Yaklaştı Saat, yarıldı Kamer
Hâlâ bir âyet görseler yüz çevirip derler: müstemir bir sihir
Yalan dediler, hevâlarına uydular, halbuki her emir müstekır
Celâlim hakkı için onlara kıssalardan öyleleri de geldi ki onlarda zecredecek haberler var
Bir hikmeti baliga, fakat inzarlar faide vermiyor
Sen de onlardan yüz çevir, o gün ki çağırıcı görülmedik müdhiş bir şey'e çağırır
Gözleri düşgün düşgün kabirlerden çıkarlar, sanki çıvgın çekirgeler
Gibi çağırana koşarak, der ki kâfirler: bu pek zorlu bir gündür
Onlardan evvel Nuh kavmı tekzib etti yalancı dediler o kulumuza, mec'nun dediler, çok incittiler
O da nihayet rabbına duâ etti, ben dedi, mağlûbum, hemen nusratını ver
Bunun üzerine Göğün kapılarını açtık dökülen bir su ile şakır şakır
Yeri de fışkırtık kaynaklar halinde, derken su birleşti bir emr üzerine ki olmuştu öyle mukadder
Onu ise taşıdık elvahlı ve kenetli bir hamule üzerinde ki akar
Nezaretimizle giderdi o nankörlük edilen zata bir mükâfat olarak
Celâlim hakkı için bıraktık ta onu bir âyet olarak, fakat düşünen mi var?
Ki nasıl azâbım ve inzarlarım?
Şanım namına Kur'anı müyesser de kıldık düşünmek için, fakat düşünen mi var?
Tekzib etti de Âd nasıl oldu azâbım ve inzarlarım?
çünkü salıverdik üzerlerine müstemirr, nühusetli bir günde bir soğuk rüzgâr ki sarsar
İnsanları kökünden devrilen hurma kütükleri gibi yolar
Bak nasılmış azâbım ve inzarlarım?
Şanım namına Kur'anı müyesser de kıldık düşünmek için, fakat düşünen mi var?
Semûd o inzarları tekzib ettiler
Şöyle dediler: içimizden bir beşere mi tabi' olacağız? Şübhesiz biz o vakıt şaşkınlık içinde kalır ateşlere yanarız
O zikir aramızdan ona mı bırakıyorlar? Belki o bir şimarık yalancıdır
İleride bilecekler o şimarık yalancı kimdir?
İşte biz onlara bir fitne olmak üzere o Nâkayı (o dişi deveyi) salıyoruz. Onun için gözet onları ve sabırlı ol
Hem haber ver onlara ki su aralarında nevbetle taksim ve her su alış huzur iledir
Bunun üzerine sahiblerine bağırdılar o da silâha sarıldı da ayaklarını çırptı
Fakat bak nasıl oldu azâbım ve inzarlarım
Çünkü biz üzerlerine tek bir sayha salıverdik, ağılcı çırpısı gibi kırılıp döküle kaldılar
şanım namına Kur'anı müyesser de kıldık düşünmek için, fakat düşünen mi var?
Lûtun kavmı o inzarlara yalan dediler
Biz gönderdik üzerlerine taşlar yağdıran, yalnız Lûtun ailesini necata çıkardık bir sehar
Tarafımızdan bir ni'met olarak, işte şükredeni böyle karşılarız
Celâlim hakkı için satvetimizin şiddetini kendilerine ıhtar da etmiş idi, fakat o ıhtarları cidal ile karşıladılar
Ve onun müsafirlerinden kâm almağa kalkıştılar, biz de gözlerini siliverdik de tadın bakalım dedik azâbımı ve inzarlarımı?
Ve Celâlim hakkı için bastırıverdi kendilerini bir sabah bir azâbı müstekır
Tadın bakalım azâbımı ve inzarlarımı
Şanım namına Kur'anı müyesser de kıldık düşünmek için, fakat düşünen mi var?
Şanım hakkiçin ali Fir'avne de geldi inzar edici Peygamberler
Âyetlerimizin hepsini tekzib ettiler biz de onları öyle bir tutuşla alıverdik ki muktedir bir azîze öyle yaraşır
Sizin kâfirleriniz onlardan hayırlımı? Yoksa sizin için kitablarda bir berâetmi var?
Yoksa biz yardımlaşır bir cem'iyyetiz mi diyorlar?
Her halde o cem'iyyet bozulacak ve arkalarını dönüp gidecekler
Daha doğrusu onların asıl mev'ıdi saattir ve o saat daha acı ve daha belâ ve bedterdir
Muhakkak ki mücrimler şaşkınlık ve çılgınlıklar içindedirler
O gün ki yüzleri üstü ateşte sürüklenecekler tadın ne imiş diye messi Sakar
Haberiniz olsun ki biz her şey'i bir kaderle yaratmışızdır
Emrimiz de başka değil birdir, bir lemhi basar gibidir
Celâlim hakkiyçin emsalinizi hep helâk da ettik fakat hani düşünen?
Bununla beraber işledikleri her şey defterlerdedir
Ve küçük büyük hepsi satra geçmiştir
Şübhesiz müttekıler Cennetlerde nur içinde
Sadakat meclisinde, kudretine nihayet olmıyan bir şehinşahın huzurı kibriyasında