Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1783, sondan 4454. ayet; 14. sure ve İbrahim Suresinin 33. ayetidir. İbrahim Suresi 33. ayetinin kelime sayisi 9, harf sayısı 42 ve toplam ebced değeri ise 3161 olarak hesaplanmıştır. İbrahim Suresinin toplam ebced değeri 263593 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (6) ل (7) ر (4) bulunuyor.
Arapça Metin
وسخر لكم الشمس والقمر دائبين وسخر لكم اليل والنهار
Diyanet İşleri (Yeni) İbrahim Suresi 33. Ayet Tefsiri
Göklerin ve yerin yaratılması, bulutlardan suyun indirilmesi, bu su sayesinde ölmüş olan yeryüzüne yeniden hayat verilmesi, burada canlılar için rızık olarak türlü türlü bitkilerin bitirilmesi olayı Allah’ın varlığı ve birliğini ispat konusunda Kur’an’ın sıkça başvurduğu delillerdendir. Yeryüzündeki canlı varlıkların sudan yaratıldığı (Enbiyâ 21:30), suyun bunlar için hayat kaynağı olduğu, özellikle yağmurun canlılar ve bitkilerin yaşayıp gelişmesindeki rolü, aynı yağmurla sulandığı halde çeşit çeşit bitki ve ürünler veren yeryüzünün bu muhteşem zenginliği göz önünde bulundurulduğunda, bu nimetlere şükretmenin gerekliliği kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Müfessirler Allah’ın eşyayı ve tabii güçleri insanın emrine vermesinin, onlardan süreklilik içinde yararlanmasını sağlamak anlamında mecazi bir ifade olduğu kanaatindedirler. Denizde yüzen gemilerin, vadilerden akan ırmakların, düzenli olarak seyreden ay ve güneşin, birbirini izleyen gece ve gündüzün insanın emrine veya hizmetine sunulması, insanın bunlardan yararlanabileceği şekilde yaratılmış olduklarını ifade eder (Taberî, XIII, 225; İbn Âşûr, XIII, 235-236). İnsan, hayatının her safhasında bu nimetlerden faydalanmaktadır. Elbette ki Allah’ın lutfettiği nimetler bunlardan ibaret değildir. O, insana maddî ve mânevî daha nice nimetler bahşetmiştir. Nitekim 34. âyette Allah insanların istediği her şeyi verdiğini, bu nimetlerin sayılamayacak kadar çok olduğunu ifade buyurmuştur. Bütün bu nimetlerden faydalanan insanoğlunun her an Allah’a şükretmesi gerektiği halde o, nimetleri vereni görmezlikten gelerek nankörlük etmekte, O’na ortak koşmaktadır. Bu sebeple Allah, “İnsanoğlu çok zalim, çok nankördür!” buyurarak onun fıtratındaki olumsuz özelliklerine dikkat çekmiştir.
Mehmet Okuyan
Düzenli seyreden (sistemi gereği) güneşi ve ayı sizin hizmetinize vermiş, geceyi ve gündüzü de hizmetinize sunmuştur.
Sürekli olarak (görevlerini yapan) Güneş’i ve Ay’ı size musahhar eden (hizmetinize sokandır). Geceyi ve gündüzü emrinize veren (sizi rahata ve huzura kavuşturandır).
Ve her ikisi de kendi yörüngelerinde seyreden güneşi ve ayı, sizin yararlanmanız için koyduğu yasalara bağlı kılan; ve gece ile gündüzü yine sizin yararlanmanız için koyduğu yasalara bağlı tutan.
Sürekli olarak, duraksamadan yörüngelerinde hareket halinde bulunan güneşi ve ayı da faydalanmanız için düzenine boyun eğdirdi. Geceyi ve gündüzü de menfaatiniz için ilâhî kanunlara riâyetkâr kıldı.
32-33. Allah, gökleri ve yeri yaratan, gökten yağmur indiren ve onunla size rızık olarak türlü meyveler çıkaran, emri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri hizmetinize veren, nehirleri de (yararlanmanız için) akıtandır. Devamlı olarak yörüngelerinde seyreden güneşi ve ayı sizin emrinize veren, geceyi ve gündüzü de sizin yararınıza sunandır.
32,33. Gökleri ve yeri yaratan, yukardan indirdiği su ile rızık olarak ürünler yetiştiren, emri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri, nehirleri, belli yörüngelerinde yürüyen ay ve güneşi, geceyle gündüzü sizin buyruğunuza veren Allah'tır.
Hayrat Neşriyat İbrahim Suresi 33. Ayet Açıklaması
(2)“Şu kâinâttaki mevcûdâtın birbirine teâvünü (yardımlaşması), tecâvübü (karşılıklı cevab vermesi), tesânüdü (dayanışması) gösterir ki, umum mahlûkāt (yaratılmışlar), bir tek Mürebbî’nin (terbiye edicinin)terbiyesindedirler. Bir tek Müdebbir’in (tedbir edicinin) idâresindedirler. Bir tek Mutasarrıf’ın (idârecinin) taht-ı tasarrufundadırlar (idâresi altındadırlar). Bir tek Seyyid’in (Sultân’ın) hizmetkârlarıdırlar. Çünki zemindeki zîhayatlara (canlılara) levâzımât-ı hayâtiyeyi (hayâta lâzım şeyleri) emr-i Rabbânî ile (Allah’ın emriyle) pişiren güneşten ve takvimcilik eden kamerden (aydan) tut, tâ ziyâ, hava, mâ’ (su), gıdânın zîhayatların imdâdına koşmalarına ve nebâtâtın (bitkilerin) dahi hayvanâtın imdâdına koşmalarına ve hayvanât dahi insanların imdâdına koşmalarına, hattâ a‘zâ-yı bedenin (beden uzuvlarının) birbirinin muâvenetine(yardımına) koşmalarına ve hattâ gıdâ zerrâtının (zerrelerinin) hüceyrât-ı bedeniyenin (beden hücreciklerinin) imdâdına koşmalarına kadar cârî olan (işleyen) bir düstûr-ı teâvün ile, câmid (ruhsuz) ve şuûrsuz olan o mevcûdât-ı müteâvine (birbirine yardım eden varlıklar), bir kānûn-ı kerem, bir nâmûs-ı şefkat(şefkat kānûnu), bir düstûr-ı rahmet altında, gāyet hakîmâne (hikmetle), kerîmâne (cömertçe) birbirine yardım etmek, birbirinin sadâ-yı hâcetine (ihtiyaç sesine) cevab vermek, birbirini takviye etmek, elbette bilbedâhe(açıkça) bir tek, yektâ, Vâhid-i Ehad, Ferd-i Samed, Kadîr-i Mutlak, Alîm-i Mutlak, Rahîm-i Mutlak, Kerîm-i Mutlak bir Zât-ı Vâcibü’l-Vücûd’un (varlığı zarûrî, ezelî ve ebedî olan Cenâb-ı Hakk’ın) hizmetkârları ve me’murları ve masnû‘ları (san‘atları) olduklarını gösterir.” (Mektûbât, 33. Mektûb, 317)
İlyas Yorulmaz
Birbiriyle benzer amaca (takvim yapmak) yönelik güneşi ve ayı sizin emrinize verdi. Gece ve gündüzü de aynı şekilde sizin emrinize veren de O dur.
Sistematik olarak kendi yörüngelerinde akıp gitmekte olan Güneş’i ve Ay’ı sizin yararlanmanız için belirli fizik yasalarına bağlı kılan ve gece ile gündüzü sizin düzenli bir hayat yaşamanız içinkoyduğu yasalara boyun eğdiren de O’dur.
ve her ikisi de kendi yörüngelerinde seyreden güneşi ve ayı sizin [yararlanmanız] için [koyduğu yasalara] bağlı kılan; ve gece ile gündüzü [yine] sizin [yararlanmanız] için [koyduğu yasalara] bağlı tutan. 46
Yine o yörüngelerinde düzenli bir şekilde seyreden güneşi ve ayı istifadenize sunduğu gibi aynı yasayla geceyi ve gündüzü de sizin hizmetinize sunmuştur. 10/67, 16/12
yine sizin yararlanmanız için (bir yörüngede) devinip duran güneşi ve ayı (yasalara) tâbi kılan; yine sizin için geceyi ve gündüzü (yasalarına) âmâde kılan;