Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2107, sondan 4130. ayet; 17. sure ve İsrâ Suresinin 78. ayetidir. İsrâ Suresi 78. ayetinin kelime sayisi 14, harf sayısı 59 ve toplam ebced değeri ise 3910 olarak hesaplanmıştır. İsrâ Suresinin toplam ebced değeri 473063 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
اقم الصلوة لدلوك الشمس الى غسق اليل وقران الفجر ان قران الفجر كان مشهودا
Güneşin zevalinden (öğle vaktinde Batı’ya kaymasından) gecenin karanlığına kadar (belli vakitlerde) namazı kıl. Bir de sabah namazını kıl. Çünkü sabah namazı şahitlidir.[322]
Bu âyette, “güneşin zevali”, öğle ve ikindi namazlarının, “gecenin karanlığı” da akşam ve yatsı namazlarının vaktine işaret etmektedir. “Fecr” kelimesi ise sabah namazının vaktini belirtmektedir. Tefsir bilginlerinin ifadesine göre sabah namazının şahitli oluşu, gece ve gündüz meleklerinin bu namazın kılınışında hazır bulunmaları demektir.
Sûrenin buraya kadarki kısmında umumiyetle ulûhiyyet, âhiret ve peygamberlikle ilgili inanç konuları üzerinde durulmuştu. Burada ise ibadetlerin en önemlisi kabul edilen namaz ve namaz vakitleri konusuna geçilmektedir. Tefsirlerde genellikle namazın farz kılındığı İsrâ olayının ardından inen sûrenin bu âyetinde beş vakit namaza işaret edildiği belirtilmektedir.
Dülûk kavramı “güneşin bir günde izlediği farazî çemberi dönerken gündüz vakti en yüksek noktayı geçerek batmaya yönelmesi” anlamına gelir. Gün ortasından başlayarak çemberin dörtte üçlük kısmını tamamlaması diye de açıklanmıştır ki bu da ikindi vaktidir. Ayrıca günbatımı için de kullanılmıştır (İbn Âşûr, XV, 182). Sonuç olarak İbn Âşûr’a göre “dülûkü’ş-şems” deyimi, öğle, ikindi ve akşam vakitlerini içermektedir. Nitekim “ilâ” edatının da bu deyimin birden fazla vakti içerdiğine işaret etmektedir.
Şevkânî bu deyimin anlamıyla ilgili görüşleri şöyle sıralar: a) Zeval vakti (Fahreddin er-Râzî’ye göre bu çoğunluk görüşüdür; XXI, 25); b) Gün batımı, c) Güneşin zevalinden batımına kadar geçen süre (III, 282).
Gasak kavramı “karanlık” demektir, şafağın tamamının kaybolduğu yatsı vaktini ifade eder; “kur’ânü’l-fecr” ise sabah namazına işaret eder. Ayrıca bu deyimin, namaz içinde Kur’an okunması gerektiğini de ima ettiği, bu bütün namazlar için gerekli olmakla birlikte burada sabah namazının örnek olarak anıldığı, nitekim Hz. Peygamber’in uygulaması uyarınca sabah namazında daha fazla Kur’an okunduğu belirtilmektedir.
Fahreddin er-Râzî (XXI, 27) “gasak” kelimesinin iki farklı yorumundan birinin esas alınması halinde âyette başlıca üç vakit zikredilmiş olduğu sonucunun çıktığını belirtip şu bilgiyi verir: Âyette geçen “dülûkü’ş-şems” öğle ve ikindiyi, “gasaku’l-leyl” akşam ve yatsıyı, “kur’ânü’l-fecr” de sabah namazını ifade etmektedir. Öğle ile ikindinin ve akşam ile yatsının bir arada anılması, mutlak olarak bu namazların cem edilebileceğini (öğle ile ikindi, akşam ile de yatsı birleştirilerek dört namazın iki vakitte kılınabileceğini) göstermektedir. Şu var ki, başka deliller, namazların cemi konusunda sınırlamalar getirdiği için, bunun ancak sefer vb. gerekçelerle câiz olduğuna hükmedilmiştir (namazların cemi konusunda bilgi için bk. Halit Ünal, “Cem‘”, DİA, VII, 277-278; Beşir Gözübenli, “Cem’”, İFAV Ans., I, 276-284).
Mehmet Okuyan
Güneşin (batıya) yönelip gecenin karanlığı bastırıncaya kadar ve tan vaktinin (sabah ışıklarının) toplanması (vaktinde) namaz kıl! Şüphesiz ki tan vaktinin (sabah ışıklarının) toplanmasına şahit olunmaktadır.
Ayette geçen [Kur’ane’l-fecri] tamlamaları, doğu tarafında [fecr] denen sabah ışıklarının toplanması demektir ki bu vakit “sabah”tır. Namaz vakitleriyle ilgili benzer mesajlar: Bakara 2:238; Hûd 11:114; Tâhâ 20:130; Rûm 30:17-18; Kâf 50:39.
Bayraktar Bayraklı
Güneşin sarkmasından gecenin kararmasına kadar namaz kıl ve sabahın Kur'ân'ını da unutma. Çünkü sabahın Kur'ân'ı görülecek şeydir.[293]
1- Ayette geçen ve “Güneşin dönmesi (zeval vakti)” olarak anlam verilen “duluk” sözcüğü, “batmak” demektir. “Dulûku'ş-şems” deyimi ise Güneşin batması demektir. Yani, “Güneşin batma anı” anlamına gelmektedir. Dolayısı ile bu ayet, öğlenden akşama kadar geçen bir zaman dilimini değil, akşam salatının/namazının vaktini; yani akşam salatının/namazının başlangıç ve bitim zamanını belirlemektedir. 2- Namaz kıl. 3- “Kur'âne'l-Fecri,” tamlamasındaki kuran sözcüğü fecrin, yani sabah şafağının iyice yoğunlaşıp toplanması anlamındadır. Kur'ân'ın sözcük anlamı toplamak, bir araya getirmek, içinde tutmak vb. dir.” 4- “Fecrin, yani sabah şafağının iyice yoğunlaştığı zaman sabah namazının kılınacağını söylemektedir. Şafağın yoğunlaşmasının görülen bir şey olduğu ifade edilmektedir.
Ahmet Akgül
Güneş’in sarkmasından gecenin kararmasına kadar(ki vakitlerde ve Cebrail’in öğrettiği şekilde) namazı kıl, fecr vakti (namazda okunan) Kur'an'ı (sesli ve dikkatli tilavet et), çünkü kesinlikle o fecr (sabah namazı meleklerce) şahit olunan (makbul bir ibadet anı) dır.
Zevâl vaktindeki namaz, öğle namazı ve ondan sonraki ikindi namazıdır. Karanlık basınca kılınması emredilen namaz, akşam ve yatsı namazlarıdır. Fecir çağındaki de sabah namazıdır.
Abdullah Parlıyan
Güneşin doruğu aşmasından, gecenin karanlığı basıncaya kadarki süre içerisindeki belirli vakitlerde namazı gereği üzere kıl. Sabah namazını da unutma, çünkü sabah namazı ikindi namazı gibi gece ve gündüz meleklerin tanık olduğu bir namazdır.
Güneşin batıya dönmesinden, gecenin karanlığı bastırıncaya kadar, erkanına, şartlarına, riayet ederek vakitleri belli olan namazları âşikâre kıl. Bir de bütün ilâhî kitaplardaki dinî-ilmî esasları içeren Kur'ân'ın çok okunduğu sabah namazını kıl. Sabah namazında okunan Kur'an, gece ve gündüz melekleri tarafından dinlenir ve şâhitlik edilir.
Güneşin öğlede zevali dolayısiyle gece karanlığına kadar (öğle, ikindi, akşam ve yatsı vakitlerinde) gereği üzere namazı kıl, bir de sabah namazı kıl. Çünkü, sabah namazında gece ve gündüz melekleri hazır bulunur.
(*) Arap dilinde bir şeyin bir parçasının ismi, tüme verilir. Onun için Kur’anda namaza; secde, rükû, tesbih, kıraat ve zikir denilmiştir.
(**) Nesefi.
Besim Atalay
Güneşin inmesinden, gecenin kararmasına değin namaz kıl, tan namazını da kıl, tan Kur'anı görünür
Güneşin (tepe noktasına gelip batıya doğru) kaymasından, gecenin kararmasına kadar (belli vakitlerde) gereği gibi namazı ikame et. Bir de şafak ışığının toplandığı vakitte sabah (namazı) okuyuşunu, unutma ki sabah okuyuşu, (insanı her tür mânevî) algıya açık hâle getirir.
Bkz. 2:238, 11:114, 30:17-18Ayette belirtilen beş vakit namazdır. “Güneşin zevalinden sonra” öğle ve ikindi namazları, “gecenin kararmasına kadar” akşam ve yatsı namazları, şafağın ışığının toplandığı vakitte sabah namazı işaret edilmektedir. Bu ayet, beş vakit namazı anlatırken aynı zamanda; “gün boyu, daima Rabbini hatırda tutarak, O’dan kopmadan, O’nun çizdiği yoldan ayrılmadan, yörüngesinden çıkmadan hayatına devam et” mesajı vermektedir.İnsan üzerinde etkileri olması bakımından bu zaman dilimlerinin kendilerine has hususiyetleri vardır. Çünkü gecenin gelişi ve karanlığın çöküşü, aydınlığın doğuşu ve karanlığın açılması, güneşin tepe noktasına gelip Batıya kayması insan kalbini ürpertir. Bütün bu durumlarda insan evrenin şaşmayan yasaları üzerinde düşünüp, değerlendirme yapar. Şafak ışığının toplandığı vakitte, fecrin aydınlığında, ruhu okşayan meltemlerinde daha sakindir ve daha vecd içindedir. Onun için bu vakitlerde ikame edilen namazlar çok bereketli olur ve insan üzerinde derin etkiler bırakır.Tefsircilerin çoğunun ifadesine göre sabah namazının meşhûd (şahitli) oluşu, gece ve gündüz meleklerinin bu namazın kılınışında hazır bulunmalarındandır. Gece melekleri bu namaza hazır bulunduktan sonra görevlerini gündüz meleklerine devrederler. Ayrıca “açık ve net” anlamına da gelen “meşhûd” sözcüğü, sabaha yakın zaman diliminde insan duyularının mânevî hazzını almaya en açık ve duruca düşünmeye en hazır olduğunu anlatır.
Diyanet İşleri (Eski)
Güneşin batıya yönelmesinden gecenin kararmasına kadar namaz kıl; sabah vakti de namaz kıl, zira sabah namazına melekler şahit olur.
Müfessirlere göre bu âyet, beş vakit namazı ifade etmektedir. Şöyle ki: Güneşin dönmesi, yani zeval vaktinden sonra öğle ve ikindi namazı, güneşin batmasından sonra akşam ve yatsı namazları vardır. Sabah namazı ise ayrıca zikredilmiş ve bu namazın şahitli olduğu belirtilmiştir. Çünkü, tefsircilerin beyanına göre, gece melekleri ile gündüz melekleri sabah namazında buluşur, hep birlikte bu namazın kılındığına şahit olduktan sonra gündüz melekleri kalır, gece melekleri ise semaya yükselirlermiş.
Edip Yüksel
Güneşin kaymasından gecenin kararmasına kadar namazı gözet. Sabah Kuran'ını da gözet. Sabahleyin Kuran (okuması) tanık olunur
Güneşin ufukta kaymasından gecenin kararmasına kadar geçen süre akşam namazının vaktidir. Kuran namaz hakkında detaylı bilgi içermektedir. Bak 24:58; 11:114; 38:32. Elinizdeki çevirinin son bölümünde yer alan "Kuran'a Göre Nasıl Namaz Kılabiliriz?" başlıklı Not ilgili ayetleri incelemektedir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Güneşin batıya kaymasından, gecenin karanlığına kadar (belirli vakitlerde) gereği üzere namazı kıl, bir de sabah namazını kıl. Çünkü sabah namazında, gece ve gündüz melekleri hazır bulunur.
Güneşin kaymasından gecenin kararmasına kadar namazı güzel kıl, bir de kıraetiyle mümtaz olan sabah namazını, zira sabah Kur'anı hakıkaten meşhuddur (şühuda mazhardır)
Güneşin (zeval vaktında) kayması ânından gecenin kararmasına kadar güzelce namaz kıl. Sabah namazını da (öylece edâ et). Çünkü sabah namazı şahidlidir.
(Öğle üzeri) güneşin zevâlinden (sonra öğle, daha sonra ikindi namazını), gecenin kararmasına kadar (gün batımında akşam, iyice karardığında yatsı) namazı(nı) kıl; bir de sabah namazını (kıl)! Çünki sabah namazı (gece ve gündüz melekleri tarafından) şâhid olunan (bir namaz)dır.
Güneşin batıya doğru kaymasından, gecenin kararmasına kadar geçen süre içinde öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarını güzelce kıl; şafak vakti Kur’an okumayı da asla ihmal etme! Gerçekten gönüllerin ilâhî esintilere en açık olduğu o şafak vakitlerinde kıldığınız sabah namazına, ve okunan Kur’an’a gece ve gündüz melekleri de katılırlar ve kıyamet günü, o namazı kılan müminlere şahitlik ederler.
GÜNEŞİN doruğu aşmasından gecenin çöküşüne kadar(ki süre içinde) namazı[nı] gereği üzere yerine getir; sabah [namazı] okumasını 95 da [tam bir dikkat ve duyarlık içinde gerçekleştir]; çünkü sabah okuması(nda insan) gerçekten de [ulvî olan her şeye] açıktır. 96
Güneşin batı tarafına yönelmesinden, gecenin karanlığının bastırmasına kadar namazını kıl. Özellikle sabah okumasına dikkat et, şüphe yok ki sabah okuması algının açık olduğu andır. 11/114, 30/17-18, 20/130, 24/58, 50/39
GÜNEŞİN zirveyi aşıp (batıya) ağmasından[2312] gecenin karanlığının iyice çökmesine kadar[2313] (geçen zaman dilimlerinde) namazı hakkını vererek kıl; ve bir de sabah (namazı) okuyuşunu: unutma ki sabah okuyuşu, oldu olası (insanı her tür mânevî) algıya açık hâle getirir.[2314]
[2312] Allah Rasûlü’nün dulûki’ş-şems ibaresini güneşin yeryüzüne dikey duruşu olan “zevalden sonrası” olarak açıkladığı nakledilmiştir (Taberî). İbn Abbas, İbn Ömer, Hasan Basri, Dahhâk gibi birinci ve ikinci nesle mensup otoriteler de böyle anlamışlardır.
[2313] Ğasak için bkz: 113:3, not 5. Âyetin bu kısmı öğle namazından yatsı namazına kadar dört vakit namazı kapsamaktadır. Devamında ise sabah namazı ayrıca vurgulanmış, orada da namazın ruhu olan “Kur’an okuma” öne çıkarılmıştır. Beş vakte ilk dikkat çeken âyet için bkz: 20:130.
[2314] Meşhûdâ, “şahit olunan, açık ve görünür kılınan” anlamına gelir. Açıktır ki, gecenin en dingin vakti olan sabaha yakın zaman dilimi, insan duyargalarının mânevî hazzı almaya en açık olduğu andır. Bu dingin anın insanın mânevî potansiyeline katacağı zenginliğe dikkat çeken bu kelimenin, bağlama en uygun karşılığı bu olsa gerektir (Namaz vakitleri için krş: 30:17-18, not 19). Bu sonuç Kur’an’ın kıraat edilmesiyle; yani, içinde anlama çabasını barındıran bir okuyuşla alınabilir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Namazı güneşin zevalinden gecenin karanlığına kadar güzelce kıl, sabah namazını da. Şüphe yok ki, sabah namazı müşahede olunmuş bulunmaktadır.
Hem gece hem de gündüz melekleri sabah namazında hazır olurlar, şahid olurlar. Sabahleyin bütün kâinat uyanır.
Süleyman Ateş
Güneşin sarkmasından (aşağı kaymasından) gecenin kararmasına (yatsı vaktine) kadar namaz kıl ve sabahın Kur'an'ın(ı, uzunca Kur'an okunan sabah namazını) da (unutma). Çünkü sabah Kur'an (okuması) görülecek şeydir.
Namazı, güneşin zevalinden[1] gecenin ğasakına[2] kadar, bir de şafak ışıklarının kümeleştiği sırada[3]sürekli ve tam kıl. Şafak ışıklardaki kümeleşme gözle görülür.
[*] batı tarafına yönelmesinden [*] Gecenin ğasakı, gecenin karanlığı anlamına geldiği gibi soğuk vakti anlamına da gelir. (Lisan'ul-arab). Bulunduğumuz yerden Güneş ışınlarının tamamen çekilmesi, günün en serin vaktinin başlaması demektir. Beyaz gecelerin yaşanmadığı yerlerde Güneşin ufka uzaklığı en az 18 derece olur ve ufukta herhangi bir aydınlık kalmaz. Beyaz gecelerin yaşandığı yerlerde de, Güneş ortada olmasına rağmen gece serinliği iyice hissedilmeye başlar. Abdullah b. Ömer'e Şafak sorulunca "beyazlığın gitmesi"; ğasak sorulunca da, "kızıllığın gitmesi"dir, demiş (Ebû Dâvûd,Salât 6). Bu, yerinde bir tespittir. Çünkü batı ufkunda oluşan kızıl ve beyaz ışık kuşaklarından beyaz kuşak kızıla karışınca yatsı vakti girer. Bu ince tabaka, başlangıçta bir kubbe gibi olur sonra tamamen kaybolur. Ufuktan Güneş ışınları çekilip en zayıf yıldızlar ortay çıkınca yatsı vakti çıkmış, gecenin ortası diye de tanımlanan ğasak başlamış olur. [3] Kur'ân, karaa قرأ fiilinin mastarı olan kur' القُرْء veya kar' القَرْء'dan türetilmiştir; kök anlamı toplamadır[Lisanu'l-Arab, قَرْء mad]. Mastar olarak kullanıldığı gibi makrû' (مقروء) = bütünlük ve küme anlamında isim olarak da kullanılır. Kuran el fecri (قُرْاٰنَ الْفَجْر) doğuda, seher vakti aydınlığı ile Güneşin doğması arasında kümeleşen şafak ışıklar demektir. Yoğunlaşma görüntüsünü açıklayan âyet şudur: "(Ramazan'da) Fecrin (şafağın) olduğu tarafta, ak çizgi kara çizgiden size göre tam seçilinceye kadar yiyin, için." (Bakara 2:187) Bu ayete göre namaz vakitlerinin üç değişmez özelliği vardır: Güneşin zevali yani tepe noktasından batıya kaymasıdır. Bu, dünyanın her yerinde ve her mevsimde kolaylıkla tespit edilebilir. Bu sırada öğlen namazının vakti girer. Gecenin ğasakı: Güneş ışınları tamamen çekilince hem hava kararır hem de günün en soğuk vakti başlar. Beyaz gecelerin yaşandığı yerlerde karanlık olmaz ama havadaki soğuma kendini iyice hissedilmeye başlar. Kuran el fecr. Bu üç değişmez özellik, her mevsimde ve dünyanın her yerinde gözlemlenebildiği için Sıvalbard'da, Güneş ufkun bir hayli üstünde iken bile gözlenebilmiştir. Âyette Güneşin sadece meridyen geçişinden söz edilmiştir. Eğer Güneşin doğuşu, batışı ve gecenin karanlığı ifadeleri kullanılsaydı kutup bölgesinde namaz ve oruç vakitlerini tespit imkansızlaşırdı.
Şaban Piriş
Güneşin batıya yönelmesinden, gece karanlığı bastırıncaya kadar namazı ve fecr okumasını da yerine getir. Çünkü fecir Kur'an'ının şahitleri vardır.
Güneşin inişe geçmesinden gece karanlığının bastırmasına kadarki namazları dosdoğru kıl. Sabah namazını da öylece kıl; çünkü sabah namazı şahitlidir.(10)
(10) Gündüz melekleri ile gece melekleri sabah namazında bir araya geldikleri için, sabah namazına “şahitli” denmiştir. (Buhârî, Tefsir 17:10; Tirmizî, Tefsir 17:5.) Peygamberimizin uygulamasıyla sabit olduğu üzere, âyet, güneşin inişi ile gece karanlığı arasında öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarını içermekte, sabah namazını da ayrıca sayarak beş vakit namazı emretmektedir.
Yaşar Nuri Öztürk
Güneşin kaymasından/aşağı sarkmasından, gecenin kararmasına kadar namazı/duayı yerine getir. Sabah Kur'an'ını da gözet. Çünkü sabah Kur'an'ı tanıklarca izlenmektedir.