Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5433, sondan 804. ayet; 71. sure ve Nûh Suresinin 14. ayetidir. Nûh Suresi 14. ayetinin kelime sayisi 3, harf sayısı 14 ve toplam ebced değeri ise 1118 olarak hesaplanmıştır. Nûh Suresinin toplam ebced değeri 75308 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Müfessirlerin 13. âyetle ilgili değişik yorumlarını şu şekilde özetlemek mümkündür: a) Âyeti tevil etmeksizin zâhirî anlamına göre yapılan yorum: “Neden Allah’ın sevabını ummuyorsunuz (ve azabından korkmuyorsunuz)?” b) Tercûne fiilini “önem vermek” anlamında te’vil ederek yapılan yorum: “Neden Allah’ın büyüklüğüne önem vermiyorsunuz?” Bu yorum, “Neden Allah’ın büyüklüğüne önem verip de azabından korkmuyorsunuz?” anlamına gelir. c) Vakar kelimesini “imanın sonucu” anlamında te’vil ederek yapılan yorum: “Neden Allah’tan imanın sonucunu beklemiyorsunuz?” Yani iman edip iyi işler yaptığınız takdirde Allah’ın size sevap vereceğini neden ümit etmiyorsunuz? d) “Ne oluyor size de Allah’ın büyüklüğünü hesaba katmıyorsunuz!” Meâlde bu anlam tercih edilmiştir (bu yorumlar için bk. Şevkânî, V, 343; İbn Âşûr, XXIX, 199-200). 14. âyette sözü edilen yaratılış evrelerinden maksat ya ilk insanın topraktan başlayarak mükemmel insan haline gelinceye kadar geçirdiği aşamalardır veya sperm halinden itibaren gerek ana rahminde gerekse doğduktan sonra bedensel ve zihinsel olarak gelişimini tamamlayıncaya kadar geçirdiği aşamalardır (insanın yaratılış evreleri hakkında bilgi için bk. Hac 22:5; Müminûn 23:12-14). Hz. Nûh, Allah’ın insanı aşama aşama yaratarak mükemmel bir varlık haline getirdiğini hatırlatıp insanın O’na minnettar olması, varlığını ve birliğini tanıyıp kulluk etmek suretiyle minnet ve şükrünü göstermesi gerektiğine işaret etmektedir.
“- Onun, sizi çeşitli ırklar halinde, değişik merhalelerden geçirerek yaratma gücüne sahip olduğunu bile bile mi, o büyük kudretini hesap edemiyorsunuz?”
2.Yani "nutfeden insan şekline gelinceye kadar çeşitli aşamalardan geçmektesiniz". Yahut âyetin anlamı şöyledir: "Oysa O sizi farklı niteliklerde (birbirlerinden farklı özelliklere sahip insanlar olarak) yaratmıştır."
(1)Bakınız; (sahîfe. 331, hâşiye 1)“Vücûd-ı insan, tavırdan tavıra geçtikçe acîb (şaşılacak) ve muntazam inkılâblar (düzenli değişiklikler)geçiriyor. Nutfeden alakaya, alakadan mudgaya, mudgadan azm ve lâhme (kemik ve ete), azm ve lâhmden halk-ı cedîde (yeni bir yaratılışa) yani insan sûretine inkılâbı, gāyet dakīk (ince) düsturlara tâbi‘dir. O tavırların her birisinin öyle kavânîn-i mahsûsa (husûsî kānunları) ve öyle nizâmât-ı muayyene (belirli kāideleri) ve öyle harekât-ı muttarideleri (düzgün hareketleri) vardır ki; cam gibi, altında bir kasıd, bir irâde, bir ihtiyâr, bir hikmetin cilvelerini (parıltılarını) gösterir. İşte şu tarzda o vücûdu yapan Sâni‘-i Hakîm (her işi hikmetli olan san‘atkâr), her sene bir libas (elbise) gibi o vücûdu değiştirir.” (Sözler, 29. Söz, 198)
1 O Allah, sizi nice hallerden geçirerek yaratmıştır. Burada insanın yaratılışının ferden ve toptan geçirmiş olduğu tekâmül mertebelerine işaret buyurulmuştur. Yani insan bir başka yaratıktan tekâmül ederek değil, Allah tarafından ana karnında; “nutfe, alaka, mudga, kemik ve kemiklere et giydirilmesi” aşamalarından geçirilerek, bambaşka bir yaratılışla inşa edilmiştir. Buradaki tekâmül insanın yaratılışındaki aşamaların tekâmülü anlamındadır. Bk. (Mü’minun: 12-14, Hac: 5)
Muhammed Esed
sizi[n her birinizi] peşpeşe aşamalardan geçirerek yaratanın 7 O olduğunu gördüğünüz halde?
[5329] Etvâr, her bir halkası diğerinden farklı olan “çok zamanlı ve çok aşamalı süreçlere/hallere” delâlet eder. İnsanın tâbi olduğu tekâmül ve evrim kanununun ifadesidir. İnsan 28’deki tebdîl ile birlikte okunmalıdır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Halbuki, sizi muhakkak türlü türlü derecelerde yaratmıştır.
Annenin rahminde bir nutfe (sperm) ile döllenmiş bir hücreden (dişi yumurtadan) başlayıp, embriyonun tam bir insan hilkati kazanıncaya kadar geçirdiği tekâmül süreci, elbette onu Yaratanın sonsuz kudret, ilim ve iradesine şahitlik eder. Mekke müşrikleri de, Nuh kavminin gösterdiği muhalefetin benzerini Hz. Muhammed (a.s.m.)’a karşı gösteriyorlardı. [11,5-6])