Zâriyât Suresi 40. Ayet

A-
A+
Ayet Bulunuyor.
Matematiksel
Matematiksel
Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4715, sondan 1522. ayet; 51. sure ve Zâriyât Suresinin 40. ayetidir. Zâriyât Suresi 40. ayetinin kelime sayisi 7, harf sayısı 34 ve toplam ebced değeri ise 2747 olarak hesaplanmıştır. Zâriyât Suresinin toplam ebced değeri 116578 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
Arapça Metin
فاخذناه وجنوده فنبذناهم في اليم وهو مليم
Harf Sayımı
Harf Sayımı
فاخذناهوجنودهفنبذناهمفياليموهومليم
Latin Harfleriyle Okunuşu
Latin Harfleriyle Okunuşu
Fe-eḣażnâhu ve cunûdehu fenebeżnâhum fî-lyemmi ve huve mulîm(un)
Diyanet İşleri (Yeni)
Diyanet İşleri (Yeni)
Bunun üzerine biz de kendisini ve ordularını yakalayıp denize attık. O ise (pişman olmuş), kendini kınıyordu.
Mehmet Okuyan
Mehmet Okuyan
Onu da ordularını da yakalayıp denizde boğmuştuk; bu sırada kendini kınayıp duruyordu.
Bayraktar Bayraklı
Bayraktar Bayraklı
Sonunda onu ve askerlerini denize attık. O, kendini kınayıp duruyordu.
Erhan Aktaş
Erhan Aktaş
Sonra onu ve ordularını yakaladık ve denize attık. Kendi kendini kınıyordu.
Ahmet Akgül
Ahmet Akgül
Bunun üzerine, Biz onu ve ordularını yakalayıp denize attık; (ki o Firavun) 'kınanacak işler yapıyordu' (ve boğulacağını anlayınca boşuna pişmanlık duyuyordu).
Abdulbaki Gölpınarlı
Abdulbaki Gölpınarlı
Derken onu ve ordusunu helak etmiş, onları denize atıvermiştik de o kendisini kınayıp durmadaydı.
Abdullah Parlıyan
Abdullah Parlıyan
Ve biz onu ve askerlerini alarak, hepsini denize atmıştık, o esnada ümitsizlik içerisinde, yaptıklarına pişman olarak, kendini kınıyordu, ama son andaki pişmanlık ve kınamanın faydası olmayacaktı.
Ahmet Tekin
Ahmet Tekin
Onu, Allah'a âsî olan ilâhî kuralları tanımayan askerî erkânını ve ordularını da tutup denize attık. O pişmanlık duyarak kendisini kınayıp duruyordu.
Ahmet Varol
Ahmet Varol
Biz de onu ve askerlerini yakalayıp denize attık ki o (bu sırada kendi kendini) kınamaktaydı. [3]
Ali Bulaç
Ali Bulaç
Bunun üzerine, Biz onu ve ordularını yakalayıp denize attık; (ki o,) 'kınanacak işler yapıyordu.'
Ali Fikri Yavuz
Ali Fikri Yavuz
Bunun üzerine tuttuk kendisini ve ordularını denize attık. Öyle ki, küfür ve inad üzere bulunuyordu.
Bahaeddin Sağlam
Bahaeddin Sağlam
Biz, onu ve askerlerini yakalayıverdik. O kendini kınarken, onları denize attık.
Besim Atalay
Besim Atalay
Hemen onu askerleriyle birlikte tutup denize attık, o kınanan iş görmüştü
Cemal Külünkoğlu
Cemal Külünkoğlu
Biz de onu ve ordularını yakalayıp denizin dibine geçiriverdik. O (boğulma esnasında), pişmanlıkla kendi kendini kınıyordu (ama iman etmek için iş işten geçmişti).
Diyanet İşleri (Eski)
Diyanet İşleri (Eski)
Sonunda onu ve ordularını yakalayıp denize attık. O, kınanmayı haketmişti.
Diyanet Vakfı
Diyanet Vakfı
Nihayet onu da ordularını da yakalayıp denize attık, bu sırada kendini kınayıp duruyordu.  
Edip Yüksel
Edip Yüksel
Onu ve askerlerini yakalayıp denize attık. Bu sonucu haketmişti.
Elmalılı Hamdi Yazır
Elmalılı Hamdi Yazır
Nihayet biz onu ve ordularını yakalayıp hepsini denize attık. Firavun ise o sırada (inadından dolayı pişmanlık duyarak) kendi kendini kınıyordu.
Elmalılı (Orijinal)
Elmalılı (Orijinal)
Onun üzerine biz de tuttuk kendisini ve ordularını deryaya fırlatıverdik: namerdlik ederken o leîm
Hasan Basri Çantay
Hasan Basri Çantay
Nihayet onu da, ordularını da yakalayıb denize atdık ki o, (bu sırada kendi kendini) kınayıcı idi.
Hayrat Neşriyat
Hayrat Neşriyat
Bunun üzerine (biz de) onu ve ordusunu, kendisi kınanacak bir kimse olarak yakalayıp hepsini denize atıverdik.
İlyas Yorulmaz
İlyas Yorulmaz
Sonra, bizde Firavun’u ve ordusunu yakaladık ve zavallı, acınacak bir halde denizin içine atıp boğduk.
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Hakkı İzmirli
Biz de onu ve askerlerini yakalayıp denize döktük, o ise kınanacak bir iş işlemiştir [³].
Kadri Çelik
Kadri Çelik
Bunun üzerine biz onu ve ordularını yakalayıp denize attık. O kınanacak işler yapıp durmaktaydı.
Mahmut Kısa
Mahmut Kısa
Biz de onu ve bütün ordusunu kıskıvrak yakaladık ve Firavun, son nefesinde tövbe ederek yaptıklarından dolayı kendisini kınayıp dururken, hepsini denize atıverdik! Fakat bu gecikmiş tövbe, onu korkunç sondan kurtaramamıştı!
Mahmut Özdemir
Mahmut Özdemir
Derken, onu ve askerlerini tuttuk / yakaladık; o pişman olmuş iken onları Okyanus Suları’na attık.
Mehmet Türk
Mehmet Türk
Biz de onu ve ordularını azgınlık yapıp dururken denizde boğarak helâk ettik.1
Muhammed Esed
Muhammed Esed
ve Biz onu ve adamlarını yakalayıp hepsini denize atmıştık: [bütün bu olup bitenler için] suçlanması gereken, [Firavun'dan başkası değildi,] yalnız o idi (tek suçlu). 27
Mustafa Çavdar
Mustafa Çavdar
Biz de onu ve ordularını kıskıvrak yakalayıp denize atmıştık. O da kendini kınaya kınaya boğulup gitti. 10/89...93
Mustafa İslamoğlu
Mustafa İslamoğlu
Derken, Biz de onu ve ordusunu enseledik, hepsini denize attık: o hâlâ kendi kendisini kınıyordu.[4727]
Ömer Nasuhi Bilmen
Ömer Nasuhi Bilmen
Artık O'nu da, ordularını da yakaladık, hemen onları denize atıverdik. Ve o, levm edilecek şeyleri yaparken (öyle bir felakete uğramış oldu).
Suat Yıldırım
Suat Yıldırım
Biz de hem onu, hem ordularını yakalayıp denizin dibine geçiriverdik. Boğulurken, pişmanlıkla kendi kendini kınıyordu.
Süleyman Ateş
Süleyman Ateş
Biz de onu ve askerlerini yakaladık, onları denize attık. (O boğulurken pişmanlıkla) Kendi kendini kınıyordu.
Süleymaniye Vakfı
Süleymaniye Vakfı
Nihayet Firavunu tuttuk, ordusuyla birlikte denizin içinde darmadağınık ettik. O sırada o, kendini kınıyordu.
Şaban Piriş
Şaban Piriş
Biz de onu ve askerlerini yakalamış ve denize atmıştık. O pişman olmuştu.
Ümit Şimşek
Ümit Şimşek
Biz de hem onu, hem ordusunu yakalayıp denize attık ki, o sırada o kendi kendisini suçluyordu.
Yaşar Nuri Öztürk
Yaşar Nuri Öztürk
Bunun üzerine, onu da ordusunu da yakalayıp suyun ortasına fırlattık. Kendi kendini kınayıp duruyordu.
Eski Anadolu Türkçesi
Eski Anadolu Türkçesi
pes ŧuttuķ anı daħı sülerini pes bıraķduķ anları deñiz içine.
Satır Altı (1534)
Satır Altı (1534)
Pes alduḳ anı, çerileri ile deñiz içine bıraḳduḳ. Ol melāmete lāyıḳiken.