Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4156, sondan 2081. ayet; 40. sure ve Mü'min Suresinin 23. ayetidir. Mü'min Suresi 23. ayetinin kelime sayisi 6, harf sayısı 31 ve toplam ebced değeri ise 1321 olarak hesaplanmıştır. Mü'min Suresinin toplam ebced değeri 360656 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu ayetle aynı/benzer 1 ayet daha bulunmaktadır. Bunlar; 11:96 ayetleridir. Bu sure حم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (0) م (2) bulunuyor.
23,24. Andolsun ki biz Mûsâ’yı mucizelerimizle ve apaçık bir delille Firavun’a, Hâmân’a ve Kârûn’a[473] gönderdik. Onlar ise; “Bu çok yalancı bir sihirbazdır” dediler.
Yukarıda geçmiş toplulukların tarihlerinden ders alınması gerektiğine işaret edilmişti. Buradan itibaren 46. âyete kadar süren bölümde ise geçmişten bir örnek olmak üzere Firavun’un ve onu destekleyenlerin, Hz. Mûsâ’ya karşı inkâr, isyan ve haksızlıkta direnmeleri; bu yüzden dünyada cezalandırılıp yok edilmeleri; nihayet onları âhirette nasıl bir âkıbetin beklediği anlatılmaktadır. Amaç ise bir yandan Kureyş putperestlerini ve genel olarak inkârcıları, İslâm ve peygamber karşısında olumsuz tutumlarını sürdürdükleri takdirde aynı kötü âkıbetin kendi başlarına da geleceği hususunda uyarmak; bir yandan da henüz inkârcılar karşısında güçsüz durumda bulunan müslümanlara sabır ve ümit telkin etmektir (İbn Atıyye, IV, 554).
Hz. Mûsâ’nın, yüzyıllardır Mısır’da sıkıntı içinde yaşayan İsrâiloğulları’nı kurtarmak üzere Allah’ın emriyle Mısır’a gitmesi ve oradaki mücadeleleri, peygamberlik faaliyetleri ve kendi halkı olan İsrâiloğulları’yla ilişkileri hakkında Kur’an’ın başka yerlerinde geniş bilgiler verilmiştir (özellikle bk. Bakara 2:40-93; A‘râf 7:103-171). Burada dikkati çeken en önemli ayrıntı, gizlice Mûsâ’ya iman etmiş olan kişinin son derece önemli uyarılarına dair geniş açıklamalardır.
Mûsâ’ya verildiği belirtilen “âyetler”, genellikle Mûsâ’nın sergilediği mûcizeler olarak yorumlanmıştır. “Apaçık bir kanıt” diye çevirdiğimiz “sultânun mübîn” ifadesini Taberî, bizim çevirdiğimiz gibi açıklamakla yetinmiştir (XXIV, 55); Zemahşerî, bununla mûcizelerin kastedildiğini belirtir (III, 363); İbn Âşûr, Hûd sûresinin 96. âyetinde geçen aynı ifadeyle “aklî delil ya da ilâhî teyit”in, Şevkânî ise Tevrat’ın kastedildiğini söyler (IV, 558). Ancak Mûsâ’nın o dönemde peygamberlikle görevlendirildiği kesin olmakla birlikte (bk. A‘râf 7:104; Tâhâ 20:47) henüz Tevrat’ın indirilmemiş olduğu göz önüne alınırsa Şevkânî’nin açıklamasının isabetli olmadığı anlaşılır.
Tefsirlerde Hâmân, Firavun’un veziri veya sarayındaki önemli şahsiyetlerinden biri, Karun ise Hz. Mûsâ’nın amcazadesi ve Firavun’un üst düzey bir görevlisi olarak tanıtılmaktadır (bk. Kasas 28:6, 76).
Mehmet Okuyan
23,24. Yemin olsun ki Musa’yı da ayetlerimizle ve apaçık bir delille Firavun’a, Haman’a ve Karun’a göndermiştik de (onlar “Bu) bir büyücüdür; çok yalancıdır!” demişlerdi.
23,24. Andolsun ki biz, Mûsâ'yı mucizelerimizle ve apaçık delille Firavun, Hâmân ve Kârûn'a gönderdik. Onlar, “Bu, yalancı bir büyücüdür” dediler.[503]
Mûsâ'yı âyetlerimizle, mûcizelerimizle, apaçık bir ferman ile, ilâhî bir yetki ile özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere peygamber olarak görevlendirdik.
23-24. Andolsun, Musa'yı da ayetlerimizle ve apaçık bir kanıtla Firavun'a, (Veziri) Haman'a ve Karun'a göndermiştik de onlar şöyle demişlerdi: “(Bu) tam yalancı bir sihirbazdır!”
23,24. And olsun ki Musa'yı, mucizelerimiz ve apaçık delillerle Firavun, Haman ve Karun'a göndermişizdir. Onlar: "Bu, yalancı sihirbazın biridir" demişlerdi.
23, 24. Andolsun ki biz Musa'yı mucizelerimiz ve apaçık hüccetle, Firavun, Hâmân ve Karun'a gönderdik. Onlar: Bu, çok yalancı bir sihirbazdır! dediler.
23,24. Andolsun ki biz Musâyı mucizelerimizle ve apaçık bir hüccetle Fir'avna, Hâmâne ve Kaaruna gönderdik de (ona) «Çok yalancı bir sihirbaz» dediler..
23,24. And olsun ki, Mûsâ'yı da mu'cizelerimizle ve apaçık bir delîl ile Fir'avun'a, Hâmân'a ve Karûn'a gönderdik. Buna rağmen (onlar:) “(Bu) çok yalancı bir sihirbazdır!” dediler.
23, 24. Biz Musa/yı, Firavun/a, Haman/a ve Karun/a mûcizelerimizle, apaşikâr bir burhanla göndermiştik. Onlar ise Musa hakkında «büyücüdür, yalana dadanmıştır» demişlerdi.
Doğrusu Biz Mûsâ’yı, hakîkati ortaya koyan delillerimizle ve mûcizelerimizle desteklenmiş apaçık bir yetkiyle Mısır diktatörü Firavun’a, onun ordu komutanı Haman’a ve ekonomik destekçisi Karun’a göndermiştik.
23,24. Yemin olsun Mûsa’yı (da) âyetlerimizle1 ve apaçık bir mûcizeyle2 Firavuna, Hâmâna ve Kârûna gönderdik. Fakat onlar: “Bu yalancıdır (ve) büyücüdür.” dediler.
1 Buradaki âyetlerden maksat Tevrât değil, A’raf ve Neml sûresinde bahsedilen dokuz mûcizedir. Bunlar da; “âsâsının yılana dönmesi, elinin beyazlaşması, tûfân, çekirge, haşere, kurbağa, mal ve can noksanlığı, suların kan olması ve denizin yarılmasıdır.” Konu ile ilgili olarak Bk. (A’raf: 133, Hûd: 96, İsrâ: 101, Neml: 12) 2 Apaçık mûcize ise; “âsâ ve yed-i beyzâ’dır.”
Muhammed Esed
BİZ, Musa'yı mesajlarımızla ve [Bizden aldığı] açık bir yetki ile göndermiştik
23, 24. Gerçekten Biz Mûsa'yı âyetlerimiz, mûcizelerimiz ve apaçık bir yetki ile Firavun'a, Hâman'a ve Kârun'a gönderdik de onlar: “Bu yalancı bir sihirbazdır! ” dediler. [51, 52-53]