Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1703, sondan 4534. ayet; 12. sure ve Yusuf Suresinin 107. ayetidir. Yusuf Suresi 107. ayetinin kelime sayisi 14, harf sayısı 59 ve toplam ebced değeri ise 6486 olarak hesaplanmıştır. Yusuf Suresinin toplam ebced değeri 497284 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (11) ل (4) ر (1) bulunuyor.
Arapça Metin
افامنوا ان تأتيهم غاشية من عذاب الله او تأتيهم الساعة بغتة وهم لا يشعرون
Yoksa Allah tarafından kendilerini kuşatacak bir azabın gelmeyeceğinden veya onlar farkında olmadan kıyametin ansızın gelip çatmayacağından emin mi oldular?
Diyanet İşleri (Yeni) Yusuf Suresi 107. Ayet Tefsiri
Allah tarafından onlara kuşatıcı bir azabın gelmesi veya onlar farkında olmaksızın kıyametin ansızın kopması karşısında kendilerini güvende mi hissediyorlar?
Mehmet Okuyan
Allah tarafından kendilerine kuşatıcı bir azap gelmesinden veya farkında olmadan o (Son) Saat’in kendilerine ansızın gelmesinden güvende midir!
Yoksa onlar, hiç beklemedikleri bir anda Allah'ın her şeyi kaplayan azabının gelmesinden veya o saatin¹ onlara, farkında olmadan ansızın gelmesinden güvende midirler?
Bunlar, kendilerini çepeçevre kuşatıp (kahrolmalarını sağlayacak) Allah'ın azabından (kapsamlı bir felaketin) gelivermesinden, veya hiç haberleri yokken kıyametin onlara apansız yetişip (kahretmesinden) kendilerini güvende mi hissetmektedirler?
Onlar, Allah'ın azabından herkesi saracak bir belanın, kendilerine gelmeyeceğinden veya hiç farkında değillerken, kıyametin gelmesinden güvende mi görüyorlar kendilerini?
Onların, Allah'ın azâbından kendilerini saracak bir felâketin gelmesinden veya farkında olmadan, ansızın kıyametin kopacağı an ile karşı karşıya kalmalarından bir endişeleri yok mu, bundan emin midirler?
Onlar, kendilerine Allah'ın azabından kuşatıcı bir belânın gelmeyeceğinden yahut farkında olmadıkları bir zamanda kıyametin ansızın gelip çatmayacağından güvende midirler?
Şimdi onlar, kendilerine Allah'ın azabından kapsamlı bir bürümenin gelmesinden veya onların hiç haberleri yokken kıyametin onlara apansız gelmesinden kendilerini güvende mi buldular?
Artık onlar, Allah'ın azabından kendilerini, saracak bir musibet gelivermesinden ve yahut haberleri yokken ansızın kıyametin kendilerine gelmesinden emin mi oldular?
Yoksa onlar, Allah tarafından kuşatıcı bir felaketin gelmesi ya da farkında olmadıkları bir sırada kıyametin ansızın kopması karşısında kendilerini güvende mi görüyorlar?
Yoksa bunlar Allah'ın azabından hepsini saracak bir felaket gelmesinden veya farkında değillerken ansızın başlarına kıyametin kopuvermesinden güven içinde midirler?
Onlar (aammeyi) kaplayacak bir azâb-ı ilâhînin kendilerine gelib çatmasına, yahud kendileri farkında olmayarak onlara ansızın kıyamet kopub gelmesine (karşı) kendilerini emîn mi gördüler?
Ya (onlar,) Allah'ın azâbından kuşatıcı bir musîbetin kendilerine gelmesinden veya onlar farkında değillerken kıyâmetin ansızın kendilerine gelivermesinden emîn mi oldular?
Onlar, geldiğinde her şeyi kuşatacak olan Allah’ın azabından veya kendilerinin haberi olmadığı bir vakitte, kıyamet saatinin gelmesinden emin mi oldular (güvencelerimi var)?
Peki bu durumda onlar, Allah’tan bir ceza olarak her şeyi sarıp kucaklayan bir felâketin tepelerine inmeyeceğinden; ya da hiç ummadıkları bir anda ansızın kıyâmetin başlarında kopmayacağından nasıl emîn olabiliyorlar?
Onlara Allah’ın azabından bir “gâşiye”nin / her şeyi saracak bir felaketin gelmesinden veya Saat’in onlara, farkında değillerken ansızın gelmesinden güvende midirler?
Şimdi bunlar, kendilerine Allah’ın azabından bir kuşatmanın gelmesinden veya hiç haberleri yokken kıyametin ansızın gelivermesinden, güven içerisindeler mi?
Peki, bunlar Allah'ın cezalandırıcı azabı olarak kuşatıcı bir örtünün kendilerini sarmasından ve Son Saat'in onlar [yaklaştığının] farkında değilken ansızın gelip çatmasından büsbütün güvencede mi görüyorlar kendilerini?
Şimdi onlar hiç beklemedikleri bir anda kendilerini çepeçevre kuşatacak Allah’ın azabının gelmeyeceğinden yahut o saatin bu dünyanın bozulmasının ansızın gelip çatmayacağından emin midirler? 7/187, 43/66
Yani şimdi onlar, Allah’ın cezasının kendilerini bularak çepeçevre kuşatmasından, ya da kendileri farkında dahi değilken son saatin ansızın gelip çatıvermesinden yana güvencede olduklarını mı düşünüyorlar?
Ya kendilerine Allah'ın azabından hepsini saracak bir felaketin gelmesinden veya kendilerine farkında olmadıkları halde Kıyametin ansızın gelmesinden emin mi oldular?
Onlar, Allah'ın azabından, sargın bir belanın, kendilerine gelmeyeceğinden veya hiç farkında değillerken ansızın O (Duruşma) sa'atin(in) kendilerine gelmeyeceğinden emin midirler?
Allah’ın azabının kendilerini içine almasına veya beklemedikleri bir anda kıyamet saatinin gelmesine karşı bir güvenceleri mi vardır? Farkına bile varamazlar.
Yoksa onlar, hiç farkında olmadıkları bir sırada hepsini kuşatacak bir azabın kendilerine gelmeyeceğinden veya kıyametin ansızın başlarında kopmayacağından emin mi oldular?
Peki onlar, Allah'ın azabından bir sarıp sarmalayanın gelmesinden yahut hiç farkında olmadıkları bir sırada kıyametin ansızın tepelerine inmesinden emin mi bulunuyorlar?