Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2965, sondan 3272. ayet; 26. sure ve Şu'arâ Suresinin 33. ayetidir. Şu'arâ Suresi 33. ayetinin kelime sayisi 6, harf sayısı 26 ve toplam ebced değeri ise 3034 olarak hesaplanmıştır. Şu'arâ Suresinin toplam ebced değeri 392049 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu ayetle aynı/benzer 1 ayet daha bulunmaktadır. Bunlar; 7:108 ayetleridir. Bu sure طسم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ط (0) س (0) م (0) bulunuyor.
Eski Mısır inancında Firavun hem kral hem de tanrının oğlu ve dolayısıyla tanrı sayılıyordu. Bu sebeple, onun tanrılığını kabul etmemek veya tanrısallığına karşı meydan okumak mevcut dine karşı çıkmak anlamına geliyordu (Firavun hakkında bilgi için bk. A‘râf 7:103); Allah tarafından seçilerek gönderilmiş bir peygamberin, Firavun’un tanrılığını kabul etmesi ise söz konusu olamazdı. Hz. Mûsâ’nın getirdiği deliller karşısında çaresiz kalan Firavun, kaba kuvvete başvurarak onu zindana atmakla tehdit etti. Bununla birlikte Mûsâ aleyhisselâm Firavun’un iman edeceği ümidiyle ona tatlı dille konuştu, Allah da mûcizeler gönderdi (32 ve 33. âyetlerde belirtilen mûcizeler hakkında bilgi için bk. A‘râf 7:107-108; Tâhâ 22:22, 56-76).
Mehmet Okuyan
Elini de (koynundan) çıkarmıştı. Bir de ne görsünler, o (eli) bakanlara bembeyaz (görünmüştü).
Ve elini koynuna sokup çıkardı; bir de ne görsünler, koynuna sokmadan önce normal olan eli, görenlere hayranlık verecek derecede ışıl ışıl, bembeyaz!Böylece ne Firavunun, ne de adamlarının, Mûsâ’nın doğru söylediğine dâir en ufak bir şüpheleri kalmadı. Fakat kibir ve ihtirâsları, onları imandan alıkoydu. Bu yüzden, Mûsâ’nın dâvetini etkisiz kılmak amacıyla plânlar kurmaya başladılar:
Mustafa İslamoğlu Şu'arâ Suresi 33. Ayet Açıklaması
[3195] Bizim değerlendirmemiz şudur: Bu beyazlık tam anlamıyla “kusursuzdu” (Bkz: 27:12; 28:32). Yed-i beyzâ (beyaz el), arınmayı ve tevbeyi temsil ediyordu. O el bir zamanlar istemeden cinayetle sonuçlanan bir kazaya sebep olmuştu. Fakat o elin sahibi öyle bir tevbe etti ki, o tevbe sadece eli pırıl pırıl ve tertemiz yapmakla kalmadı, aynı zamanda etrafını aydınlatan bir el yaptı. Zaten tevbe “onarmak ve tekrar kazanmak” anlamını içerir. Mesaj açıktır: Elleriniz yaptıklarınızla kirlenebilir. Fakat samimi ve bedeli ödenmiş bir tevbeyle yıkarsanız pırıl pırıl, ap ak olur. “Peki, sonunda pırıl pırıl olacaktı da niçin kirlendi?” sorusunun cevabı bellidir: Elleri temizlemek için önce bir ele sahip olmak gerek; olmayan el kirlenmez de, temizlenmez de. Ölümlü kaza, Musa’ya elin gücünü fark ettirdi. Herkes ellerine baksın!
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve elini çekip çıkardı. Hemen o, nazar edenlere karşı bembeyaz (kesilmiş) idi.