38. Sâd Suresi Meali

Sâd![4044] Şeref ve itibar kaynağı olan[4045] Kur’an şahit olsun![4046]
Ama nerde! İnkârda direnenler, (akletmek yerine) yersiz bir gurur ve tarifsiz bir cepheleşme içindeler.
Kendilerinden önce nice kuşakları helâk ettik; tam bu sırada imdat dilediler, fakat kurtuluşun vakti çoktan geçmişti.[4047]
Ve onlar aralarından birinin kendilerine uyarıcı olarak gelmesine şaştılar; işte bu kâfirler şöyle dediler: “Bu, göz boyamak isteyen yalancının biri.
Bütün bu ilâhları tek bir ilâha indirgiyor ha?[4048] Bunun çok tuhaf bir görüş olduğunda hiç şüphe yok.”
Onların liderleri öne atılarak (der ki): “Devam edin, ilâhlarınıza ısrarla sahip çıkın; yapmanız gereken tek şey budur!
Biz en son (din olan Hıristiyan) inancında bile bunu duymadık;[4049] bu desteksiz bir uydurmadan başkası değildir;
ne yani, aramızdan ilâhî mesajın indirileceği bir o mu kaldı?” Ama hayır, onlar asıl Benim uyarıma karşı şüpheyle yaklaşıyorlar; dahası, belli ki onlar henüz azabımı tatmamışlar.
Yoksa, mutlak kudret ve lütuf sahibi Rabbinin rahmet hazinelerinin tasarrufu onların elinde mi?
Yoksa göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin mülkiyeti onlara mı ait? Haydi o zaman, tüm araçlara sarılsınlar da, (göklerin tahtına) çıkıp kurulsunlar bakalım!
Onlar, bozguna uğramış müttefiklerin döküntülerinden oluşmuş (başıbozuklar) ordusu…[4050]
Onlardan önce Nûh ve ‘Âd kavmi ve yüksek sütunlar[4051] sahibi Firavun da gerçeği yalanlamıştı;
Semud ve Lût kavmi, Eyke ahalisi de öyle… İşte bu hiziplerin[4052]
hepsi de elçileri yalanladılar: Bu yüzden cezamızı hak ettiler.
Ve şu berikiler var ya; işte bunları bir tek belâ çığlığı beklemektedir: ilave bir nefes bile alamazlar.
İşte onlar, “Rabbimiz! Bizim hesabımızı Hesap Günü’nden önce, hemen şimdi kes!”[4053] diye (alay ederler).
Sen onların bu tür laflarına karşı dirençli ol; güç ve kudret sahibi olan has kulumuz Dâvud’u hatırla! Çünkü o her daim Allah’a yönelirdi.[4054]
İşte bu yüzden, her sabah ve her akşam, onunla birlikte emrimize âmâde kıldığımız[4055] dağlar da kudret ve ihtişamımızı dillendirirdi;[4056]
katar katar dizilmiş kuşlar da:[4057] bunların hepsi her daim O’na yönelmişlerdi![4058]
Biz de onun iktidarını sağlama aldık; zira ona adâletle hükmedecek muhakeme ve anlaşmazlıkları sona erdirecek ikna yeteneği vermiştik.[4059]
SEN dâvâcıların kıssasından haberdar oldun mu? Hani onlar duvardan tırmanıp özel odasına[4060] sızmışlardı.[4061]
Yanına aniden girdiklerini görünce Dâvud onlardan dolayı telaşa kapıldı.[4062] Onlar “Korkma!” dediler, “Biz (sadece) iki dâvâlıyız; birimiz diğerinin hakkına tecavüz etti: şimdi sen aramızda hakkaniyetle karar ver ve doğrudan ayrılma; bize de doğru yolu göster!
İşte bu benim kardeşim; onun doksan dokuz koyunu var,[4063] benimse yalnızca bir tek koyunum; buna rağmen o, “Onu da bana ver” dedi “ve söz düellosunda beni alt etti.”[4064]
(Dâvud) dedi ki: “Doğrusu bu kişi, senin koyununu alıp kendininkine katmakla sana zulmetmiş. Zaten toplumsal hayatı paylaşan insanlar (genellikle) birbirlerinin hakkına tecavüz ederler; iman edip dürüst ve erdemli davrananlar hariç: ama böyleleri, ne kadar da az.” Derken Dâvud, kendisini sınadığımıza[4065] kanaat getirdi; hemen Rabbinden af diledi ve baş eğip iki büklüm bir halde tevbe ederek O’na yöneldi.
Ve Biz de bu (hatasını) bağışladık: elbet onu, Bizim katımıza yakınlık ve güzel bir son beklemektedir.[4066]
(Ve nida ettik): “Ey Dâvud! Elbet sana yeryüzünde iktidarı Biz verdik: O halde insanlar arasında adâletle hükmet, heva ve arzuna kapılma ki, sonra seni Allah yolundan saptırır. Şu kesin ki Allah yolundan sapan kimseler, Hesap Günü’nü unutmalarından dolayı şiddetli bir cezaya çarptırılırlar.”
VE Biz gökleri, yeri ve bunlar arasındakileri bir amaç ve anlamdan yoksun yaratmadık;[4067] bu, küfürde direnenlerin zannıdır: yazıklar olsun (kendilerini mahkûm ettikleri) ateşten dolayı küfürde direnen o kimselere![4068]
Hiç, iman eden ve salih amel işleyenleri, yeryüzünde fesat çıkaranlarla bir tutar mıyız? Hiç, sorumlu davrananları sorumsuz sapıklarla bir tutar mıyız?[4069]
Sana mübarek bir kitab olan bu (Kur’an’ı) Biz indirdik ki, herkes onun mesajları üzerinde iyice düşünsün de aktif akıl sahipleri ders alsın diye.[4070]
DÂVUD’A Süleyman’ı bahşettik: o ne güzel kuldu; çünkü o sürekli Bize yönelirdi.[4071]
Hani, gün batımına doğru kendisine soylu ve favori atlar[4072] sunulmuştu da,
“Elbet ben güzel olanı severim” demişti, “çünkü bana Rabbimi hatırlatır!”[4073] Nihayet atlar gözden kayboldu.[4074]
(Ardından) “Onları bana getirin!” (diyerek) başladı bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya.
Doğrusu Biz Süleyman’ı, vaktiyle tahtının üzerine bir ceset koymakla sınamıştık;[4075] bunun ardından o da Bize yönelmiş (ve)
“Rabbim!” demişti, “Bana mağfiret eyle! Bana, benden sonra hiç kimsenin üstlenmeye lâyık olmadığı bir iktidar ver:[4076] çünkü Sen, evet Sensin cömertçe bahşeden!”
Bunun ardından rüzgârı ona âmâde kıldık ki, onun emriyle (çalışan gemileri) istediği yöne doğru kolayca yüzdürebilsin;[4077]
yine şeytanlar (gibi dik başlı) güçlerden, her biri birer yapı ustası ve dalgıç olan kimseleri de (ona âmâde kıldık);[4078]
ve zincirlerle birbirine bağlanmış daha başkalarını da…
(Ve ona şöyle dedik): “İşte bu Bizim ikramımızdır; artık onu ister hiçbir hesap yapmadan karşılıksız ver,[4079] istersen elinde tut!”
Elbet onu da, Bizim katımıza yakınlık ve güzel bir son beklemektedir.
VE KULUMUZ Eyyub’u da hatırla:[4080] Hani o Rabbine “(Rabbim!) şeytan bana tarifsiz bir bezginlik ve terkedilmişlik hissi vermektedir!” diye yakarmıştı.[4081]
(Biz de) “Düş yola![4082] Bak işte (şurada) hem yıkanılacak hem de içilecek soğuk bir su var!” (demiştik).
Ona katımızdan bir rahmet ve akıl sahipleri için bir ibret olmak üzere, (kendisini terk eden) yakın çevresini ve onlarla beraber bir kat daha fazlasını bahşettik.[4083]
(Ve dedik ki): “Eline bir deste bitki al ve onunla yola koyul! Sakın doğrudan şaşma”[4084] Hakikaten Biz onu pek sabırlı biri olarak bulduk: ne güzel kuldu o, gerçekten o (da)[4085] her daim Allah’a yönelirdi.
HAS kullarımız İbrahim, İshak ve Yakub’u da hatırla: hepsi de güçlü bir kişilik ve keskin bir idrak sahibiydiler.
Biz onların şahsiyetlerini arı duru bir tasavvurla saflaştırdık (ki, ebedî) yurdu hep hatırda tutsunlar;
ve elbet onlar, Bizim indimizde pek seçkin, hayırda öne geçenler arasındaydılar.
Yine İsmail, Elyesa ve yükümlülük alan kişiyi[4086] de hatırla: onların hepsi de hayırda öncülük yaptılar.
BU (mesaj) bir hatırlatma ve uyarıdır: elbet sorumluluğunun bilincinde olanları en güzel bir menzil beklemektedir.
Kalıcı güzelliğin üretildiği merkez olan cennetlerin[4087] kapıları onlar için ardına kadar dayalı olacaktır.
Orada huzurla uzanacaklar; ve meyvesine (dek) her çeşit lezzetli (yiyecek)[4088] ve içeceği talep edebilecekler.
Yanlarında kendilerine denk, gözü dışarıda olmayan[4089] (eşler) bulunacak.
İşte bu, Hesap Günü için size verilen sözdür:
elbet Bizim verdiğimiz bu rızık, asla tükenme riski taşımamaktadır.
Bu böyledir! Ama bir de haddini bilmez azgınlar var ki, onları da en kötü bir menzil beklemektedir:
cehennem… (Onlar da) ona yaslanacaklar:[4090] ama o ne berbat bir döşektir.
Bu (da) böyledir! O halde bırak da, (yürek) dağlayıcı ve zift gibi iç karartıcı zehirli bir azabı sonuna kadar tatsınlar;[4091]
ve aynı türden ona eşdeğer daha başka azap çeşitlerini de…
(Küfrün rehberlerine denilecek ki):[4092] “İşte şu güruh, körü körüne arkanıza takılan yandaşlarınız!” (Onlar şöyle cevap verecek): “Rahat yüzü görmesin onlar! Elbet onların da ateşin dibini boylaması gerek!”
(Körü körüne izleyenler ise), “Hayır, (sorumlu) sizsiniz! Asıl siz rahat yüzü görmeyin! Bunu başımıza siz sardınız ve gele gele en berbat yeri (buldunuz)!” diyerek
şöyle yalvaracaklar: “Rabbimiz! Bunu başımıza kim sardıysa, onun ateş içerisindeki azabını kat be kat artır!”[4093]
Bir de diyecekler ki: “Ne oldu da, bir zamanlar kendilerini yaramaz adam saydıklarımızdan hiçbirini burada göremez olduk?
Bir de onları alaya almıştık, değil mi? Yoksa (buradalar da), gözden kaybolup saklandılar mı?”
Ateş ehlinin birbiriyle çekişmesi, mutlaka gerçekleşecek.
(EY Rasul!) De ki: “Ben sadece bir uyarıcıyım! Mutlak otorite olan tek Allah’tan başka ilâh yoktur:
göklerin, yerin ve o ikisi arasındakilerin Rabbi, mutlak yücelik, sürekli bağış sahibi!..”
(Yine) de ki: “Bu, muazzam bir haberdir;
sizse ondan yüz çeviriyorsunuz.”
(De ki): “(İnsanın yaratılışını) tartıştıkları zaman, o yüce toplulukta (olup bitenler) hakkında bir bilgiye sahip değilim;
ne var ki bana, sadece apaçık bir uyarıcı olduğum bildirilmektedir.”
Hani o zaman Rabbin meleklere demişti ki: “Ben balçıktan bir beşer[4094] yaratacağım.
İzleyin; ne zaman ki onu şekillendirmeyi tamamlar da kendisine ruhumdan üflersem, derhal yere kapanıp onun (hizmetine) âmâde olun!”[4095]
Bunun üzerine bütün melekler emre âmâde olup içtima ettiler;
İblis hariç: o büyüklük tasladı ve hakkı inkâr edenlerden oldu.
(Allah) “Ey İblis!” dedi, “Ellerimle yarattığım (beşerin) emrine âmâde olmaktan seni alıkoyan şey neydi? (Başkasına boyun eğmeyecek kadar) kibirli misin, yoksa kendini (herkesten) üstün görenlerden biri misin?”
(İblis) dedi ki: “Ben ondan üstünüm: (zira) beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın!”
(Allah) “Öyleyse, çık git bu (yüce) makamdan” dedi, “çünkü sen kovuldun!
Ve unutma ki, Hesap Günü’ne kadar lânetim senin üzerine olacaktır!”[4096]
(İblis): “Rabbim!” dedi, “Madem öyle, tekrar diriliş gününe kadar süre tanı bana!”
(Allah) buyurdu ki: “Peki, sen artık kendisine süre tanınanlardan birisin;
(tabii ki, sadece tarafımdan) bilinen zaman dolup günü gelinceye kadar.”
(İblis) bunun üzerine dedi ki: “Senin yüceliğine yemin olsun ki, kesinlikle onların tümünü yoldan çıkaracağım!
Bunun tek istisnası, onlar arasındaki, imanını saf ve temiz tutma çabasını desteklediğin samimi kulların olacak!”[4097]
(Allah) bunun üzerine şöyle buyurdu: “İşte gerçek budur ve Ben de bu gerçeği dile getiriyorum:
Andolsun ki cehennemi senin (gibiler)le ve sana uyanların tümüyle dolduracağım!”[4098]
(EY Rasul!) De ki: “Ben bu mesajı (iletmemden) dolayı sizden hiçbir karşılık istemiyorum; ben kendi kendini zorla yükümlülük altına sokanlardan da değilim.
Ne ki bu (vahiy), bütün âlemler için serâpâ bir uyarıdır:
ama onun verdiği haberin (gerçek olduğunu) bir zaman sonra mutlaka öğreneceksiniz!”[4099]