Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4563, sondan 1674. ayet; 47. sure ve Muhammed Suresinin 18. ayetidir. Muhammed Suresi 18. ayetinin kelime sayisi 15, harf sayısı 65 ve toplam ebced değeri ise 6893 olarak hesaplanmıştır. Muhammed Suresinin toplam ebced değeri 180303 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
فهل ينظرون الا الساعة ان تأتيهم بغتة فقد جاء اشراطها فانى لهم اذا جاءتهم ذكريهم
Onlar kıyametin kendilerine ansızın gelmesinden başka bir şey beklemiyorlar. Muhakkak onun alametleri gelmiştir (ama öğüt almıyorlar). Kıyamet kendilerine gelip çatınca öğüt almaları kendilerine ne fayda verecek?
Diyanet İşleri (Yeni) Muhammed Suresi 18. Ayet Tefsiri
Hz. Peygamber’in şahsiyeti, ahlâkı, tebliğ ettiği Kur’an’daki ikna edici deliller ve kıyamet alâmetleri, aklını iyi kullanan kimselerin imana gelmeleri için yeterli etkenler ve delillerdir. Ancak inkâra saplanıp kalanlar bir türlü iman etmemekte, âdeta kıyameti beklemektedirler. Kıyamet kopunca iman etmenin de, ibret almanın da faydası yoktur, o zaman artık imtihan bitmiş, cevaplar açıklanmış olmaktadır.
Kıyamet alâmetleri, kıyametin yaklaştığını gösteren olaylar ve oluşlardır. İman konularını içeren kaynaklarda, ilgili rivayetlere dayanılarak bu alâmetlerin küçükleri ve büyükleri hakkında geniş bilgiler verilmiştir. Burada “geldiği bildirilen alâmetler”in neler olduğu konusunda çeşitli yorumlar yapılmıştır. Muhammed aleyhisselâm son peygamber, İslâm da son dindir. Şu halde gelmiş bulunan en önemli ve objektif alâmetler bunlardır. Hz. Peygamber bir hadislerinde, orta ve işaret parmaklarını birleştirerek, “Benim gönderilmem ile kıyamet birbirine şu iki parmak kadar yakındır” buyurmuşlardır (Buhârî, “Talâk”, 25; Müslim, “Cum‘a”, 43; “Fiten”, 135). Tabii buradaki yakınlık izâfî bir yakınlıktır, dünyanın ve insanlığın ömrünün son dilimidir. Bu dilim bütüne nisbetle küçüktür, ama kendisi bizim ölçülerimize göre önemli ölçüde uzun ve büyük olabilir. Cibrîl hadisi diye bilinen hadisin sonunda Peygamber efendimize, “Kıyamet ne zaman kopacak?” diye sorulduğunda onu bilmediğini ifade etmiş, alâmet olarak şunları zikretmiştir: Savaşların artması, köleliğin yayılması, ayağın baş olması, kırsal bölge insanlarının kent hayatının lüksüne kapılmaları ve bu konuda yarışa girmeleri (Müslim, “Îmân”, 1, 5, 7).
Mehmet Okuyan
Onlar, o (Son) Saat’in ansızın kendilerine gelmesinden başka ne bekliyorlar ki!Elbette onun alâmetleri gelmiştir. Kendilerine gelip çatınca (gerçeği) hatırlamaları neye yarar!
Son Saat’in ansızın geleceğiyle ilgili benzer mesajlar: En‘âm 6:31, 47; A‘râf 7:187; Yûsuf 12:107; Enbiyâ 21:40; Hacc 22:55; Şu‘arâ 26:202; ‘Ankebût 29:53; Zümer 39:55; Zuhruf 43:66.,Geldiği bildirilen alametler “Hz. Muhammed”, “Kur’an” veya “Hz. Muhammed’den önceki son peygamber Hz. İsa” olabilir. Bu cümle Son Saat’in yani kıyametin bütün alametlerinin gelip bittiğini belirtmektedir ki ansızın gelecek olan bir olayın artık alameti olamaz.,Benzer mesajlar: Nisâ 4:18; En‘âm 6:158; Yûnus 10:90-91; Secde 32:29; Sebe’ 34:52; Mü’min 40:85; Duhân 44:13.
Bayraktar Bayraklı
Onlar kıyamet saatinin kendilerine ansızın gelmesinden başka bir şey beklemiyorlar. Şüphesiz onun geleceği şimdiden haber verilmiştir. Kıyamet koptuğunda, geçmiş günahlarını hatırlamalarının onlara ne faydası olacaktır?
İlle de o Sa'at'in¹ ansızın gelmesini mi bekliyorlar? Oysa onun belirtileri gelmiştir.² O gelecek olduktan sonra, öğüdü dinlemek onlara ne yarar sağlar ki?
1- Kıyamet'in kopması. 2- Onun geleceği şimdiden açıklanmıştır. Sa'at'in gelmekte olduğuna dair birçok belirti ortaya çıkmıştır. Örneğin, Kur'an'ın son Kitap olması, nebinin son nebi olması. Özellikle Mekki surelerde söz konusu edilen Kıyamet sahneleri. Diğer bir tespite göre de “sa'at'ten ve onun belirtilerinden” maksat, müşriklerin sonlarının yakın olması, yenileceklerinin belirtileri olarak giderek güç kaybetmeleri; inananların ise giderek güçlenmeleridir.
Ahmet Akgül
Artık onlar (inkârcılar ve münafıklar, va’ad edilen hezimet) saatinin kendilerine apansız gelmesinden başkasını mı gözlüyorlar? İşte onun (Mehdiyet ve kıyametin bazı alâmet ve) işaretleri (gerçekten) gelmeye (bile) başlamıştır. Fakat (bu acı ve alçaltıcı an) kendilerine geldikten sonra öğüt alıp düşünmeleri onlara neyi sağlayacaktır?
Onlar, kıyametin gelmesinden, apansızın başlarına kopuvermesinden başka bir şey mi bekliyorlar? Gerçekten de alametleri geldi; onlara gelip çatınca ibret almaları neye yarar?
Yoksa onlar, kıyametin kendilerine ansızın gelmesini mi bekliyorlar. Oysa onun alametleri gerçekten gelmiştir. Onlara gelip çatınca, ibret almaları neye yarar.
Artık onlar, yalnız cezalandırılacakları ânın, kıyametin kopacağı ânın ansızın kendilerine gelmesine mi bakıyorlar? Kıyameti doğuracak şartlar kesinlikle gerçekleşiyor, alâmetleri kesinkes geliyor. Kıyamet gelip çattıktan, felâketle yüz yüze geldikten sonra, ondan ibret almaları neye yarar?
Onlar kıyametin kendilerine ansızın gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar? İşte onun alametleri gelmiştir. (Kıyamet) kendilerine geldikten sonra öğüt almaları onlara ne yarar verir?
Artık onlar, kıyamet-saatinin kendilerine apansız gelmesinden başkasını mı gözlüyorlar? İşte onun işaretleri gelmiştir. Fakat kendilerine geldikten sonra öğüt alıp-düşünmeleri onlara neyi sağlar?
Artık onlar, yalnız o kıyametin kopmasını, onun birdenbire kendilerine gelivermesini bekliyorlar. İşte onun alâmetleri (sayılan ahir zaman Peygamberi) gelmiştir. Fakat o (kıyamet ansızın) başlarına geldiği vakit, anlamaları kendilerine ne fayda verir?
Onlar ancak kıyametin aniden kendilerine gelmesini bekliyorlar. İşte kıyametin (ön) şartları çıkmıştır. Kıyamet kendilerine geldikten sonra, artık öğüt almaları nasıl mümkün olur?
O (inkârlarında ısrar eden)ler kıyamet gününün ansızın gelip çatmasını mı bekliyorlar? İşte onun belirtileri geldi. O uyarıldıkları saat kendilerine gelip çatınca öğüt almaları neye yarar?
Onlar kıyamet gününün kendilerine ansızın gelmesini mi bekliyorlar. Şüphesiz onun alametleri belirmiştir. Kendilerine gelip çatınca ibret almaları neye yarar?
Onlar, kıyamet gününün ansızın gelip çatmasını mı bekliyorlar? Şüphesiz onun alâmetleri belirmiştir. Kendilerine gelip çatınca ibret almaları neye yarar!
Mekke kâfirlerinin kıyametin kopmasını beklemelerini kınayan âyet, kıyametin alâmetlerinin geldiğini hatırlatmaktadır. Hz. Peygamber’in gönderilmesi, ayın ikiye ayrılması gibi olaylar bu cümledendir.
Edip Yüksel
Saatin kendilerine ansızın gelmesini mi bekliyorlar? Kuşkusuz onun alametleri gelmiş bulunuyor. Onlara gelip çatınca kendilerine gelen mesajın ne yararı olur?
Kuran, son kitap olduğundan dünyanın 2280 tarihinde son bulacağını ön işaretleriyle birlikte bildirmektedir. Bak 20:15; 15:87.
Elmalılı Hamdi Yazır
Artık onlar, kıyamet saatinin kendilerine ansızın gelivermesine mi bakıyorlar? Şüphesiz onun alametleri gelmiştir. Artık kıyamet kendilerine gelip çatınca anlamaları neye yarar?
Artık onlar yalnız o saate, onun birdenbire kendilerine gelivermesine bakıyorlar, çünkü işte alâmetleri geldi, fakat o başlarına geldiği vakıt anlamaları kendilerine ne faide verir?
Haalâ onlar o sâatden ve onun kendilerine ansızın geleceğinden başkasını mı bekliyorlar? işte onun alâmetleri gelmişdir, öyleyse bu, onlara geldiği vakit düşünüb ibret almaları kendilerine ne fâide verecek?
Artık (onlar), kıyâmetin ansızın kendilerine gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar? Hâlbuki onun alâmetleri gerçekten gelmiştir!(1) Fakat (kıyâmet) başlarına geldiği zaman ibret almaları kendilerine ne fayda verir?
Hayrat Neşriyat Muhammed Suresi 18. Ayet Açıklaması
(1)“Îman ve teklif (emir ve yasaklara itâatle vazîfeli olmak) ihtiyar (irâdeyle tercîh edebilme)dâiresinde bir imtihan, bir tecrübe, bir müsâbaka (yarışma) olduğundan, perdeli ve derin ve tedkīka(araştırmaya) ve tecrübeye muhtaç olan nazarî (düşünerek görülebilen) mes’eleleri, elbette bedîhî (apaçık)olmaz. Ve herkes ister istemez tasdîk edecek derecede zarûrî (mecbûr edici) olmaz. Tâ ki Ebû Bekir’ler (ra)a‘lâ-yı illiyyîne (en yüksek mertebelere) çıksınlar, Ebû Cehil’ler esfel-i sâfilîne (aşağıların en aşağısına)düşsünler. Eğer ihtiyâr kalmazsa teklîf olamaz. Bu sır ve bu hikmet içindir ki, mu‘cizeler seyrek ve nâdir verilir. Hem dâr-ı teklifte (imtihan dünyasında) gözle görünecek olan alâmet-i kıyâmet ve eşrât-ı saat (kıyâmet alâmetleri), bir kısım müteşâbihât-ı Kur’âniye (Kur’ân’ın teşbih ve benzetmeli âyetleri) gibi kapalı ve te’villi oluyor (îzâhı gerekiyor). Yalnız, güneşin mağribden (batıdan) çıkması, bedâhet derecesinde (apaçık) olup herkesi tasdîke mecbûr ettiğinden, tevbe kapısı kapanır; o zaman daha tevbe ve îman makbûl olmaz. Çünki Ebû Bekir’ler (ra), Ebû Cehil’ler ile tasdikte berâber olurlar. Hattâ Hazret-i Îsâ Aleyhisselâmın nüzûlü (inmesi) dahi ve kendisi Îsâ Aleyhisselâm olduğu, nûr-ı îmânın (îmân nûrunun) dikkatiyle bilinir; herkes bilemez.” (Şuâ‘lar, 5. Şuâ‘, 72)
İlyas Yorulmaz
Onlar, kıyamet saatinin ansızın başlarına gelmesini mi bekliyorlar? O kıyamet saatinin şartları oluşup da, başlarına geldiği zaman, onların öğüt almalarının ne önemi olabilir ki.
Onlar kıyametin ansızın kendilerine gelip çatmasından başka bir şey beklemiyorlar. İşte kıyamet alâmetleri belirdi, onlara kıyamet gelip çatınca ibret alıp tövbe etmeleri neye yarar!
Artık onlar, kıyametin kendilerine ansızın gelmesinden başkasını mı gözlüyorlar? Şüphesiz onun işaretleri gelmiştir. Fakat (uyarıldıkları kıyamet) kendilerine geldikten sonra (hakikati) anlayıp düşünmeleri onlara ne fayda sağlar?
Yoksa onlar, hiç farkında olmadıkları bir anda, ölüm meleğinin karşılarına dikilmesini veya kıyâmetin ansızın kopmasını mı bekliyorlar? Zaten onun bazı belirtileri gelmiş bulunuyor. İşte bu Kur’an, kıyâmetin gerçekleşeceğinin en büyük işâretlerinden biridir. Öyleyse, gelin iş işten geçmeden tövbe edip Rabb’inize yönelin! Çünkü Son Saat gelip çattıktan sonra, günahkârların gecikmiş pişmanlıkları kendilerine hiçbir yarar sağlamayacaktır!
Saat’in onlara ansızın gelmesini mi bekliyorlar?
Onun şartları kesinlikle gelmiştir.
Onlara hatırlatmaları / öğütleri geldiği zaman artık nerede, onlar için öğüt almak!
O (kâfirler) farkında değillerken işaretleri beliren1 kıyamet gününün, kendilerine ansızın gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar? Fakat o gün kendilerine geldikten sonra, anlamalarının onlara hiç yararı olur mu?
1 Eşrat: “Şarat”ın çoğulu olarak “alâmetler demektir.” Bu alametlerin başında Âhir zaman Peygamberi Hz Muhammed (s.a.v.)’in gönderilişi ve Kur’an mucizesi, ayın yarılması, isra ve diğer mucizeler vardır. Kâfirler, böyle alâmetler geldiği halde iman etmediler. Demek ki o kıyametin bilfiil başlarına birdenbire gelivermesini bekliyorlar. Bu âyette zikri geçen, kâfirlerin bilhassa kendi kıyametlerinin kopması manasını anlamak daha makuldür. Bu şartlar, Sûrenin ilk ayetlerinde gösterildiği üzere Muhammed (s.a.v.)’e indirilene iman edip güzel güzel çalışmakta olan mü'minlerin günden güne ilerlemeleri ve ona küfredip Allah yolundan sapan kâfirlerin Mekke’deki şirk devletlerinin günden güne yok oluşunu ve şaşkınlığını anlatan alâmetlerin olması da mümkündür. (Elmalılı)
Muhammed Esed
Öyleyse onlar, [kalpleri mühürlenmiş olanlar,] Son Saati mi bekliyorlar, onun ansızın gelmesini mi? Şüphesiz o(nun geleceği) şimdiden haber verilmiştir! 22 O bir kez başlarına geldikten sonra, [geçmiş günahlarını] hatırlamalarının onlara ne faydası olacak? 23
Şimdi onlar, başlarına ansızın o saatin bu dünyanın sonunun geleceğinden başka neyi bekliyorlar? Oysa onun tüm şartları ortada görüp duruyorlar. Fakat kaçınılmaz o son saat başlarına gelip çattığı zaman gerçeği anlamış olmalarının onlara ne faydası olacak? 7/187, 23/99...108
Şimdi onlar, (hesaplaşma) saatinin ansızın gelip kendilerini bulmasından başka bir şey mi bekliyorlar?[4560] Doğrusu, işte onun tüm alametleri gelmiş bulunuyor: Hal böyleyken, o geldikten sonra ders çıkarmak onlara nasıl bir yarar sağlar?
Mustafa İslamoğlu Muhammed Suresi 18. Ayet Açıklaması
[4560] Buradaki es-sâah, muhtemelen âhiretin Son Saati değil, müşriklerin defterini dürecek “hesap kesme saati” kastedilmiş olsa gerektir. Nitekim sûredeki üslup değişiminden, sûrenin iniş zamanının Muhammedi davette bir dönüm noktası teşkil ettiğini anlıyoruz. Bu âyetlerin inişinin üzerinden çok geçmeden gerçekleşen Bedir savaşı, âyetteki tehdidi doğrulayacaktır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Onlar, Kıyametin kendilerine ansızın gelmesinden başka bir şeye muntazır bulunmuyorlar. İşte muhakkak ki, onun alâmetleri gelmiştir. Artık onlara geldiği vakit düşünmeleri (anlamaları) kendilerine ne faide verecektir?
Kur’ân’ın mûcizeli beyanı, Hz. Peygamberin tertemiz hayatı ve eğittiği ashabı ile sürdürdükleri yaşama tarzı ortada iken, hâlâ iman etmeyen kimsenin beklediği tek şey kıyamettir. Kıyametin başlıca alâmeti, âhir zaman Peygamberinin gelmesidir. Nitekim o, şehadet ve orta parmağını göstererek: “Benimle kıyametin durumu, bunların yakınlığı gibidir.” buyurmuştur. Maksat, kendisinden sonra kıyamete kadar başka bir peygamber gelmeyeceğini bildirmektir.
Süleyman Ateş
(İnanmayanlar) İlle (helak edilecekleri) sa'atin ansızın kendilerine gelmesini mi bekliyorlar? İşte onun belirtileri geldi. O uyarıldıkları sa'at kendilerine geldikten sonra artık öğüt almaları nereden mümkün olsun?
Onlar, kendilerine ansızın gelecek kıyametten başka bir şey mi bekliyorlar? Oysa onun alametleri gelmiştir. Kendilerine geldiği zaman nasıl öğüt alacaklar?