Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4715, sondan 1522. ayet; 51. sure ve Zâriyât Suresinin 40. ayetidir. Zâriyât Suresi 40. ayetinin kelime sayisi 7, harf sayısı 34 ve toplam ebced değeri ise 2747 olarak hesaplanmıştır. Zâriyât Suresinin toplam ebced değeri 116578 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
İlk âyetteki sultân kelimesi bu bağlamda “açık kanıt” anlamına gelmektedir (İbn Atıyye, V, 179) ve bununla Hz. Mûsâ’nın Firavun’un önünde sergilediği mûcizeler kastedilmektedir (İbn Âşûr, XXVII, 10). 39. âyetin “saltanatı sebebiyle” diye çevrilen kısmı, daha çok “sahip olduğu bütün güçleri, askerlerini, iktidarı elinde bulunduruyor olmayı kullanarak” veya “var gücüyle” mânalarıyla açıklanmıştır (Zemahşerî, IV, 31; İbn Atıyye, V, 179-180). 40. âyetin son cümlesi –meâlde tercih edilen mânaya göre– Firavun’un can verirken duyduğu pişmanlığa işaret etmektedir (krş. Yûnus 10:90-92). Müfessirlerin bir kısmı bu cümleyi, “O, kınanacak işler yapmaktaydı” şeklinde anlamışlardır ki, bu takdirde Firavun’un daha önce yaptığı kötülüklere işaret edilmiş olur (Taberî, XXVII, 3-4; Firavun ve Hz. Mûsâ’nın ona karşı mücadelesi hakkında bk. A‘râf 7:103 vd.; Yûnus 10:75-93; Kasas 28:31-32).
Mehmet Okuyan
Onu da ordularını da yakalayıp denizde boğmuştuk; bu sırada kendini kınayıp duruyordu.
Bunun üzerine, Biz onu ve ordularını yakalayıp denize attık; (ki o Firavun) 'kınanacak işler yapıyordu' (ve boğulacağını anlayınca boşuna pişmanlık duyuyordu).
Ve biz onu ve askerlerini alarak, hepsini denize atmıştık, o esnada ümitsizlik içerisinde, yaptıklarına pişman olarak, kendini kınıyordu, ama son andaki pişmanlık ve kınamanın faydası olmayacaktı.
Biz de onu ve ordularını yakalayıp denizin dibine geçiriverdik. O (boğulma esnasında), pişmanlıkla kendi kendini kınıyordu (ama iman etmek için iş işten geçmişti).
Biz de onu ve bütün ordusunu kıskıvrak yakaladık ve Firavun, son nefesinde tövbe ederek yaptıklarından dolayı kendisini kınayıp dururken, hepsini denize atıverdik! Fakat bu gecikmiş tövbe, onu korkunç sondan kurtaramamıştı!
1 Âyetin bu bölümü, “Biz de onu ve ordularını, denizde boğarak helâk ettik. Bu sırada o, kendisini kınayıp duruyordu” şeklinde de tercüme edilebilir.
Muhammed Esed
ve Biz onu ve adamlarını yakalayıp hepsini denize atmıştık: [bütün bu olup bitenler için] suçlanması gereken, [Firavun'dan başkası değildi,] yalnız o idi (tek suçlu). 27
Mustafa İslamoğlu Zâriyât Suresi 40. Ayet Açıklaması
[4727] Veya: “Kınanacak işler yapan biriydi”. Tercihimiz Firavun’un boğulurken sergilediği tavra dayanmaktadır (Bkz: 10:90). Mulîm, melûmdan farklı olarak, “kendisini kimse kınamasa da, kınanmayı hak eden” vurgusu taşır (Taberî).
Ömer Nasuhi Bilmen
Artık O'nu da, ordularını da yakaladık, hemen onları denize atıverdik. Ve o, levm edilecek şeyleri yaparken (öyle bir felakete uğramış oldu).