Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2971, sondan 3266. ayet; 26. sure ve Şu'arâ Suresinin 39. ayetidir. Şu'arâ Suresi 39. ayetinin kelime sayisi 5, harf sayısı 22 ve toplam ebced değeri ise 1452 olarak hesaplanmıştır. Şu'arâ Suresinin toplam ebced değeri 392049 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure طسم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ط (0) س (1) م (3) bulunuyor.
Hz. Mûsâ’ya verilen mûcizeler karşısında şaşkına dönen Firavun, çevresindekilerin bundan etkilenmesini önlemek için Mûsâ’yı onlara becerikli, büyük bir sihirbaz olarak tanıtmaya çalıştı. Sihir yoluyla halkı tesir altına alıp yurtlarından çıkararak orada kendi hükümranlığını kurmak istediğini söyledi ve bunu önlemek için neler yapılabileceğine dair çevresindekilerin görüşlerine başvurdu. Onlar da ülkedeki bütün yetenekli sihirbazları toplayarak Mûsâ’ya karşı mücadele etmesini tavsiye ettiler. Bunun üzerine Firavun gereken emri verdi; ülkenin her tarafına görevliler gönderilerek sihirbazlar toplandı. Karşılaşma zamanı olarak da halkın bir araya toplandığı bayram günü kuşluk vakti tayin edildi (krş. Tâhâ 20:59). O dönemde Mısır’daki mevcut kültürde sihrin önemli yeri vardı; sihirbazlar bu kültürün rahipleri olarak saygın bir konuma sahipti. Dolayısıyla onların Hz. Mûsâ’ya galip gelmeleri, halkın gözünde bu konumlarını daha da pekiştirecekti. Bu sebeple devlet ileri gelenleri “Sihirbazlar üstün gelirlerse –ki ümidimiz budur– herhalde onların yolundan gideriz” diyerek halka moral vermeye çalıştılar (41-51. âyetlerin açıklaması için bk. A‘râf 7:113-126).
Mehmet Okuyan
İnsanlara da “Siz de toplanıyor musunuz? (toplanın)!” denmişti.
Bahaeddin Sağlam Şu'arâ Suresi 39. Ayet Açıklaması
(*) Firavun yönetimi ile çağdaş devletler arasında önemli benzerlikler vardır: a) Metafizik hadiselere inanmazlar. b) Dinî olguları büyü olarak görürler. c) İnanmadıkları bu dinî konuları kitlelere ulaşmak için araç olarak kullanırlar, halk kitlelerinin dinî duygularını sömürürler.
Bu büyücüler, büyünün önemli bir rol oynadığı Amon kültünün resmî rahipleriydiler. Dolayısıyla, onların Hz. Mûsâ’ya galebe çalmaları devlet dininin halkın gözünde önemini pekiştirecekti. Onların ana gayeleri Mûsâ’ya tâbi olmama idi. Yoksa gerçekte sihirbazların dinlerine de tâbi olma gayeleri yoktu. Büyücülere moral vermek için ve onları tam gayrete getirmek için: “Haydi görelim sizi! Galip gelin de biz de sizin dininize girelim” diye teşcî ediyorlardı. Bu sözü kinaye kabilinden söylemişlerdi.