Yunus Suresi 88. Ayet

A-
A+
Ayet Bulunuyor.
Matematiksel
Matematiksel
Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1452, sondan 4785. ayet; 10. sure ve Yunus Suresinin 88. ayetidir. Yunus Suresi 88. ayetinin kelime sayisi 29, harf sayısı 134 ve toplam ebced değeri ise 6630 olarak hesaplanmıştır. Yunus Suresinin toplam ebced değeri 536028 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (25) ل (16) ر (5) bulunuyor.
Arapça Metin
Arapça Metin
وقال موسى ربـنا انك اتيت فرعون وملاه زينة واموالا في الحيوة الدنيا ربـنا ليضلوا عن سبيلك ربـنا اطمس على اموالهم واشدد على قلوبهم فلا يؤمنوا حتى يروا العذاب الاليم
Harf Sayımı
Harf Sayımı
وقالموسىربـناانكاتيتفرعونوملاهزينةواموالافيالحيوةالدنياربـناليضلواعنسبيلكربـنااطمسعلىاموالهمواشددعلىقلوبهمفلايؤمنواحتىيرواالعذابالاليم
Latin Harfleriyle Okunuşu
Latin Harfleriyle Okunuşu
Vekâle mûsâ rabbenâ inneke âteyte fir’avne ve meleehu zîneten ve emvâlen fî-lhayâti-ddunyâ rabbenâ liyudillû ‘an sebîlik(e)(s) rabbenâ-tmis ‘alâ emvâlihim veşdud ‘alâ kulûbihim felâ yu/minû hattâ yeravû-l’ażâbe-l-elîm(e)
Diyanet İşleri (Yeni)
Diyanet İşleri (Yeni)
Mûsâ, şöyle dedi: “Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun’a ve onun ileri gelenlerine, dünya hayatında nice zinet ve mallar verdin. Ey Rabbimiz, yolundan saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz, sen onların mallarını silip süpür ve kalplerine darlık ver, çünkü onlar elem dolu azabı görünceye kadar iman etmezler.”
Mehmet Okuyan
Mehmet Okuyan
Musa şöyle demişti: “Rabbimiz! Şüphesiz ki sen Firavun ve yöneticilerine dünya hayatında ziynet ve mallar verdin. Rabbimiz! (Onlara bu nimetleri) insanları senin yolundan saptırsınlar (diye mi verdin?) Rabbimiz! Onların mallarını sil, kalplerine sıkıntı ver! Onlar o elem verici azabı görünceye kadar iman etmeyecekler.”
Bayraktar Bayraklı
Bayraktar Bayraklı
Mûsâ dedi ki: “Ey Rabbimiz! Gerçekten sen, Firavun ve kavmine dünya hayatında ziynet ve nice mallar verdin. Ey Rabbimiz! Onlara bu nimetleri, insanları senin yolundan saptırsınlar ve elem verici cezayı görünceye kadar iman etmesinler diye mi verdin? Ey Rabbimiz! Onların mallarını yok et, kalplerine sıkıntı ver.”[201]
Erhan Aktaş
Erhan Aktaş
Musa: “Ey Rabb'imiz! Firavun ve melelerine¹ dünya hayatında ziynet² ve mallar verdin. Ey Rabb'imiz! Onlar ise bunu Senin yolundan saptırmak için kullanıyorlar. Rabb'imiz! Mallarını yok et, kalplerine sıkıntı ver. Zira onlar can yakıcı azabı görmedikçe iman etmezler.” dedi.
Ahmet Akgül
Ahmet Akgül
Musa dedi ki: “Ey Rabbimiz! Hakikaten Sen, Firavun ve yakın çevresine, dünya hayatında çok çekici gelen (bir imkân, iktidar ve ihtişam) gibi ziynetler, mal (ve servetler) verdin. Rabbimiz (onlar bu nimetleri, halkı) Senin yolundan saptırmak için (kullanmaya girişti!) Ey Rabbimiz! Bunların servetlerini (mali ve ekonomik dengelerini) çökert ve batır... Onların kalplerini de (çeşitli) şiddet (ve dehşetle) sıkıştır. (Çünkü) Onlar (bu) acı azabı (ekonomik ve psikolojik bunalımı) görünceye kadar imana (ve İslam’a) yanaşmayacaklardır.
Abdulbaki Gölpınarlı
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve Musa, Rabbimiz dedi, sen Firavun'a ve ona uyanlardan ileri gelenlere gerçekten de dünya yaşayışına ait ziynetler ve mallar verdin. Rabbimiz, onlar bu yüzden halkı doğru yoldan çıkarmada, saptırmadalar. Rabbimiz, mallarını mahvet, yurtlarında kendi sefaletlerini göster onlara da yüreklerini sık, çünkü onlar, o elemli azabı görünceye dek inanmayacaklar.
Abdullah Parlıyan
Abdullah Parlıyan
Ve Musa: “Ey Rabbim!” dedi. “Gerçek şu ki, sen Firavun ve onun seçkin çevresine, dünya hayatında görkem ve zenginlik verdin. Öyle ki Bunun sonucu olarak, onlar da kullarını senin yolundan çeviriyorlar! Ey Rabbimiz! Öyleyse, artık onların zenginliklerini silip yok et ve böylece kalplerini iyice sıkıp katılaştır. Çünkü bunlar, çetin azabı görmedikçe inanmayacaklar.”
Ahmet Tekin
Ahmet Tekin
Mûsâ: “Ey Rabbimiz! Sen, Firavun ve kodamanlarına dünya hayatında göz kamaştırıcı zenginlik ve büyük servetler verdin. Ey Rabbimiz! Bu kadar serveti, insanları, başlarına buyruk hale getirerek, senin yolundan, İslâm'dan uzaklaştırıp, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercihlerine imkân sağlasınlar diye mi verdin? Ey Rabbimiz onların mallarını, servetlerini yok et. Kalplerini katılaştır, kafalarını kalınlaştır, mühürle. Gene de can yakıp inleten müthiş azâbı görünceye kadar, onlar iman etmeyecekler.” dedi.
Ahmet Varol
Ahmet Varol
Musa dedi ki: "Ey Rabbimiz! Sen Firavun'a ve adamlarına, dünya hayatında süs ve mallar verdin. Ey Rabbimiz! İnsanları, senin yolundan saptırmaları için mi (verdin)? Ey Rabbimiz! Onların mallarını yok et, kalplerini de bağla ki, o acıklı azabı görünceye kadar iman etmesinler!"
Ali Bulaç
Ali Bulaç
Musa dedi ki: 'Rabbimiz, şüphesiz Sen, Firavun'a ve önde gelen çevresine dünya hayatında bir çekicilik (güç, ihtişam) ve mallar verdin. Rabbimiz, Senin yolundan saptırmaları için (mi?) Rabbimiz, mallarını yerin dibine geçir ve onların kalblerinin üzerini şiddetle bağla; onlar acı azabı görecekleri zamana kadar iman etmeyecekler.'
Ali Fikri Yavuz
Ali Fikri Yavuz
Mûsa şöyle dua etti: “-Ey Rabbimiz! Sen Firavun'a ve etrafındakilere dünya hayatında giyecek bir çok süs eşyası ve mallar verdin; ey Rabbimiz, yolundan saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz, mallarını mahvet ve kalblerini şiddetle sık ki, o acıklı azabı görmedikçe iman etmiyecekler.”
Bahaeddin Sağlam
Bahaeddin Sağlam
Musa dedi ki: “Ey Rabbimiz! Sen, Firavun ve erkânına dünya hayatında süs ve mal vermişsin ki; insanları senin yolundan saptırsınlar. Ey Rabbimiz! Onların mallarını imha et, kalplerini kilitle ki, elem verici azabı görünceye kadar inanmasınlar.
Besim Atalay
Besim Atalay
Musa dedi ki: «Ey Tanrımız! Sen Firavun ile öne gelenlerine dünya dirliğinde mal verip, ziynet verdin, ey Tanrımız! Onlar senin yolundan sapıtsınlar için mi? Ey Tanrımız! Mallarını yokeyle, gönüllerin kilitle onların, acı azap görmedikçe inanmazlar»
Cemal Külünkoğlu
Cemal Külünkoğlu
Musa, (kardeşi Harun ile birlikte) şöyle dedi: “Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavuna ve onun ileri gelen çevresine, bu dünya hayatında ihtişam ve zenginlik verdin. Ey Rabbimiz! Bunlar (verdiğin zenginlikleri zayıf kullarını) senin yolundan saptırmaları için (kullanmakta)dır. Ey Rabbimiz! Sen onların servetlerini yok et ve kalplerine darlık ver. Zira onlar, elem dolu azabı görünceye kadar iman etmeyecekler.”
Diyanet İşleri (Eski)
Diyanet İşleri (Eski)
Musa: "Rabbimiz! Doğrusu sen Firavun'a ve erkanına ziynetler ve dünya hayatında mallar verdin. Rabbimiz! Senin yolundan şaşırtmaları için mi? Rabbimiz! Mallarını yok et, kalblerini sık; çünkü onlar can yakıcı azabı görmedikçe inanmazlar" dedi.
Diyanet Vakfı
Diyanet Vakfı
Musa dedi ki: Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun ve kavmine dünya hayatında zinet ve nice mallar verdin. Ey Rabbimiz! (Onlara bu nimetleri), insanları senin yolundan saptırsınlar ve elem verici cezayı görünceye kadar iman etmesinler, diye mi (verdin)? Ey Rabbimiz! Onların mallarını yok et, kalplerine sıkıntı ver (ki iman etsinler).
Edip Yüksel
Edip Yüksel
Musa dedi ki: "Rabbimiz, sen Firavun ve konseyine dünya hayatında lüks ve mal verdin. Rabbimiz, senin yolundan saptırsınlar diye mi? Rabbimiz, onların mallarını silip süpür ve acı azabı görünceye kadar inanmasınlar diye kalplerini katılaştır."
Elmalılı Hamdi Yazır
Elmalılı Hamdi Yazır
Musa dedi: "Ey Rabbimiz! Sen Firavun'a ve adamlarına şu dünya hayatında göz kamaştırıcı zenginlik ve bol bol servet verdin. Ey Rabbimiz! Senin yolundan saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz! Onların mallarını sil süpür ve kalblerine sıkıntı düşür. Çünkü onlar o acıklı azabı görmedikçe iman etmeyecekler."
Elmalılı (Orijinal)
Elmalılı (Orijinal)
Musâ, ya rab! Dedi, sen Fir'avne ve cem'iyyetine, Dünya hayatta bir ziynet ve haşmet ve nice nice mallar verdin, yolundan saptırsınlar diye mi ya rab, ya rab! Mallarını sil süpür ve kalblerini şiddetle sık ki o elîm azâbı görmedikçe iyman etmiycekler
Hasan Basri Çantay
Hasan Basri Çantay
Musa: «Ey Rabbimiz, dedi, hakıykaten Sen Fir'avne ve ileri gelenlerine dünyâ hayaatında zînet (-ü haşmet) ve (nice) mallar verdin, Senin yolundan sapdırsınlar diye mi hey Rabbimiz?! Sen onların mallarını yok et Rabbimiz, kalblerini şiddetle sık ki onlar o çetin azabı görecekleri zamana kadar îman etmeyeceklerdir».
Hayrat Neşriyat
Hayrat Neşriyat
Mûsâ şöyle dedi: “Rabbimiz! Şübhe yok ki sen, Fir'avun'a ve ileri gelenlerine dünya hayâtında ziynet (şa'şaa) ve mallar verdin. Rabbimiz! Senin yolundan saptırsınlar diye (mi bunlara mal mülk verdin)? Rabbimiz! (Artık) onların (o azılı kâfirlerin) mallarını yok et ve kalblerini şiddetle sık, öyle ki, elemli azâbı görünceye kadar îmân etmesinler!(Ehl-i îmâna yaptıklarının cezâsını görsünler!)”
İlyas Yorulmaz
İlyas Yorulmaz
Musa “Rabbimiz! Firavun ve onun önde gelenlerine dünya hayatında zenginlik ve mallar verdin. Onlarda insanları senin yolundan saptırıyorlar. Ey Rabbimiz onlara verdiğin malları helak et ve kalplerini katılaştır. Artık onlar can yakıcı azabı görmeden iman etmezler” dedi.
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Hakkı İzmirli
Musa dedi ki: Ey Rabbimiz! Fir/avun/a ve ileri gelenlerine dünya dirliğinde ziynet olan şeyleri, debdebeyi, birtakım malları, serveti veren sensin. Ey Rabbimiz! Onu akıbet yolundan birtakım zuafayi çıkarsınlar [⁶] diye verdin. Ey Rabbimiz! Onların mallarını belirsiz et. Kalplerine de mühür bağla [⁷] ki acıklı bir azap görmedikçe iman etmesinler.
Kadri Çelik
Kadri Çelik
Musa dedi ki: “Rabbimiz! Doğrusu sen Firavun'a ve seçkin yakınlarına (insanları) senin yolundan saptırsınlar diye mi ziynetler ve dünya hayatında mallar verdin? Ey Rabbimiz! Onların servetlerini mahvet ve kalplerini sıkıca mühürle ki acıklı azabı görmedikçe iman etmesinler.”
Mahmut Kısa
Mahmut Kısa
Mûsâ, kardeşi Hârûn ile birlikte Allah’a yalvararak dedi ki: “Ey Rabb’imiz! Gerçekten sen, Firavun ve kurmaylarına bu dünya hayatında görkemli bir saltanat, göz kamaştırıcı güzellikler ve muazzam bir servet bağışladın. Ey Rabb’imiz, oysa sen bu nîmetleri, inananları senin yolundan saptırsınlar diye mi onlara vermiştin? Bu ne büyük nankörlüktür ki, kendilerine bahşettiğin imkân ve nimetlerle şımarıp senin dinine savaş açıyorlar! O hâlde ey Rabb’imiz; onların bütün kudret ve servetlerini yok et ve kalplerine öyle bir kilit vur ki, ölüm anında o can yakıcı azâbı görünceye kadar iman etmesinler!”
Mahmut Özdemir
Mahmut Özdemir
Musa: -“Rabbimiz! Senin yolundan saptırmaları için; Rabbimiz! Sen, Firavun’a ve ekibine Dünya Hayatı’nda zînet ve mallar verdin. Rabbimiz! Mallarını iyice yok et! Kalblerine baskı yap! Acıveren Azab’ı görünceye kadar inanmazlar” dedi.
Mehmet Türk
Mehmet Türk
Mûsa da: “Ey Rabbimiz! Şüphesiz Sen, Firavun’a ve onun çevresindekilere dünya hayatında ziynet ve mallar verdin. Ama Ey Rabbimiz! Sonuçta onlar, (bunlarla insanları) Senin yolundan saptırıyorlar. Ey Rabbimiz! Onların mallarını mahvet ve kalplerini şiddetle mühürle ki; onlar acıklı azabı görünceye kadar îman etmesinler.” diye duâ etti.1
Muhammed Esed
Muhammed Esed
Ve Musa: “Ey Rabbim!” dedi, “gerçek şu ki, Sen Firavun ve onun seçkinler çevresine dünya hayatında görkem ve zenginlik verdin; öyle ki, bunun sonucu olarak onlar da, ey Rabbim, [başkalarını] Senin yolundan çeviriyorlar! 108 Ey Rabbimiz, öyleyse artık onların zenginliklerini silip yok et, (ve böylece) kalplerini katılaştır; çünkü çetin azabı görmedikçe inanmayacaklar!”
Mustafa Çavdar
Mustafa Çavdar
Musa da dedi ki: – Ey Rabbimiz, doğrusu sen Firavun’a ve onun ileri gelen seçkinlerine görkemli bir hayat ve muazzam bir servet verdin, Rabbimiz, onlar senin verdiğin bu imkânları, insanları senin yolundan saptırmak için kullanıyorlar, Rabbimiz, onların servetlerini yok et, kalplerine sıkıntı ve darlık ver; çünkü onlar can yakıcı azabı görmedikçe iman etmezler. 5/78, 44/22, 71/24
Mustafa İslamoğlu
Mustafa İslamoğlu
Ve Musa “Rabbimiz!” dedi; “Şu bir gerçek ki Sen, Firavun ve onun yakın çevresine bu dünya hayatında göz kamaştırıcı bir saltanat ve mal verdin! Rabbimiz (işte) bu yüzden senin yolundan insanları saptırıyorlar. Rabbimiz! Onların servetlerini kökünden kazı ve yüreklerine bunun acısını oturt; belli ki onlar, can yakıcı azabı görmedikçe iman etmeyecekler!”[1667]
Ömer Nasuhi Bilmen
Ömer Nasuhi Bilmen
Mûsa da dedi ki: «Ey Rabbimiz! Şüphe yok ki, sen Fir'avun'a ve onun cemaatine dünya hayatında ziynet ve mallar verdin. Ey Rabbimiz! Senin yolundan sapıtsınlar diye. Ey Rabbimiz! onların mallarını mahvet ve gönülleri üzerini şiddetle mühürle. Tâ ki onlar acıklı azabı görünceye kadar imân etmesinler.»
Suat Yıldırım
Suat Yıldırım
Mûsâ: “Ey bizim Rabbimiz! ” dedi. “Sen Firavun ile onun ileri gelen yardımcılarına dünya hayatında muazzam zinet, haşmet ve servet verdin. Ey bizim Rabbimiz! İnsanları neticede Senin yolundan saptırsınlar diye mi onlara bu imkânı verdin? Ey bizim büyük Rabbimiz, mahvet, sil süpür onların servetlerini ve kalplerini şiddetle sık! Belli ki o acı azabı görmedikçe onlar imana gelmeyecekler. ”
Süleyman Ateş
Süleyman Ateş
Musa: "Rabbimiz dedi, sen Fir'avn'a ve adamlarına yakın hayatta süs ve nice mallar verdin. Rabbimiz, senin yolundan saptırsınlar diye mi? Rabbimiz, onların mallarını yok et, kalblerini sık ki, acı azabı görünceye kadar inanmasınlar!"
Süleymaniye Vakfı
Süleymaniye Vakfı
Musa dedi ki “Rabbimiz! Sen Firavun’a ve ileri gelen adamlarına dünya hayatında süs ve mallar verdin. Rabbimiz! Senin yolundan saptırsınlar diye mi? Rabbimiz! Sen onların mallarını yok et, kalplerini öyle baskı altında tut ki o acıklı azabı görünceye kadar inanamaz olsunlar.”
Şaban Piriş
Şaban Piriş
Musa:-Rabbimiz, doğrusu sen Firavun'a ve çevresine zinetler ve dünya hayatında mallar verdin. Rabbimiz, senin yolundan saptırsınlar diye mi? Rabbimiz, mallarını yok et, kalplerini sık; Çünkü onlar can yakıcı azabı görmedikçe inanmazlar, dedi.
Ümit Şimşek
Ümit Şimşek
Musa “Ey Rabbimiz,” dedi. “Firavun'a ve kavmin ileri gelenlerine dünya hayatında ziynet ve mal verdin. Rabbimiz, onlar ise bu verdiklerinle halkı Senin yolundan saptırıyorlar. Onların mallarını mahvet, ey Rabbimiz, ve kalplerine öyle bir katılık ver ki, o acı azabı görmeden iman etmesinler.”
Yaşar Nuri Öztürk
Yaşar Nuri Öztürk
Mûsa şöyle dedi: "Rabbimiz! Sen, Firavun ve kodamanlarına şu geçici hayatta debdebe verdin, mallar verdin. Rabbimiz! Senin yolundan saptırsınlar diye mi? Rabbimiz! Onların mallarını sil-süpür, kalplerini şiddetle sık ki, acıklı azabı görünceye kadar inanmasınlar!"
Eski Anadolu Türkçesi
Eski Anadolu Türkçesi
daħı eyitti mūsā “iy çalabumuz! bayıķ sen virdüñ fir'avn’a daħı serverlerine bezek daħı mallar yaķın dirlik içinde. iy çalabumuz! tā azduralar yoluñdan. iy çalabumuz! döndürüyor mallarını daħı berk baġla göñüllerini pes inanmayalar tā göreler 'aźābı aġrıdıcı.”
Satır Altı (1534)
Satır Altı (1534)
Mūsā eyitdi iy Çalabumuz sen virdi‐sen Fir‘avn‐ıla beglerine dürlü dürlüḳumāşlar ṭonanmaġ‐ıçun. Daḫı çoḳ māllar virdüñ dünyā dirliginde yā Allāhazmaġ‐ıçun [mı] senüñ yo‐ luñdan? İy Çalabumuz yire batur anlaruñ māl‐larını, daḫı mühr ur yürekleri üstine, īmān getürmesünler yürekler acıdıcı‘aẕābı görmeyince.