Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1508, sondan 4729. ayet; 11. sure ve Hûd Suresinin 35. ayetidir. Hûd Suresi 35. ayetinin kelime sayisi 12, harf sayısı 52 ve toplam ebced değeri ise 3712 olarak hesaplanmıştır. Hûd Suresinin toplam ebced değeri 537792 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (9) ل (3) ر (5) bulunuyor.
Arapça Metin
ام يقولون افتريه قل ان افتريته فعلي اجرامي وانا بريء مما تجرمون
(Ey Muhammed!) Yoksa “Onu (Kur’an’ı) kendisi uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer onu uydurmuşsam, suçum bana âittir. Ben de sizin işlemekte olduğunuz suçlardan uzağım.”
Müfessirlerin çoğunluğu bu âyetin Nûh kıssasının bir parçası olduğunu söylemişlerse de (bk. Râzî, XVII, 220; Reşîd Rızâ, XII, 71) üslûp ve muhtevası dikkate alındığında âyetin muhatabının Hz. Muhammed olduğu ve Kur’an’da anlatılan Nûh kıssasına, dolaylı olarak da Kur’an’a temas ettiği anlaşılmaktadır. Nitekim birçok müfessir bu görüşü benimsemiştir (bk. Taberî, XII, 32; İbn Kesîr, IV, 252; Reşîd Rızâ, XII, 71). Buna göre Hz. Peygamber Nûh kıssasını insanlara okurken müşrikler, “Bu kıssayı sen uydurdun” diyerek sözünü kesmişler, yüce Allah da peygamberine âyetteki ifadelerle bu iddiayı reddetmesini emretmiştir.
Mehmet Okuyan
Yoksa “Onu (Muhammed) uydurdu!” mu diyorlar? De ki: “Ben onu uydurursam günahım bana aittir. Ben de sizin işlediğiniz günahtan uzağım.”
Bu ayet Mekkeli müşriklerin Hz. Muhammed’e yönelik suçlaması olarak yorumlanabileceği gibi Hz. Nuh ile de ilişkilendirilebilir. Konu Hz. Nuh ile ilgiliyse verilmek istenen mesaj şudur: İnkârcı yöneticileri Hz. Nuh’un din adına tebliğ ettiği her şeyin uydurma olduğunu söylemişler, buna karşılık o da muhataplarına gereken cevabı devam eden cümlede vermiştir. Kastedilen Hz. Muhammed’e Mekkeli müşriklerin gerçekleştirdiği suçlama olarak anlaşılırsa, o zaman da şunu belirtmeliyiz: Hûd suresinin 13. ayetinde de geçtiği üzere, Mekkeli müşrikler Hz. Muhammed’i iftiracılıkla suçlamışlar, vahiy adına söylediklerinin yalan ve kendi uydurması olduğunu belirtmişlerdi. Bu çerçevede Hz. Nuh’un kıssasının arasında Hz. Muhammed’in inkârcı kavminin de yaptığı benzer alaycılıklara gönderme yapılmakta, bu arada asıl konu da bu şekilde bir kez daha hatırlatılmış olmaktadır.
Bayraktar Bayraklı
Yoksa, “bunu kendisi uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Onu uydurduysam günahı bana. Fakat ben sizin işlediğiniz günahlardan uzağım.”
Yoksa “Bunu kendisi uydurdu” mu diyorlar? De ki, “Eğer bunları ben uydurmuşsam, suçum (ve sorumluluğum) bana aittir. Ama (Allah da biliyor ki) Ben sizin işlemekte olduğunuz günahlardan uzağım (beriyim.) ”
Yoksa O, Kur'ân'ı uydurdu mu diyorlar? De ki: “Eğer onu uydurdumsa, günahından ben sorumlu olayım; ama hiç değilse sizin sorumlu olduğunuz günahla benim bir ilgim yok.”
Yoksa:
“Muhammed bu kıssayı uydurdu” mu diyorlar. Sen:
“Eğer bunu uydurdu isem, günahım, vebalim bana ait. Fakat ben sizin, İslâm'a planlı cephe alma günahınızdan, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçunuzdan sorumlu değilim.” de.
'Bunu kendisi uydurdu' mu diyorlar? De ki: 'Eğer onu ben uydurduysam, günahım bana aittir. Ama ben, sizlerin suç olarak işlemekte olduklarınızdan uzağım.'
Yoksa Nûh'un kavmi: “- Bu vahyi Nûh uydurdu mu diyorlar? Ey Nûh, onlara de ki: “- Eğer onu uydurdumsa, günahı benim boynumadır. Ben ise, sizin bana yaptığınız iftira günahından beriyim. “
(Ey Resul!) Yoksa o (Nuh'un kıssası)nı, “kendisi mi uydurdu” diyorlar? (Onlara) de ki: “Eğer onu ben uydurduysam, günahım bana aittir. Ama ben, sizlerin suç olarak işlediklerinizden uzağım.”
Bu âyet, ehemmiyetine binaen Hz. Nûh kıssasını anlatan ayetlerin arasına yerleştirilmiş tek bir cümledir. “Onu ben uydurduysam günahı bana aittir” yani “beni yalancılıkta itham etmeniz sizin Allah’a karşı olan sorumluluğunuzu ortadan kaldırmaz. Ayrıca benim yalan söylemeyen bir kişi olduğumu da çok iyi biliyorsunuz.”
Diyanet İşleri (Eski)
Sana "Kuran'ı kendiliğinden uydurdu" derler, de ki: "Uydurdumsa suçu bana aittir; oysa ben sizin işlediğiniz günahlardan uzağım."
"Bunu (bu aktarılan tarihsel tartışmayı) o uydurdu" mu diyorlar? (Ey Muhammed) De ki: "Onu ben uydurmuş isem, suçumdan ben sorumlu olacağım, ve sizin işlediğiniz suçlarla da benim bir ilişkim yok."
(Habîbim) belki «Onu (Kur'ânı) kendiliğinden uydurdu» derler. De ki: «Eğer ben onu kendim uydurdumsa günâhı benim üstüme olsun. Halbuki ben sizin (böyle bir iftira ile) irtikâb edegeldiğiniz (günâh) dan tamamen uzağım».
(Habîbim, yâ Muhammed!) Yoksa: “Onu (o Kur'ân'ı, kendisi) uydurdu” mu diyorlar?(2) De ki: “Eğer onu uydurduysam, artık günâhım banadır; fakat ben sizin işlemekte olduğunuz günahlardan uzağım!”
(2)“Kur’ân’ı, beşer kelâmı (insan sözü) farz etmek: Lâzım gelir ki, âsârıyla (eserleriyle), te’sîrâtıyla(te’sirleriyle), netâiciyle (netîceleriyle) âlem-i insâniyetin bilmüşâhede (herkesin şâhid olmasıyla) en ruhlu ve hayat-feşân (hayat veren), en hakīkatli ve saâdet-resân (saâdet veren), en cem‘iyetli (hakīkatleri zengin) ve mu‘ciz-beyân (ifâdesi mu‘cize) ve âlî (yüksek) meziyetleriyle yaldızlı bu Furkān’ın (hak ile bâtılı ayıran Kur’ân’ın) gizli hakīkati, hâşâ, muâvenetsiz (kimseden yardım almayan), ilimsiz bir tek insanın sahtekâr, âdî (basit) fikrinin tasnîâtı (sun‘î eseri) olsun ve yakında onu temâşâ (seyr) eden ve merak ile dikkat eden büyük zekâlar, ulvî (yüksek) dehâlar ondan hiçbir zaman hiçbir cihette sahtekârlık ve tasannu‘ (sun‘îlik) eserini görmesin! Dâimâ ciddiyeti, samîmiyeti, ihlâsı bulsun! Bu ise, yüz derece muhâl (imkânsız) olmakla berâber, bütün ahvâliyle (hâlleriyle), akvâliyle (sözleriyle), harekâtıyla bütün hayâtında emâneti (güvenilirliği), îmânı, emniyeti, ihlâsı, ciddiyeti, istikāmeti(doğruluğu) gösteren ve ders veren ve sıddîkīnleri (dosdoğru evliyâları) yetiştiren, en yüksek, en parlak, en âlî haslet (yüksek ahlâk) telakkī edilen ve kabûl edilen bir Zât’ı (Hz. Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’ı), en emniyetsiz, en îmansız, en ihlâssız, en i‘tikadsız (inançsız) farz etmekle, muzâaf (iki katlı)bir muhâli vâki‘ (imkânsız bir şeyi olur) görmek gibi, şeytanı dahi utandıracak bir hezeyân-ı küfrîdir(küfürden gelen bir saçmalamadır).” (Mektûbât, 26. Mektûb, 113-114)
İlyas Yorulmaz
Yoksa “Onlara bildirdiği vahyi, uydurdu mu?” diyorlar. Deki “Eğer Allah adına söylediklerimi size ben uyduruyorsam, Allah adına yalan uydurma suçunun sorumluluğu bana aittir. Bende sizin işlediğiniz suçlardan uzağım (sorumlusu ben değilim).”
«— Yoksa onu uydurdu mu» derler [²]. De ki eğer ben onu uydurmuş olsam, yaptığım günahın vebali bana aittir. Benim günah işlemeniz ile bir ilişiğim yoktur [³].
Ey Muhammed!Yoksa onlar, bunları seninuydurduğunu mu iddia ediyorlar? Onlara de ki: “Eğer onu ben uydurmuşsam, bunun cezasını çekecek olan benim fakat bu, sizin Allah’a karşı olan sorumluluğunuzu ortadan kaldırmaz. Kaldı ki, hayatım boyunca hiç kimseye, hiçbir sebeple yalan söylemediğimi ve dolayısıyla, Allah’a karşı asla yalan söylemeyeceğimi gâyet iyi bilirsiniz. Zira ben, sizin işlediğiniz türden, Allah adına yalan uydurmak veya insanları aldatmak gibi günahlardan uzağım.”Kıssanın geri kalan kısmına gelince:
Yoksa onlar: “Bu (Kur’an’ı, Muhammed) kendisi uydurdu” mu diyorlar? (Sen onlara): “Eğer onu ben uydurduysam, günâhım bana aittir. Ama ben sizin işlediğiniz suçlardan uzağım.” de.1
1 Bu âyet, Hz Nûh kıssasının arasına yerleştirilmiş bir, açıklama cümlesidir. Yani bu anlatılanların bir vahiy mahsulü olduğunu ve Hz. Muhammed (a.s)’ın bunları kendi kafasından uydurmadığını ifâde etmek maksadıyla, araya yerleştirilmiştir.
Muhammed Esed
“[MUHAMMED] kendisi bu [kıssayı] 57 uydurdu” diyorlar, öyle mi? [Ey Peygamber] de ki: “Eğer onu ben uydurduysam bu günahımdan ben sorumlu olayım; ama (hiç değilse) sizin işlediğiniz günahtan uzağım”. 58
Yoksa “Uydurdu” mu? Diyorlar. De ki: – Eğer, onu ben uydurmuşsam bunun suçu bana aittir. Ben de sizin işlediğiniz suçlardan sorumlu değilim. 10/41, 11/13
[1722] YOKSA, “Bu[1723] (kıssayı) o uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer onu ben uydurmuşsam, bunun sorumluluğu bana aittir: Ama benim, sizin işlediğiniz suçlara ilişkin hiçbir sorumluluğum bulunmamaktadır.”[1724]
[1722] Süren kıssanın arasında, kıssanın zamanından ver-kaç yöntemiyle çıkıp sözü iniş zamanının ‘şimdi ve buradasına’ getiren bir âyet. Bu nedenle bağımsız pasaj olarak görülmüştür.
[1723] Lafzen: “o”.
[1724] Burada, muhatabı doğrudan suçlamak ve yargılamak yerine onun kendi durumunu gözden geçirmesi ve kendi kendini yargılaması için böyle hoş bir üslûp kullanılmıştır. (Ayrıca bkz: 2:170; 11:35; 39:43; 43:81.)
Ömer Nasuhi Bilmen
Yoksa, «O'nu uydurdu!» mu diyorlar? De ki: «Eğer onu ben uydurdum ise günahı benim üzerimedir. Halbuki, ben sizin yapar olduğunuz günahtan berîyim.»
Yoksa, "Onu kendisi uydurdu." mu diyorlar? De ki: "Eğer onu uydurmuşsam işlediğim suç benim aleyhimedir. Ama ben, sizin işlemekte olduğunuz suçlardan sorumlu değilim."
Yā eydürler mi ki: Öz yanından yalan düzdi. Eyit: Ben yalan söyledüm‐iseeger pes günāhum, vebālüm benüm üstümedür. Daḫı men bīzār‐men sizüñgünāhlaruñuzdan.