Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
6145, sondan
92. ayet;
99. sure ve
Zilzâl Suresinin
7. ayetidir.
Zilzâl Suresi 7. ayetinin kelime sayisi
6, harf sayısı
22 ve toplam ebced değeri ise
2922 olarak hesaplanmıştır.
Zilzâl Suresinin toplam ebced değeri
16609 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
فمن يعمل مثقال ذرة خيرا يره
Femen ya’mel miśkâle żerratin ḣayran yerah(u)
Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse, onun mükâfatını görecektir.
Herkesin eninde sonunda yaptıklarının karşılığını bulacağını belirten bu âyetler, bütün insanlığın paylaştığı bir gerçeği dile getirmesi bakımından özlü ve hikmet dolu ifadelerden (cevâmiu’l-kelim) sayılmıştır. Nitekim Hz. Peygamber de bu âyetleri, kuşatıcı anlamıyla eşsiz bir ifade olarak nitelemiştir (Buhârî, “Şürb”, 12; “Tefsîr”, 99). Âyetler, dünyada yapılan en küçük hayır veya şerrin bile kaybolmayacağını, âhiret gününde bunların insanların önüne serilip hesabının sorulacağını, karşılığının da ödül veya ceza şeklinde görüleceğini ifade eder (krş. Kehf
18:49; Enbiyâ
21:47). Nitekim Hz. Peygamber, “Bir yarım hurma veya bir güzel sözle olsun ateşten korunun!” (Buhârî, “Edeb”, 34; “Zekât”, 10; “Tevhîd”, 36) buyruğuyla kişinin, karşılığını Allah’tan bekleyerek iyi niyetle ve insan sevgisiyle yaptığı en küçük bir hayrın dahi onu âhirette ateşten koruyabileceğine dikkat çekmiştir.
İnanmayanların dünyada yaptıkları iyiliklerin hükümsüz, âhiret hayatı bakımından faydasız olduğunu bildiren âyetler (meselâ bk. Nûr
24:39) “zerre miktarı da olsa iyiliğin karşılığının görüleceği”ni bildiren bu âyetle çelişiyor gibi göründüğü için bu hususta tereddüdü gidermek üzere değişik yorumlar yapılmıştır; bunların bir kısmı şöyle özetlenebilir: a) İnançsızlar yaptıkları iyiliklerin karşılığını dünyada görürler ve böylece yaptıkları karşılıksız kalmamış olur. b) Mümine de inkârcıya da yaptıkları gösterilir; Allah müminin günahlarını bağışlar, iyiliklerini ödüllendirir. Kâfirin iyi işleri reddedilir; çünkü bunları Allah rızası için yapmamıştır; böylece ortada sadece günahları kalır. c) İnanmayanın ameli de hesaba girer, inkârına ait büyük günahından düşülür ama iyilikleri bu günahı karşılayamaz ve bu bakımdan boşa gider (Râzî, XXXII, 58-59). Akaid ve kelâm esaslarına göre konu bu ve daha başka şekillerde açıklanmaya çalışılmışsa da, netice itibariyle –İslâm âlimlerinin genel kabulüne göre– âhiret âleminin ve orada olup biteceklerin hakikat ve mahiyetini Allah Teâlâ bilir. O, kullarının âhir ve âkıbetinin ne olacağını da kendi adalet ve hikmetine göre takdir ve tayin eder.
Kim zerre kadar iyilik yaparsa onu görür.
Artık kim zerre ağırlığınca hayır yapmışsa onu görür.
Artık kim zerre ağırlığınca iyilik yapmışsa onun karşılığını görür.
Artık kim zerre kadar (ya bizzat) hayır yapmış (veya iyiliklere vesile ve sebep olmuş) sa, onun karşılığını mutlaka görecek (ve alacaktır).
Artık kim, bir zerre ağırlığı hayır yapmışsa görür onu.
Artık kim zerre kadar iyilik yapmışsa, karşılığını görecek
Kim, dünyada zerre miktarı, bilinçli, amaçla örtüşen niyete dayalı bir hayır işlerse, mükâfatını işte o zaman görecektir.
Kim bir zerre ağırlığınca iyilik yaparsa onu görür.
7-8.İbnu Ebi Hatim`in Said bin Cubeyr`den rivayet ettiğine göre, Müslümanlar ufak tefek iyiliklerden dolayı kendilerine herhangi bir ecir verilmeyeceğini sanıyorlardı. Öte yandan diğer bazıları da, yalan, (harama) bakmak, gıybet ve benzeri ufak kötülüklerden dolayı ceza görmeyeceklerini, Allah`ın ateşi sadece büyük günâhları işleyenlere vaad ettiğini sanıyorlardı. Bunun üzerine bu ayeti kerimeler indirildi.
Artık kim zerre ağırlığınca hayır işlerse, onu görür.
Zira, kim zerre miktarı bir hayır işlerse, onun mükâfatını görecek.
İşte kim zerre ağırlığınca bir iyilik yapmışsa, onu görür.
Kim bir zerre denli iyilik yapmışsa bulacak onu
Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlemişse, onun mükâfatını alacak.
Kim zerre kadar iyilik yapmışsa onu görür.
Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu görür.
Kim bir atom ağırlığı iyilikte bulunursa onu görür.
Her kim zerre kadar hayır işlemişse onu görecektir.
Ki her kim zerre mıkdarı bir hayır işlerse onu görecek
İşte kim zerre ağırlığınca bir hayır yapıyor (idiy) se onu (n sevabını) görecek,
Artık kim zerre kadar bir hayır yapıyorsa, onu görecek!
Kim zerre miktarı hayır (iyilik) yapmışsa, onu görecek.
Her kim zerre ağırlığında hayır işlerse onu görecek,
Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlemişse, onu görür.
İşte o anda, her kim zerre kadar iyilik yapmışsa, onun mükâfâtını görecek,
Kim zerre ağırlığı hayır işlerse, onu görür.
(Ve o gün) zerre kadar1 hayır yapan onun (karşılığını kesinlikle) görecek.
1 Miskal: Sözlükte “ağır olmak” mânasındaki “sikal” kökünden türeyen miskal kelimesi “ağırlık” demektir. “Zerre” görülür görülmez derecede, “gayet küçük karıncadır”. Güneşin şuaında sezilebilen zerreciklere de denilir. İbnü Abbas'dan rivayet edilmiştir ki, elini toprağa sokmuş kaldırmış, sonra üflemiş de, “işte bunlardan her biri bir miskal zerre” demiştir. İkisi de azlıktan meseldir. Gerçi bizim bir zerre dediğimiz içinde bile bir âlem vardır. Fakat sorumluluğun en az derecesi beşerî hissin ilgilenebileceği en küçük ölçü ile ifade edilmiştir. Asıl maksat ise en küçük bir hayır veya şerrin bile Allah katında kaybolmayacağını açıklamaktır. Terim olarak altın, gümüş, ilâç ve gülyağı gibi değerli şeylerin tartılmasında kullanılan bir ağırlık ölçüsü birimini ifade eder. Ayrıca örfte bir miskal ağırlığındaki dinarlara da bu isim verilmiştir.
Ve kim zerre kadar iyilik yapmışsa, onu(n karşılığını) görecek,
Artık kim zerre kadar iyilik yapmışsa onu amel defterinde görecek. 2/112, 28/83-84, 27/89
Kim zerre[5855] kadar iyilik yapmışsa onu (ilâhî kayıtta) görecektir;
[5855] Ölçü ve tartıya gelmeyecek kadar küçük (Lisân).
Artık her kim bir zerre ağırlığında bir hayır işlemiş ise onu görecektir.
Zerre ağırlığınca hayır yapan onu bulur,
Artık kim zerre ağırlığınca hayır yapmışsa onu görür.
Kim zerre kadar iyilik yapmış olsa onu görür.
Kim zerre ağırlığınca iyilik yapmışsa onu görür.
Kim zerre kadar bir iyilik yapmışsa onu görür.
Artık, kim bir zerre miktarı hayır üretmişse onu görür.
pes her kim işleye giçi ķarınca aġırı yā źerre aġırı ħayr göre anı.
Kim ki ẕerre aġırınca ḫayr işlese anı ṭapar.
Kim (dünyada) zərrə qədər yaxşı iş görmüşdürsə, onu (onun xeyrini) görəcəkdir (mükafatını alacaqdır).
And whoso doeth good an atom's weight will see it then,
Then shall anyone who has done an atom´s weight(6240) of good, see it!*
6240 Dharrah: the weight of an ant, the smallest living weight an ordinary man can think of. Figuratively the subtlest form of good and evil will then be brought to account, and it will be done openly and convincingly: he "shall see it".