Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
6141, sondan
96. ayet;
99. sure ve
Zilzâl Suresinin
3. ayetidir.
Zilzâl Suresi 3. ayetinin kelime sayisi
4, harf sayısı
16 ve toplam ebced değeri ise
407 olarak hesaplanmıştır.
Zilzâl Suresinin toplam ebced değeri
16609 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
1,2,3. Yeryüzü kendine has bir sarsıntıya uğratıldığı, içindekileri dışarıya çıkarıp attığı ve insan, “Ona ne oluyor?” dediği zaman,
Kıyamet gününün ne kadar dehşet verici bir gün olduğu ve o sırada nelerin meydana geleceği anlatılarak insanların o gün için hazırlık yapmaları gerektiğine dikkat çekilmektedir. Diğer âyetlerden de anlaşıldığı üzere kıyamet kopacağı gün sûrun birinci defa üflenmesiyle yer küresinde şiddetli sarsıntılar meydana gelir ve dağlar yerlerinden kopup savrulur, yeryüzünde yıkılmayan hiçbir şey kalmaz (krş. Kehf
18:47; Tâhâ
20:101-107). Çünkü “kıyamet sarsıntısı gerçekten çok büyük bir olaydır” (Hac
22:1). 2. âyetteki “yerin ağırlıklarını dışarı atması” ifadesi birkaç türlü yorumlanmıştır: a) İçindeki hazineleri dışarı çıkarması; b) Kabirlerdeki ölülerin dirilip dışarı çıkması; c) Yer altındaki madenler, gazlar, ve lâvların dışarı çıkması. Müfessirler yerin ağırlıklarını dışarı çıkarması olayının sûrun ikinci defa üflenmesiyle gerçekleşeceğini söylemişlerdir. Yerkürede meydana gelen bu dehşet verici olayları gören insan, “Ne oluyor buna!” diyerek korku ve şaşkınlığını ifade eder. Çünkü daha önce bu derecede şiddetli bir sarsıntı görülmemiştir. “O gün yer, rabbinin ona vahyettiği şekilde bütün haberlerini anlatır” meâlindeki 4-5. âyetler başlıca üç şekilde yorumlanmıştır: a) Allah yere bir çeşit konuşma ve anlatma yeteneği verir, o da üzerinde olup bitenleri ve kimin ne yaptığını açık açık anlatır. Nitekim bir hadiste kıyamet gününde arzın dile gelerek konuşacağı bildirilmiştir (İbn Mâce, “Zühd”, 31). b) O gün Allah’ın hükmü uyarınca arz, üstünde olup bitenleri tek tek sayıp dökercesine insanların orada yaptıkları her şeyi açığa çıkarır. c) Yer, o büyük sarsıntıyla âdeta dünyanın son bulduğunu ve âhiretin geldiğini haber verir (Râzî, XXXII, 59). Sonuçta önemli olan arzın gerçek anlamda konuşup konuşmaması değil, dünya hayatının bittiğini ve herkesin neler yaptığını açık açık ortaya koyması ve artık orada hiçbir şeyin saklı gizli kalmayacak olmasıdır. Âyetin bunu anlatmaktan maksadı ise insanların bu gerçeği göz önüne alarak o gün arzın kendisi hakkında iyi şeyler söylemesini sağlayacak bir hayat yaşamalarıdır.
İnsan “Buna (yere) ne oluyor?” dediği(nde),
1,2,3. Yerküre o korkunç sarsıntı ile sarsıldığı; yer, ağırlıklarını çıkardığı ve insan, “Ona ne oluyor?” dediği zaman! [790][791]
[790] Zilzâl sûresi hakkında genel bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XXI, 281.[791] Kıyamet ve ahirette yaşanacaklar hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XXI, 283-288.
Ve insan, “Ona ne oluyor?” dediği,
Ve insanın: “Buna ne oluyor?” diyerek (korku ve şaşkınlıkla etrafına bakındığı) zaman;
Ve insan, ne oluyor ki buna deyince.
ve insan yeryüzüne de ne oluyor dediği zaman.
İnsan:
“Bu yere ne oluyor?” dediği zaman haberlerini anlatır.
İnsan da: "Buna ne oluyor?" dediği zaman,
Ve insan: 'Buna ne oluyor?' dediği zaman;
Ve insan “- Bu arza ne oluyor?” dediği zaman,
Ve insan “ona ne oluyor?” dediği zaman,
İnsan sorar: «Ne oluyor?» diyerek
Ve insan: “Ne oluyor bu dünyaya?” dediği zaman.
1,2,3. Yer dehşetle sarsıldıkça sarsıldığı, yeryüzü ağırlıklarını dışarıya çıkardığı ve insanın: "Buna ne oluyor?" dediği zaman;
1, 2, 3, 4, 5. Yerküre kendine has sarsıntısıyla sallandığı, toprak ağırlıklarını dışarı çıkardığı ve insan «Ne oluyor buna!» dediği vakit, işte o gün (yer) Rabbinin ona bildirmesiyle bütün haberlerini anlatır.
İnsanın da, "Buna ne oluyor?" dediği zaman,
Ve insan: "Ona ne oluyor?" dediği zaman.
Ve insan «noluyor buna?» Dediği vakıt
insan «Buna ne oluyor?» dediği (zaman),
1,2,3. Yer, (o şiddetli) zilzâl'iyle (sarsıntısıyla) sarsıldığı; yeryüzü, ağırlıklarını(dışarıya) çıkardığı ve insan: “Buna ne oluyor?” dediği zaman!
O zaman insan şaşkınlık içinde “neler oluyor” der.
Dehşet içinde kalan insan «— Buna ne oluyor?» dediği zaman,
Ve insan, “Buna ne oluyor?” dediği zaman.
Ve mezarından fırlayan insan, büyük bir dehşet ve şaşkınlıkla, “Aman Allah’ım, buna ne oluyor?” dediği zaman!
İnsan, “buna ne oluyor?” dediği zaman,
Ve (belirli) insanların:1 “Buna ne oluyor?” dediği zaman.
1 İnsan kelimesi ma’rife olduğu için bu ilave yapılmıştır. Bu insanlar ise kâfirlerdir. Çünkü Müslümanlar, kıyametin kopacağını ve bunun nasıl olacağını bilen ve buna inanan, kimselerdir. (Kurtubî)
ve insan: “Ona ne oluyor?” diye bağırdı[ğında],
İnsan; ‘‘Ne oluyor buna?” Diye dehşete düştüğü zaman. 18/47, 20/104...107
İnsan “Ne oluyor buna!” dediği zaman:[5851]
[5851] İnsanın hayret ve dehşeti, hem yeryüzünün sarsılışı hem de içinden hayatın yeniden fışkırmasıdır. Şu âyetler bu dehşeti ayrıntılandırır: “O (depremi) gördüğünüz gün, emziren her ana emzirdiği (yavrusunu) unutur; yine her gebe kadın (o an) çocuğunu düşürür; ve insanlar sarhoş olmadıkları halde sen onları sarhoş(muş gibi) görürsün” (
22:2).
Ve insan, «Buna ne oluyor?» der.
İnsan şaşkın şaşkın: “Ne oluyor buna! ” dediği zaman. . .
Ve insan: "Ona ne oluyor?" dediği zaman!
İnsan, “bu yere ne oluyor?” deyince,
İnsan:-Buna ne oluyor? dediğinde..
Ve insan “Ne oluyor buna?” dediğinde,
Ve insan: "Ne oluyor buna?" dediği zaman,
daħı eyitti ādemį: “ne geldi aña?”
ādem oġlanı eyide ol günde: Bu yire ne oldı, bu ne ḥāldür? diyeler.
İnsan (təəccüblə): “Buna (bu yerə) nə olub?” – deyəcəyi zaman -
And man saith: What aileth her?
And man cries (distressed): ´What is the matter with it?´-(6237)*
6237 The puzzled agony suffered by the victims of violent earthquakes is as nothing compared to the experience of the new and wonderful world which will then open out to the gaze of man.