Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
5399, sondan
838. ayet;
70. sure ve
Meâric Suresinin
24. ayetidir.
Meâric Suresi 24. ayetinin kelime sayisi
5, harf sayısı
22 ve toplam ebced değeri ise
1304 olarak hesaplanmıştır.
Meâric Suresinin toplam ebced değeri
70602 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
والذين في اموالهم حق معلوم
Velleżîne fî emvâlihim hakkun ma’lûm(un)
24,25. Onlar, mallarında; isteyenler ve (isteyemeyip) mahrum kalanlar için belli bir hak bulunan kimselerdir.
Bu âyetler, insanın ahlâkını yukarıda sıralanan olumsuz eğilimlerden temizlemenin veya onların etkisini kırmanın yolunu göstermektedir. Bu yol, kısaca âhiret inancıyla desteklenen güçlü bir sorumluluk duygusu geliştirmek, ibadet ve ahlâk alanında olumlu ve yapıcı davranışlar sergilemektir. Burada sıralanan davranışlar düzenli namaz kılmak, malında yoksulların hakkı bulunduğunu bilip onu ehline ödemek, âhiret kaygısı taşımak, namuslu ve iffetli olmak, emanete sadakat göstermek, şahitlikte yalan söylemekten sakınmaktır. Âyetlerin üslûbundan anlaşıldığına göre bu güzel işlerle ilgili ifade tahdîdî değil tâdâdîdir, yani bunlar örneklerdir; duruma, zamana, mekâna, imkân ve şartlara göre bu ödevlerin sayısı değişebilir. Önemli olan, kişinin 19. âyetteki deyimiyle tabiatının tahammülsüzlüğünü, nankörlük ve bencilliğini yenme iradesi gösterebilmesi, ibadetler ve ahlâkî davranışlarla ilkel kusurlarını giderip kişiliğini zenginleştirmesidir.
24,25. Onlar mallarında açıktan isteyen ve açıktan isteyemeyen(ler) için bilinen bir hak bulunanlardır.
Bu cümle infakın, sadakaların ve elbetteki zekâtın “kâr”dan değil, “mal”dan verilmesi gerektiğinin apaçık delilidir. Benzer mesajlar: En‘âm
6:141; Tevbe
9:103; İsrâ
17:26; Rûm
30:38; Zâriyât
51:19.
24,25. Mallarında dilenciye ve yoksula ait belli bir hak vardır.
Onlar, mallarında belirli bir pay ayıranlardır;¹
1- Mallarında, ihtiyaç sahiplerinin de payları bulunduğunun bilincinde olanlardır.
Onların mallarında, (fakir ve çaresiz kimselerin de bilinen ve belirlenen) bir hakkı vardır.
Ve öyle kişilerdir onlar ki mallarında malum bir hak var.
kendi malları üzerinde başkalarının hak sahibi olduğunu kabul ederler
Allah'ın farz kıldığı sosyal yardım düzeninin icabı, mallarında, servetlerinde ihtiyaç sahipleri için alınması gereken belirlenmiş hakları olduğunu bilenlerdir.
Mallarında belirli bir hak vardır.
Ve onların mallarında belirli bir hak vardır:
Onlar ki, mallarında belirli bir hak vardır:
24, 25. Onlar ki mallarında ihtiyacını belli eden kişi ile yoksul için belli bir hak vardır.
24,25. Mallarından dilenciye, yoksula belli bir hak ayıranlar
24-25. Onlar (bilirler) ki, gerek dilenen, gerekse (iffetinden dolayı dilenmeyip) yoksul kalan (fakire vermek) için mallarında (onların) belirli bir hakkı vardır.
22,23,24,25,26,27. Ancak namaz kılıp namazlarında devamlı olanlar, mallarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.
24, 25. Mallarında, isteyene ve (isteyemediği için) mahrum kalmışa belli bir hak tanıyanlar;
Paralarında bilinen bir pay (zekat) ayrılmıştır,
Onların mallarında belli bir hak vardır,
Ve onlarki mallarında vardır bir hakkı ma'lûm
24,25. Mallarında sâil ve mahrum için belli bir hak tanıyanlar,
24,25. Ve onlar ki mallarında, dilenen ve (iffetinden dolayı dilenmeyip) mahrum kalanlar için belli bir hak (olan zekât) vardır (o hakkı onlara verirler).
Mallarının belli bir miktarında,
24, 25. Dilenen, malı kalmayan fakirler için mallarında malûm ve muayyen bir hak ve nasip bulunan kimselerle,
Ve onların mallarında belirli bir hak vardır.
Onlar mal ve servetlerinde, başkalarından yardım dilenen fakirlerin ve onurlu davranıp dilenmedikleri için zengin zannedilen ve bu yüzden yardım ve sadakadan mahrum kalanların da hakkı olduğunu asla unutmayan cömert ve fedâkâr kullardır.
Onların mallarında bilinen bir hak vardır;
24,25. (Namaz kılmakla beraber) mallarından hem isteyen, hem de istemekten utanan yoksul için belirli bir pay ayıran,
ve şunlar: malları üzerinde (başkasının) hak sahibi olduğunu kabul edenler,
Onların mallarında belirli kimselerin hakkı vardır. 2/177, 24/22
Onlar ki, malları üzerinde belirli (kimselerin) hakkı olduğunu (bilirler):[5309]
[5309] Buna göre zekât varsılın yoksula bir ikramı değil, yoksulun varsılın malındaki hakkıdır.
Ve onlar ki, mallarında bir malüm hak vardır.
24, 25. Onlar o kimselerdir ki mallarında isteyen ve yoksun olanların haklarını ayırırlar.
Onların mallarında belli bir hisse vardır:
mallarında belli bir hakkın varlığını bilenlerdir.
Onların mallarında belli bir hak vardır.
Mallarında da belirli bir pay vardır:
Bunların mallarında belirli bir hak vardır:
24-25. daħı anlar kim malları içinde ḥaķdur bilinmiş ya'nį zekāt dileyici içün daħı maḥrum içün ya'nį dileyimeyen.
Daḫı anlar ki māllarında bellü ḥaḳ vardur,
O kəslər ki, onların mallarında müəyyən bir haqq (pay) vardır -
And in whose wealth there is a right acknowledged
And those in whose wealth is a recognised right.