Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1461, sondan 4776. ayet; 10. sure ve Yunus Suresinin 97. ayetidir. Yunus Suresi 97. ayetinin kelime sayisi 8, harf sayısı 33 ve toplam ebced değeri ise 2109 olarak hesaplanmıştır. Yunus Suresinin toplam ebced değeri 536028 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (7) ل (5) ر (1) bulunuyor.
96,97. Şüphesiz, haklarında Rabbinin sözü (hükmü) gerçekleşmiş olanlar, kendilerine bütün mucizeler gelse bile, elem dolu azabı görünceye kadar inanmazlar.
Yüce Allah birçok âyette insanı sınamak için yarattığını ve bu sebeple ona hem iyiyi hem de kötüyü seçme özgürlüğü verdiğini, kendisine tanınan bütün fırsatları ısrarla reddeden ve inkârcılıkta direnenlerin acı bir âkıbete duçar olacaklarını bildirmiştir. İşte burada, bir kısım insanların bu ilâhî kanun gereğince belirtilen kötü sonu hak etmiş olacakları haber verilerek, onların da iman etmesi için olağan üstü çaba gösteren Resûlullah ve müminler teselli edilmekte, bu gibi kimselerin elem veren azabı görmedikçe imana gelmeyecekleri ifade edilmektedir. Başka bazı âyetlerin tefsiri sırasında da belirtildiği üzere, bu ifadenin katı bir kadercilik felsefesine kapı araladığı düşünülmemelidir; zira Allah’ın ezelî ilmiyle bu tür kimseleri bilmesi imtihan düzenini bozan bir husus olmadığı gibi, Allah’ın bilgisi bizim mahiyetini kavrayabileceğimiz bir bilgi de değildir. Aksine buradaki bildirim, ilâhî yasanın işletileceğinden emin olunmasını sağlayan bir vaad anlamı da taşımaktadır.
Mehmet Okuyan
Kendilerine her bir delil gelmiş olsa bile elem verici azabı görünceye kadar (inanmayacaklardır).
Kendilerine her türlü kanıtlayıcı belge gelse bile, çok can yakıcı azabı gözleriyle görünceye kadar iman etmezler. Azabı görünce iman ettik derler, ama imanları onlara bir fayda sağlamaz.
Onlara Allah'ın varlığına, birliğine, kudretine, kulluğa, İslâm'a giden yolu gösteren bütün mûcizeler birden gelse, can yakıp inleten müthiş azâbı görünceye kadar iman etmeyecekler.
Onlar elem verici azabı görmedikçe, bütün ayet (ve belgeler) onlara gelse de (inanmayacaklardır. Onun için sen bunların inad ve temerrüdlerine bakıp şüpheye düşme.)
Yunus'un ulusundan başka, hiçbir ulus yoktur ki, horlatıcı azabı görünce, inan getirip, inanları fayda vere, bunlar inan ettiğinde, dünya dirliğinde üzerlerinden horluk azabını kaldırmış idik, bir zaman onları da dünya dirliğinde faydalandırdık
96, 97. Gerçekten haklarında Rabbinin sözü (hükmü) sabit olanlar, kendilerine (istedikleri) bütün mucizeler gelmiş olsa bile, elem verici azabı görünceye kadar inanmayacaklardır.
96,97. Üzerlerine Rabbinin kesilmesi hak olmuş bulunanlar (yok mu?) onlar, velev kendilerine her (hangi bir) âyet gelmiş olsun, acıklı bir azâb görecekleri (zamâ) na kadar îman etmezler.
96,97. Muhakkak ki üzerlerine Rabbinin (azab) sözü (hükmü) hak olanlar, kendilerine bütün âyetler gelmiş olsa bile, o (pek) elemli azâbı görünceye kadar (isyanları sebebiyle) îmân etmezler.(3)
(3)“Küfür üzerine ölen bir kâfir, ebedî bir ömür ile yaşayacak olursa, o gayr-ı mütenâhî (sonsuz)ömrünü behemehâl (her hâl ü kârda) küfür ile geçireceği şübhesizdir. Çünki kâfirin cevher-i rûhu bozulmuştur.” (İşârâtü’l-İ‘câz, 74)
İlyas Yorulmaz
Onlara her türlü mucizeler gelse de, acıklı azabı görünceye kadar iman etmezler.
Hakikati tüm berraklığıyla gösteren her türlü mûcize önlerine konulsa bile, yine de inkârda diretecekler; ta ki,son nefeslerini verirken o can yakıcı azâbı kendi gözleriyle görünceye kadar! Fakat böyle bir imanın da faydası olmayacaktır.
96, 97. (Kâfir olarak ölüp cehenneme gideceklerine dair) haklarında Rabbinin hükmü kesinleşmiş olanlar, her türlü mûcize de önlerine gelse, gayet acı azabı görmedikçe iman etmezler. [10, 88]