[Hamd] (övgü), gökleri ve yeri yoktan yaratan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler yapan, yaratmada dilediğini(n sayısını) artıran Allah’adır. Şüphesiz ki Allah her şeye gücü yetendir.
“Yoktan yaratma” anlamında [fetara], [fâtır] kelimelerinin kullanıldığı ayetler için bkz. En‘âm
6:14; Yûsuf
12:101; İbrâhîm
14:10; Zümer
39:46; Şûrâ
42:11.
Allah insanlara herhangi bir merhamet açarsa onu tutabilecek kimse yoktur. O’nun tuttuğunu da kendisinden sonra gönderebilecek kimse yoktur. O güçlüdür, doğru hüküm verendir.
Ey insanlar! Allah’ın size olan nimet(ler)ini hatırlayın! Allah’tan başka size gökten ve yerden rızık verecek herhangi bir yaratıcı mı varmış! O’ndan başka ilah yoktur. Nasıl oluyor da (gerçeklerden) döndürülüyorsunuz!
Seni yalanlarlarsa (üzülme); elbette senden önceki elçiler de yalanlanmıştı. Bütün işler yalnızca Allah’a döndürülecektir.
Ey insanlar! Şüphesiz ki Allah’ın vaadi gerçektir. Dünya hayatı sakın sizi aldatmasın ve o çok aldatıcı (şeytan) sakın sizi Allah ile aldatmasın!
Ayette geçen [el-ğarûr] kelimesi “çok ve sürekli aldatan” anlamında şeytanın sıfatıdır. Benzer mesaj: Lokmân
31:33.
Şüphesiz ki şeytan sizin için düşmandır; siz de onu düşman edinin!Zira o, kendi tarafında olanları alevli ateş halkı olmaları için davet eder.
Kâfir olanlar için şiddetli bir azap vardır; iman edip iyi işler yapanlara gelince, onlar için de bağışlanma ve büyük bir ödül vardır.
İşinin kötülüğü kendisine süslü gösterilip onu güzel gören kişi (diğerleri gibi olur mu)! Şüphesiz ki Allah dileyeni (layık gördüğünü) saptırır (sapkınlığını onaylar), dileyeni (layık gördüğünü) de doğru yola ulaştırır. Onlar için üzülerek kendini perişan etme! Şüphesiz ki Allah onların yaptıklarını bilendir.
Rüzgârları gönderip de bulutu kaldıran (harekete geçiren) Allah’tır. İşte biz o (bulutu) ölü bir şehre göndeririz de ölümünden sonra onunla toprağa hayat veririz.Diriltilme de böyle olacaktır.
Kim itibar istiyorsa (bilsin ki) itibar, tamamen yalnızca Allah’a aittir. Yalnızca iyi işin yükselttiği güzel sözler Allah’a yükselir. Kötülüklerin tuzağını kuranlara şiddetli bir azap vardır. Onların tuzağı ise yok olup gider.
Bu ayet Nisâ
4:139 ve Yûnus
10:65. ayetlerle birlikte okunmalıdır.,Bu ayet duaların kabul şartının samimiyet ve istenen şey uğrunda öncelikle fedakârlık gerçekleştirmek olduğunu ortaya koymaktadır
Benzer mesajlar: Âl-i İmrân
3:54; En‘âm
6:123; Enfâl
8:18, 30; Ra‘d
13:42; İbrâhîm
14:46; Fâtır
35:43; Mü’min
40:25; Tûr
52:42; Târık
86:15-16.
Allah sizi (önce) topraktan, sonra da [nutfe]den (zigottan) yarattı; daha sonra sizi eşler (çiftler) hâline getirdi. Hiçbir dişi, O’nun bilgisi olmadan gebe kalamaz ve doğuramaz. (Bir canlıya) ömür verilmesi de ömründen kısılıp azaltılmasıda mutlaka bir kitaptadır (sistemi vardır). Şüphesiz ki bu, Allah’a çok kolaydır.
Benzer mesajlar: Nisâ
4:1; Rûm
30:20; Mü’min
40:67; Nebe’
78:8.,Bu ayet ecelin öne alınabileceğinin delilidir.
İki deniz birbirine eşit değildir. Biri tatlıdır, susuzluğu keser, içmesi kolaydır; diğeri ise tuzludur, acıdır. (Buna rağmen) hepsinden de taze et (balık) yiyorsunuz ve giyeceğiniz süs (eşyası) çıkartıyorsunuz. (Allah’ın) nimetlerinden arayıp da şükretmeniz için gemilerin denizi yarıp gittiğini görürsün.
Benzer mesaj: Nahl
16:14.
(Allah) geceyi gündüzün içine koyuyor, gündüzü de gecenin içine koyuyor. Güneşi ve ayı emri altına almıştır. (Bunların) her biri belirlenmiş bir süreye kadar akıp gitmektedir. İşte otorite sadece kendisine ait olan Rabbiniz Allah’tır. O’nun peşi sıra yalvardıklarınız ise bir çekirdek zarına bile sahip değillerdir.
Onlara (putlara) yalvarsanız (bile) çağrınızı duyamazlar. Sizi duysalardı da isteklerinize cevap veremezlerdi. Kıyamet günü (onları) ortak koştuğunuzu da inkâr edeceklerdir. Haberdar olan (Allah) gibi (gerçeği kimse) sana bildiremez.
Bu ayetlerde putların ve ölüp gidenlerin dünyadakilere cevap veremeyecekleri mesajını içermektedir. Benzer mesaj: Ahkâf
46:5.,Benzer mesajlar: Yûnus
10:28-29; İbrâhîm
14:22; Nahl
16:86; Meryem
19:82; Furkân
25:18-19; Kasas
28:63; ‘Ankebût
29:25; Rûm
30:13; Sebe’
34:41; Ahkâf
46:5-6.
Ey insanlar! Siz Allah’a muhtaçsınız. Gerçek zengin ve övülmeye layık olan Allah’tır.
Benzer mesajlar: Muhammed
47:38; Teğâbun
64:6.
Dilerse sizi giderir ve (yerinize) yepyeni bir halk getirir.
Bu, asla Allah’a zor değildir.
Benzer mesaj: İbrâhîm
14:20.
Hiçbir (günah) yüklüsü, başkasının (günah) yükünü yüklenemez. (Günah) yükü ağır olan kişi, yükünü taşımaya -yakını bile olsa- (başkasını) yardıma çağırsa, yükünden hiçbir zerresi taşınamaz. Sen sadece yalnızken Rablerine saygı duyanları ve namazı kılanları uyarabilirsin. Arınmaya çalışan kişi, sadece kendisi için arınmış olur. Dönüş yalnızca Allah’adır.
Bu mesaj Bakara
2:134, 141, 272, 286, En‘âm
6:52, 164, İsrâ
17:13-15, Lokmân
31:33, Zümer
39:7, Fussilet
41:46, Câsiye
45:15, Necm
53:38-39 ve Zilzâl
99:7-8. ayetlerle birlikte okunmalıdır.,Benzer mesajlar: Bakara
2:48, 123; En‘âm
6:164; İsrâ
17:15; Lokmân
31:33; Zümer
39:7; Zuhruf
43:67; Duhân
44:40; Necm
53:38; Mümtehine
60:3; Me‘âric
70:10
Benzer mesajlar: Enbiyâ
21:49; Yâsîn
36:11; Kâf
50:33; Mülk
67:12.
19,20,21,22. Kör ile gören, karanlıklar ile aydınlık, (serinletici) gölge ile (kavurucu) sıcak ve diriler ile ölüler bir olamaz. Şüphesiz ki Allah dileyene (layık gördüğüne) duyurur. Sen (aklı) mezarlarda olanlara (gerçeği) duyuramazsın.
Benzer mesaj: Mü’min
40:58
Bu ayet ruhen ölülere duyurulamayacağını göstermektedir. Ölü ruha duyurulamayacağına göre, bedenen ölmüş kişilere de elbette hiçbir şey duyurulamaz. Benzer mesaj: Meryem
19:98.
19,20,21,22. Kör ile gören, karanlıklar ile aydınlık, (serinletici) gölge ile (kavurucu) sıcak ve diriler ile ölüler bir olamaz. Şüphesiz ki Allah dileyene (layık gördüğüne) duyurur. Sen (aklı) mezarlarda olanlara (gerçeği) duyuramazsın.
Benzer mesaj: Mü’min
40:58
Bu ayet ruhen ölülere duyurulamayacağını göstermektedir. Ölü ruha duyurulamayacağına göre, bedenen ölmüş kişilere de elbette hiçbir şey duyurulamaz. Benzer mesaj: Meryem
19:98.
19,20,21,22. Kör ile gören, karanlıklar ile aydınlık, (serinletici) gölge ile (kavurucu) sıcak ve diriler ile ölüler bir olamaz. Şüphesiz ki Allah dileyene (layık gördüğüne) duyurur. Sen (aklı) mezarlarda olanlara (gerçeği) duyuramazsın.
Benzer mesaj: Mü’min
40:58
Bu ayet ruhen ölülere duyurulamayacağını göstermektedir. Ölü ruha duyurulamayacağına göre, bedenen ölmüş kişilere de elbette hiçbir şey duyurulamaz. Benzer mesaj: Meryem
19:98.
19,20,21,22. Kör ile gören, karanlıklar ile aydınlık, (serinletici) gölge ile (kavurucu) sıcak ve diriler ile ölüler bir olamaz. Şüphesiz ki Allah dileyene (layık gördüğüne) duyurur. Sen (aklı) mezarlarda olanlara (gerçeği) duyuramazsın.
Benzer mesaj: Mü’min
40:58
Bu ayet ruhen ölülere duyurulamayacağını göstermektedir. Ölü ruha duyurulamayacağına göre, bedenen ölmüş kişilere de elbette hiçbir şey duyurulamaz. Benzer mesaj: Meryem
19:98.
Sen sadece bir uyarıcısın.
Biz seni bir amaç için müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. (Nitekim) her ümmet için de elbette bir uyarıcı gelmiştir.
Benzer mesajlar: Furkân
25:56; Ahzâb
33:45; Sebe’
34:28; Fetih
48:8.,Benzer mesajlar: En‘âm
6:42; Yûnus
10:47; Ra‘d
13:7; Hicr
15:10; Nahl
16:36, 63; Zuhruf
43:6. Ayrıca İsrâ
17:15’te geçtiği üzere, risalet öğretileri birilerine hiç ulaşmamış veya doğru ulaşmamış ise o kişilere de risalet öğretileriyle ilgili azap edilmeyeceği ifade edilmektedir.
Seni yalanlarlarsa (üzülme), elbette onlardan öncekiler de kendilerine apaçık deliller, sahifeler ve aydınlatıcı kitabı getiren elçileri yalanlamışlardı.
Demek ki peygamberlerin yaptığı gibi gerçek delil getiren, doğru kaynak gösteren ve aydınlatıcı kitaptan yani Kur’an’dan konuşan kişiler de yalanlanmaktadır. Benzer mesajlar: Âl-i İmrân
3:184; En‘âm
6:34.
Sonra ben de o kâfir olanları yakalamıştım. Cezalandırmam (bak) nasıl olmuştu!
Şüphesiz ki Allah’ın, gökten su indirmekte olduğunu görmüyor musun? O (su) sayesinde çeşitli renklerde meyveler (yiyecekler) çıkarmaktayız. Dağlardan da renkleri farklı, beyaz, kırmızı ve simsiyah yollar (yarattık).
Benzer mesaj: En’âm
6:99.
İnsanlardan, adım atan canlılardan ve dört bacaklı hayvanlardan da renkleri farklı olanlar var. Kulları içinden sadece (gerçeği) bilenler Allah’a saygı duyarlar.Şüphesiz ki Allah güçlüdür, çok bağışlayandır.
Bu ayetler gerçek âlimlerin, evren kitabının ayetlerini tanıyan, onlardaki sanatı fark edebilen, doğru bir yol/din olan tevhid çizgisinde bir hayat süren insanlar olduğunun delilidir.
29,30. Allah’ın kitabını [tilavet] edenler (okuyup aktaranlar), namazı kılanlar ve rızık olarak verdiğimiz şeylerden gizli ve açık infak edenler (verenler), (Allah) ödüllerini tam olarak versin ve lütfundan (nimetlerini) artırsın diye asla yok olmayacak bir kazanç umarlar. Şüphesiz ki O çok bağışlayandır, şükre çok karşılık verendir.
Burada sözü edilen “kitap” vahyedilmiş Kur’an olduğu gibi, önceki ayetlerde dikkat çekilen kainat kitabı da olabilir.,Burada geçen [tilâvet] kelimesi okuyup aktarmanın yanı sıra onun emrettiği gerçekleri uygulamak anlamını da içermektedir.
29,30. Allah’ın kitabını [tilavet] edenler (okuyup aktaranlar), namazı kılanlar ve rızık olarak verdiğimiz şeylerden gizli ve açık infak edenler (verenler), (Allah) ödüllerini tam olarak versin ve lütfundan (nimetlerini) artırsın diye asla yok olmayacak bir kazanç umarlar. Şüphesiz ki O çok bağışlayandır, şükre çok karşılık verendir.
Burada sözü edilen “kitap” vahyedilmiş Kur’an olduğu gibi, önceki ayetlerde dikkat çekilen kainat kitabı da olabilir.,Burada geçen [tilâvet] kelimesi okuyup aktarmanın yanı sıra onun emrettiği gerçekleri uygulamak anlamını da içermektedir.
Sana vahyettiğimiz kitap, kendinden önceki (kitapların aslı)nı doğrulayan gerçektir. Şüphesiz ki Allah kullarından haberdardır, görendir.
Sonra Kitabı kullarımızdan seçtiklerimize miras kıldık. Kimi kendisine haksızlık eder; kimi ortadadır; kimi de Allah’ın izniyle hayırlarda öndedir. Asıl büyük lütuf işte budur.
Kur’an’a vâris olmayanlar, cennete mirasçı olamazlar. Bu ayette müslümanların Kur’an ile iletişimi gösterilmektedir. “İlâhî kelamın vârisleri ümmet-i Muhammed’dir. Hz. Muhammed’in vahye ilişkin sorumluluğu, onun vefatından sonra ümmetine miras bırakılmıştır. Kur’an’ın Hz. Muhammed’in şahsı için zikrettiği her fazilet ve ödülü ümmeti için de zikretmiş olması bunu pekiştirmektedir. Hz. Muhammed’in vefatından sonra ferdi risalet içtimai olana geçmiştir” (İslamoğlu, [Hayat Kitabı Kur’an], s. 867’de 3. not). Buna göre vâris kılınan şey son ilâhî mesajın bütün insanlığa tebliğ görevidir.,Ayette “kendine zulmedenler”den kasıt, inkarcılar değil, “yapılmaması gereken bir işi yapan, böylece kendine yazık edenler” demektir. Nitekim bazı peygamberler için de bu türden zulüm ifadesi söz konusudur. Bkz. A‘râf
7:23; Enbiyâ
21:87; Kasas
28:16.
(Büyük lütuf) orada altın bilezikler ve incilerle bezenip (süslenip) ipekten elbiseleri olacak şekilde girecekleri durmaya değer cennetlerdir.
34,35. (Cennette şöyle) diyeceklerdir: “[Hamd] (övgü), bizden kaygıyı gideren Allah’adır! İçinde bize hiçbir yorgunluk ve bıkkınlık ulaşmayacak olan, cömertliğinin sonucu olarak bizi [ebedî] kalınacak cennet yurduna yerleştiren Rabbimiz şüphesiz ki çok bağışlayandır, şükre çok karşılık verendir.”
34,35. (Cennette şöyle) diyeceklerdir: “[Hamd] (övgü), bizden kaygıyı gideren Allah’adır! İçinde bize hiçbir yorgunluk ve bıkkınlık ulaşmayacak olan, cömertliğinin sonucu olarak bizi [ebedî] kalınacak cennet yurduna yerleştiren Rabbimiz şüphesiz ki çok bağışlayandır, şükre çok karşılık verendir.”
Kâfir olanlara da cehennem ateşi vardır. (Orada ölmeleri) hükmü verilmez ki ölsünler; azaplarından da hafifletilme olmayacaktır. Her kâfire işte böyle karşılık vereceğiz.
Oradakiler şöyle feryat edecekler: “Rabbimiz! Bizi (buradan) çıkar da (dünyada) yaptıklarımızın dışında iyi iş(ler) yapalım.” (Onlara şöyle denecektir:) “Size uyarıcı da geldiği hâlde (gerçeği) hatırlayabilecek kimsenin bunu başarabileceği kadar bir ömür vermedik mi? Şimdi tadın (azabı)!” Zalimlerin hiçbir yardımcısı yoktur.
Ayette geçen [yastarıhûne] fiili sonuçsuz bir şekilde “feryat etmek, yardım istemek” manalarını içermektedir.,Benzer mesajlar: Bakara
2:167; En‘âm
6:27; A‘râf
7:53; Mü’minûn
23:99-100; Secde
32:12; Zümer
39:58.
Şüphesiz ki Allah göklerin ve yerin [gayb]ını (bilinemeyenlerini) bilendir. O, göğüslerin (kalplerin) içinde olanı da bilendir.
O (Allah) sizi yeryüzünde halifeler (sorumlular olarak) görevlendirmiştir. Kim kâfir olursa küfrü kendi aleyhinedir. kâfirlerin küfrü Rableri katında öfkeden başka bir şey artırmaz. Kâfirlerin küfrü kayıptan başka bir şey(lerini) artırmaz.
Benzer mesajlar: Bakara
2:30; En‘âm
6:165.,Benzer mesajlar: İbrâhîm
14:7; Neml
27:40; Rûm
30:44; Lokmân
31:12; Zümer
39:7.,Ayetteki bu iki cümlede de küfrün kişinin kötülüğünü ve zararını artırmaktan başka bir işe yaramayacağı haber verilmektedir. Muhtemeldir ki [makt] kelimesi küfrün dünyadaki sonucu, [hasâr] ise mahşerdeki felaketi ortaya koymaktadır.
De ki: “Allah’ın peşi sıra yalvardığınız ortaklarınızı bir düşünsenize! Yerden neyi yaratmışlar bana gösterin veya göklerle ilgili (onların yaratılışında) onların ortaklığı mı varmış! Yoksa biz onlara (farklı) bir kitap vermişiz de o kitaptan bir delile mi dayanıyorlarmış!” Aksine o zalimler birbirlerine aldanmadan başka bir şey vadetmiyorlar.
Benzer mesaj: Ahkâf
46:4.
Şüphesiz ki göklerin ve yerin yok olmasını engelleyen Allah’tır. Yok olurlarsa, O’ndan sonra (Allah’tan başka) kimse onları (sistemlerinde) tutamaz.Şüphesiz ki O hoşgörülüdür, çok bağışlayandır.
“Göklerin ve yerin [zâil] olması”, onların yıkılıp gitmesi ve yok olmaları demektir. Bunun gerçekleşmemesi için sisteme doğrudan müdahale söz konusudur. İşte Yüce Allah insanların şirkleri, küfürleri ve zulümleri nedeniyle aslında yok olup gitmeyi hak eden bu sistemi devam ettirmekte, yeni inanacak insanlara fırsat vermektedir.
42,43. Kendilerine bir uyarıcı gelmesi hâlinde, herhangi bir topluluktan daha doğru yolda olacaklarına dair bütün güçleriyle Allah’a yemin etmişlerdi. Fakat onlara uyarıcı gelince bu, onların sadece gerçek(ler)den uzaklaşmalarını yani yeryüzünde kibirlenmelerini ve kötülük tuzağını (kurmalarını) artırdı. Oysa kötü tuzak, sadece sahibinin başına geçer. Onlar öncekilere (uygulanan) kanunundan başka ne bekliyorlar ki! Allah’ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın! Allah’ın kanununda asla bir sapma bulamazsın.
42,43. Kendilerine bir uyarıcı gelmesi hâlinde, herhangi bir topluluktan daha doğru yolda olacaklarına dair bütün güçleriyle Allah’a yemin etmişlerdi. Fakat onlara uyarıcı gelince bu, onların sadece gerçek(ler)den uzaklaşmalarını yani yeryüzünde kibirlenmelerini ve kötülük tuzağını (kurmalarını) artırdı. Oysa kötü tuzak, sadece sahibinin başına geçer. Onlar öncekilere (uygulanan) kanunundan başka ne bekliyorlar ki! Allah’ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın! Allah’ın kanununda asla bir sapma bulamazsın.
Kendilerinden çok daha güçlü olan öncekilerin sonunun nasıl olduğunu görmek için yeryüzünde hiç mi dolaşmadılar?Göklerde de yerde de Allah’ı aciz bırakacak hiçbir şey yoktur. Şüphesiz ki O bilendir, gücü yetendir.
Allah insanları yaptıkları yüzünden (hemen) hesaba çekseydi, onun sırtında (yeryüzünde) hiçbir canlı bırakmazdı. Ancak onları belirlenmiş bir süreye erteliyor. Süreleri gelince şüphesiz ki Allah kullarını görendir.
Benzer mesaj: Nahl
16:61.