Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2267, sondan 3970. ayet; 19. sure ve Meryem Suresinin 17. ayetidir. Meryem Suresi 17. ayetinin kelime sayisi 11, harf sayısı 52 ve toplam ebced değeri ise 4791 olarak hesaplanmıştır. Meryem Suresinin toplam ebced değeri 281117 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure كـهيعص hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette كـ (0) ه (3) ي (2) ع (0) ص (0) bulunuyor.
Arapça Metin
فاتخذت من دونهم حجابا فارسلـنا اليها روحنا فتمثل لها بشرا سويا
16,17. (Ey Muhammed!) Kitap’ta (Kur’an’da) Meryem’i de an.[340] Hani ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yere çekilmiş ve (kendini onlardan uzak tutmak için) onlarla arasında bir perde germişti. Biz, ona Cebrail’i göndermiştik de ona tam bir insan şeklinde görünmüştü.
Allah’ın kudretine delil olmak üzere, Hz. Yahya’nın ilginç doğum olayı anlatıldıktan sonra, burada daha ilginç olan, Hz. İsa’nın babasız olarak dünyaya gelmesi olayı dile getirilmektedir.
Mûcizevî olaylarla dolu olan Meryem sûresinin başlangıcında bir giriş olarak Zekeriyyâ aleyhisselâm ile oğlu Yahyâ’nın kıssaları kısaca anlatıldıktan sonra, bu bölümde sûrenin asıl konusu olan Hz. Meryem’e geçilmektedir. Bu kıssa öncekinden daha ilginçtir. Çünkü öncekinde kısır ve ihtiyar bir kadının, yaşlı da olsa eşinden bir çocuğu dünyaya getirmesi söz konusu idi. Burada ise bâkire bir kızın çocuk dünyaya getirmesi anlatılmaktadır. Daha ana rahminde iken annesi tarafından mâbede adanmış olan Hz. Meryem, çocukluğundan itibaren mâbedin doğu yönünde tenha bir köşede bulunuyor ve vaktini ibadetle geçiriyordu. İnsanlar tarafından rahatsız edilmeden kendini tam anlamıyla ibadet ve tefekküre verebilmesi için bulunduğu yeri bir perde ile ayırmıştı. 16. âyette ifade edilen doğu tarafından maksat Kudüs’teki Beyt-i Makdis’in doğu tarafıdır. Müfessirler 17. âyette Allah tarafından gönderildiği bildirilen ruhun Cebrâil olduğu kanaatindedirler (İbn Âşûr, XVI, 80). Hz. Meryem bu yalnızlık köşesinde mâbedde veya evinde bulunduğu bir sırada yüce Allah ona çocuk bağışlamak üzere Cebrâil’i göndermiş, Meryem’in meleği asıl şekliyle algılaması mümkün olmadığı için, onu eli yüzü düzgün bir insan kılığında göstermiştir. Bununla birlikte Meryem bu gelenin kendisine bir kötülük edeceğinden korktuğu için ondan Allah’a sığındığını ifade etmiştir. Daha sonra gelenin melek olduğunu ve kendisine Allah tarafından bir bebek bağışlamak üzere geldiğini anlayınca rahatlamış, bu defa bâkire ve iffetli olan bir kızın nasıl çocuğu olacağını merak ederek bunu sormuştur. Allah Teâlâ, insanlara kudretini gösteren bir mûcize (âyet) olmak üzere Hz. Îsâ’yı baba faktörü olmaksızın yaratmış ve insanlar için bir rahmet olsun diye onu peygamber olarak görevlendirmiştir. Babası olmaksızın bir çocuk yaratmak Allah için son derecede kolaydır. Çünkü O, bir şeyin olmasını istediği zaman ona ‘ol’ der, hemen oluverir (bu konuda bilgi için bk. Âl-i İmrân 3:45-47, 59).
Mehmet Okuyan
(Kendisini görmemeleri için) onların aşağı tarafından bir perde çekmişti. Biz ona düzgün bir insan şeklinde görünen [rûh]umuzu (Cebrail’i) göndermiştik.
1- Onlardan ayrı bir yere çekildi. 2- Göründü. “Örnek verme” anlamına gelen “temessül” sözcüğü “benzetmeyi” ifade eden “göründü” anlamına da gelmektedir.
Ahmet Akgül
Orada (yabancılardan) onlardan yana (kendini gizleyen) bir perde çekmiş (bir çadır edinmişti) . Biz ona (Meryem’e) Ruhumuzu (Cebrail’i) göndermiştik de, O da tam bir insan suretinde görünüvermişti.
ailesiyle arasına bir perde germişti. Derken O'na görevli meleğimiz, Cebrail'i gönderdik de, bu melek Meryem'e eli yüzü düzgün bir insan şeklinde görünmüştü.
Sonra ailesinin bulunduğu yerle kendi bulunduğu yeri perde ile ayırmıştı. Biz ona, görevli olarak ruhumuz, meleğimiz Cebrâil'i gönderdik. Ona olgun, sağlıklı, kusursuz (tanıdığı) bir insan hüviyetinde göründü.
Cemal Külünkoğlu Meryem Suresi 17. Ayet Açıklaması
Bkz. 26:193-194.“Ruh” kelimesi Kur’an’da genelde “vahiy” ya da “ilham” olarak kullanılır. Bunun yanında, çok nadir de olsa bu ayette olduğu gibi vahyi ya da ilhamı Allah’ın seçtiği kimseye ulaştıran elçiyi yani meleği işaret için de kullanılır. Nitekim burada da Ruh, melek Cebrail için kullanılmıştır.
Diyanet İşleri (Eski)
Sonra, insanlardan gizlenmek için bir perde germişti. Cebrail'i göndermiştik de ona tam bir insan olarak görünmüştü.
Müfessirlerin çoğunluğuna göre âyetteki ruhtan maksat, Cebrail (a.s.)dir. Hz. Meryem korkmasın ve sözünü anlasın diye Allah Teâlâ, Cebrail’i, bir insan kılığında göndermiştir. Bak. Bakara 2:87.
Edip Yüksel
Kendisiyle onlar arasına bir perde çekmişti. Bu durumda ona Ruhumuzu gönderdik ve önünde mükemmel bir insan olarak biçimlendi.
Onların ötesinde (ibâdet edeceği sâkin bir yer için) bir perde de edinmişti. Derken ona rûhumuzu (Cebrâîl'i) gönderdik de kendisine düzgün bir insan sûretinde göründü.(1)
İsmail Hakkı İzmirli Meryem Suresi 17. Ayet Açıklaması
[5] Yıkanmak veya çamaşır yıkamak veya çamaşır değiştirmek için ailesi ile kendi arasına bir perde çekti.[6] Cebrâil Aleyhisselâm.
Kadri Çelik
Sonra onların öte yanlarında (ibadet için kendisine) bir perde edinmişti. Böylece ona ruhumuzu (Cebrail'i) göndermiştik, o da düzgün bir beşer kılığında görünmüştü.
Rahatsız edilmeden kendisini bütünüyle duâ ve tefekküre vermek için, âdet olduğu üzere insanlarla kendi arasına bir perde çekmişti. Derken ona emrimizdeki Ruhu, yani vahiy meleği Cebrail’i gönderdik ve bu melek ona, eli yüzü düzgün normal bir insan şeklinde göründü.
1 Bu rûhun Hz. Îsâ (a.s)’ın rûhu olduğu hakkında rivâyetler varsa da âyetin devamının mefhumuna uymamaktadır. Bu rûhun, Cebrâil olması daha kuvvetlidir.
Muhammed Esed
kendini onlardan uzak tutuyordu; 13 bu durumdayken kendisine vahiy meleğimizi gönderdik; [bu melek] ona eli yüzü düzgün bir beşer kılığında göründü. 14
Olabildiğince kendini onlardan uzak tutup sakınıyordu; hal böyleyken ona ‘ruh’umuzu gönderdik;[2477] öyle ki, o ona eli yüzü düzgün bir insan sûretinde göründü.
Mustafa İslamoğlu Meryem Suresi 17. Ayet Açıklaması
[2477] Rûhun “vahiy” anlamı için bkz: 16:2, not 5. Ayrıca rûh “vahyin kaynağı” anlamına da kullanılır (Bkz: 17:85). Burada ve daha başka yerlerde “rûhumuz” ifadesi, vahye ya da hayat soluğuna aracılık yapan “meleğe” işaret etmektedir. Ebu Müslim’e göre buradaki ruh Meryem’in rahmindeki ceninin canıdır (Nkl: Râzî). Ancak, âyetin devamı bu görüşü teyit etmez.
Ömer Nasuhi Bilmen
Onların öte yanlarında (kendisine) bir perde edinmişti. Artık Biz de ona ruhumuzu (Cibrîl-i Emîn) gönderdik de onun için tam bir beşer sûretinde görünüvermişti.