Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4101, sondan 2136. ayet; 39. sure ve Zümer Suresinin 43. ayetidir. Zümer Suresi 43. ayetinin kelime sayisi 14, harf sayısı 54 ve toplam ebced değeri ise 3469 olarak hesaplanmıştır. Zümer Suresinin toplam ebced değeri 364979 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
ام اتخذوا من دون الله شفعاء قل اولو كانوا لا يملكون شيـا ولا يعقلون
“Şefaatçiler”den maksat, putperestlerin, zor durumda kaldıklarında Allah katında kendileri için aracılık yaparak dileklerinin yerine gelmesine yardımcı olacağına inandıkları putlar veya bu sembollerin temsil ettiği, Allah’ın yanında hatırlı olduğuna inandıkları bazı kişilerdir (Râzî, XXVI, 285). Oysa putların böyle bir aracılıkta bulunması imkânsızdır, çünkü bunlar cansız, güçsüz ve bilinçsiz varlıklardır. Belirtilen hatırlı kişiler de böyle bir imkâna sahip olamazlar, çünkü kıyamet gününde Allah’tan başka bir güç kalmayacak ve O izin vermedikçe kimse kimseye şefaat edemeyecektir. Sonuç olarak kurtuluş yalnız Allah’a kulluktadır. Bu sebepledir ki 44. âyette şefaat yetkisinin bütünüyle Allah’a ait olduğu, yani bu yetkiyi yalnız O’nun vereceği bildirilmiş ve O’nun hükümdarlık (mülk) ve mükemmelliğine özlü bir ifadeyle dikkat çekilmiştir.
Tarihî bağlamda Mekke putperestlerinin bazı nesnelere veya kişilere kurtarıcı bir rol biçmelerini ve onlara tapmalarını eleştiren 43. âyette daha genel olarak şu gerçek ortaya konmaktadır: Ölmüş veya yaşamakta olan velîlere, azîzlere, önderlere vb. şahsiyetlere yahut hayalî varlıklara ya da bunları sembolleştiren çeşitli cansız nesnelere âdeta tanrı gibi aşkın mahiyetler yüklemek ve –ister din ister dünya konusunda olsun– onlardan olağan üstü işlevler beklemek saçmalıktan başka bir şey değildir. Halbuki –konumuz olan âyetlerde tefekkür ve akıl kelimelerine vurgu yapılarak işaret buyurulduğu üzere– insan, zihnî melekelerini doğru kullanırsa, kula kul olma zilletinden kendini koruması ve yalnızca Allah’a inanıp şefaat izni O’ndan geleceği için sadece O’na güvenmesi gerektiğini anlar.
Mehmet Okuyan
Yoksa onlar Allah’ın peşi sıra (başkalarını) şefaatçiler mi edindiler! De ki: “Onlar hiçbir şeye güç yetiremezlerse ve akıl erdiremezlerse de mi?”
Yoksa (gafiller ve kâfirler) Allah'tan başka şefaatçiler mi edindiler? De ki: “Ya onlar, hiçbir şeye malik değillerse ve (çok şeye) akıl da erdiremiyorlarsa (yine mi onların peşinden gidilecektir) ?”
Ama onlar, Allah'ın yanısıra hayali şefaatçilere de kulluk yapmayı tercih ederler. De ki: “Nasıl olur ilahlaştırdığınız her türlü şeylerin hiçbir şeye gücü yetmese ve hiçbir şeyi anlamasalarda mı, bunlardan şefaat bekleyeceksiniz?”
Yoksa onlar, Allah'ın dışında, Allah'ın sıfatlarına benzer sıfatlar uydurdukları varlıkları, Allah'a eş, ibadete layık aracı tanrılar mı edindiler?
“- Onlar hiçbir şeye güç yetiremezler ve akıl erdiremezlerse de mi, onları ibadete layık, Allah'a eş aracı tanrılar edineceksiniz?” de.
Yoksa (o Mekke kâfirleri), Allah'dan başkasını şefaatçılar mı edindiler? (Kendilerine şefaat etmek için putlara mı tapıyorlar?) de ki: “- (O putlar), bir şeye güç yetiremezler ve akıl erdiremezlerse de mi? (Şefaat edecekler).”
Yoksa onlar Allah’ın dışında şefaatçiler mi edindiler? De ki: “Şefaatçi olduklarını iddia ettiğiniz o şeyler, hiçbir şeye malik olmayan, hiç akılları olmayan nesneler olsalar da mı (şefaat edecekler)?”
Yoksa (onlar) Allah'tan başka hayali şefaatçiler (aracı kuvvetler, şahıslar, otoriteler) mi buldular? De ki: “Onların hiçbir yetkileri olmasa, akıl ve şuurdan mahrum olsalar da mı onlara kulluk ve ibadet (etmeye devam) edeceksiniz?”
Yoksa onlar Allah'tan başkasını şefaatçılar mı edindiler? De ki: Onlar hiçbir şeye güç yetiremezler ve akıl erdiremezlerse de mi (şefaatçı edineceksiniz)?
Yoksa onlar Allahdan başkasını (kendilerine) şefâatcılar mı edindiler? De ki: «Hiç birşey'e güc yetiremezler ve akıl erdiremezler olsalar da mı»? (Buna rağmen mi şefaat edecekler)?!
Yoksa Allah'dan başka şefâatçiler mi edindiler? De ki: “(O putlar) hiçbir şeye sâhib olamazlar ve akıl erdiremezlerse de mi (onları şefâatçi edineceksiniz)?”
Yoksa onlar Allah’dan başka şefaatçiler mi edindiler? Deki “O şefaatçiler hiçbir şeye sahip olmasalar ve akıl etmeseler demi, onları şefaatçi edinecekler?”
Yoksa onlar Allah/tan başkalarını şefaatçi mı edindiler? De ki onlar hiçbir şeye mâlik olmasalar, akıl erdiremeseler de yine onları şefaatçi edecek misiniz?
Yoksa onlar, Allah’tan başka şefaatçiler mi edindiler ki, Hesap Günü kendilerini azaptan kurtaracağına inandıkları bu şefaatçilere güvenerek, ilâhî mesaja karşı bu denli vurdumduymaz davranıyorlar? Ey Müslüman! Onlara de ki: “Şefaatiyle kurtulacağınızı sandığınız bu kimseler, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve hakikati kavrayamayan fânî varlıklar olsalar da mı onların şefaatine sığınacaksınız?
Yoksa onlar, Allah’tan başkasını şefâatçiler mi edindiler? (Ey Muhammed! Onlara): “O (şefâatçileriniz) hiçbir şeye gücü yetmeyen ve akıl da erdiremeyen kimseler ise de mi?” de.
Ama 45 onlar, Allah'ın yanısıra [hayalî] şefaatçiler[e 46 de kulluk yapmayı] tercih ederler. De ki: “Nasıl olur? Onların hiçbir şeye güçleri yetmese de ve akılları (hakikati) kavramıyor olsa da mı?” 47
Yoksa onlar Allah ile aralarına birilerini koyup birtakım şefaatçiler mi ediniyorlar? De ki: – Peki, onlar hiç bir şeye sahip değiller ve akılları hiç bir şeye ermiyor ise? 6/94, 10/18
Yoksa onlar, Allah’ın astlarından (hayalî) şefaatçiler mi buldular? Onlara şunu sor: “Ne yani! Hiçbir şeye güçleri yetmese, akılları ermese de mi?”[4145]
Bilakis onlar kalkmış, Allah'tan başka birtakım sözüm ona şefaatçiler bulmuşlar! De ki: “Onların hiçbir yetkileri olmasa, akıl ve şuurdan mahrum olsalar da mı onlara ibadet edeceksiniz? ” [2, 255]
Yoksa Allah'tan başka şefa'atçiler mi edindiler? De ki: "Onlar, hiçbir şeye malik olmayan, düşünmeyen şeyler olsalar da mı (onları şefa'atçi edineceksiniz?)"
Yoksa onlar Allah'tan başka şefaatçiler mi edindiler? De ki: Ellerinden hiçbir şey gelmese, hattâ akılları bile olmasa, yine mi onlardan şefaat umacaksınız?
Yoksa Allah'ın berisinden şefaatçılar mı edindiler? De ki: "Onlar hiçbir şeye sahip olmayan/hiçbir şeye gücü yetmeyen, aklını da işletmeyen varlıklar olsalar da mı?"