

NEVEVİ ŞERHİ: (746) Bundan önceki babta kadın ile erkeğin gusül şeklinin aynı olduğunu belirtmiş ve bunu yeteri kadarıyla açıklamıştık. Bu başlıkta gözetilen maksat ise, ay halinden gusledecek olan bir kadının bir miktar misk alıp, onu bir pamuk, bir bez ya da benzer bir şey arasına koyup, guslettikten sonra bunu fercine sürerek temizleneceğini anlatmaktır. Bu şekilde bir uygulama loğusa kadın için de müstehabtır. Çünkü loğusa kadın da ay hali kadın durumundadır. Mezhep alimlerimizden el-Mehamili'nin el-Mukanna'da ay halinden ve loğusalıktan dolayı gusleden bir kadının vücudunun kan değmiş bütün yerlerine hoş koku sürmesinin müstehab olduğunu ifade etmiştir. Onun sözünü ettiği vücudun kan değmiş her yerini kapsaması ile ilgili ifadeleri gariptir. Bunu araştırdıktan sonra ondan başka böyle bir şey diyen bir kimse olduğunu tespit edemedim. İlim adamları misk'in kullanılmasındaki hikmetin ne olduğu hususunda ihtilaf etmişlerdir. Bizim mezhep alimlerinden ve başkalarından büyük çoğunluğun söyleyip, tercih edilen sahih görüşe göre misk kullanmaktan maksat, belli yerin kokulandırılması ve hoş olmayan kokunun giderilmesidir. Mezhep alimlerimizden kadılar kadısı el-Maverdi de bu hususta mezhep alimlerimizin iki görüşü olduğunu nakletmiştir. Bu iki görüşten biri budur, ikincisi ise bundan maksat gebe kalmayı hızlandırmasına sebep oluşudur, demiştir. Açıklamasını şöyle sürdürmektedir: Eğer birinci görüşü kabul edecek olursak şayet misk bulamazsa onun yerini tutabilecek, kokusu hoş başka şeyler de kullanabilir. Eğer ikinci görüşü kabul edecek olursak bu hususta onun yerini tutan kust, ezfar ve benzeri şeyler kullanabilir. Ayrıca ilim adamlarımız bunun ne zaman kullanılacağı hususunda da farklı görüşlere sahiptir. Birinci görüşü kabul edenler bunu guslettikten sonra kullanır demişlerdir, ikinci görüşü kabul edenler ise gusletmeden önce kullanır demişlerdir. el-Maverdl'nin açıklamaları burada sona ermektedir. el-Maverdi'nin nakletmiş olduğu bunun gusülden önce kullanılacağı kanaatinin hiçbir kıymeti yoktur. Bunu çürütmek için Müslim'in kitabında rivayet ettiği Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in: "Sizden biriniz suyunu ve hoş kokulu sidresini (çöven otunu) alır, onunla güzel bir şekilde temizlenir sonra başına su döküp, saçlarını ovalar sonra üzerine su döker sonra misk ile kokulandınımış bir bez parçası alarak onunla temizlenir" buyruğudur. İşte bu ifadeler misk ile kokulandırılmış parçanın guslettikten sonra kullanılacağına dair apaçık bir delildir. Bundan maksadın gebe kalmanın hızlandırılmasına sebep olmasıdır, diyenıerin görüşleri ise zayıf yahut batııdır. Çünkü böyle diyen kimsenin bu görüşünün gereği olarak böyle bir uygulama emrinin o sırada hemen zevcesiyle cima etmesi ümit edilen, kocası yanında bulunan kadına özel olarak verilmesini gerektirir. Bu ise bildiğimiz kadarıyla kimsenin kabul ettiği bir görüş değildir. Ayrıca hadislerdeki mutlak ifadeler böyle bir kanaati kabul edenlerin görüşünü reddetmektedir. Aksine doğrusu şudur: Bundan maksat o yere hoş kokunun sürülmesi, hoş olmayan kokunun giderilmesidir. Böyle bir uygulama ay halinden ya da loğusalıktan dolayı gusleden her kadın için müstehabtır. İster kocası olsun, ister olmasın. Bunu da guslettikten sonra yapar. Şayet misk bulamayacak olursa bulabildiği herhangi bir kokuyu kullanabilir. Eğer hoş bir koku bulamazsa hoş olmayan kokuları izale eden özel kil ve benzerlerini kullanmak müstehab olur. Bunu mezhep alimlerimiz açıkça ifade etmişlerdir. Şayet bu söylenenlerden hiçbirisini bulamayacak olursa ona su yeterlidir ama imkanı olmakla birlikte hoş koku kullanmayı terk etmesi onun için mekruhtur. İmkanı olmazsa mekruh işlemesi sözkonusu değildir. Allah en iyi bilendir. "Firsa" parça demektir. Misk de bilinen bir kokunun adıdır. Muhakkiklerin rivayet edip, söylediği sahih ve tercih edilen budur, fukahanın ve onların dışında çeşitli ilim erbabının kabul ettikleri de budur. Bunun mim harfi üstün olarak "mesk" diye bir söyleyişi de nakledilmiştir. Ancak mesk, üzerinde kıl ve tüy bulunan deri demektir. Kadı lyaz'ın naklettiğine göre mim harfinin fethalı rivayeti çoğunluğun rivayetidir. Hatta Ebu Ubeyd ve İbn Kuteybe şöyle demişlerdir: Buradaki ifade ötreli bir kaf ve dat ile "kurda" ile fethalı mim ile "mesk" yani bir deri parçası şeklinde olduğudur. Fakat bütün bu açıklamalar zayıftır, doğrusu bizim daha önce kaydettiğimizdir. Ayrıca buna yine kitapta zikredilmiş ''firsatun mumesseketun: misk ile kokulandırılmış bir bez parçası" ifadesi buna delil teşkil etmektedir ki, bu da daha önce açıkladığımız gibi misk ile kokulandırılmış bir parça pamuk, yün yahut bez demektir. Allah en iyi bilendir. "Onunla temizlen işte, subhanallah!" Daha önce bu ve benzeri yerlerde "subhanallah"ın hayret ve şaşkınlık ifade ettiğini söylemiştik. Aynı şekilde la ilahe illallah demek de böyledir. Burada hayret ve şaşkınlık da şu demektir: İnsanın anlamak için ayrıca düşünmeye ihtiyacı olmayacak kadar açık böyle bir husus nasıl anlaşılamaz ki? Bu ibareden bir şeye hayret edip, şaşırmak ve onu büyük bir iş görmek halinde subhanallah diyerek tesbihte bulunmanın caiz olduğu anlaşılmaktadır. Aynı şekilde bir şeyden emin olmak ve onu hatırlamak için de tesbih etmek caizdir. Hakkında edeplice konuşulması gereken hususlar ile ilgili olarak kinayeli ifadelerin kullanılmasının müstehab olduğu da anlaşılmaktadır. Defalarca bu kaide daha önce açıklanmıştı. Allah en iyi bilendir. "Onu kanın geldiği yere sürersin" buyruğu hakkında ilim adamlarının çoğunluğu bununla ferci kastetmektedir, demişlerdir. Bizler elMehamili' den: Vücudunun kan isabet etmiş olan her yerine hoş koku sürer, dediğini daha önce nakletmiştik. Hadisin zahiri ifadesinde onun lehine delil vardır. (747) "Bize Habban tahdis etti, bize Vuheyb tahdis etti." Burada geçen Habban, Habban b. Hilal' dir. (748) Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Sizden biriniz suyunu alır ... üzerine su döker" buyruğu hakkında Kadı lyaz -yüce Allah'ın rahmeti onaşöyle diyor: İlk olarak sözü edilen temizlik necasetten ve ona bulaşmış olan ay hali kanından temizlenmektir. Kadı lyaz böyle demiştir ama daha açık ve güçlü olan kanaat -ki Allah en iyi bilendir- birinci temizlenmekten maksadın Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)' in nasıl guslettiği ile ilgili rivayetlerde geldiği üzere abdest almaktır. Bizler abdest kitabının baş taraflarında güzelce abdest almanın anlamının tam ve eksiksiz olarak usulüne göre almak olduğunu belirtmiş idik. İşte bu hadiste kastedilen de budur. "Saç dip/erine varıncaya kadar" Kasıt, başındaki saçların diplerine kadar suyun ulaştırılmasıdır. "Aişe bunu gizlemek ister gibi. .. dedi." Yani Aişe (r.anha) muhatabı olan kadına (4/15) duyacağı ama hazır bulunanların duyamayacağı bir şekilde gizlice söyledi, demektir. Allah en iyi bilendir. (750) "Şekel kızı Esma" Şekel isminde şın ve kef harfleri fethalıdır. Sahih ve meşhur olan da budur. Ama Metali' sahibi bu ismin kef harfi sakin olarak {Şeklı şeklinde okunduğunu da nakletmektedir. Hafız Hatib Ebu Bekr el-Bağdadı de e/-Esmau'/-Mübheme adlı eserinde ve ondan başka bir kısım ilim adamının belirttiklerine göre bu soruyu soran kadın hatibetu'n-nisa (kadınların sözcüsü) diye anılan Yezid b. Seken kızı Esma idi. Hatib ona bu ismin verildiği bir hadisi de rivayet etmiştir. Allah en iyi bilendir.
NOLU HADİSLERİN ŞERHİ: Bu hadisi Buharî «Taharet» ve «Hayz» bahislerinde, Ebu Davud ile Nesai dahi «Taharet» bahsinde tahrîc etmişlerdir. Yalnız Müslim'in, Muhammed b. El Müsenna ve İbni Beşşar tarikiyle tahrîc ettiği (332 nolu Hadis'in 2.rivayeti) ni Buhari kitabına almamıştır. Çünkü mezkur rivayetin senedinde İbrahim b. Muhacir, vardır. Bu zat Buhari'nin şartına uygun değildir. Bununla beraber Alî b. El Medîni'nin ondan kırk tane hadîs rivayet ettiğini yine Buhari söylemiştir. İmam Ahmed b. Hanbel ile Süfyan onun hadisini kabulde beis görmemişlerdir. Fakat İbnil Cevzî onu zayıflar arasında zikretmiştir. Buraya kadar geçen hadîslerde erkek ve kadının nasıl yıkanacakları görülmüştü. Bu babta hassaten hayz'dan temizlenen bir kadının sünnet veçhiyle nasıl temizleneceği beyan ediliyor. Hayz'dan ve keza nifas'dan temizlenen bir kadın evvela güzelce yıkanıp paklandıktan sonra bir pamuk veya bez parçasına misk yahut gül yağı gibi güzel kokular sürerek onunla fercini ve kan bulaşan yerlerini güzelce oğuşturarak temizliği bu suretle tamamlayacaktır. Nevevî bütün kan bulaşan yerlerin güzel koku sürülmüş bezle silinmesi îcap ettiğini yalnız «Elmuknî»: Sahibinin söylediğini bunu başka yerde bulamadığını kaydederek garip görüyorsa da nefsi hadiste Hz. Aişe 'nin: — Ben kadına o bezle kan'ın eserlerini sil, dedim cümlesi bu garabete mahal bırakmamakta ve «Elmuknî» sahibinin haklı olduğunu göstermektedir. Yine Nevevî'nin beyanına göre güzel koku sürünmenin hikmeti hususunda ulema ihtilaf etmişlerdir. Cumhuru Ulemanın kabul ettikleri Sahih kavle göre bunun hikmeti o yerlerdeki pis kokuyu gidermektir. Bu babta Şafiilerden Marudi iki vecih nakletmiştir. Bunlardan biri pis kokuyu gidermek, diğeri güzel koku sürmenin gebeliği kolaylaştırmasıdır. Birinci Kavle göre misk bulamayan onun yerini tutacak güzel kokularla kanın yerinde kalan pis kokuyu giderir. İkinci kaville amel edilirse kadın misk yerine kust ve ezfar gibi şeyler kullanacaktır. Kust bir nevî güzel kokulu nebattır. Ezfar : Diş büyüklüğünde yapılmış siyah renkli güzel kokulu bir şeydir. Onun ne zaman kullanılacağı dahi ihtilaflıdır. Pis kokuyu gidermek için sürülür, diyenlere göre gusülden sonra, gebeliğe faydası olur, diyenlere göre gusülden önce kullanılır. Fakat bu ikinci kavle Nevevi itiraz etmiş: «Onun batıl olduğunu ispat için Müslim'in buradaki rivayeti kafidir» demiştir. Hadîsi Şerifde zikri geçen sidreden murad dahi yıkanırken kullanılan sidre yaprağıdır. Sidrenin Nebik ağacı demek olduğunu Miraç hadisinde görmüştük. Rivayete göre bu ağacın yapraklarını kurutarak döğerler ve onunla hamamda yıkanırlarmış. Az evvel işaret ettiğimiz vecihle Nevevî : «Güzel koku sürünmekten Murad kadının çabuk gebe kalmasına sebep olmasıdır «sözünü zaif hatta batıl bulmakta. Ve şu mütalaayı dermeyan etmektedir: Çünkü bunun muktezasınca kokuyu yalnız evli ve hemen cimaı tasavvur olunan kadın sürecektir. Halbuki bizim bildiğimiz ulemadan böyle bir şeye kail olan yoktur. Doğrusu koku sürünmekten maksat o yeri temizlemek ve pis kokuyu gidermektir. Evli olsun olmasın Hayz ve Nifasdan temizlenerek yıkanan kadınlara bu müstehaptır. Ve yıkandıktan sonra sürülür. Kadın misk bulamazsa onun yerine herhangi bir güzel koku sürebilir. Onu da bulamazsa toprak ve benzeri şeylerle pis kokuyu giderir. Ulemamızın kavilleri budur. Kadın pis kokuyu giderecek bir vasıta bulamazsa su ile yıkanması kafidir. Ancak vasıta bulduğu halde kullanmaması mekruh bulamadığı takdirde su ile iktifa etmesinde kerahet yoktur. Fırsat: Bez veya pamuk parçası demektir. Misk herkesçe malum olan kokudur. Umumiyetle ulema onu bu manaya almışlardır. Bazıları kelimeyi meşk şeklinde okumuş ve onun üzerinde kılları bulunan deri parçası manasına geldiğini söylemişlerdir. Kaadı İyaz «Meşk» rivayetinin daha çok olduğunu söylemiş, Ebu Ubeyd ile İbni Kuteybe Fırsat kelimesini kabul etmiyerek doğrusunun (Karda) olacağını iddia etmişler hatta bazıları karsa denileceğini söylemişlerdir. Vakıa «karda» ve «korsa» kelimelerinin manası da parça demektir. Fakat bu iddiaların hepsi zaîfdir. Doğrusu kitabımızın rivayetidir. Mümesseke: Üzerine misk sürülmüş demektir ki, Bu da o şeyin yün veya pamuktan bir parça olduğunu gösterir. Rivayetlerin mecmu'undan anlaşılıyor ki Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e sual sormağa gelen kadın ensardan Esma'binti Şekel'dir. Sahih ve meşhur olan da budur. «Elmetali» sahibi Şekel'in «Şek» okunacağını söylemiş; Hatibi Bağdadi ile diğer bazı Ulema ise soran kadının Esma'binti Yezid b. Seken olduğunu kendisine «Kadınların hatibi» denildiğini söylemişler. Hatta İbni Cevzî İle Dimyatı buna cezmen kail olmuşlardır. Dimyati, Müslim'deki ismin tashif olduğunu söylemiştir. Esma (R.A.a)'nın babası Yezid olup kendisine Şekel lakabı verilmiş olması ihtimal dahilindedir. Hadisin birçok kitaplardaki rivayeti Müslim'in buradaki rivayeti gibidir. Ebu Davud gibi bazı hadîs imamları Esma'yi babasının adını zikretmeden rivayet etmişlerdir. Nevevî her iki vechi zikretmiş, fakat hangisinin tercih edileceğini söylememiştir. Ebu Tahir ve Ebu Musa gibi bazı zevat bu hususta Nevevî'ye tabi olmuşlardır. Sonradan yetişen bazı Ulema Hatibi Bağdadi'nin sözünü doğru bulmuş ve ensar içersinde Şekel isminde bir kimse bulunmadığını söylemişlerdir. Vak'anın müteaddit olduğunu söyleyenler de vardır. Hz. Esma'nın sualine karşı Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'efendimizin «Sübhanallah» buyurması hayretinin ifadesidir. Resul-i Zîşan (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) böyle herkesin düşünmeden anlıyabileceği bir sözü Hazreti Esma'nın anlıyamamasına şaşmıştır. Sübhanallah kelimesinin böyle yerlerde taaccüp için kullanıldığını daha önce görmüştük. Hadisin bir rivayetinde «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) utanarak yüzünü çevirdi» denilmiştir. Müslim'in rivayetinde yüzünü kapadığı bildiriliyor. Diğer bir rivayetde Hz. Aişe (R.A.) «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in utandığını görünce kadına öğrettim» demiştir. Müslim'in rivayetinde bu Ta'limİn fısıltı ile konuşarak yapıldığına işaret olunmuştur. Cünüplükten yıkanma sualine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Su alarak temizlenir ve güzelce paklanır. Yahut mübalağalı şekilde paklanır.» cevabını vermiştir. Burada Ravinin şek ettiği anlaşılıyor. Yani Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) «Güzelce paklanır» mı «yoksa «Mübalağalı şekilde paklanır» mı buyurduğunu kestirememiştir. Kaadî lyaz'a göre bu cümlede birinci defa zikredilen temizlikten murad pislik ve hayz kanıdır. Fakat Nevevî bununla abdest kasdedilmiş olmasını daha varid bulmaktadır. Abdest bahsinde gördüğümüz hadisler Nevevî'nin kavlini te'yid ederler.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Müslim. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.