Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 138, sondan 6099. ayet; 2. sure ve Bakara Suresinin 131. ayetidir. Bakara Suresi 131. ayetinin kelime sayisi 9, harf sayısı 33 ve toplam ebced değeri ise 2331 olarak hesaplanmıştır. Bakara Suresinin toplam ebced değeri 1820072 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (7) ل (8) م (3) bulunuyor.
İlk âyette yahudiler, hıristiyanlar ve putperest Araplar’a yönelik bir eleştiri bulunmaktadır. Zira 124. ve onu takip eden âyetlerden anlaşılacağı üzere, “İbrâhim’in inanç sistemi” (millet-i İbrâhim) kısaca, Allah’ın birliğini tanımak, kalben O’na teslim olmak, yalnız O’na kulluk etmek, Beytullah’ı kutsiyetine yakışmayan her türlü maddî ve mânevî kirden temiz tutmak ve orada gerekli ibadet kurallarını uygulamak gibi hükümleri içermektedir. Hz. İbrâhim’in dünyada seçkin kılınması, âhirette iyiler arasında yer alması da böyle bir dinin kendi dönemindeki en büyük temsilcisi olmasından dolayıdır. 132. âyette ifade buyurulduğu üzere o, söz konusu dini kendi çocuklarına ve dolayısıyla sonraki nesillere de vasiyet etmiştir. 132-133. âyetlerde onun torunu ve Hanîf dininin diğer bir temsilcisi olan Hz. Ya‘kub’un da kendi oğullarına aynı vasiyeti tekrar ettiği, tevhid inancından sapmamalarını emrettiği; onların da tevhid geleneğini yaşatacaklarına dair söz verdikleri bildirilmektedir. Bu durum karşısında Hz. Peygamber döneminden itibaren gerek yahudiler ve hıristiyanlar gerekse müşrik Araplar, kendilerini İbrâhim’in soyuyla bağlantılı görmelerine rağmen, İslâm dinini ve Hz. Muhammed’in peygamberliğini kabul etmemekle, temelde İbrâhimî geleneği, diğer bir deyişle Hanîf dinini de reddetmiş oluyorlardı. Çünkü hem konumuz olan âyetlerde hem de Kur’ân-ı Kerîm’in başka birçok yerinde Hz. Muhammed’in getirdiği dinle İbrâhim ve diğer hak peygamberlerin getirdikleri dinlerin aynı ilâhî hakikatleri içerdiği bildirilmekte, hatta bu sûrenin 135. âyetinde müslümanlara, “Biz, Hanîf olan İbrâhim’in dinine uyarız” demeleri emredilmektedir. Öte yandan 132. âyetin son cümlesinden de anlaşılacağı üzere İbrâhim’le Ya‘kub’un, oğullarına vasiyet ettikleri din de genel anlamda İslâm’dan başkası değildi. Kur’ân-ı Kerîm’de de Hz. Ya‘kub’un, İshak’ın oğlu olduğuna işaret edilir (Hûd 11:71); ayrıca Yûsuf sûresinde (12:4) Yûsuf’un babası olduğu belirtilerek oğlunun kuyuya atılmasından duyduğu derin üzüntüden ve bu olay üzerine gözlerini kaybetmesinden, engin sabrından, kıtlık üzerine oğullarını Mısır’a göndermesinden, Yûsuf’a kavuştuktan sonra gözlerinin açılmasından bahsedilir. Kur’an’da ayrıca onun sâlih kullardan olduğu (Enbiyâ 21:72), Allah’ın kendisine vahiy indirdiği (Bakara 2:136; Âl-i İmrân 3:84), Allah’ın güçlü ve basiretli kulları arasında yer aldığı (Sâd38:45) bildirilir. Tevrat’ta, Ya‘kub peygamberin, Tanrı ile güreşip O’nu yendiği için Tanrı’nın ona İsrâil adını verdiği bildirilir (Tekvîn, 32:24-28). İslâmî kaynaklarda da İsrâil kelimesinin Hz. Ya‘kub için kullanıldığı ifade edilmekle birlikte, yahudi kaynaklarında bu kelimenin anlamı konusunda verilen bilgiler İslâm’ın ulûhiyyet ve peygamberlik inancıyla bağdaşmadığı için müslüman bilginler bu hususta farklı açıklamalar getirmişlerdir (genişbilgi için bk. Bakara 2:40).
Mehmet Okuyan
Hani Rabbi ona “Teslim ol!” demişti; o da “Âlemlerin Rabbine teslim oldum.” cevabını vermişti.
Yaratan, yaşama kabiliyeti, gücü ve varlıklara işleyiş düzenlerini veren, koruyan, kontrol eden Rabbi ona:
“İslâm'ı yaşayan müslüman ol, bana teslim olarak hükmüme razı ol" buyurunca,
“Ben yaratan, yaşama kabiliyeti gücü ve varlıklara işleyiş düzenlerini veren, koruyan, kontrol eden, âlemlerin, bütün varlıkların Rabbine teslim olarak hükmüne razı oldum, İslâm'ı yaşayan müslüman oldum." dedi.
Cemal Külünkoğlu Bakara Suresi 131. Ayet Açıklaması
İslam’ın kelime anlamlarından biride “teslim”dir. Teslim, “itaat etmek, boyun eğmek, doğrulamak, selamete ulaşmak” demektir. Bu da insanın tek olan Yaratıcısına iman ettikten sonra her şeyi ile ona teslim olup hayatını onun istediği şekilde biçimlendirmesi ve onun emirleri doğrultusunda yaşamasıdır. Müslüman, Allah’a teslim olan ve bu teslimiyetin gereği olarak da hayatını bütünüyle Allah’a göre dizayn eden kişidir. Ancak bu noktada Allah’a teslim olmayı bir kadercilik olarak değerlendirmek yanlış olur. Bu yüzden, Hz. İbrahim sadece “Teslim oldum.” demedi. Bu sözün sorumluluğunu diğer tüm peygamberler gibi yerine getirdi ve bu teslimiyeti örnek kişiliği ile başta oğulları olmak üzere kendinden sonraki kuşaklara hem önerdi hem de yaşayarak gösterdi. Zaten en büyük tebliğ de anlatmak değil, anlattığını tatbik ederek göstermektir.
Diyanet İşleri (Eski)
Rabbi ona: "Teslim ol" buyurduğunda, "Alemlerin Rabbine teslim oldum" demişti.
(2)“Evet herkesin bütün saâdetleri, bir Rabb-ı Rahîm’e (merhamet edici bir Rabbe) olan teslîmiyete bağlıdır. Aksi takdirde pek çok rablere muhtaç olur. Çünki insanın, câmiiyeti (kābiliyetlerinin toplayıcılığı)i‘tibâriyle bütün eşyâya (herşeye) ihtiyâcı ve alâkası vardır. Herşeye karşı, gerek hissederek gerekse hissetmeyerek teessürü (üzüntüleri) ve elemleri (acıları) vardır. Bu hâl ise, tam Cehennem gibi bir hâlettir(vaziyettir). Fakat erbâb tevehhüm edilen esbâb (rab zannedilen sebebler), yed-i kudretine perde olan Rabb-ı Vâhid’e (bir tek Rabbe) teslîmiyet, Firdevsî (Cennet saâdeti gibi) bir vaziyettir.” (Mesnevî-i Nûriye, Katre, 44)
İlyas Yorulmaz
İbrahim’e Rabbi “Teslim ol” demişti de, o “Âlemlerin Rabbine teslim oldum” demişti.
Çünkü vaktiyle Rabb’i ona:“Emirlerime boyun eğerek sadece bana teslim ol!” dediğinde, o derhâl:“Baş üstüne, tüm benliğimle âlemlerin Rabb’ine teslim oldum, bütün varlıkların Efendisine içtenlikle boyun eğdim! Sadece O’nun kulu ve kölesiyim.” demişti.
1 (اَسْلِمْ) ifâdesi, “teslim ol, Müslüman ol.” şeklinde tercüme edildiği zaman, âyetin anlamı yukarıdaki yedi âyetin içeriğine ve “Hz. İbrahim’in hiç müşrik olmadığı” âyetine (Bakara: 135, Âlu İmrân: 67) ters düşmektedir. Bu sebeple bu fiilin diğer anlamı olan, “halisane ibâdet etmek” (Celâleyn, Kurtubî, İbnü Kesir) anlamı tercih edilmiştir.
Muhammed Esed
Rabbi o'na “Bana teslim ol!” dediğinde; “[Sana], bütün âlemlerin Rabbine teslim oldum!” diye cevap verdi.
Mustafa İslamoğlu Bakara Suresi 131. Ayet Açıklaması
[260] Zımnen: İbrahim de bütün rasuller gibi Allah’ın hakkını teslim etmek için Allah’a teslim olanlardandı. Bu âyet bir üstteki âyette ifade edilen “seçimle” doğrudan ilgilidir. Allah onu insanlar arasından rasul olarak seçtiğinde teslim olmasını istedi, o da teslim olduğunu hayatıyla göstererek bu seçime lâyık olduğunu isbat etti. Buradaki konuşma, kimi müfessirlerin de ifade ettiği gibi, bizatihi gerçekleşmiş sözlü bir diyalogdan çok, fiilî bir ifade biçimi de olabilir (Bkz: Zemahşerî, Râzî, Şevkânî ve Âlûsî).
Ömer Nasuhi Bilmen
Hani o vakit ki İbrahim'e Rabb-i Kerîm'i «İslâm ol!» dedi. O da, «Alemlerin Rabbine teslim oldum (ümurumu O'na tefviz ettim)», dedi.
İsrailoğulları Hz. Yâkub (a.s.)’ın neslinden geldiklerinden, özellikle onun adı zikrediliyor. Tevrat’ta Hz. Yâkub’un vefatı anlatılırken onun bu son isteği yer almaz. Fakat Talmud ayrıntılı bir şekilde anlatır (Mevdudî, Tefhim).
Süleyman Ateş
Rabbi ona: "İslam ol!" demişti, "Alemlerin Rabbine teslim oldum." dedi.