Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5675, sondan 562. ayet; 78. sure ve Nebe' Suresinin 3. ayetidir. Nebe' Suresi 3. ayetinin kelime sayisi 4, harf sayısı 16 ve toplam ebced değeri ise 2087 olarak hesaplanmıştır. Nebe' Suresinin toplam ebced değeri 53066 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Nebe’ “önemli haber” demektir. Burada ise “kıyamet haberi” anlamında kullanılmıştır. Kıyamet gününde evrendeki mevcut kozmik düzenin bozulması, Allah’tan başka var olan her şeyin yok olması, öldükten sonra yeniden dirilme, hesaba çekilme vb. önemli olaylar meydana geleceği için onunla ilgili habere “büyük haber” denilmiştir. “Haberden maksat kıyamet olayları değil onu bildiren Kur’an’dır veya Hz. Muhammed’in peygamberliğidir” diyenler de vardır (Ateş, X, 286; krş. Sâd 38:67). Tefsirlerde anlatıldığına göre Hz. Peygamber müşriklere Allah’ın birliğinden ve öldükten sonra dirilmenin gerçekleşeceğinden bahsedip de onlara Kur’an âyetlerini okuyunca, “Muhammed ne getirdi? Neler anlatıyor?” diye birbirlerine sormaya başlamışlar, bunun üzerine açıklanan âyetler inmiştir (Şevkânî, V, 419-420).
İsmail Hakkı İzmirli Nebe' Suresi 3. Ayet Açıklaması
[2] Kıyamete, Kur'an'ı mübine ve peygambere ait haberler soruyorlar, kıyametteki ihtilâfları şöyleydi: Başka bir hayat yoktur, onda şüphemiz vardır, âhirette putlarımız şefaatçidir. Kur'an hakkında «— Şiirdir, sihirdir, falcılıktır, efsanedir* derlerdi. Peygamberimiz hakkında ise «— Sâhirdir, şairdir, mecnundur, peygamber midir, değil midir bilmiyoruz» derlerdi.
Yani, kimileri belli belirsiz inanarak, kimileri inkâr ederek, kimileri de tereddüde düşerek üzerinde anlaşmazlığa düştükleri o yeniden diriliş olayını mı?
1 Bu haber; Peygamber gönderilmesi, Kur’an, kıyamet ve âhiret haberidir ki herkesin iman ve amelinden sorulacağı Ahiret günü, diriliş günüdür. İmana gelmeyenler Peygamberin Risalet’inden birbirlerine ve diğerlerine: “Bu haber ne? O Allah tarafından tevhide ve Ahiret gününe imana davet için gönderilmiş Rasul mü? Hele o Kıyamet haberi nedir? Ölüler dirilecek, herkes amelinden sual olunacakmış, öyle mi? diyorlar. Kimi öyle diyor, kimi böyle şey mi olur? diyor. Kimi de acaba diye tereddüt ediyordu, ki burada bunlar anlatılıyor: (Elmalılı)2 (عَمَّ)’nin aslı (عَنْ + مَا)’dır ve: “Ne şeyden? Hangi şeyden?” demektir ve: “Hangi büyük meseleden” anlamına gelir. “Ne için? Neden dolayı?” anlamlarına da gelebilir.
[5515] Mekkelilerin yeniden diriliş konusunda kafalarının da, sözlerinin de karışık olduğunu beyan eder. Mekkeli bir azınlık ilkel bir materyalizmi (Dehrilik) savunurken, bir başka azınlık da kaynağı karanlık bir batıniliği savunur. Kelbî ve İbn Habib’in “zındık” olduklarını belirtip bir bir saydığı bu kodamanlar başta İran kökenli Mazdekizm ve Maniheizm olmak üzere kadim batıniliğin (gnostisizm) her türünden etkilenmişlerdi. İbn Abbas’a göre bu kişiler zındıklığı, düalist gnostisizmin merkezlerinden biri olan Hîre’nin Nasrânilerinden öğrenmişlerdir (Mesâlib, Beyrut, 1419, s. 68; el-Muhabbar, Beyrut, ty., s. 161). Âhireti kökten inkâr eden dehrî azınlıktı (45:24 ve 53:27). Fakat geniş yığınların bilinç altında Hz. İbrahim’den kalma belli belirsiz bir âhiret düşüncesi vardı. Casiye 32. âyet (ayrıca 41:50 ve 18:36) bunu ifade ediyordu. Zaten bu, şefaat beklentilerinden de anlaşılabilecek bir durumdu (Bkz: 10:18)