Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4497, sondan 1740. ayet; 45. sure ve Câsiye Suresinin 24. ayetidir. Câsiye Suresi 24. ayetinin kelime sayisi 21, harf sayısı 78 ve toplam ebced değeri ise 4052 olarak hesaplanmıştır. Câsiye Suresinin toplam ebced değeri 153393 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure حم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (2) م (8) bulunuyor.
Arapça Metin
وقالوا ما هي الا حياتنا الدنيا نموت ونحيا وما يهلكنا الا الدهر وما لهم بذلك من علم ان هم الا يظنون
Dediler ki: “Dünya hayatımızdan başka hayat yoktur. Ölürüz ve yaşarız. Bizi ancak zaman yok eder.” Bu hususta onların bir bilgisi yoktur. Onlar sadece zanda bulunuyorlar.
“Ölürüz, yaşarız” cümlesinde önce ölüm sonra dirilme, hayata gelme zikredildiği için bazı tefsirciler bununla, Câhiliye Arapları’nın tenâsüh (ruh göçü, reenkarnasyon) inancına işaret edildiğini ileri sürmüşlerdir. İlk bakışta bu mâna ihtimal dışı görülmemekle beraber Araplar’ın böyle bir inanca sahip oldukları yönünde tarihî bir bilgi bulunmamaktadır. Şu halde bu âyette maksat, putperestlerin âhirete, öldükten sonra başka bir âlemde dirilmeye inanmadıklarını, onların bir kısım olumsuz davranışlarına bu inançsızlığın kaynaklık ettiğini açıklamaktır. Başka âyetlerde “ölür diriliriz” sözlerinden sonra, “öldükten sonra diriltilecek değiliz” demeleri, maksatlarının tenâsühe inandıklarını göstermek değil, öldükten sonra dirilmeyi inkâr etmek olduğunu açıkça ortaya koymaktadır (En‘âm 6:29; Mü’minûn 23:37; reenkarnasyon için bk. Bakara 2:28).
Mehmet Okuyan
(İnkârcılar) dediler ki: “Hayat, sadece şu dünya hayatımızdan ibarettir. (Kimimiz) ölürüz, (kimimiz) yaşarız. Bizi, sadece zaman yok eder.” Onların bu konuda hiçbir bilgisi yoktur. Onlar, sadece zanda bulunuyorlar.
Benzer mesajlar: En‘âm 6:116, 148; Yûnus 10:36, 66; Necm 53:28.
Bayraktar Bayraklı
Onlar, “Bizim dünya hayatımızdan başka bir hayat yoktur. Dünyaya geldiğimiz gibi ölürüz. Bizi ancak zaman yok eder” derler. Fakat onların bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. Sadece öyle zannediyorlar.
Onlar, “Hayat, ancak bu dünya hayatından ibarettir. Doğar ve yaşarız, bizi ancak zaman yok eder.” dediler. Oysaki bu konuda gerçeğe dayalı hiçbir bilgileri yoktur. Onlar, yalnızca zanda bulunuyorlar.
(Kâfirler: Bütün olup biten) “Bu dünya hayatımızdan başkası değildir, (kimimiz) ölür (gideriz) ve (kimimiz doğup) hayat süreriz; bizi ‘kesintisi olmayan zaman’ (dehrin akışın) dan başkası yıkıma (helake) uğratıp bitirmez” demektedirler. Oysa onların bununla ilgili hiçbir bilgileri yoktur; (onlar) sadece zann ve tahminlerin (peşinden sürüklenmektedirler).
Ve dediler ki: Yaşayış, ancak bu dünyadaki yaşayışımızdan ibaret, ölürüz ve diriliriz ve bizi zamandan başka bir şey öldürmez ve bu hususta bir bilgileri yoktur onların, yalnız zanna kapılmışlardır onlar.
Ahirete inanmayanlar hâlâ: “Bu dünyadaki hayatımızdan başka birşey yoktur, yaşarız, ölürüz. Bizi ancak zaman yok eder” derler. Fakat onların bu hususta gerçek bir bilgileri yoktur, onlar sadece zanna kapılmışlardır.
“Hayat, ölümümüzle sonuçlanan, yalnızca yaşamakta olduğumuz dünya hayatından ibarettir. Bizi ancak, geçen zaman yokluğa sürükler.” dediler. Onların bu konuda ilmî verilere dayanan bir bilgileri yok. Onlar sadece böyle zannediyorlar.
23. âyette anlatılan kimselerin, 24. âyetteki sözleri söyleyenlerin ateistler olması muhtemeldir.
Ahmet Varol
Dediler ki: "Bu (hayat), dünya hayatımızdan başka bir şey değildir. Ölür ve yaşarız. Bizi zamandan başkası helak etmiyor." Oysa onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece zanda bulunuyorlar.
24.Ebu Hureyre (r.a.)`den rivayet edildiğine göre cahiliye halkı: "Bizi ölüme sürükleyen şey gece ve gündüzden (yani zamandan) başkası değildir" diyorlardı. Onların bu sözlerine karşı bu ayeti kerime indirildi.
Ali Bulaç
Dediler ki: '(Bütün olup biten,) Bu dünya hayatımızdan başkası değildir, ölürüz ve diriliriz; bizi 'kesintisi olmayan zaman' (dehrin akışın)dan başkası yıkıma (helake) uğratmıyor.' Oysa onların bununla ilgili hiç bir bilgileri yoktur; yalnızca zannediyorlar.
Hem (kıyameti inkar eden Mekke kâfirleri) şöyle dediler: Hayat ancak bizim bu dünya hayatımızdır. Ölürüz ve yaşarız; bizi ancak dehir (zaman) helak eder. Halbuki onların buna dair, (kâinatın hareket ve hadiseleri hakkında) bir ilimleri de yoktur. Onlar sade zan peşinde koşarlar.
Ve: “Bu dünya hayatımızdan başka bir hayat yoktur. Bir nesil ölür, yeni bir nesil doğar. Zamandan başka bizi helak eden bir şey yoktur.” dediler. Hâlbuki bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. Onlar ancak zannediyorlar.
Derler ki: «Dirliğimiz, ancak dünya dirliğidir, ölürüz, yaşarız, bizleri yalnız zaman öldürür!», bu yolda onların bir bilgisi yok, ancak onlar sanılarıdır
Ve dediler ki: “Dünya hayatımızdan başka bir hayat yoktur. Birilerimiz ölür, birilerimiz doğar (hayat böylece devam eder gider). Bizi ancak zaman yok eder (öldükten sonra da dirilmeyiz).” Oysa bu konuda onların hiçbir bilgisi yoktur. Onlar sadece delilsiz varsayımda bulunuyorlar.
"Hayat, ancak bu dünyadaki hayatımızdır. Ölürüz ve yaşarız; bizi ancak zamanın geçişi yokluğa sürükler" derler. Onların bu hususta bir bilgisi yoktur, sadece böyle sanırlar.
Dediler ki: Hayat ancak bu dünyada yaşadığımızdır. Ölürüz ve yaşarız. Bizi ancak zaman helâk eder. Bu hususta onların hiçbir bilgisi de yoktur. Onlar sadece zanna göre hüküm veriyorlar.
Dirilmeyi ve ahiret hayatını inkâr eden dehrîler (materyalistler), ölümü «dehr» denen sürekli zamana veya tabiata bağlayarak, onun dışında ve üstündeki hakîki müessiri, Allah’ı tanımadıklarını ifade ederler. Bunlara göre ölümü, gece ve gündüz, yani zaman hazırlar. Ruhları alan bir ölüm meleği yoktur. Bütün olaylar zamana dayandırılır. Ama onlar bu inancı beslerken zandan başka hiçbir delile sahip değillerdir.
Edip Yüksel
Onlar derler ki, "Biz sadece dünya hayatında yaşarız. Yaşarız, ölürüz ve bizi zamandan başkası yok etmez." Onların bu konuda bir bilgisi yoktur. Onlar sadece zannediyorlar.
Hem müşrikler dediler ki: "Hayat, ancak bu dünya hayatımızdan ibarettir. Ölürüz ve yaşarız. Bizi ancak geçen zaman yokluğa sürükler. Halbuki onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar, sadece böyle zannederler.
Hem dediler ki o hayat sırf bizim Dünya hayatımızdan ıbarettir ölürüz ve yaşarız ve bizi ancak dehir helâk eder, halbuki buna dâir bir ılimleri yoktur, onlar sâde zannederler
Dediler ki: «Bu (hayât) dünyâ hayâtımızdan başka (bir şey) değildir. Ölüyoruz, yaşıyoruz. Bizi o sürekli zamandan başkası helak etmez». Halbuki onların buna dâir de hiçbir bilgisi yokdur. Onlar (başka değil) sâde (öyle) sanıyorlar.
Hâlbuki (onlar): “O (hayat), ancak bizim bu dünya hayâtımızdır; (burada) ölürüz ve(burada) yaşarız; hem bizi ancak zaman helâk eder!” dediler. Hâlbuki onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Doğrusu onlar ancak zanda bulunuyorlar.(1)
(1)“Ebedî, sermedî (dâimî), misilsiz bir cemâl (güzellik), elbette âyinedâr müştâkının (ayna gibi onun isimlerini görecek ve kendinde gösterecek hayranlarının) ebediyetini ve bekāsını ister. Hem kusursuz, ebedî bir kemâl-i san‘at (san‘attaki mükemmellik), mütefekkir dellâlının (onu düşünerek i‘lân edenin) devâmını taleb eder. Hem nihâyetsiz bir rahmet ve ihsan (merhamet ve ikrâm edicilik), muhtaç müteşekkirlerinin(minnetdârlarının) devâm-ı tena“umlarını (devamlı ni‘metlendirilmelerini) iktizâ eder (gerektirir). İşte o âyinedâr müştak, o dellâl mütefekkir, o muhtaç müteşekkir; en başta rûh-ı insânîdir (insan rûhudur). Öyle ise, ebedü’l-âbâd (sonsuzluk) yolunda; o cemâl, o kemâl, o rahmete refâkat (eşlik) edecek, bâkī kalacaktır. (...) Değil rûh-ı beşer, hattâ en basit tabakāt-ı mevcûdât (varlık tabakaları) dahi, fenâ (yok olmak) için yaratılmamışlar; bir nevi‘ bekāya mazhardırlar. Hattâ ruhsuz, ehemmiyetsiz bir çiçek dahi, vücûd-ı zâhirîden gitse (görünen vücûdu yok olsa), bin vecihle (cihetle) bir nevi‘ bekāya mazhardır (varlığı devâm eder). (...) Rûh-ı beşer, ne derece kat‘iyetle bekāya mazhar ve ebediyetle merbut (bağlı) ve sermediyetle (sonsuzlukla)alâkadar olduğunu anlamazsan, nasıl ‘Zîşuûr (şuûr sâhibi) bir insanım’ diyebilirsin?” (Sözler, 29. Söz, 191)
İlyas Yorulmaz
Onlar “Bizim için yalnızca dünya hayatı vardır. Dünyada ölür, dünyada yaşarız. Bizi yok edecek olan, yalnızca zamandır” derler. Onların bu konuyla ilgili hiçbir bilgileri yok, yalnızca zannediyorlar.
Kıyameti inkâr edenler «— Dirilik bu dünyadaki diriliğimizden ibarettir. Burada yaşar, burada ölürüz. Bizi ancak zamanın geçmesi öldürür [²], derler. Bu bapta onların hiçbir bilgileri yoktur. Onlar ancak zan ve tahminle söz söylerler.
İsmail Hakkı İzmirli Câsiye Suresi 24. Ayet Açıklaması
[2] Yâni zamanın geçmesiyle ecelimiz gelir de ölürüz. Yoksa bizi öldüren yoktur.
Kadri Çelik
Dediler ki: “(Bütün her şey) Bu dünya hayatımızdan başkası değildir. (kimimiz) Ölürüz ve (kimimiz de) diriliriz, bizi zamanın geçişinden başkası yıkıma uğratmaz.” Oysa onların bununla ilgili hiç bir bilgileri yoktur, onlar yalnızca zannediyorlar.
İşte bu tür insanlar, “Bu dünyada yaşadığımız hayattan başka bir hayat yoktur! Tamamen fiziksel şartlar ve sebepler çerçevesinde doğar, yaşar ve ölürüz ve bizi öldüren, zamanın akışından başka bir şey değildir! Yoksa Tanrının adâleti veya cezalandırması diye bir şey yoktur!” derler. Hayır; aslında onlar, bu konuda herhangi bir delile veya güvenilir bilgiye sahip değiller; tek dayanakları, hiçbir değer taşımayan sözleri ve asılsız kuruntularıdır. Nitekim;
-“Bu ancak Dünya hayatımızdan ibarettir. Yaşıyoruz ve ölüyoruz. Bizi ancak Dehr / Zaman helâk ediyor” dediler.
Onların bununla ilgili hiçbir bilgisi yoktur; sadece zannda bulunuyorlar.
(Bir de onlar): “(Bizim için) dünya hayatımızdan başka (gerçek) yoktur. (Kimimiz) ölürüz (kimimiz) yaşarız ve bizi ancak zaman1 yok eder.” dediler. Oysa onların bu konuda bildikleri bir şey yoktur ve onlar, sadece kanaatlerine göre hüküm veriyorlar.
1 Dehr: Kur’ân’da dehr, iki âyette geçmektedir. (İnsân: 1.) âyette ki dehr, “uzun zaman” (Casiye: 24.) âyetteki dehr ise, “zamanın gelip geçmesi” anlamındadır. Dehr, bizim kullandığımız, “zaman” anlamında değildir. Çünkü zaman; şimdiye, geçmişe ve geleceğe denebilir. Dehr ise, “kesintisiz devam eden uzun zamana (âlemin ömrüne)” denir. Bu âyette işaret edilenler, cahiliyye devrindeki inkârcılar ve müşriklerdir. Zira cahiliyye devrinde, bütün hâdiseler, musibetler, gece ve gündüzden ibaret olan dehre nispet edilirdi. Bu inançtaki cahiliyye mensupları iki fırka olup, bunlardan bir fırka Allah’a inanmaz, diğeri ise her şeyi dehr’in yaptığına inanırlar, dehri yaratıcı kabul ederlerdi. Bunlar her kötülüğü dehre nispet ettiklerinden, “Dehriyye” adını almışlardır. Bu âyetteki, “ancak bizi dehr öldürür” diyenler bu gruba dâhil olanlardır ki bunlar dehre söverlerdi. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v)’in bildirdiğine göre bir kudsî hadiste Cenâb-ı Allah: “Âdemoğlu dehre söverek Bana eza verir, hâlbuki Ben dehrin yaratanıyım. Her emir Benim elimdedir, geceyi gündüzü Ben idare ederim” buyurmuştur. (Buhârî, Müslim) Yine “Sakın sizden biriniz: Vay dehre… diyerek sövmesin. Çünkü dehr ancak Allah’tır” ve “Dehre sövmeyin. Çünkü dehr ancak Allah’tır” buyurmuştur. (Buhârî, Müslim, Muvatta’) Bu hadislerdeki “dehr Allah’tır” ibaresinin anlamı: Zamanı ezelî ve ebedî kabul edip her şeyin dehr tarafından meydana getirildiğine inanan ve bu yüzden Dehriyye ismini alan, başta cahiliyye Arapları ve onların izinde giden diğer “dehrîler” (materyalistler) herhangi bir musîbete mârûz kalınca dehre söverler. Hâlbuki dehr’i ve her şeyi yaratan Allah’tır. Bu sövme, neticede Allah’a varmaktadır ve bundan dolayı dehre sövmek yasak edilmiştir. Zira Allah’ın “dehr benim” buyurması “dehrin ve her şeyin yaratıcısı benim” demektir.
Muhammed Esed
Onlar hâlâ: “Bu dünyadaki hayatımızdan başka bir şey yok!” derler, “Dünyaya geldiğimiz gibi ölürüz 26 ve bizi ancak zaman yok eder”. Fakat onların bu konuda hiçbir bilgileri yok: onlar sadece zannederler.
Onlar; “Hayat şu yaşadığımız dünya hayatından ibarettir, kimimiz ölür kimimiz doğar, bizi yok edecek olan şey sadece zamandır,” derler. Oysa onların bu konuda hiçbir bilgileri yoktur zira onlar hayal ürünü şeyler konuşuyorlar. 13/5, 17/98
Bir de kalkıp dediler ki: “Hayat sadece dünya hayatımızdan ibarettir; ölürüz, zira (bir kez) hayata gelmiş bulunuruz;[4488] ve bizi sadece Dehr/Zaman yok eder.”[4489] Ama onlar bu hususta hiçbir bilgiye sahip değiller, onlar sadece (önyargıya dayalı bir) zanna sahipler.[4490]
Mustafa İslamoğlu Câsiye Suresi 24. Ayet Açıklaması
[4488] Takdim-tehire gerek yoktur. Konuşan öznenin ilkel nihilizmi dikkate alındığında, vav’ın tefsiriyye vurgusu taşıdığı anlaşılır. Yani: Bir kez doğmuş bulununca, ister istemez zamana maruz kalarak ölüp gideriz. (31 nolu nota bkz; ayrıca krş: 78:3, not 4.)
[4489] Dehr, “uzun mu uzun, hesaba gelmeyen mutlak zaman”. Bunu söyleyen Dehrî’nin zihninde “yaratılmamış ve sonradan olmayan âlemin öncesi ve sonrası olmayan ömrü”. Bu itikada Dehrîlik adı verilir. İlkel bir materyalizmdir. Bu inanca sahip olanların bir kısmı deist idiler. Bu âyetten yola çıkarak, bunu söyleyen Dehrî’nin âlemin sonsuz olduğuna ve içinde reenkarnasyon inancını barındıran ‘sonsuz döngü’ye (samsara) inandığını, yeniden dirilişi ve âhireti inkâr ettiğini anlıyoruz.
Zamanı özne gören bir mantık, zamanın nesnesi olmaya kendini mahkûm etmiştir. Yani: Hayatın ölümle sonuçlanması sadece zamanın doğası gereğidir, dolayısıyla dirilmek için ölmek gibi bir ilâhî müdâhale söz konusu değildir. Zamana taptığına dair bir bilgiye sahip olmadığımız bir kısım Mekkelilerin tasavvurunda zaman, varoluşun tek makul açıklamasıdır. Materyalistin maddeye yüklediği anlamı, bu akıl zamana yükler. Bu söylemin temelinde yaratılışın tesadüf olduğu düşüncesi yatar. Bu akıl Allah’ın varlığını değil ama O’nun zamana müdahil oluşunu ifade eden rububiyyetini inkâr etmiş, onun yerine ‘mutlak’ zamanı (dehr) ikame etmiş görünmektedir. (Bu düşüncenin nüzul dönemindeki temsilcilerine dair bir açıklama bkz: 78:3, not 4.)
[4490] Bu âyet mücerret inkârın içi boş önyargılara dayandığının delilidir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve dediler ki: «Bu, bizim dünya hayatımızdan başka değildir, ölürüz ve diriliriz ve bizi dehrden başkası helâk etmez.» Halbuki, onlar için buna dâir bir bilgi yoktur. Onlar başka değil, ancak zanneder dururlar.
Âhireti inkâr eden kâfirler bir de şöyle dediler: “Hayat, sadece bu dünyada yaşadığımız hayattan ibarettir: Ölürüz, yaşarız. Bizi yalnız zamanın akışı helâk eder. ”Aslında, buna dair hiçbir kesin bilgileri yoktur, onlar sadece zanlarıyla böyle söylüyorlar.
Dediler ki: "Ne varsa dünya hayatımızdır, başka bir şey yoktur. Ölürüz, yaşarız. Bizi zamandan başkası helak etmiyor." Fakat onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece zannediyorlar.
Şöyle derler: “Dünya hayatımızdan başka hayat yoktur. Ölür, yeniden hayat buluruz. Bizi bitiren zamandır.” Bu konuda bildikleri bir şey yoktur. Onlar sadece tahminde bulunuyorlar.
Süleymaniye Vakfı Câsiye Suresi 24. Ayet Açıklaması
[*] Reenkarnasyon olarak bilinen,ölüp başka bir bedende tekrar hayat bulma inancında olduklarını bildirmektedirler. Allah ise onlara bu inançlarının sadece tahmin ve kurgu olduğunu bidirmektedir.
Şaban Piriş
-Dünya hayatımızdan başka hayat yoktur. Ölürüz ve yaşarız. Bizi zamandan başka bir şey yok etmez, derler. Onların bu konuda bir bilgileri yoktur. Onlar, yalnızca zannederler.
Dediler ki: “Birtek dünya hayatımız var. Yaşarız ve ölürüz. Bizi helâk eden de zamandır.” Oysa onların bu konuda bilgileri yoktur; sadece tahmin yürütüyorlar.
Dediler ki: "Şu dünya hayatımızdan başkası yok. Ölüyoruz, diriliyoruz. Bizi zamandan başkası helâk etmiyor." Onların bu konuda hiçbir bilgisi yoktur. Sadece sanıda bulunuyorlar.