Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3284, sondan 2953. ayet; 28. sure ve Kasas Suresinin 32. ayetidir. Kasas Suresi 32. ayetinin kelime sayisi 25, harf sayısı 101 ve toplam ebced değeri ise 7645 olarak hesaplanmıştır. Kasas Suresinin toplam ebced değeri 399353 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure طسم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ط (0) س (3) م (8) bulunuyor.
Arapça Metin
اسلك يدك في جيبك تخرج بيضاء من غير سوء واضمم اليك جناحك من الرهب فذانك برهانان من ربك الى فرعون وملائه انهم كانوا قوما فاسقين
“Elini koynuna sok. (Alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir hâlde çıksın. Korkudan açılan kolunu kendine çek (toparlan). İşte bunlar, Firavun ve ileri gelen adamlarına (göstermen için) Rabbin tarafından (sana verilen) iki delildir. Çünkü onlar fasık bir kavimdirler.”
Mûsâ ateşin bulunduğu yere vardığında, ateş zannettiği o ışığın gerçekte ilâhî bir nur olduğunu görmüştür. Bu nur, onun ilâhî huzura çağrılmasına vesile kılınmış ve bu mazhariyete erdikten sonra Mûsâ’ya vahiy gelmiş, mûcizelerle donatıldığı kendisine gösterilerek Firavun’a gitmesi emredilmiştir. “Vadinin sağ tarafı” tabiri, izâfî olarak Mûsâ’nın gidiş yönüne göre –ki batı yönünde gidiyordu– verilmiş bir isim olabileceği gibi, Arap geleneğine göre kıbleye dönüldüğünde sağda kalan tarafı da ifade edebilir (İbn Âşûr, XX, 112-113). Bununla birlikte “sağ taraf” diye tercüme ettiğimiz eymen kelimesi “bereketli” anlamına da gelmektedir. Yüce Allah burada mübarek (bereketli) bir bölgede yer alan vadinin, üzerinde ağaç da bulunan sağ tarafından gelen bir sesle, “Ey Mûsâ! Muhakkak ki ben, evet, ben âlemlerin rabbi olan Allahım” diye seslenerek Hz. Mûsâ ile vasıtasız olarak konuşmuş, böylece Mûsâ da bu ilâhî sesi duymanın korkulu heyecanını burada yaşamıştır. 30. âyette bildirilen mübarek bölgeden maksat Hz. Mûsâ’ya vahyin ilk indiği yerdir. Hz. Mûsâ’ya peygamberlik görevinin burada verilmesi ve Allah Teâlâ’nın onunla konuşmuş olması sebebiyle burası mübarek kılınmıştır (Elmalılı, V, 3730; ayrıca bk. Neml 27:8). İlâhî mesajı Firavun’a tebliğ etmekle görevlendirilmiş olan Hz. Mûsâ, dokuz mûcize ile desteklenmiştir Ancak bunlardan sadece ikisi burada zikredilmiş, diğerleri ise başka sûrelerde anlatılmıştır (bilgi için bk. A‘râf-7:103-108,130-136; Tâhâ 20:16-24, 65-69; İsrâ 17:101; Neml 27:12). 32. âyetteki “Korkudan açılıp savrulan kollarını normal konuma getir” cümlesi beklenmedik bir anda korkutucu bir şeyle karşılaşan ve gayri ihtiyarî olarak elini kolunu açıp kendini koruma durumuna geçen insanın, korku sebebi ortadan kalktıktan sonra kolunu indirerek kendini toparlamasını ve sâkinleşmesini dile getiren deyim olup 31. âyetin son cümlesine paralel düşmektedir (krş. Zemahşerî, III, 175). Her iki âyet de görevini korkusuzca yerine getirebilmesi için Hz. Mûsâ’ya ilâhî güvencenin verilmiş olduğunu ifade eder (bu konuda ayrıca bk. Tâhâ 20:17-24; Neml 27:7-12).
Mehmet Okuyan
Elini koynuna sok ki kusursuz bembeyaz çıksın. Korkudan dolayı (açılan) kollarını da kendine çek! İşte bu iki (olay) Firavun ve yöneticilerine karşı Rabbin tarafından (sana verilen) iki kesin delildir. Şüphesiz ki onlar yoldan çıkan bir toplum olmuşlardır.”
Benzer mesaj: Neml 27:12. Hz. Musa’nın elinin bembeyaz, kusursuz bir hal alması, elindeki bir rahatsızlığın fiziksel/bedensel anlamda iyileşmesi anlamında hakikat anlam verebileceği gibi, daha önce işlediği hataen insan öldürme suçunun affedildiğinin sembolü de olabilir.
Bayraktar Bayraklı
“Elini koynuna koy, lekesiz, bembeyaz çıksın. Ellerini koltuk altına çek, korkun kalmasın.” Bu ikisi, Firavun ve ileri gelenlerine karşı Rabbinin iki mucizesidir. Doğrusu onlar yoldan çıkmış bir topluluktu.
Elini koynuna sok, kusursuz beyaz olarak çıkar. Telaşlanma, kollarını kendine çek. Bu ikisi, senin Rabb'inden, Firavun ve onun melelerine¹ iki burhandır.² Kuşkusuz ki onlar, sapkın bir kavimdir.
1- Halkın ileri gelen seçkinleri. Din adamları sınıfı. 2- İlahi rehberlik. Kanıt. Allah'tan kesin doğruları ortaya koyan yol gösterici.
Ahmet Akgül
(İkinci bir alâmet olmak üzere) “Şimdi elini koynuna sok, kusursuz olarak bembeyaz çıksın. Ve (her türlü) dehşet ve tehlike durumunda (rakiplerini ürkütmek ve dizginlemek üzere) kanatlarını (kollarını) koltuklarının altına sok (ki bembeyaz olarak ve ışıklar saçarak çıkarasın) . İşte bunlar, senin Rabbinden Firavun ve önde gelen adamlarına (yönelik) iki kesin-kanıt (mucize) dir. Gerçekten onlar, fasık bir kavimdir.”
Elini koynuna koy da bir hastalık yüzünden olmaksızın bembeyaz, parılparıl parlar bir halde çıksın, korkudan yanlarına düşen ellerini kavuştur göğsüne; bu iki şey, Rabbinden, Firavun'a ve ileri gelen adamlarına iki kesin delil; şüphe yok ki onlar, buyruktan çıkmış bir topluluktur.
Ve şimdi elini koynuna sok, lekesiz olarak bembeyaz, pırıl pırıl çıksın ve korkudan kanat gibi açılan, ellerini birbirine kavuştur yani kendini toparla. Bu iki şey, yani asâ ve beyazlaşan el, senin Rabbin tarafından, Firavun ve seçkinler çevresine gönderilen bir elçi olduğunu gösteren alametlerdendir. Çünkü onlar, yoldan çıkmış bir topluluktur.”
“Elini koynuna sok, kusurla ilgisi olmayan, ışıl ışıl, bembeyaz bir el ortaya çıksın. Dehşetten, korkudan indiremediğin kolunu indir. İşte bu ikisi, Firavun ve ileri gelenlerine karşı Rabbin tarafından sana verilen iki kesin delildir. Onlar doğru ve mantıklı düşünmeyi terkeden fâsık, âsi, bozguncu bir kavim olmuşlardır.” denildi.
Elini koynuna sok da bir hastalık olmadan bembeyaz çıksın. Korkudan açılan kanatlarını (kollarını) kendine çek. Bu ikisi Rabbinden, Firavun'a ve adamlarına karşı iki kesin delildir. Şüphesiz onlar fasık bir kavimdirler."
'Elini koynuna sok, kusursuz olarak bembeyaz çıksın. Ve (her türlü) dehşetten yana kanatlarını kendine doğru çek. İşte bunlar, senin Rabbinden Firavun ve önde gelen adamlarına iki kesin-kanıt (mucize)dır. Gerçekten onlar, fasık bir topluluktur.'
Elini koynuna sok, kusursuz olarak bembeyaz (ışık veren güneş gibi) çıkacaktır. Ellerini de koltuklarının altına koy, sendeki korku gidecektir. İşte bunlar (Asâ'nın yılan olması, elin embeyaz güneş gibi çıkması), Rabbinden iki mucizedir ki, (seni onlarla) Firavun'a ve kavmine gönderdik, çünkü onlar fâsık (kâfir) bir kavim oldular.”
“Elini koynuna sok. Hiçbir leke olmadan bembeyaz olarak çıkacaktır. Ve korku salan kanadını takın. İşte bu asa ve el, Rabbin olan Allah’tan, Firavun ve meclisine gösterilmek üzere iki açık ve kuvvetli delildirler. Çünkü Firavun kavmi, ilahî yasaları çiğneyen bir toplumdur.” (dedik.)
Sok elini koynuna, eksiksiz ak pak çıkar, korkudan elini kavuşturasın, hem Firavun'a, hem de kodamanlara karşı bu iki şey sana, Tanrından belge», evet onlar buyrum tutmaz ulusturlar
“(Şimdi) elini koynuna sok, kusursuz olarak bembeyaz çıksın! Korkudan (dolayı) açılan kanatlarını (kollarını) kendine çek (göğsünde birleştir ki korkudan emin olasın). İşte bu ikisi (yılana dönüşen asa ve parlayan el), Firavuna ve onun ileri gelenlerine karşı Rabbinin (sana) verdiği iki (büyük) mucizedir. Çünkü onlar (yaptıkları kötülükler ve işledikleri zulümler yüzünden) yoldan çıkmış ve yozlaşmış bir topluluk olmuşlardır.”
"Elini koynuna koy, lekesiz, bembeyaz çıksın. Korkudan açılan kollarını kendine çek! Bu ikisi Firavun ve erkanına karşı Rabbinin iki delilidir. Doğrusu onlar yoldan çıkmış bir millettir" denildi.
«Elini koynuna sok; kusursuz, bembeyaz çıkacaktır. Korkudan (açılan) kollarını kendine çek. İşte bu ikisi Firavun ve onun adamlarına karşı Rabbin tarafından iki kesin delildir. Çünkü onlar, yoldan çıkan bir kavim olmuşlardır» (diye seslenildi).
"Elini koynuna sok, kusursuz bembeyaz çıksın. Korkudan açılan kanatlarını katlayıp indir. Bu ikisi, Firavun ve ileri gelen ekibine Rabbinden iki delildir. Onlar yoldan çıkan bir toplum olmuşlardır."
"Elini koynuna sok, kusursuz bembeyaz çıkacaktır. Korkudan (açılan) kollarını kendine çek. İşte bu ikisi Firavun ve onun adamlarına karşı Rabbin tarafından iki kesin delildir. Çünkü onlar, yoldan çıkan bir kavim olmuşlardır." (diye seslenildi)
Elini koynuna sok çıksın bembeyaz, bir âfetsiz, ve heybetten cenahını kendine kavuştur, işte bu ikisi sana iki bünhan, rabbından Fir'avne ve cem'ıyyetine, çünkü onlar fasık bir kavm oldular
«Elini yakanın içine sok. Âfetsiz, bembeyaz olarak çıkacakdır o. Korkudan (kanad gibi açılan) ellerini kendine (birbirine) kavuşdur (korkma). İşte bu iki (mu'cize) Fir'avna ve cemaatına Rabbinden iki burhandır. Çünkü onlar fâsıklar güruhudur» diye (buyuruldu).
“Elini yanına (koynuna) sok; (bir rahatsızlık belirtisi olmaksızın) kusursuz, bembeyaz (parlayan ve nûr saçan bir el) olarak çıksın! Korkudan (açılan) kanadını(ellerini)de kendine çek; işte bu ikisi (asân ve elin), Fir'avun ve ileri gelenlerine karşı Rabbinden sana (verilmiş) iki mu'cizedir. Çünki onlar, bir fâsıklar topluluğu oldular!”(1)
(1)“İnsandaki kuvve-i şeheviye, kuvve-i gadabiye, kuvve-i akliye (şehvet, gazab ve akıl kābiliyetleri) Sâni‘ (san‘atla yaratan Allah) tarafından tahdîd edilmediğinden (sınırlandırılmadığından) ve insanın cüz’-i ihtiyârîsiyle (irâdesiyle) terakkīsini (yükselmesini) te’mîn etmek için bu kuvvetler başıboş bırakıldığından, muâmelâtta (insanlar arasındaki muâmelelerde) zulüm ve tecâvüzler (haddi aşmalar) vukūa gelir. Bu tecâvüzleri önlemek için, cemâat-i insâniye, çalışmalarının semerelerini (netîcelerini) mübâdele etmekte (değişmekte) adâlete muhtaçtır. Lâkin her ferdin aklı, adâleti idrâkten âciz olduğundan, küllî (büyük) bir akla ihtiyaç vardır ki; ferdler, o küllî akıldan istifâde etsinler. Öyle küllî bir akıl da ancak kānun şeklinde olur. Öyle bir kānun, ancak şeriattır. Sonra o şeriatın te’sîrini, icrâsını, tatbîkını te’mîn edecek bir merci‘, bir sâhib lâzımdır. O merci‘ ve o sâhib de, ancak peygamberdir. Peygamber olan zâtın da, zâhiren (maddeten) ve bâtınen (ma‘nen) halka olan hâkimiyetini devâm ettirmek için, maddî ve ma‘nevî bir ulviyete (yüceliğe) ve bir imtiyâza ihtiyâcı olduğu gibi, Hâlık (yaratıcı) ile olan derece-i münâsebet ve alâkasını göstermek için de, bir delîle ihtiyâcı vardır. Böyle bir delîl de ancak mu‘cizelerdir.” (İşârâtü’l-İ‘caz, 132)
İlyas Yorulmaz
Elini cebine sok. Elin lekesiz bembeyaz çıksın. Korkudan dolayı üzerindeki stresi at. Rabbinden sana verilen bu iki güçlü delille Firavun ve onun yöneticilerine (gideceksin). Çünkü onlar gerçekten yoldan çıkmış topluluktur.
«— Elini koynuna sok ki ayıpsız, ak pak çıksın. Yılgınlık halinde kanadını kendine yapıştır [¹]» işte Firavun/a ve ileri gelenlerine karşı Rabbinden gelen iki beliğ mûcizedir. Çünkü onlar fasık kavimdiler.
İsmail Hakkı İzmirli Kasas Suresi 32. Ayet Açıklaması
[1] İki elini koltuğuna sok veya göğsüne koy ki eski haline dönsün. Veya telâş etme, kalbini üzerine yapıştır, kendini topla.
Kadri Çelik
“Elini koynuna sok, hastalıksız olarak bembeyaz çıksın. Korkudan açılan kollarını kendine çekip toparlan, korkma artık! İşte bunlar, senin Rabbinden, Firavun ve önde gelen adamlarına iki kesin kanıttır. Gerçekten onlar, fasık olan bir topluluktur.”
“Şimdi elini koynuna sok, —herhangi bir hastalıktan değil, sana verilen bir başka mûcize olarak— koynundan ışıl ışıl, bembeyaz olarak çıkacaktır. Az önce büyük bir şok yaşadın; korkudan açılan kollarını şimdi göğsüne kavuştur ve bundan böyle ne zaman bir tehlikeyle karşılaşırsan böyle yap. Göreceksin ki, kalbinde zerre kadar korku kalmayacak.İşte bu ikisi, yani yılana dönüşen asâ ve parlayan el, Rabb’in tarafından Firavun ve ileri gelen adamlarına göstereceğin iki büyükmûcizedir. Çünkü onlar, işledikleri zulümler yüzünden yoldan çıkmışgünahkâr bir toplum hâline geldiler.”
“Elini koynuna sok da kusursuz bir şekilde, bembeyaz olarak çıksın. (Daha sonra) korkmadan ellerini1 (tekrar kendi haline) bırak.2 İşte bu ikisi, Firavun ve ileri gelenlerine karşı Rabbin tarafından sana (verilen) iki mûcizedir. Çünkü onlar, gerçekten hak yoldan ayrılan bir toplumdur.” (dedi.)
1 İnsan için kanat el demek olduğu için tercüme bu şekilde yapılmıştır.2 Yani bembeyaz görünen ellerin tekrar eski haline dönsün. Ayrıca âyetin bu bölümü, “elini (göğsünün üzerine koy ki) senden her türlü korku gitsin.” şeklinde de tercüme edilebilir. (Kurtubî)
Muhammed Esed
“[Ve şimdi] elini koynuna sok; lekesiz olarak bembeyaz [ışıl ışıl] çıksın! 28 Ve bütün korkulardan sıyrılmış olarak [artık] kolunu kanadını indir! 29 Bu iki şey, senin, Rabbin tarafından Firavun ve onun seçkinler çevresine [gönderilen bir elçi] olduğunu gösteren alametlerdir. 30 Çünkü onlar yoldan çıkmış, yozlaşmış bir topluluk haline gelmiş bulunuyorlar.”
– Şimdi de elini koynuna sok, kusursuz bir şekilde bembeyaz olarak çıkacaktır. Haydi, şimdi bütün korkulardan uzaklaşarak kendini topla ve sakin ol. İşte bu iki kanıt/mucize Firavun ve kurmaylarına karşı Rabbin tarafından sana verilmiş açık belgelerdir. Çünkü onlar yoldan sapmış/fasık bir toplum olup çıktılar. 17/101
(Şimdi) elini göğsüne sok! Her tür kusurdan arınmış olarak tertemiz, ışıl ışıl bir beyazlıkta çıkacaktır.[3402] Haydi tüm korku, hüzün ve kaygılarından uzaklaşarak kendini topla![3403] İşte bu ikisi senin, Firavun ve onun kurmaylarına Rabbin katından (gönderildiğinin) açık belgeleridir: çünkü onlar yoldan sapmış bir toplum olup çıktılar.”
Mustafa İslamoğlu Kasas Suresi 32. Ayet Açıklaması
[3402] Zımnen: Elinizin peygamber eli gibi olması için hatasız olmanız gerekmez. Musa’nın yed-i beyzası, bir kaza cinayeti işleyen el idi. Samimi tevbe her eli pırıl pırıl eder (26:33; 27:12, notlar).
[3403] Lafzen: “kolunu kanadını indirerek toparlan”. Bu deyimsel ibârenin, “etrafından kendisine yönelen en ufak bir sesle ürküp uçmaya hazır bir kuşu” tasvir ettiği açık. Zımnen; “uçmaya hazır bir kuş gibi durma, kendini topla ve üstlendiğin sorumluluğu yerine getir” anlamı taşısa gerektir. Zemahşerî’nin dikkat çektiği “el pençe divan dur” anlamı, teslimiyete çağırdığı için, benzer imayı içermektedir. er-Rehb, Râğıb ve İbn Fâris’in de işaret ettiği gibi korku, hüzün ve kaygının bileşimidir. Yani, başa gelmesinden korkulan bir şeyden dolayı olağanüstü sakınma ve ürkme hali.
Ömer Nasuhi Bilmen
Elini yakanın içine sok, bembeyaz bir halde âfetsiz olarak çıkıversin ve korkudan kanadını kendine yapıştır. İşte bu ikisi Rabbin tarafından Firavun'a ve cemiyetine karşı iki kahir hüccettir. Şüphe yok ki onlar fâsıklar olan bir kavim oldular.
“Elini koynuna sok! Şimdi çıkar: İşte kusursuz, pırıl pırıl ışık saçıyor. Yılana karşı korkudan ötürü tavır alma saikiyle kanat gibi açılan kollarını kendine çekip toparlan, korkma artık! İşte bunlar, Rabbin tarafından Firavun ile onun ileri gelen yetkililerine gönderilen iki mûcizedir. Onlar gerçekten iyice yoldan çıkmış bir gürûhtur. ”
Elini koynuna sok, kusursuz olarak bembeyaz çıksın. Ve kanadını korkudan kendine çek. İşte bunlar, Fir'avn'a ve onun adamlarına (göstermek için) Rabbinden sana verilen iki delildir. Çünkü onlar yoldan çıkan bir kavim olmuşlardır.
Kendine gel, korkudan açılan ellerini kollarının altına koy, tamamen emîn ve fütursuz ol.
Süleymaniye Vakfı
“Elini koynuna sok, pürüzsüz, bembeyaz çıkacaktır. Korkudan dağıldın, kendine gel! Bunlar, Rabbin tarafından Firavun’a ve ileri gelenlerine göstereceğin iki kanıttır. Onlar söz dinlemez bir topluluk haline geldiler” diye seslenildi.
Elini koynuna sok, kusursuz bembeyaz çıksın. Korkudan gevşeyen kollarını kendine çek. İşte bunlar, Firavun ve çevresine karşı Rabbinin iki belgesidir. Onlar, yoldan çıkmış bir toplumdur.
“Elini koynuna sok ki, hiç kusursuz, bembeyaz parlar halde çıksın. Korkuyla açılmış kollarını indir. Bunlar, Firavun ve adamlarına göstermen için Rabbinden iki delildir. Doğrusu, onlar yoldan çıkmış bir topluluktur.”
"Elini koynuna sok, lekesiz bembeyaz çıkıversin. Korkudan açılan kollarını kendine çek. İşte bunlar, Firavun ve kodamanlarına karşı Rabbinden sana güçlü iki kanıttır. Firavun ve yardakçıları yoldan çıkmış bir güruhtur."
Givür elüñi ḳoynuña, çıḳar aḳ nūrlu, ‘aybsuz. Daḫı ḳavuşdur özge iki ḳoluñı ḳorḳmaḳdan. Ol iki mu‘cizedür Tañrı Ta‘ālādan Fir‘avn ile beglerine. Taḥḳīḳ anlar fāsıḳ ḳavmler‐idi.