Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 611, sondan 5626. ayet; 4. sure ve Nisâ Suresinin 118. ayetidir. Nisâ Suresi 118. ayetinin kelime sayisi 8, harf sayısı 36 ve toplam ebced değeri ise 3606 olarak hesaplanmıştır. Nisâ Suresinin toplam ebced değeri 1117221 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Burada şeytanın diğer özellikleri ve insanlara etkileri açıklanmaktadır:
a) Şeytan Allah tarafından lânetlenmiş, huzurundan kovulmuş ve rahmetinden mahrum kılınmıştır.
b) O bütün insanları değil, ancak belli bir kısmını etki altına alabilecektir. Allah Teâlâ şeytana, kullarını saptırmak için çabalama hürriyeti vermiştir. Ancak onun, kullar üzerinde cebredici bir etkisi yoktur. Rabbine samimiyetle kulluk eden müminlerin şeytandan yana bir korkuları olamaz (Hicr 15:40; Sâd 38:83).
c) Şeytan, imanı zayıf, ibadeti eksik, bu sebeple aklı ve iradesi yalnız, desteksiz ve zayıf kalmış insanları doğrudan, iyiden, haktan saptırmaya çalışır, onları olmayacak kuruntularla, tatlı hayallerle oyalar, aldatır; iyi davranışlardan, faydalı uğraşlardan alıkoyar.
d) Şeytanın insanlara yaptırdığı yanlışların en önemlileri iki örnekle anlatılmıştır: 1. Puta adanan devenin gözünü kulağını yarmak. Bu örnek bütün akıl ve ilim dışı kabullere ve hurafelere işaret etmektedir.
2. Allah’ın yaratış düzenini değiştirmek. Bu örnek de fıtrata ve selim tabiata aykırı sapmalara dikkat çekmektedir.
İbn Âşûr bu münasebetle kadınların ve erkeklerin vücutlarında yaptıkları bazı değiştirme, güzelleştirme ve düzeltmeleri değerlendirerek şu sonuca varmıştır: Sünnet olmak, belli yerlerdeki kılları almak ve gidermek, tıraş olmak, tırnak kesmek, küpe takmak için kulağı delmek gibi İslâm’ın izin verdiği, hatta teşvik ettiği güzelleştirme ve düzeltmeler “yaratılış düzenini değiştirme” mânası taşımaz. Bunlar temizlik, kolaylık ve güzellik sağlayan, tabii ve fıtrî güzelliğin ortaya çıkmasını temin eden işlemlerdir. Kaş aldırma, saç taktırma, dişleri düzeltme konusunda rivayet edilen ve “sertlik ve ağır ceza tehdidi taşıyan” hadisler yalnızca bu küçük şeylere yönelik olmamalıdır. Bu tür uygulamalar ya o zaman iffetsiz kadınların veya müşriklerin özellikleri idi ya da şeytanın tesiri bulunan, şeytanî maksatlarla sergilenen davranışlardı (V, 205-206).
Günümüzde tıbbın mümkün hale getirdiği estetik ameliyatlarla yapılan değiştirmeleri de ikiye ayırmak gerekecektir: a) Normal olana göre biçimsiz, yersiz, aşırı hacimde, maddî veya psikolojik olarak rahatsızlık verici oluşumların düzeltilmesi. Bunlar tedavi sayılır ve câizdir. b) Normal olanı ya daha ziyade güzelleştirmek veya değişiklik arzusuyla değiştirmek. Yaratılış düzenini değiştirmeyi hedefleyen bu tür uygulamalar dinen tasvip edilmez.
Mehmet Okuyan
117,118. (Müşrikler) O’nun (Allah’ın) peşi sıra birtakım dişilerden (dişi isimli putlardan) başkasına yalvarmıyorlar. Onlar, Allah’ın kendisine lanet ettiği inatçı şeytandan başkasına yalvarmıyorlar ki o şöyle demişti: “Şüphesiz ki kullarından belirli bir pay edineceğim.
1. Kendi istediğimi mutlaka alacağım. 2. İstediğim yöne yönlendireceğim.
Ahmet Akgül
Allah onu (şeytanı ve şeytanlaşmış insanları) lanetleyip (rahmetinden uzaklaştırmıştır). O da (şeytan ise:) “Andolsun, senin kullarından 'miktarları tespit edilmiş bir grubu' (kendime uşak) tutacağım (onlardan belirli bir pay alacağım, haksızlığa ve ahlâksızlığa hizmetçi yapacağım.) ” diyerek (küstahlaşmıştı).
O şeytan ki Allah onu lanetledi (rahmetinden kovdu). O da şöyle dedi: “Yemin ederim ki Senin kullarından belirli bir bölümünü kendi tarafıma çekeceğim.”
117,118,119. Onlar Allah'ı bırakıp tanrıçalara taparlar ve: "Elbette senin kullarından belli bir takımı alıp onları saptıracağım, onlara kuruntu kurduracağım, develerin kulaklarını yarmalarını emredeceğim, Allah'ın yarattığını değiştirmelerini emredeceğim" diyen, Allah'ın lanet ettiği azgın şeytana taparlar. Allah'ı bırakıp şeytanı dost edinen şüphesiz açıktan açığa kayba uğramıştır.
Halkın büyük kısmı aslında inançsızdır (12:103). İnananların da büyük kısmı çeşitli yollarla Tanrı'ya ortak koşar (12:106).
Elmalılı Hamdi Yazır
118,119. Allah o şeytana lanet etti. Ve o da: "Elbette senin kullarından belirli bir pay alacağım, onları mutlaka saptıracağım, onları boş kuruntulara sokacağım, ve onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar, onlara emredeceğim de Allah'ın yaratışını değiştirecekler" dedi. Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı dost edinirse, şüphesiz o, apaçık bir ziyana uğramış olur.
118,119. Allah onu rahmetinden koğdu. O da (şöyle) dedi: «Celâlin hakkı için, kullarından muayyen bir nasıyb edineceğim, onları behemehal sapdıracağım, onları mutlakaa olmayacak kuruntulara boğacağım, onlara kat'iyyen emredeceğim de davarların kulaklarını yaracaklar, onlara muhakkak emredeceğim de Allahın yaratdığını değiştirecekler». Kim Allahı bırakarak şeytanı bir yâr edinirse şübhesiz açıkdan açığa büyük bir ziyana düşmüşdür o.
118, 119. Allah ona lânet etsin, O, der ki elbette senin kurallarından muayyen bir pay edineceğim [⁵] elbette onları sapık kılacağım elbette onları kuruntuya boğacağım [⁶] elbette onlara emredeceğim ki davarların kulaklarını yarsınlar [⁷] elbette onlara emredeceğim ki Allah/ın yarattığı şekli bozsunlar [⁸]. Herkim Allah/ı bırakarak şeytanı yâr edinirse apaçık bir ziyana girmiş olur.
İsmail Hakkı İzmirli Nisâ Suresi 118. Ayet Açıklaması
[5] Putlara adak kesmek gibi.[6] Hayat uzundur, kıyamet yoktur gibi.[7] Onlar putlara adak kılınacak dört ayaklı hayvanat-ı ehliyenin kulaklarını keserlerdi.[8] Çocukların başında putlar namına bir miktar saç bırakmak, cildi mavi renkle süslemek, insanları tavaşi, hayvanları idiş yapmak. Gayri tabiî münasebat-ı cinsiyede bulunmak, bir takım mahlûkatı mabut edinmek, fıtratı bozmak (İslâm dininin emrettiği şeyleri bozmak) gibi.
Kadri Çelik
Allah onu (şeytanı) lanetlemiş, o da “Elbette senin kullarından belli bir pay edineceğim” demiştir.
118,119. Onlar kendilerine: “Elbette Senin kullarından belirli bir kısmını alıp saptıracağım, onları boş kuruntulara sokacağım, onlara hayvanların kulaklarını yarmalarını1 ve Allah’ın yarattığını değiştirmelerini2 emredeceğim.” diyen ve Allah’ın lânet ettiği (azgın şeytana taparlar.) Allah’ı bırakıp da şeytanı dost edinenler, şüphesiz apaçık bir şekilde perişan olacaklar.
1 Araplar, bir dişi deve beş defa doğurur ve beşincisi erkek olursa, kulağını yararlar ve ondan faydalanmayı haram sayarlardı. Bir de putlara ibadet için kurbanlık nişanesi olmak üzere kurbanlık hayvanların kulaklarını keserlerdi. Yani kendilerince kutsallar icat ederlerdi. Tıpkı orta Asya ülkelerindekilerin, Allah’ın nîmetleri içerisinde özellikle “ekmeği” kutsallaştırdıkları gibi…2 Yaratılışı bozacaklar. Bu konuda müfessirlerin verdikleri örneklerin başlıcaları şöyledir: Kadını erkek, erkeği kadın yapmağa çalışacaklar, kadın yerine erkek, erkek yerine kadın kullanacaklar, kılıklarını değiştirecekler, nikâh yerine fuhşu tercih edecekler, temizi bırakıp pisliklere koşacaklar. Helâle haram, harama helâl, iyiye kötü, kötüye iyi diyecekler, Allah’ın gönderdiği “hak dinleri” bırakıp bâtıl dinler ve fikirler arkasında koşacaklar.
Muhammed Esed
ki onu Allah şöyle dediği için lânetlemiştir: “Senin kullarından kendi istediğimi mutlaka alacağım,
118, 119. O şeytana ki: “Ya Rabbî, Senin kullarından mutlaka bir pay edineceğim. Mutlaka onları saptıracağım, onları birtakım temennilerle oyalayacağım. Onlara davarlarının kulaklarını yarmalarını emredeceğim de Allah'ın yarattığını değiştirecekler. ” dedi. Her kim Allah'ın yerine şeytanı dost edinirse, şüphesiz besbelli bir ziyana girmiştir. [5, 103; 7, 30; 16, 63]