatta merasimlerle kutlanan gecelerden biri ve en önemlisidir (geniş bilgi için bk. Halit Ünal, “Berat Gecesi”, DİA, V, 475-476; M. Sait Özervarlı-Mustafa Uzun, “Kadir Gecesi”, a.g.e., XXIV, 124-127; Nebi Bozkurt, “Kandil”, a.g.e., XXIV, 300-301).
Mehmet Okuyan
(O), tan yeri ağarıncaya kadar esenlik (gecesi)dir.
“Bütün kâinata, kâinattakilere selâm olsun. Herkes, her şey âfetten, kederden, uzak, selâmette olsun.” derler. Şafak sökünceye, tan yeri ağarıncaya kadar, bu böyle devam eder, gider.
İşte bunun içindir ki, Muhammed (s)’in ömründe bir kez yaşadığı bu Kadir Gecesinin yıldönümü olarak müminlere armağan edilen, fakat Ramazan Ayı’nın geceleri arasına gizlenerek bir ay içine serpiştirilen ve her yıl Ramazan Ay’ı boyunca “Kur’an geceleri” olarak değerlendirilmesi gereken bu gece, insanlık için bir kurtuluş fırsatı, bir esenlik müjdesidir; tâ meleklerin bir sonraki Kadir gecesine dek müminlerle vedalaşacağı şafak vaktine kadar.
[5834] Selâm, “barış, huzur, saadet, af, mağfiret” mânalarını kapsar. Kur’an’ın inişi hatırına, vahyin sahibi Allah tarafından ilan edilen genel bir affa da delâlet edebilir. Ancak bu genelliği “Rablerinin izniyle” şartı sınırlamaktadır.
[5835] Veya fecrin mastar anlamıyla: “(Hakikatin) fışkırdığı kaynağa dönünceye kadar sürer”. İki anlama da gelebilir: 1) insanlığın içinde debelendiği cahiliyye gecesi Kur’an’ın ışığıyla son buluncaya kadar. İbrahim sûresinin ilk âyetinde ifadesini bulan hakikat budur. 2) Gaybî hakikatleri örttüğü için bir geceye benzeyen bu dünya hayatı son bulup, gaybî hakikatlerin “yakîn” olduğu âhiret şafağı atıncaya kadar (Krş: Hattâ ye’tiyeke’l-yakîn: 15:99).
Ömer Nasuhi Bilmen
O (gece) tan yeri ağarıncaya değin bir selâmettir.