Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1507, sondan 4730. ayet; 11. sure ve Hûd Suresinin 34. ayetidir. Hûd Suresi 34. ayetinin kelime sayisi 18, harf sayısı 66 ve toplam ebced değeri ise 4014 olarak hesaplanmıştır. Hûd Suresinin toplam ebced değeri 537792 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (10) ل (5) ر (4) bulunuyor.
Arapça Metin
ولا ينفعكم نصحي ان اردت ان انصح لكم ان كان الله يريد ان يغويكم هو ربكم واليه ترجعون
“Azgınlık içinde bırakmak” diye tercüme ettiğimiz 34. âyetteki iğvâ kelimesi, “helâk etmek, doğru yoldan saptırmak, baştan çıkarmak, ayartmak, azdırmak ve saptırmak” anlamlarını da içermektedir. Terim olarak iğvâ, “şeytanın veya nefsin insanı kötü yola yönlendirmesi” anlamına gelir. Allah’ın iğvâsından maksat –genel olarak hidayet ve dalâlet konusunda olduğu gibi– imtihan gereği ve ilâhî sünnetin (kanun) bir uygulaması olarak sapmaya yönelenlere izin ve imkân vermesidir. Azgınlıktaki ısrarları sebebiyle Allah bir kavmin maddî, mânevî ve ahlâkî bakımdan bozulmasını, kokuşup çökmesini murat etmişse peygamberin nasihati o topluma fayda vermez. Onlar zenginliklerine, mevki ve makamlarına aldandıkları için gerçeği göremezler, onu görenleri de küçümserler, onlarla birlikte olmaya tenezzül etmezler, peygamberin söz ve davranışları onlara ağır gelir. Nitekim Yûnus sûre-
Mehmet Okuyan
Allah sizi saptırmak (sapkınlık kararınızı onaylamak) istiyorsa, ben size öğüt vermek istesem de öğüdüm size yarar sağlamaz. (Çünkü) O, sizin Rabbinizdir; yalnızca O’na döndürüleceksiniz.”
Buradaki mesaj Yüce Allah’ın haksız yere birilerini saptırması değildir; aksine verilmek istenen mesaj Hz. Nuh’un azgın ve sapkın kavminin bu kararlılıklarını sürdürmelerine dikkat çekilmesidir.
Bayraktar Bayraklı
“Eğer Allah sizi azgınlık içinde bırakmak istiyorsa, ben size öğüt vermek istesem de öğüdüm size fayda vermez. Çünkü O sizin Rabbinizdir. O'na döndürüleceksiniz.”
1- Azgınlaşmayı hak etmişseniz. Azgınlık yolunu tercih ettiyseniz.
Ahmet Akgül
“Eğer (inkâr ve isyanda inadınız ve bozuk fıtratınız yüzünden) Allah sizi azdırıp saptırmayı dilemişse, Ben size öğüt vermek istesem de bu nasihatimin size yararı olmaz. Sizin Rabbiniz O’dur ve O’na döndürüleceksiniz.”
Azgınlığınıza karşılık Allah sizi helak etmeyi murad etmişse öğüt vermek istesem de öğüdüm bir fayda vermez size. Odur Rabbiniz ve dönüp onun tapısına varacaksınız.
Eğer Allah, sizleri azgınlık içinde bocalatmak istemişse, ben de size öğüt vermek istesem, öğüdümün size hiçbir yararı olmaz. Rabbiniz O'dur, hepiniz er geç O'na döneceksiniz.”
“Eğer Allah sizin hak yoldan, sapmanıza özgürlük tanımak istiyorsa, ben size öğüt vermek istesem de, öğüdüm size fayda vermez. O sizin Rabbinizdir. O'nun, sadece O'nun huzuruna götürülüp hesaba çekileceksiniz.” dedi.
Eğer Allah, sizi saptırmayı (helâkinizi) murad ediyorsa, ben size nasîhat etmek istesem de benim nasîhatım size fayda vermez. O, Rabbinizdir ve nihayet ona döndürüleceksiniz.”
Eğer Allah sizi saptırmak istemişse, ben size öğüt vermek istesem de, öğüdüm size fayda vermeyecektir. Rabbiniz ve sahibiniz o Allah’tır. (En sonunda) O’na döneceksiniz.”
Ben size nasihat etsem de eğer Allah (inadınız ve yaptıklarınız yüzünden) sizi sapıklıkta bırakacaksa, nasihatim de size fayda vermeyecektir. Zira O, sizin Rabbinizdir ve hepiniz (sonunda hesap vermek ve hayatınıza kaldığınız yerden devam etmek üzere) O'nun huzurunda çıkarılacaksınız.
“De k; ‘Hak, Rabbinizdendir. Dileyen inansın, dileyen inkâr etsin’…” (Kehf 18:29) Yani “siz inkâr etmeyi dilemişseniz Rabbim size ne yapsın! Benim nasihatlerim sizi doğru yola nasıl getirsin? Siz önce kendinizi değiştirmeye karar vermelisiniz”. “Bir toplum, tutumunu değiştirmedikçe Allah o toplumun konumunu değiştirmez!” (Ra’d 13:11)
Diyanet İşleri (Eski)
33,34. "Ancak Allah dilerse onu başınıza getirir, siz O'nu aciz bırakamazsınız. Allah sizi azdırmak isterse, ben size öğüt vermek istesem de faydası olmaz. O, sizin Rabbinizdir, O'na döndürüleceksiniz" dedi.
Eğer Allah sizi azdırmak istiyorsa, ben size öğüt vermek istesem de, öğüdüm size fayda vermez. (Çünkü) O sizin Rabbinizdir. Ve (nihayet) O'na döndürüleceksiniz.»
Ben size öğüt vermek istemiş olsam da, eğer Allah sizi helâk etmeyi murad ediyorsa, zaten öğüt vermemin size bir faydası olmaz. Rabbiniz O'dur ve nihayet O'na döndürüleceksiniz.
Ben size nasıhat etmek istemiş isem de Allah sizi helâk etmek murad ediyorsa benim nasıhatim size fâide de vermez, rabbınız o, ve siz nihayet ona irca' edileceksiniz
«Eğer Allah sizi helak etmek dilemişse, ben sizin iyiliğinizi arzu etmiş olsam bile, bu hayırhahlığım size fâide vermez. O, sizin Rabbinizdir ve nihayet ancak Ona döndürüleceksiniz».
“Eğer Allah sizi dalâlete atmayı diliyorsa, (ben) size nasîhat etmek istesem de nasîhatim size fayda vermez. Rabbiniz O'dur ve ancak O'na döndürüleceksiniz.”
“Size öğüt vermek istesem de, Allah sizi bu azgınlık içinde bırakmayı dilediği sürece, vereceğim öğüdün size hiçbir faydası olmayacak. Çünkü sizin Rabbiniz O dur ve O’na döndürüleceksiniz” dedi.
Allah sizi azdırmak [¹] isterse ben size nasihatte bulunmak istesem de yine benim nasihatim size fayda vermez. O, sizin Rabbinizdir, O/na döneceksiniz.»
“Zaten ben size ne kadar öğüt vermek istesem de, eğer Allah günahlarınızdan dolayı sizi cezalandırmaya karar vermiş, bu yüzden de sapıklık içinde kalmanızı dilemişse, öğütlerim size hiçbir yarar sağlamayacaktır. Zira ilâhî yasalara göre, bir toplum kendisini değiştirmediği sürece Allah onları değiştirmez. Unutmayın ki,kâinâtı yaratan, yöneten ve yönlendiren, sizin tüm hayatınızla ilgili kanunlar ve kurallar koyan gerçek Sahibiniz, Efendiniz,Rabb’iniz O’dur ve hepiniz eninde sonunda O’nun huzuruna çıkarılacaksınız.”Şimdi, Nûh’un kıssasına kısa bir ara vererek, müşriklerin bu kıssalar karşısındaki tutumunu okuyalım:
“Eğer Allah sizi helâk etmeyi1 dilemişse, ben size öğüt vermek istesem de benim öğüdümün size bir faydası olmaz. İşte Rabbiniz, O (Allah’tır) ve (sonunda) O’na döndürüleceksiniz.” dedi.
1 Âyetin bu bölümü: “Eğer Allah sizi azdırmayı dilemişse...” şeklinde de tercüme edilebilir.
Muhammed Esed
çünkü size öğüt vermek istesem de, eğer Allah sizin azgınlık içinde kalmanızı 56 dilemişse, benim öğüdümün size hiçbir yararı olmaz. Rabbiniz O'dur ve hepiniz er geç O'na döneceksiniz.”
Ben size ne kadar öğüt vermeye çalışırsam çalışayım eğer Allah sizin azgınlığınızı onaylamışsa benim size verdiğim öğütlerin hiçbir faydası olmaz, zira Rabbiniz O’dur, en sonunda Allah’a döndürüleceksiniz. 10/71
Hem ben size ne kadar samimiyetle öğüt vermeye çalışırsam çalışayım, eğer Allah sizin yoldan sapmanızı tercih etmiş olsaydı (-hele ki öyle değil-),[1721] o vakit benim verdiğim öğüt size hiçbir yarar sağlamazdı: O sizin Rabbinizdir, sonunda O’na döndürüleceksiniz.”
[1721] Veya: “helâkinizi dilemiş olsaydı” (Krş: Râzî). Parantez içi açıklama hem cümlenin şartlı yapısı gereği sözgelimine, hem de Kur’an’ın bütününe dayanmaktadır (Bkz: 2:256; 18:29; 79:3). Allah’ın saptırma ve doğru yolu göstermesinde insanın tercihinin belirleyiciliği için bkz: 2:27. Parantez içi açıklamanın gerekçesi, zalim kavmin 27 ve 32. âyetlerde dile gelen tavrıdır (Krş: 13:27, not 37).
Ömer Nasuhi Bilmen
«Ve benim nasihatım size faide verecek değildir, size nasihatta bulunmak istesem de, eğer Allah Teâlâ sizi idlâl etmek irâde eder oldu ise. Rabbiniz O'dur ve O'na döndürüleceksinizdir.»
Allah sizin helâkinizi dilemişse, ben sizin iyiliğinizi arzu etsem bile, size öğüt verip iyiliğinizi istemem size fayda etmez. Rabbiniz O'dur ve siz O'nun huzuruna götürüleceksiniz. ”
“Sizin iyiliğiniz için ne kadar gayret edersem edeyim, Allah yoldan çıkışınızı onaylamışsa bu gayretlerimin size bir faydası olmaz. O sizin Rabbinizdir. O’nun huzuruna çıkarılacaksınız.”
"Eğer Allah sizi azdırmak istiyorsa, ben size öğüt vermeyi gaye edinsem de öğüdüm size hiçbir yarar sağlamaz. O'dur sizin Rabbiniz ve O'na döndürüleceksiniz."
“daħı aśśı eylemeye size eyü dilemegüm eger diler isem kim eyü dileyem size eger ola Tañrı diler kim azdura sizi. ol çalabuñuzdur daħı andın yaña döndürinilesiz.”