54. Kamer Suresi Meali

SON Saat yaklaşır ve Ay yarılır.[4805]
Sözgelimi, eğer onlar ilâhî kudret belgesi olan bir ayet görecek olsalar, yüz çevirecek ve şöyle diyeceklerdir: “Öteden beri süregelen bir sihir...”[4806]
Zaten hep yalanlıyorlar ve önyargılarının peşine düşüyorlar. Sonuçta, her işin varıp duracağı bir yer vardır.
Doğrusu onlara, içerisinde (gerçeği) gözlere zorla sokan haberler bulunan bir mesaj gelmiştir:
hedefe tam ulaştıracak çapta bir hikmet; fakat uyarının hiçbir yararı olmadı.
Artık sen de onlardan yüz çevir![4807] Bir davetçinin, asla (kimsenin) tasavvur edemeyeceği o şeye çağıracağı gün,
onlar yılgın ve bitkin gözlerle, savrulmuş çekirge sürüleri gibi mevzilerinden[4808] çıkacaklar;
davetçiye doğru panik içinde seğirtecekler… ve o inkâr edenler “Bu zor bir gün!” diye çığlık atacaklar.[4809]
ONLARDAN önce, Nûh kavmi de yalanlamıştı: hem kulumuzu[4810] yalanlamışlar hem de dönüp “O bir delidir” demişlerdi. Ve o (davet yolunda) engellenmişti.[4811]
Derken, o Rabbine şöyle yalvardı: “Ben artık bittim, şimdi Sen yardım et!”[4812]
Biz de bardaktan boşanırcasına dökülen bir su ile semanın kapılarını açtık;
ve toprağı fışkıran pınarlara çevirdik; ve kararlaştırılmış bir görevi gerçekleştirmek üzere su(lar) birleşti.[4813]
Ama onu (malzemesi) ahşap ve çiviler olan bir (gemi ile) taşıdık:[4814]
o (gemi) gözetimimiz altında yol aldı; (bu), nankörlüğe maruz kalan (Nûh’a) verilmiş bir ödüldü.
Doğrusu Biz, bu (kıssayı) bir (ibret) delili olarak bıraktık:[4815] öyleyse yok mudur ders alan?
Nitekim, uyarımın (dinlenilmemesi) halinde azabım nasıl olurmuş (görün)![4816]
Ve doğrusu Biz bu Kur’an’ı ders alınsın diye kolaylaştırdık:[4817] öyleyse yok mudur ders alan?
‘ÂD (kavmi) de yalanlamıştı: fakat uyarımın (dinlenilmemesi) halinde azabım nasıl olurmuş, (gördüler).
Elbet Biz de onların üzerine kapkara bir günde gürültülü bir kasırga gönderdik:
insanları öyle savuruyordu ki, sanki onlar kökünden sökülmüş hurma kütükleri gibi (yere serildiler).
Fakat uyarımın (dinlenilmemesi) halinde azabım nasıl olurmuş, (gördüler).
Ve doğrusu Biz bu Kur’an’ı ders alınsın diye kolaylaştırdık: öyleyse yok mudur ders alan?
SEMUD da bütün uyarıları yalanladı;
ve dediler ki: “Ne! Uya uya içimizden bir ölümlüye mi uyacağız?[4818] Bu takdirde biz sapıklığa ve çılgınlığa gömülmüş oluruz.
Vahiy, aramızdan bir tek ona mı indirildi? Hayır, aksine o yalanda sınır tanımayan mağrurun biri.”
(Allah dedi ki): “Onlar yarın ‘yalanda sınır tanımayan mağrur’ kimmiş bilecekler:
Unutma ki (ey Sâlih); Biz bu dişi deveyi onları sınamak için göndermiş bulunuyoruz:[4819] artık onları gözetle ve sabırlı ol!
Ve onlara suyun aralarında[4820] taksim edildiğini haber ver: her sulama nöbetleşe yapılacaktır.”
Derken onlar, (çete başı olan) arkadaşlarını çağırdılar. Kafa kafaya verdiler… ve nihayet o, (deveyi) gaddarca boğazladı.[4821]
Fakat, uyarımın (dinlenilmemesi) halinde azabımın nasıl olduğunu (hiç hesaba katmadı).
Elbet Biz de onlara tek bir bela sayhası gönderdik: sonunda çürüyüp un-ufak olmuş odun talaşına döndüler.
Ve doğrusu Biz bu Kur’an’ı ders alınsın diye kolaylaştırdık: öyleyse yok mudur ders alan?
LÛT kavmi de bütün uyarıları yalanladı.
Elbet Biz de onları bir bela fırtınasına maruz bıraktık[4822] ve seher vakti sadece Lût’un (iman) ailesini kurtardık,[4823]
katımızdan bir nimet olarak: şükredenleri Biz işte böyle ödüllendiririz.
Doğrusu (Lût) Bizim kıskıvrak yakalama gücümüze karşı onları uyarmıştı; fakat onlar bu uyarılara hep kuşkuyla yaklaştılar.
Daha beteri arzularını onun misafirleriyle tatmin etmek için onunla çekiştiler;[4824] bunun üzerine Biz de gözlerini kör ettik[4825] (ve dedik ki):“O halde azabımı da tadın, uyarılarımı da!”
Maamafih, sabahleyin erkenden kalıcı izler bırakan bir azap onları kuşattı:
sonunda, uyarımın (dinlenilmemesi) halinde azabım nasıl olurmuş (gördüler).
Biz bu Kur’an’ı ders alınsın diye kolaylaştırdık: öyleyse yok mudur ders alan!
Doğrusu, Firavun yandaşlarına da bu uyarılar gelmişti.
Bütün âyetlerimizi yalanladılar: bunun üzerine Biz de, her şeye gücü yeten yüce bir güç sahibi nasıl çekip alırsa, işte öyle çekip aldık.
İMDİ, sizin kâfirleriniz şu bahsi geçenlerden daha mı değerlidir; yoksa hikmet yüklü sayfalarda[4826] dokunulmaz olduğunuz mu kayıtlı?
Yoksa “Biz örgütlü gücüz, galip geliriz” mi diyorlar?
Gün gelecek, birlikleri yenilip dağılacak ve arkalarını dönüp (kaçacak)lar.[4827]
Ne var ki onların asıl randevuları Son Saat’tir; işte o Son Saat daha dehşetli, daha acıdır.
Çünkü günahı hayat tarzı edinenler, sapıklığa ve çılgınlığa mahkûm olmuşlardır.
O gün yüzükoyun ateşe sürüklenecekler (ve denilecek ki): “Tadın bakalım, (değdiğinin fiyakasını bozan) cehennemin okşayışını!”[4828]
ŞÜPHE yok ki Biz, her şeyi bir ölçüyle yaratmışızdır.[4829]
Bizim emrimiz ise, sadece göz açıp kapamak gibi bir anlık iştir.
Nitekim, geçmişte sizinle aynı kafaya sahip toplumları yok ettik: hâlâ yok mudur ders alan?
Ve yaptıkları her şey hikmet yüklü sayfalarda kayıt altına alınmıştır;
küçük olsun büyük olsun, her ne yapmışlarsa satırlara geçmiştir.
Ne var ki, sorumluluğunun bilincinde olanlar cennetlerde ve ırmaklar arasında (mest) olacaklar:[4830]
dostluk ve doğruluk tahtında… sonsuz hükümranlık ve iktidar sahibinin yüce katında…[4831]