Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1462, sondan 4775. ayet; 10. sure ve Yunus Suresinin 98. ayetidir. Yunus Suresi 98. ayetinin kelime sayisi 21, harf sayısı 94 ve toplam ebced değeri ise 5295 olarak hesaplanmıştır. Yunus Suresinin toplam ebced değeri 536028 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (20) ل (8) ر (1) bulunuyor.
Arapça Metin
فلولا كانت قرية امنت فنفعها ايمانها الا قوم يونس لما امنوا كشفنا عنهم عذاب الخزي في الحيوة الدنيا ومتعناهم الى حين
Yûnus’un kavminden başka, keşke (azabı görmeden) iman edip, imanı kendisine fayda veren bir tek memleket halkı olsaydı! (Yûnus’un kavmi) iman edince, dünya hayatında (sürüklenebilecekleri) rezillik azabını onlardan uzaklaştırmış ve onları belli bir zamana kadar yararlandırmıştık.
Hz. Nûh, Mûsâ ve Hârun’un mücadelelerine işaret edilip insanlığın genellikle hakikatlere karşı direnen yüzünden bir kesit verilmiş; fakat bunun insanlık için değişmez bir kader olmadığını, iradesini doğru yönde kullananlar için de kurtuluşun mukadder olduğunu göstermek üzere Yûnus kavmi örnek gösterilmiştir. Böylece Hz. Peygamber’e ve onu izleyecek tebliğci ve eğitimcilere her iki yolun yolcuları bulunduğu hatırlatılarak, inkârcılıkta ve kötülükte direnenler karşısında teselli, tevhid mücadelesine devamdan yılmamak gerektiği açısından da moral ve ümit verilmiştir (Hz. Yûnus ve başından geçenler hakkında bk. es-Sâffât 37:139-148).
Mehmet Okuyan
Yunus’un kavmi hariç, herhangi bir şehir (halkı), keşke iman etmiş olsaydı da bu imanları kendilerine yarar sağlasaydı! (Yunus’un kavmi) iman edince, kendilerinden dünya hayatındaki rezillik azabını kaldırmış ve onları bir süre (daha) yararlandırmıştık.
Kitâb-ı Mukaddes (Yunus, Bap 1)’deki bilgilere göre, Hz. Yunus, Asur Devleti’nin başkenti olan Nineve/Ninova’ya gönderilmiş bir peygamberdi. Hz. Yunus’un MÖ. 860-784 yılları arasında yaşadığı ifade edilmektedir. Buradaki görevinde arzu edilen sonucu alamayınca, başka bir yere (Tarşiş’e) gitmek üzere bir gemiye binmiş ve -kısmen Kur’an’la da örtüşen bilgilere göre- zorlu bir süreç yaşamıştı (Ömer Faruk Harman, “Yunus md.,” DİA, XLIII, 597-599). Kur’an’da Hz. Yunus’la ilgili kıssa Yûnus 10:98 ve Sâffât 37:139’da Hz. Yunus’un adı verilerek, Enbiyâ 21:87 ([zü’n-Nûn]) ve Kalem 68:48’de ([sâhıbü’l-hût]) ifadeleri kullanılarak yer almaktadır.
Bayraktar Bayraklı
Yûnus'un toplumundan başka, herhangi bir ülke halkının da inanıp, inançlarının kendilerine fayda vermesi gerekmez miydi? Yûnus'un toplumu inanınca dünya hayatındaki azabı onlardan kaldırdık ve bir süreye kadar onları refah içinde yaşattık.
Keşke azap gelmeden önce iman edip de imanları kendilerine fayda vermiş; bir kent olsaydı. Yalnız Yunus'un halkı iman edince, dünya hayatında onlardan rezillik azabını kaldırdık. Ve onları belli bir süre daha yararlandırdık.
Ama keşke (azap geldiği sırada) iman edip imanı kendisine yarar sağlamış -Yunus kavminin dışında- bir ülke olsaydı ya! (Çünkü) Onlar (isyan ve tuğyanlarının ardından) iman ettikleri zaman, dünya hayatında onlardan aşağılatıcı azabı kaldırdık ve onları belli bir zamana kadar yararlandırdık.
İnanıp da inançlarından fayda gören şehir halkı, ancak Yunus'un kavmidir. İnandıkları zaman, dünya yaşayışında onlardan zillet azabını giderdik ve bir zamanadek faydalandırdık onları.
Hz. Yunus'un kıssası Ahd-i Atıyk'te ayrı bir bölüm olarak dört babda anlatılır.
Abdullah Parlıyan
Azap geleceği vakit iman edip de, imanı kendilerine yarar sağlayan bir memleket varsa, her halde Yûnus'un kavmidir. İman ettiklerinde, dünya hayatında sürüklenebilecekleri alçalmanın ve bayağılaşmanın yol açacağı acıyı ve sıkıntıyı onlardan uzaklaştırdık ve belli bir süre daha varlıklarını sürdürmeleri için bu dünyada kendilerine fırsat tanıdık.
Helâk ettiğimiz memleketlerin halkları, keşke helâke maruz kalmadan iman etselerdi de, imanları kendilerine fayda sağlasaydı. Sadece Yûnus'un kavmi helâk olmak üzereyken iman edince, kendilerinden dünya hayatındaki rezillik rüsvaylık cezasını kaldırdık. Bir vakte kadar onları rahata kavuşturduk.
Yunus kavminin dışında (azabın geldiği sırada) iman edip de imanı kendine yarar sağlamış bir kasaba bulunsaydı ya! Onlar (Yunus kavmi) iman edince üzerlerinden dünya hayatında azabı kaldırdık ve kendilerini belli bir süreye kadar (dünya nimetlerinden) yararlandırdık.
Ama (azab geldiği sırada) iman edip imanı kendisine yarar sağlamış -Yunus kavminin dışındabir ülke olsaydı ya! Onlar iman ettikleri zaman dünya hayatında onlardan aşağılatıcı azabı kaldırdık ve onları belli bir zamana kadar yararlandırdık.
Azab inmeden önce, iman edip de bu imanları kendilerine fayda vermiş bir memleket halkı bulunsaydı ya! Ancak Yûnus'un kavmi iman edince, dünya hayatındaki o perişanlık azabını kendilerinden kaldırdık ve onları bir müddete kadar faydalandırdık.
Keşke (azaptan evvel) halkı inanıp da imanları kendilerine fayda veren bir şehir olsaydı! Yunus’un kavmi hariç.. Onlar inanınca, dünya hayatında başlarına gelen azabı onlardan giderdik, belli bir zamana kadar onları yaşattık.
Yunus'un ulusundan başka, hiçbir ulus yoktur ki, horlatıcı azabı görünce, inan getirip, inanları fayda vere, bunlar inan ettiğinde, dünya dirliğinde üzerlerinden horluk azabını kaldırmış idik, bir zaman onları da dünya dirliğinde faydalandırdık
Keşke azap gelmeden önce, iman edip de bu imanları kendilerine fayda vermiş bir memleket halkı bulunsaydı ya! Bunun tek istisnası Yunus'un halkıdır. (Onlar) iman edince, dünya hayatındaki o perişanlık azabını kendilerinden kaldırdık ve onlara bir zamana kadar refah verdik.
Bkz. 21:87-88, 36:30, 37:139-148, 51:52Hz. Yunus’un kavmi ona karşı çıkınca (Saffat 37:139-148), o da öfkeyle onlardan uzaklaştı (Enbiya 21:87-88) ve onlara gelecek olan azabı haber verdi, kavmi azabın geleceğini anlayınca hemen tevbe ederek azabın gelmemesi için Allah’a yalvardılar. Allah da azabı kaldırdı.Hz. Yunus hakkında Kur’an’da “Zünnûn/balık sahibi” (Enbiya 21:87) ve “Sahib’ülhût/balık arkadaşı” (Kalem 68:48) diye bahsedilir. Hz. Yunus, kavmi kendisine inanmayınca yüklü bir gemiye binmiş, gemi su almaya başlamış ve kura çekilerek kaybedenlerin gemiden atılması kararı alınmıştır. Çekilen kur’a neticesinde kaybedenlerden olmuş, denize atılmış ve yunus balığı tarafından kurtarılarak karaya çıkarılmıştır.
Diyanet İşleri (Eski)
Bir kent halkı inanmalı değil miydi ki, imanları kendilerine fayda versin! İşte Yunus'un milleti, inandığı zaman, dünya hayatında rezilliği gerektiren azabı onlardan kaldırdık ve onları bir süre daha bu dünyada geçindirdik.
Yunus’un kavmi müstesna, (halkını yok ettiğimiz ülkelerden) herhangi bir ülke halkı, keşke (kendilerine azap gelmeden) iman etse de bu imanları kendilerine fayda verseydi! Yunus’un kavmi iman edince, kendilerinden dünya hayatındaki rüsvaylık azabını kaldırdık ve onları bir süre (dünya nimetlerinden) faydalandırdık.
Yunus Peygamber’in kavmi onu inkâr edince, kızarak aralarından ayrıldı. Kavmi onun haber verdiği azabın geleceğini hissetti, hemen yaptıklarına pişman oldu ve azabın gelmemesi için Allah’a yalvardı. Cenâb-ı Allah da onlardan azabı kaldırdı.
Edip Yüksel
Hangi toplum inanırsa, inancı ona yarar sağlar. Örneğin; Yunus'un halkı: İnandıkları zaman, bu dünya hayatındaki aşağılayıcı azabı kendilerinden kaldırdık. Bir süreye kadar onları nimetlerle yaşattık.
Fakat o vakit iman edip de imanları kendilerine fayda vermiş bir kasaba olsaydı? Ancak Yunus'un kavmi iman ettikleri vakit, dünya hayatında o rezillik azabını üzerlerinden kaldırmış ve bir süre onları rahata kavuşturmuştuk.
Fakat o vakit iyman edip de iymanları kendilerine fâide vermiş bir memleket olsa idi? Ancak Yunüsün kavmi iyman ettikleri vakıt Dünya hayatta o rüsvalık azâbını kendilerinden açmış ve bir zamana kadar onları müstefid etmiş idik
(Azabımız gelib çatdığı zaman) îman edib de bu îmanı kendisine fâide vermiş bir memleket (halkı) bulunsaydı ya! (Bu, asla vaaki' olmamışdır). Ancak Yunus'un kavmi müstesnadır ki bunlar îman edince kendilerinden dünyâ hayaatındaki rüsvaylık azabını uzaklaşdırıb giderdik ve onları daha bir zamama kadar (yaşatıb) fâidelendirdik.
Buna rağmen (helâk ettiklerimizden, azâbımız kendine gelmeden önce) îmân edip de îmânı kendine fayda veren bir şehir (halkı daha) olsaydı ya! Ancak Yûnus'un kavmi müstesnâ.(1) (Onlar) îmân edince, kendilerinden dünya hayâtındaki rezillik azâbını açıverdik (onlardan kaldırdık) ve kendilerini bir zamâna kadar (dünya ni'metlerinden)faydalandırdık.
(1)Yûnus (as), kavmi olan Ninova halkının îmân etmemesi üzerine kendilerine üç gün sonra İlâhî azâbın geleceğini söyleyerek aralarından ayrıldı. Nihâyet kavmi, azâbın alâmetlerini gördüklerinde pişmân olup tevbe ettiler. Ümidsizlik hâlindeki samîmiyetle yaptıkları bu tevbeleri Allah tarafından kabûl edilerek, üzerlerine gölgesi düşen azab, onlardan geri çevrildi. (Beyzâvî, c. 1, 447)
İlyas Yorulmaz
Herhangi bir kasaba halkı iman etmiş olsalardı, kasaba halkının imanları o kasabaya fayda verirdi. Ancak Yunus’un kavmi iman ettikleri zaman, kasaba halkından dünya hayatındaki alçaltıcı azabı kaldırmış ve belli bir zamana kadar onların yaşamalarını sağlamıştık.
Azap gelince iman edip imam kendilerine fayda veren bir kasaba ahalisi var mıdır? Yalnız Yunus/un kavmi vardır ki onlar azap gelince iman getirdikleri zaman biz kendilerinden dünya diriliğinde rüsvaylık azabını def etmiş, bir zamana kadar [¹] onları dünya varlıklarından müstefit kılmıştık.
İsmail Hakkı İzmirli Yunus Suresi 98. Ayet Açıklaması
[1] Ecellerine kadar.
Kadri Çelik
Neden (azab geldiği sırada) Yunus kavminin dışında iman edip de imanı kendisine yarar sağlamış olan bir ülke yoktur? İşte Yunus'un kavmi iman ettiği zaman, dünya hayatında rezilliği gerektiren azabı onlardan kaldırdık ve onları bir süre daha bu dünyada geçindirdik.
(Hz. Yunus (M.Ö. 860–784) her ne kadar İsrail oğullarından bir peygamber ise de, Asurlular’a yol göstermek üzere Irak’a gönderilmişti. Bu yüzden “Yunus kavmi” olarak anılan topluluk Asurlulardı. Aynı zamanda çok eski ve ünlü kent olan Ninova, onların başkentiydi. Geniş sınırları Tigris’in (Dicle’nin) sol kıyısı üzerinde şimdiki Musul kentine tekabül etmekteydi. Yörenin tepelerinden biri hala “Yunus Nebi” adını taşır. Kent halkının nasıl müreffeh bir hayat yaşadığını kestirebilmek için Ninova çevresinin 60 mil dolaylarında olduğunu söylemek yeterlidir. Hz. Yunus (a.s), kavmini azab ile korkuttuktan sonra ilahi izin olmaksızın görev yerini terk etmişti. Bu yüzden Allah, gelmekte olan azabın belirtilerini görüp tevbe eden Asurluları bağışlamıştı. Bu olay, Kur’an’da belirtildiği gibi yine ilahi yasalarla ilgi içindedir. Allah mesajı bütünüyle ikmal edinceye kadar bir kavmi azaba duçar etmez. Hz. Yunus (a.s), belirlenen süre boyunca tebliğe devam etmediğinden ve kendi düşüncesince görev yerini terk ettiğinden dolayı Allah’ın adaleti cezayı gerektirmedi. Çünkü bu kavim için geçerli kanuni şartlar henüz olgunlaşmış değildi. Bu yüzden ceza infaz edilmedi.)
Mahmut Kısa
Zaten insanlık tarihinde, son nefeslerine kadar inkârda direten, ancak azâbı gördükten sonra iman eden ve bu imanı kendisine yarar sağlayan bir toplumvar mı ki? Bir tek Yûnus’un kavmi hariç! Çünkü Yunus, halkını yeteri kadar uyarmadan, ümitsizliğe düşüp görev yerini terk etmişti. Oysa Biz, hakîkati tüm açıklığıyla ortaya koyan bir elçi göndermedikçe, hiç kimseye azap etmeyiz (17. İsra: 15). Bu yüzden, onlar bir bulut gibi tepelerine çöken azâbı görüp de iman edince, tövbelerini kabul ettik, dünya hayatındaki o alçaltıcı azâbı üzerlerinden kaldırdık ve ecellerinin geleceği belli bir süreye kadar refah, mutluluk ve huzur içerisinde yaşamalarına izin verdik. Şu hâlde, ey Müslüman! Sakın sen de Yûnus gibi aceleci davranıp da, bütün insanların öyle çabucak inanmalarını bekleme! İnanmıyorlar diye ümitsizliğe kapılma, onları inandırmak için bir şeyler peşinde koşma! Zira inkâra şartlanmış olanlar, sen onlara en büyük mûcizeleri göstermiş olsan bile, inkârcılıktan vazgeçmeyeceklerdir. Unutma ki:
YÛNUS’un kavminden başka, iman etmiş, imanları yarar sağlamış bir şehir bulunsaydı ya!
İman ettiklerinde onlardan Dünya Hayatı’ndaki Hızy / Utanç azabını kaldırdık; onları bir süreye kadar geçindirdik.
Keşke Bize îman edince Bizim, onlardan dünya hayatında rezillik azabını kaldırdığımız ve kendilerini belirli bir süreye kadar (dünyadan) faydalandırdığımız Yûnus kavmi1 dışında, îman edip de îmanlarının kendilerine fayda verdiği başka şehirler de olsaydı.2
1 Yûnus Kavmi hakkında bilgi için Bk. (Enbiyâ: 87-88, Saffat: 139-148, Kalem: 48-50). Hz. Yûnus’un tebliğdeki hatası kavmi için mazeret olmuştur ve Hz. Yûnus (a.s) da bu hatasından dolayı tevbe etmiştir.2 Yunus (a.s): Yunus; İbrânîce “Yonah” (güvercin) kelimesinden, Arapça’ya Yûnus şeklinde geçen bir kelimedir. Yûnus (a.s) hakkında Kur’an-ı Kerim’de “Zünnûn” (Enbiyâ: 87) ve “Sâhib’ül-Hût” (Kalem: 48-50) diye bahsedilir ve kendisine vahiy indiği (Nisâ: 163), doğru yola sevk edilenlerden, âlemlere üstün kılınanlardan (En‘âm: 86), sâlihlerden ve peygamberlerden olduğu bildirilir. Yûnus sûresinde, kendilerine azap geleceği bildirilince iman etmeleri sayesinde azaptan kurtulan yegâne kavmin Yûnus kavmi olduğu beyan edilir. Kur’ân-ı Kerîm’e göre Allah’ın elçilerinden biri olan Hz. Yûnus (a.s) (Sâffât: 139-148) kavmi kendisine inanmayınca öfkeyle onlardan uzaklaşmış (Enbiyâ: 87-88), yüklü bir gemiye binmiş, çekilen kura neticesinde kaybedenlerden olmuş ve kendisini bir balık yutmuştur. Eğer Yûnus, Allah’ı tesbih edenlerden olmasaydı insanların tekrar dirileceği güne kadar o balığın karnında kalabilirdi. Fakat o, tevbe etmiş, ardından duası kabul edilerek, Allah’ın rahmetiyle balığın karnından çıkarılmış, kendisine gölge yapması için kabak cinsinden geniş yapraklı “yaktîn” bitkisi yaratılmış, daha sonra kavmine peygamber olarak gönderilmiştir. Peygamber (a.s) da Hz. Yunus hakkında: “Yûnus b. Mettâ’dan daha hayırlı olduğunu iddia eden kimse yalan söylemiştir” (Buhârî, İbnu Mâce). Yine Rasûlullah, Mekke ile Medine arasındaki Herşâ” tepesine geldiğinde: “Yuları hurma lifinden olan kızıl bir devenin üzerinde sırtında yünden bir abâ ile Yûnus’un buradan telbiye ederek geçtiğini görür gibiyim” buyurmuştur. (Müslim, İbnu Mâce). Yûnus (a.s)’ın peygamber olarak bulunduğu yer Ninova’dır.
Muhammed Esed
Çünkü, ne yazık ki, 119 Yunus toplumundan başka, [bütün bireyleriyle topyekun] imana erişen ve böylece imanının (vereceği huzur ve güvenliği) tadan herhangi bir cemaat çıkmadı henüz. 120 (Yunus'un soydaşları) inandıkları zaman, dünya hayatında [sürüklenebilecekleri] alçalmanın, bayağılaşmanın yol açacağı acıyı ve sıkıntıyı onlardan uzaklaştırdık ve belli bir süre varlıklarını sürdürmeleri için kendilerine fırsat verdik. 121
Keşke olsaydı, ne yazık ki Yunus’un toplumu dışında belde halklarından (azabımız gelmeden önce) iman edip imanının faydasını gören bir toplum olmadı. Fakat Yunus’un toplumu (azap onlara gelmeden) iman ettiler, biz de onlardan dünyadaki rezillik azabını kaldırdık ve onları bir süre daha dünyadaki nimetlerden yararlandırdık. 21/87, 37/139...148
Şu da var: keşke olsaydı, fakat ne yazık ki Yûnus’un toplumu dışında (azabı hak ettikten sonra) iman edip de imanından istifade eden başka hiçbir ülke olmadı.[1671] Onlar iman edince, Biz de dünya hayatında onursuzluk cezasını onların üzerinden kaldırdık ve bir süre daha onları nimetlerimizden yararlandırdık.[1672]
Mustafa İslamoğlu Yunus Suresi 98. Ayet Açıklaması
[1671] Felev lâ kânet: Bizim “Keşke olsaydı, fakat ne yazık ki …olmadı” şeklinde çevirdiğimiz bu ibaredeki lev edatı, tek başına temenni ve teşvik ifade eder. Lâ ile birlikte geçmiş zaman fiilinin başında geldiğinde ise temenni anlamı genişleyerek “yazıklanma” ve “hayıflanma” anlamını da içerir. Ubeyy’e atfedilen, Ebu Ubeyde’nin de benimsediği fehel la okuyuşu da tercih ettiğimiz bu anlamı desteklemektedir (Mecaz). Yûnus Nebî (MÖ. 860-784), Asurluların başkenti Ninova’ya gönderilmişti.
[1672] Krş: “Eğer siz Allah’a şükreder ve iman ederseniz, Allah size azap edip de ne yapsın” (4:147).
Ömer Nasuhi Bilmen
Hiçbir şehir ahalisi yoktur ki, (yeis halinde) imân etmiş olsun da bu imânı ona faide versin. Yûnus kavmi ise müstesna. Vaktâ ki imân ettiler, onlardan dünya hayatında rüsvaylık azabını açıverdik ve kendilerini bir müddete kadar müstefit kıldık.
Azap gelip çattığı zaman imana gelip de bu imanı kendilerine fayda vermiş olan bir tek memleket halkı olsun, bulunsaydı ya! Asla böyle bir şey vaki olmamıştır. Ancak Yunus'un halkı müstesnadır ki bunlar iman edince, kendilerinden dünya hayatındaki rüsvaylık azabını uzaklaştırıp giderdik ve onları bir süre daha yaşattık. [21, 87-88; 36, 30; 37, 139-148; 51, 52]
Keşke bir kasaba olsaydı da inansaydı ve inanması kendisine fayda verseydi! Yalnız Yunus'un kavmi, inanınca, dünya hayatnda onlardan rezillik azabını kaldırmış ve onları bir süre daha yaşatmıştık.
Keşke bir kent çıksaydı da azap gelip çatmadan önce inanıp güvenseydi ve böylece imanları kendilerine fayda verseydi. Bunun tek istisnası Yunus’un halkıdır. İnanıp güvendikleri zaman dünya hayatında onlardan rezillik azabını kaldırdık ve belli bir süre refah verdik.
Süleymaniye Vakfı Yunus Suresi 98. Ayet Açıklaması
[*] Elçi göndermeden hiçbir kavme azap etmeyiz. (İsra 17:15)
Şaban Piriş
Bir şehir (halkı) inanmalı değil miydi ki imanları kendilerine fayda versin?! Ancak Yunus'un Kavmi.. Onlar iman edince, dünya hayatında onlardan zillet azabını gidermiş ve belirli bir süre daha geçindirmiştik.
Azabı gördükten sonra iman etmeleri, hiçbir belde halkına fayda vermiş değildir—Yunus kavmi müstesna. Onlar iman ettiğinde, Biz de onlardan dünya hayatındaki hor ve hakir edici azabı kaldırdık ve belirli bir zamana kadar onları nasiplendirdik.(16)
(16) 21:87-88 ve 37:139-148’de ayrıntılı olarak anlatılacağı gibi, Hz. Yunus, kavminin inkârı karşısında, Allah’ın emrini beklemeden onları terk etmiş; bunun üzerine onu balık yutmuş ve bir sahile atmıştı. Bu arada da kavmi pişman olarak Hz. Yunus’u aramaya başladı. Allah da onların tevbelerini kabul etti ve üzerlerinden azabı kaldırdı.
Yaşar Nuri Öztürk
Bir kent inansa da imanı kendisine yarar sağlasa ya! Yûnus'un kavmi müstesna. Onlar inanınca, dünya hayatında rezillik azabını üstlerinden kaldırmış ve kendilerini belirli bir süreye kadar nimetlendirmiştik.
pes nişe olmadı bir köy kim įmān getürdi pes aśśı eyledi aña įmānı illā yūnus ķavmı ol vaķt kim įmān getürdiler giderdük bunlardan ħorlıķ 'aźābını yaķın dirlik içinde daħı gönendürdük anları bir zamāna degin.