Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 22, sondan 6215. ayet; 2. sure ve Bakara Suresinin 15. ayetidir. Bakara Suresi 15. ayetinin kelime sayisi 7, harf sayısı 34 ve toplam ebced değeri ise 2096 olarak hesaplanmıştır. Bakara Suresinin toplam ebced değeri 1820072 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (2) ل (2) م (5) bulunuyor.
“Alay etmek, aldatmak, tuzaklara karşılık vermek” gibi fiillerin Allah’a nisbet edilmesi, bunları yapanları, fiillerine uygun bir şekilde cezalandırması, kazdıkları kuyuya kendilerini düşürmesi sebebiyledir; nisbet bu mânaya yöneliktir. Münafıklar durumlarını gizlediklerini ve müminleri aldattıklarını zannederek işlerini yürütürken ve bunda başarılı olduklarını düşünerek kendi aralarında müminleri alay konusu edinirken, Allah her şeyi bildiği ve Hz. Peygamber’e durumu bildirdiği için –yaptıkları, gizli kameradan ekrana aktarılan kimseler gibi– kendilerini alay konusu haline getirmektedirler. İkiyüzlülüğün dünyadaki cezası bununla da kalmamakta; kendilerini akıllı, iman edenleri de akılsız ve ahmak sananlar, kendilerine emanet edilen hayat, akıl ve irade sermayesiyle hidayet yerine sapkınlığı aldıkları için hayat ticaretini de iflasla kapatmaktadırlar. İnsanoğlunun hayat çizgisini belirleyen âmiller yalnızca onun kendi akıl ve iradesi, kendi çabasıyla elde ettiği bilgiler değildir; bunların ve daha başka âmillerin yanında eğitim çevresinin, rahmân veya şeytandan gelen yönlendirici etkilerin önemli tesirleri vardır. Şeytanın cin türünden yardımcıları olduğu gibi insanlar arasından edindiği işbirlikçileri de vardır. 14. âyet “şeytanlarıyla başbaşa kaldıklarında...” diyerek bu saptırıcı etkiye işaret etmekte ve insanları, kimlerle beraber olduklarına, kimlerin tesiri altında kaldıklarına dikkat etmeleri konusunda uyarmaktadır.
Mehmet Okuyan
(Oysa) Allah onlarla alay eder; (fakat) onlara fırsat vermektedir. Azgınlıkları içinde bocalayıp durmaktadırlar.
Bu cümle “Allah alay etmenin cezasını onlara verecektir” şeklinde anlaşılmalıdır. Bu tür ayetlerde geçen fiiller insanlar için kullanıldığında olumsuz bir anlama gelirken, Allah için kullanıldığında kastedilen mesaj Allah’ın o fiilin cezasını vereceğini bildirmesidir. Benzer kullanımlar: Âl-i İmrân 3:54; Nisâ 4:142; Enfâl 8:30; Tevbe 9:67, 79
Benzer mesajlar: En‘âm 6:110; A‘râf 7:186; Yûnus 10:11; Hicr 15:72; Mü’minûn 23:75; Neml 27:4.
Bayraktar Bayraklı
Allah onlarla alay ediyor ve taşkınlıkları içinde şaşkınca dolaşmalarına süre tanıyor.
(Oysa asıl) Allah onlarla alay etmekte (Kur’an’ın bir kısmına inanıp bir kısmına itiraz edenmünafıklarla;onları kendi hallerine bırakmakla ve bir müddet fırsat tanımakla oyalayıvermekte) dir. Kendi azgınlıkları ve sapkınlıkları içinde bocalayıp durmalarını (istemekte) ve süre vermektedir.
Allah da bu alaycı tavırlarından dolayı, onlara hak ettikleri karşılığı verecek ve onları azgınlıklarıyla başbaşa bırakacak, şaşkınca bocalamaya terkedecektir.
Allah, (bu alaycı tavırlarından ve ürettikleri kötülüklerden dolayı) onları maskaraya (soytarıya) çevirir ve taşkınlıkları içinde serserice dolaşmalarına mühlet verir.
Oysa asıl, Allah, onlarla alay etmekte, hak ve hakîkat karşısında takındıkları bu küstahça tavırlarından dolayı, yüreklerindeki son iman kalıntılarını da yok ederek onları azgınlıkları içinde bocalar bir hâlde bırakmaktadır.
Allah da bu alaycı tavırlarından dolayı onlara hak ettikleri karşılığı verecek 11 ve onları küstahlıkları ile başbaşa şaşkınca bocalamaya terk edecektir.
Allah onlara süre verir yanlıştan dönmeleri için ama Onlar alaycı tutumları içinde şaşkın ve taşkınlıkları ile bocalarlar. 10/12, 13/33, 35/45, 43/36-37
Mustafa İslamoğlu Bakara Suresi 15. Ayet Açıklaması
[31] Âyette kullanılan muşâkele sanatının bir gereği olarak Allah için “alay” kelimesinin kullanılması, “onların alaylarına hak ettiği karşılığı verme” anlamını taşır (Kurtubî). Münafıkların inananlarla alay etmesine karşılık Allah da kendisinin onlarla alay edeceğini beyan buyurmuştur. Kullanılan kelime aynı olmasına karşın, anlam tam aksidir ve tehdit içermektedir: Allah, onlara önce mühlet tanır, sonra da cezalandırır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Allah Teâlâ ise onlar ile istihzâ eder. Onları kendi azgınlıklarında şaşkın bir halde bırakır.
Allah’ın alay etmesinden maksat, münafıkların alay etmelerinin karşılığını vermesidir. Müşâkele babından olarak, benzer lafızla, tamamen farklı mâna kasdetme söz konusudur. Mesela haylazlık ederken sinsice gülen çocuğunu tehdid eden annesi “Sen gül, ben de sana gülerim!” derken, onun gülmesinin tamamen farklı şekilde olması gibi. Kalbinde iman etmediği halde Müslüman görünen kimseye münafık denir. Bunlara İslâm toplumunda Müslüman muamelesi yapılır. Böylece: 1. İslâm’ın sabır ve müsamahası uygulanır. 2. Onların nesillerinden gerçek müminlerin yetişmesine imkân hazırlanır.
Süleyman Ateş
Allah da kendileriyle alay eder ve onları bırakır; taşkınları içinde bocalayıp dururlar.