İsrâ Suresi 26. Ayet

A-
A+
Ayet Bulunuyor.
Matematiksel
Matematiksel
Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2055, sondan 4182. ayet; 17. sure ve İsrâ Suresinin 26. ayetidir. İsrâ Suresi 26. ayetinin kelime sayisi 10, harf sayısı 45 ve toplam ebced değeri ise 4625 olarak hesaplanmıştır. İsrâ Suresinin toplam ebced değeri 473063 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
Arapça Metin
وات ذا القربى حقه والمسكين وابن السبيل ولا تبذر تبذيرا
Harf Sayımı
Harf Sayımı
واتذاالقربىحقهوالمسكينوابنالسبيلولاتبذرتبذيرا
Latin Harfleriyle Okunuşu
Latin Harfleriyle Okunuşu
Veâti żâ-lkurbâ hakkahu velmiskîne vebne-ssebîli velâ tubeżżir tebżîrâ(n)
Diyanet İşleri (Yeni)
Diyanet İşleri (Yeni)
Akrabaya, yoksula ve yolda kalmış yolcuya haklarını ver, fakat saçıp savurma.
Mehmet Okuyan
Mehmet Okuyan
Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver! Saçıp savurma!
Bayraktar Bayraklı
Bayraktar Bayraklı
Bir de akrabaya, yoksula ve yolcuya/çaresiz kalana hakkını ver! Gereksiz yere de saçıp savurma![287]
Erhan Aktaş
Erhan Aktaş
Yakınlık sahibine¹, düşkünlere ve kendisini Allah'ın yoluna adamış olanlara² yardım yap! Savurganlık yaparak saçıp savurma.
Ahmet Akgül
Ahmet Akgül
Akrabaya hakkını ver, (onları yardımsız bırakma ve alâkanı koparma), yoksula ve yolda kalmışa da (el uzat), ama (elindekini) israf ederek saçıp savurma (ki böyleleri perişan hale düşecektir).
Abdulbaki Gölpınarlı
Abdulbaki Gölpınarlı
Akrabaya, yoksula, yolda kalmışa hakkını ver ve israfta ileri giderek boş yere, haksız yere malını saçma, savurma.
Abdullah Parlıyan
Abdullah Parlıyan
Akrabaya, yoksula, yolda kalmışa hakkını ver ve israfta ileri giderek boş yere, haksız yere malını saçıp savurma.
Ahmet Tekin
Ahmet Tekin
Akrabalara, çevresi çaresi olmayan yoksullara, yolda kalan muhtaç yolcuya, Allah'ın tanıdığı, belirlediği sorumluluğu yerine getir, onların hakkını ver. Malını gayr-i meşru yerlerde harcayarak saçıp savurma.
Ahmet Varol
Ahmet Varol
Yakına hakkını ver. Yoksula ve yolda kalmışa da. (Malını) saçıp savurma.
Ali Bulaç
Ali Bulaç
Akrabaya hakkını ver, yoksula ve yolda kalmışa da. İsraf ederek saçıp-savurma.
Ali Fikri Yavuz
Ali Fikri Yavuz
Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver. Bununla beraber (malını) büsbütün saçıp savurma.
Bahaeddin Sağlam
Bahaeddin Sağlam
Akraba hakkını, yoksul hakkını, yolcu hakkını ver. Sakın saçıp savurarak bozgunculuk etme.
Besim Atalay
Besim Atalay
Hısımlara, yoksullara, yolda kalan kimselere haklarını vermelisin, malını da çok israf etme
Cemal Külünkoğlu
Cemal Külünkoğlu
Akrabaya (yakınında bulunanlara), yoksula ve yolda kalmışa haklarını ver! (Elindeki imkânları) gereksiz yere saçıp savurma!
Diyanet İşleri (Eski)
Diyanet İşleri (Eski)
Yakınına, düşküne, yolcuya hakkını ver; elindekileri saçıp savurma.
Diyanet Vakfı
Diyanet Vakfı
Bir de akrabaya, yoksula, yolcuya hakkını ver. Gereksiz yere de saçıp savurma.
Edip Yüksel
Edip Yüksel
Akrabalara haklarını ver. İhtiyaç sahiplerine ve yolcuya da... Ancak saçıp savurma
Elmalılı Hamdi Yazır
Elmalılı Hamdi Yazır
Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver. Bununla beraber malını saçıp savurma.
Elmalılı (Orijinal)
Elmalılı (Orijinal)
Karabet sahibine de hakkını ver, miskîne de, yolda kalmış da, bununla beraber saçıp savurma
Hasan Basri Çantay
Hasan Basri Çantay
Hısıma, yoksula, yolda kalmışa hak (lar) ını ver. (Malını) israf ile saçıb savurma.
Hayrat Neşriyat
Hayrat Neşriyat
Akrabâya, yoksula ve yolda kalmışa da hakkını ver; fakat isrâf ederek saçıp savurma! (2)
İlyas Yorulmaz
İlyas Yorulmaz
Yakın akrabalara haklarını ver. Miskinlere (çalışamayacak duruma gelmişlere) ve yolda kalmışlara da ver. Ama (ölçülü ol) saçıp savurma.
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Hakkı İzmirli
Hısımlara, yoksullara, yolda kalmışlara haklarını ver [⁸], malını ulu orta saçıp dağıtma.
Kadri Çelik
Kadri Çelik
Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver ve de israf ederek saçıp savurma.
Mahmut Kısa
Mahmut Kısa
Ey insanoğlu! Akrabaya, yoksullara ve yolda kalmışlara hakları olan zekât ve sadakalarını ver fakat Allah’ın yasakladığı yerlere harcama yaparak, veya kendini ve aileni başkalarına muhtaç bırakacak şekilde malını dağıtarak büsbütün de saçıp savurma.
Mahmut Özdemir
Mahmut Özdemir
Yakın (Akraba)lığı olana hakkını ver; Miskîn’e / Düşkün Yoksul’a da, Yolda Kalmış’a da! Büsbütün saçıp savurma!
Mehmet Türk
Mehmet Türk
Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa1 hakkını2 ver ve sakın saçıp savurma.3
Muhammed Esed
Muhammed Esed
Ve (ey insanoğlu,) yakın(ların)a 30 hak(lar)ını ver; düşküne de, yolda kalmışa 31 da; ama sakın [elindekini] anlamsız, amaçsız bir biçimde 32 saçıp savurma.
Mustafa Çavdar
Mustafa Çavdar
Akrabaya, düşküne ve yolda kalmışa hakkını ver fakat gereksiz yere saçıp savurma! 6/141, 7/31, 17/27, 25/67
Mustafa İslamoğlu
Mustafa İslamoğlu
(Ey insan!) Yakınlık sahiplerine hakkını ver; düşküne ve yolda kalmışa da… Fakat sakın ola ki (elinde avucunda olanı) amaçsız bir biçimde saçıp savurma!
Ömer Nasuhi Bilmen
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve karabet sahibine hakkını ver, düşküne de, parasız kalmış yolcuya da (ver). Ve saçıp savurma.
Suat Yıldırım
Suat Yıldırım
26, 27. Yakınlarına, yoksula, yolda kalmışa hakkını ver, sakın saçıp savurma! Çünkü savurganlar şeytanların kardeşleri olmuşlardır. Şeytan ise Rabbine karşı pek nankördür. [25, 67]
Süleyman Ateş
Süleyman Ateş
Akrabaya, yoksula ve yolcuya hakkını ver, fakat saçıp savurma.
Süleymaniye Vakfı
Süleymaniye Vakfı
Yakınlarına, yoksullara ve yolda kalanlara hakkını ver ama saçıp savurma.
Şaban Piriş
Şaban Piriş
26,27. -Akrabaya, düşküne ve yolda kalmışa hakkını ver. Fakat, saçıp savurma! Çünkü saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı pek nankördür.
Ümit Şimşek
Ümit Şimşek
Akrabaya, yoksullara, yolculara hakkını ver; israfla saçıp savurma.
Yaşar Nuri Öztürk
Yaşar Nuri Öztürk
Akrabaya hakkını ver! Çaresize, yolda kalana da. Fakat saçıp savurma!
Eski Anadolu Türkçesi
Eski Anadolu Türkçesi
daħı vir ħıśımlıķ issine ḥaķķını daħı miskine daħı yol erine daħı orandan geçürme orandan geçürmek ħarcı.
Satır Altı (1534)
Satır Altı (1534)
Daḫı vir ḳarāyiblere ḥaḳlarını, miskīnlere daḫı, ġarīblere daḫı. Daḫı isrāfeyleme, isrāf eylemek.