Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 94, sondan 6143. ayet; 2. sure ve Bakara Suresinin 87. ayetidir. Bakara Suresi 87. ayetinin kelime sayisi 28, harf sayısı 138 ve toplam ebced değeri ise 9274 olarak hesaplanmıştır. Bakara Suresinin toplam ebced değeri 1820072 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (23) ل (10) م (10) bulunuyor.
Arapça Metin
ولقد اتينا موسى الكتاب وقفينا من بعده بالرسل واتينا عيسى ابن مريم البينات وايدناه بروح القدس افكلما جاءكم رسول بما لا تهوى انفسكم استكبرتم ففريقا كذبتم وفريقا تقتلون
Andolsun, Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik. Ondan sonra ard arda peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa’ya mucizeler verdik. Onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Size herhangi bir peygamber, hoşunuza gitmeyen bir şey getirdikçe, kibirlenip (onların) bir kısmını yalanlayıp bir kısmını da öldürmediniz mi?
Mûsâ’ya verilen kitap Tevrat’tır. Allah, İsrâiloğulları’ndan, Mûsâ’dan sonra onun şeriatını yaşatan ve bir kısmı Kur’an’da da zikredilen birçok peygamber göndermiştir.
Sözlükte beyyine “gerçeği kanıtlayan kesin delil” demektir. Benî İsrâil arasından gönderilmiş son peygamber olan Hz. Îsâ’ya verilen beyyinât (deliller) ise, başta onun olağan üstü doğum olayı olmak üzere, peygamberliğini kanıtlayan mûcizelerdir. Muhammed Abduh, bunu, “Hz. Îsâ’nın ümmetini uymaya çağırdığı Tevrat hükümleri” şeklinde yorumlar (Reşîd Rızâ, I, 376). “Temiz ruh” veya “kutsal ruh” anlamına gelen Rûhulkudüs çoğunlukla Cebrâil olarak açıklanmıştır. Her ne kadar bunu Hz. Îsâ’nın ruhu, Allah’ın ism-i a‘zamı veya İncil diye açıklayanlar olmuşsa da, Nahl sûresinin 102. âyetinde Rûhulkudüs’ün vahiy meleği yani Cebrâil olduğu açıkça bildirilmektedir (ruh kelimesinin anlamı hakkında genişbilgi için bk. İsrâ 17:85). Âyette Hz. Îsâ’nın Rûhulkudüs’le desteklendiği belirtilmektedir. Esasen bütün peygamberler için böyle bir destek söz konusu olmakla birlikte, Meryem sûresinin 16-22. âyetlerinde ifade buyurulduğu üzere, Îsâ’nın doğumu, Hz. Meryem’e “tertemiz bir erkek çocuğu bağışlaması için” Allah tarafından beşer suretinde bir elçi olarak gönderilmiş Ruh (Cebrâil) vasıtasıyla vuku bulduğundan, Hz. Îsâ açısından Cebrâil’in, vahiy meleği olmanın da ötesinde bir anlamı vardır (Hz. Îsâ hakkında genişbilgi için bk. Âl-i İmrân 3:42-60).
İsrâiloğulları’nın, bütün bu ilâhî lutufları kendileri için birer meziyet olarak kabul edip peygamberleri tanımaları, onlara saygı göstermeleri ve Allah’a şükretmeleri gerekirken, tam bir küstahlıkla, işlerine gelmeyen, keyiflerine uymayan durumlarda peygamberlere karşı çıkmışlar; bir kısmını yalancılıkla itham etmişler, Zekeriyyâ ve Yahyâ gibi bazılarını da öldürmüşler; Romalılar’ı Hz. Îsâ’yı asmaya zorlamışlardır. Medine yahudileri de, daha önceki peygamberler gibi Cebrâil vasıtasıyla vahye mazhar olan ve kesin delillerle nübüvvetini kanıtlayan Hz. Muhammed karşısında aynı olumsuz tavrı sürdürmüşlerdir. Âyette onların bu tutumunun tarihî hastalıkları olduğu vurgulanmaktadır.
Mehmet Okuyan
Yemin olsun ki biz Musa’ya Kitabı vermiştik. Ondan sonra birbiri ardınca elçiler göndermiştik. Meryem oğlu İsa’ya da apaçık deliller vermiş, onu Kutsal Ruh (Cebrail) ile desteklemiştik. [Nefis]lerinizin arzulamadığı şeyleri söyleyen bir elçi size her geldiğinde ona karşı kibirlenmiştiniz. (Elçilerden) bir kısmını yalanlıyor; bir kısmını öldürüyordunuz.
Benzer mesaj: Bakara 2:253.,Benzer mesaj: Mâide 5:70.
Bayraktar Bayraklı
Yemin olsun biz Mûsâ'ya Kitab'ı verdik. Ondan sonra peş peşe peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsâ'ya da mucizeler verdik ve onu Rûhulkudüs/Cebrail ile destekledik. Nefsinizin arzulamadığı şeyleri söyleyen bir peygamber geldikçe ona karşı kibirlendiniz, bir kısmını yalanladınız, bir kısmını da öldürdünüz.
Ant olsun ki Musa'ya Kitap'ı verdik. Ardı sıra resuller gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya da Beyyinât'ı¹ verdik ve O'nu Kudus'un Ruhu² ile destekledik. Ne zaman bir elçi hoşunuza gitmeyen bir şey getirdiyse, büyüklük taslayarak kimini yalanlayıp, kimini de öldürmediniz mi?
1- Kanıt içeren, açıklayıcı, açığa çıkarıcı olan. 2- Ruhu'l Kudus, “Ruh” ve “Kudus” sözcüklerinden bir araya gelmiş belirtili isim tamlamasıdır; “Kudusun Ruhu” demektir. Sıfat tamlaması olarak, “Kutsal Ruh” diye anlam verilmesi doğru değildir. Kur'an'da dört yerde geçmektedir. Ruhu'l Kudus” tamlaması, “Allah'ın ruhu, Allah'ın vahyi, Allah'tan gelen bilgi anlamına gelmektedir. Ruh sözcüğü; Kur'an'da, daha çok sözcük anlamı olan, “can”, “vücuda hayat veren cevher” anlamında değil, “insanı ve toplumları yaşamlarında diri, sağlıklı kılan vahiy” anlamında kullanılmaktadır. Kur'an'da geçen Ruhu'l-Kudus ifadeleri, “Vahiy, Allah'tan gelen temiz, sağlam bilgiler” demektir.” Ruhu'l Kudus ifadelerinin geçtiği ayetler: Bakara, 87, 253; Maide, 110; Haşr, 23.
Ahmet Akgül
Andolsun, Biz Musa'ya kitabı verdik ve ardından peş peşe elçiler gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya da apaçık belgeler verdik ve onu Ruhu'l-Kudüs'le teyid ettik (Cebrail’le destekledik) . Demek size ne zaman bir elçi; nefsinizin hoşlanmayacağı bir şeyle gelse, büyüklük taslayarak bir kısmınız onu yalanlayacak, bir kısmınız da onu öldüreceksiniz, öyle mi?
Şüphe yok ki Musa'ya Tevrat'ı verdik, ardından birtakım peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya apaçık deliller verip onu RuhülKudüs'le kuvvetlendirdik. Nefsinizin hoşlanmadığı bir emirle peygamber geldi mi demek ululanmak isteyeceksiniz, kiminiz onları yalanlayacak, kiminiz öldürecek ha.
Rûh-ül-Kudüs, bu âyette ve gene bu sûrenin 253., 5. sûrenin 110. âyetlerinde geçer ve bütün bu âyetlerde İsa'nın Ruh-ül-Kudüs'le teyit edildiği bildirilir. 16. sûrenin 2. âyetinde "Ruh" diye adı geçer ve meleklerin, Tanrı kullarından dilediğine ve emriyle, Ruh'la melekleri indirdiğini bildirir. Aynı sûrenin 102. âyetinde Ruh-ül-Kudüs''ün, gerçek olarak, inananları, inançlarında tespit için Rab tarafından indirildiği söylenir. 26. sûrenin 193. âyetinde, Ruh-ül-Emin diye anılır ve Hz. Peygamberin kalbine, Kur’ân'la indiği söylenir. 40. sûrenin 15. âyetinde Ruh'un, kullarından dilediğine, emriyle ilga edildiği, 58. sûrenin 22. âyetinde inananların Ruh'la teyit edildiği, 70. sûrenin 4. âyetinde meleklerle Ruh'un, uzunluğu elli bin yıl olan bir günde, göğe ağacağı, 78. sûrenin 38. âyetinde Ruh'la meleklerin, kıyamette ayrı birer saf teşkil edeceği, 77. sûrenin 4. âyetinde Rablerinin izniyle meleklerle Ruh'un kadir gecesi yere ineceği, 19. sûrenin 17. âyetinde Ruh'un, Meryem'e bir insan sûretinde temessül ettiği bildirilir.
Matyus İncil’inin son babı olan 28. babının 19. ayetinde Baba, Oğul, Ruh-ül-Kudüs teslisine rastlarız. Yuhanna İncil’inde, İsa'nın müjdelediği teselli edici gerçeklik ruhu da Hıristiyanlarca Ruh-ül-Kudüs'tür (14, 16-17). Hıristiyanlarca Ruh-ül-Kudüs, Tanrı kudretidir ve Baba'yla Oğul'dan, yani hayatla kelamdan ayrılmaz. Peygamberler ve erenler, olağanüstü şeyleri bu kudretle yaparlar. Müslümanlarsa İncil'de geçen teselli ediciyi, Paraklet (Arapça’da Firaklit) tarzında kabul edip Hz. Muhammed (s.a.a)'in İsa tarafından müjdelendiğini iddia ederler (Mesela bakınız; Seyyid Hibetüddin-i Şehristani: Rah-nüma-yı Yahûd ü Nasara ya Beybilha, Encümen-i Tebligat-i İslami yayınlarından, Tehran - Şemşi-hicri 1323, bilhassa s. 107-117).
Abdullah Parlıyan
Biz Musa'ya, ilâhî kelamı verdik ve birbiri ardınca O'nu izleyen elçiler gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya da apaçık belgeler, mucizeler verdik ve O'nu Cebrail veya kutsal ilham ile güçlendirdik. Ama siz, ey israiloğulları! Ne zaman gönlünüzün arzulamadığı şeyleri söyleyen bir elçi gelmişse, ona karşı büyüklük taslayıp bir kısmını öldürüyor, bir kısmını da yalanlıyordunuz.
Andolsun ki, Mûsâ'ya kutsal kitabı verdik. Ondan sonra, ardarda rasuller, peygamberler görevlendirerek gönderdik. Meryem oğlu Îsâ'ya da apaçık mûcizeler verdik. Onu, kâinattaki tabiî, dinî, sosyal, siyasî ve ekonomik düzeni içeren, ihya eden, insanları ve toplumları pislikten arındıran kitabı getiren elçi Cebrâil ile destekledik. Size, hoşunuza gitmeyen emirleri, hükümleri getiren Rasuller geldikçe, davetlerini kabullenmeyip büyüklük taslayarak zorbalığa mı başvurdunuz? Bir kısmını yalanladınız, bir kısmını da öldürüyordunuz.
Şüphesiz biz Musa'ya Kitab'ı verdik ve onun ardından peşpeşe peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya da açık deliller verdik ve kendisini Ruhu'l-Kudüs ile destekledik. Size her ne zaman bir peygamber nefislerinizin hoşlanmayacağı bir şey (ilahi hüküm) getirse siz büyüklük taslayacak; (gelen peygamberlerin) bir kısmını yalanlayacak bir kısmını da öldürecek misiniz?
Andolsun, biz Musa'ya kitabı verdik ve ardından peşpeşe elçiler gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya da apaçık belgeler verdik ve onu Ruhu'l-Kudüs'le teyid ettik. Demek, size ne zaman bir elçi nefsinizin hoşlanmayacağı bir şeyle gelse, büyüklük taslayarak bir kısmınız onu yalanlayacak, bir kısmınız da onu öldüreceksiniz, öyle mi?
Celâlim hakkı için: Biz Mûsâ'ya Tevrat'ı verdik ve Mûsâ'dan sonra birbiri ardınca peygamberler gönderdik. Meryem'in oğlu Îsa'ya ölüleri diriltmek gibi, açık mûcizeler verdik ve onu Cebraîl Aleyhisselâm ile kuvvetlendirdik. Artık size nefislerinizin hoşlanmayacağı bir emirle bir peygamber geldikçe kibirlendiniz ve inad ettiniz. Peygamberlerden bir kısmını yalanladınız ve bir kısmını da öldürdünüz (Zekeriyyâ ve Yahyâ gibi).
Hâlbuki biz Musa’ya, kitap (yasa, hidayet, bilgi) verdik. Peşinden nice peygamberler gönderdik. Meryemoğlu İsa’ya da mucizeler verdik. Onu Ruhul-Kudüs ile teyid ettik. Hoşunuza gitmeyen mesajlarla yüklü her bir elçi size geldikçe kibirlendiniz. Bir kısmını yalanladınız, bir kısmını da öldürüyorsunuz.
Biz Musa'ya kitap verdik, ardınca da, peygamberler gönderdik, Meryem oğlu İsa'ya nice belgeler verdik, İsa'yı pekittik kutsal ruh ile, her ne zaman size, bir peygamber gelip de, hoşunuza gitmiyen bir şey getirmiş ise, büyüklük tasladınız, onlardan bir nicesin, yalanladınız, bir nicesin öldürdünüz
Andolsun ki Musa'ya Kitap'ı (Tevrat'ı) verdik, arkasından birtakım resuller de gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya açık deliller (mucizeler) verdik ve onu Cebrail ile de destekledik. Size her ne zaman bir resul nefislerinizin hoşlanmayacağı ilahi bir getirse siz büyüklük taslayacak; (gelen resullerin) bir kısmını yalanlayacak bir kısmını da öldürecek misiniz?
And olsun ki, Musa'ya kitap verdik, ondan sonra ardarda peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya belgeler verdik, onu Ruhul Kudüs ile destekledik. Size bir peygamber nefsinizin hoşlanmadığı bir şey getirdikçe, büyüklük taslayarak, bir kısmını yalancı sayıp, bir kısmını öldürür müsünüz?
Andolsun biz Musa'ya Kitab'ı verdik. Ondan sonra ardarda peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya da deliller verdik. Ve onu, Rûhu'l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Ama ne zaman size bir peygamber nefislerinizin hoşlanmadığı bir şey getirdiyse büyüklük taslayarak kimini yalanladığınız kimini de öldürdüğünüz doğru değil mi!
Burada Allah Teâlâ İsrailoğullarına şu anlamda olmak üzere ikazda bulunuyor: Andolsun ki Musa’ya kitabı biz verdik, ondan sonra gelen peygamberleri biz gönderdik. Hz. İsa’yı da biz gönderdik ve onu Rûhu’l-Kudüs ile takviye ettik. Siz onu öldürmeye teşebbüs ettiniz, fakat bunu yapamadınız. Hz. Muhammed’i de öldürmeye teşebbüs ediyorsunuz. Onu da yapamazsınız, biz onu koruruz. İnkâr ve isyanınız sebebiyle Allah’ın lânetini hakettiniz. Bundan sonra iman etmeniz beklenmez. Ortaya koyduğunuz mazeretler de geçersizdir.
Edip Yüksel
Musa'ya kitabı verdik ve ondan sonra ard arda elçiler gönderdik. Meryemoğlu İsa'ya da apaçık deliller verdik ve onu Kutsal Ruh ile destekledik. Hoşunuza gitmeyen bir şeyle ne zaman size bir elçi geldiyse büyüklük taslayarak onu yalanlamadınız mı veya öldürmediniz mi?
Celâlim hakkı için Musa'ya o kitabı verdik, arkasından birtakım peygamberler de gönderdik, hele Meryem oğlu İsa'ya apaçık mucizeler verdik, onu Rûhu'lKudüs ile de destekledik. Size nefislerinizin hoşlanmayacağı bir emirle gelen her peygambere kafa mı tutacaksınız? Kibrinize dokunduğu için onların bir kısmına yalan diyecek, bir kısmını da öldürecek misiniz?
Celâlim hakkı için: Musaya o kitabı verdik arkasından bir takım Peygamberlerle de takib ettik, hele Meryemin oğlu İsaya beyyineler verdik ve onu ruhülkudüs ile te'yit eyledik, ya artık size nefislerinizin hoşlanmayacağı bir emr ile bir Peygamber geldikçe her def'asında kafa tutarsınız kibrinize dokunduğu için kimine yalan der kimini öldürür müsünüz?
Andolsun, Musâya o Kitabı verdik, ondan (Musâdan) sonra da birbiri ardınca (ayni şerîatle memur) peygamberler gönderdik. Meryemin oğlu İsâ'ye de beyyineler (gaayet açık burhanlar, mu'cizeler) verdik ve onu Ruuh-ül kuds ile destekledik. Demek, size ne vakit bir peygamber gönüllerinizin hoşlanmadığı bir şey'i getirirse kibirlenmek isteyeceksiniz de kiminiz yalanlayacak, kiminiz de öldüreceksiniz, öyle mi.
And olsun ki, Mûsâ'ya Kitâb'ı (Tevrât'ı) verdik ve ondan sonra ard arda peygamberler gönderdik. Meryemoğlu Îsâ'ya da mu'cizeler verdik ve Rûhü'l-Kudüs(Cebrâîl) ile ona kuvvet verdik. Buna rağmen, ne zaman bir peygamber nefislerinizin hoşlanmadığı bir şeyi size getirdi ise, büyüklük taslamadınız mı? Bu yüzden bir kısmını yalanladınız, (Zekeriyyâ ve Yahyâ'ya yaptığınız gibi) bir kısmını da öldürüyordunuz.
Elbetteki Musa’ya kitabı biz verdik ve ondan sonra da elçiler gönderdik. Meryem’in oğlu İsa’ya güçlü deliller verdik ve Kutsal Ruh (Cebrail) ile destekledik. Ne zaman ki elçiler, nefislerinizin onaylamadığı şeyleri getirdiklerinde, hemen kibirlendiniz, (elçilerden) bir kısmını yalanladınız ve bir kısmını da öldürdünüz.
Biz Musa/ya Tevrat vermişizdir, kendisinden sonra birbiri ardınca peygamberler gönderdik, Meryem oğlu İsa/ya açık mucizat verdik, onu Ruhülkudüs ile [³] teyit ettik. Ne vakit ki bir peygamber size nefsinizin sevmediği bir şeyi getirmişse büyüklük göstermediniz mi? Çünkü bir kısmını tekzip, bir kısmını da katlettiniz. [⁴]
İsmail Hakkı İzmirli Bakara Suresi 87. Ayet Açıklaması
[3] Cebrail Aleyhisselâm, yahut ism-i azam-ı Bâri, yahut İncil, yahut, ruh-u menfuh.[4] Nazm-ı Celildeki fa, fa-i sebebiyedir, maaamafih fa-i tafsiliye de olabilir. Büyüklük göstermelerini tafsil etmiş olur. İsa Aleyhisselâm gibi bir kısmını tekzip, Zekeriya ve Yahya Aleyhimüsselâm gibi bir kısmını da katletmediniz mi? manasını da müfit olabilir.
Kadri Çelik
Şüphesiz Musa'ya Kitab verdik, ondan sonra da ardı ardına peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya apaçık deliller verdik, onu Ruh'ul Kudüs (Cebrail) ile güçlendirdik. O halde neden size bir peygamber nefsinizin hoşlanmadığı bir şey getirdiğinde, büyüklük taslayarak bir kısmını yalancı sayıp bir kısmını da öldürdünüz?
Gerçekten Biz, Mûsâ’ya sonradan Tevrat adıyla anılan Kitabı verdik ve ondan sonra da, insanlığı doğru yola iletmek için birbiri ardınca Peygamberler gönderdik.Meryem oğlu İsa’ya da apaçık mûcizeler verdik ve onu, Kutsal Ruh Cebrail’in vahiy ve ilham gücü ile destekledik.Ama ne zaman bir Peygamber, size hoşunuza gitmeyecek bir emir getirdiyse, her defasında büyüklük taslayıp kafa tutmadınız mı? Sonra da kimilerini yalanlayıp, kimilerini öldürmediniz mi?
And olsun, Kitab’ı Musa’ya verdik!
Onun ardından Rasûller ile takip ettik.
Meryem oğlu İsa’ya da Beyyineler’i / Açık Belgeler’i verdik.
Onu Rûh ül-Kudüs ile destekledik.
Her bir rasûl, nefislerinizin hoşlanmayacağı şeyler getirdikçe kibirlendiniz, öyle mi? Bir kısımı yalanladınız; bir kısımı öldürüyorsunuz.
Yemin olsun ki Mûsa’ya Kitabı Biz, verdik ve onun izinden giden1 çok sayıda Peygamber, gönderdik. Meryem’in oğlu İsa’ya da apaçık hükümler2 verdik ve kendisini Rûh’ül3-Kudüs4 (olan Cebrâîl) ile destekledik. (Ey İsrâil oğulları!) Size ne zaman bir Peygamber, canınızın istemediği bir şey getirse hep büyüklük taslayarak, onlardan kimini yalanlayıp, kimini de öldürecek misiniz?5
1 Yani Mûsa’nın ve gerçek Tevrât’ın izinde ve aynı şeriatla görevli nice Peygamberler gönderdik. Bunlar, Dâvut, Süleyman, İlyas, El’yesa, Zekeriya, Yûnus, Yahya ve Îsâ (a.s)’dır.2 Beyyine: Gâyet açık olan ve bir davayı net bir şekilde ispat eden açık delil ve hüküm demektir. Bunlar, Peygamberlerin mûcizeleri ve getirdikleri kitaplardır.3 Ruh için Bk. (İsrâ: 85)4 Rûh’ül Kudüs: Hiç bir şaibesi olmayan, pâk, mukaddes, tertemiz rûh, bereket rûhu yahut kutsal rûh demektir ki, bu da Cebrâîl’dir. Rûh’ul-Kudüs: Terim olarak: 1- Rûhullah (Allah’ın Rûhu), 2- İncil, 3- Cebrâîl, yani Cebrâîl’in, Rûh’ül Emin gibi diğer bir ismi anlamlarına gelmektedir. Ancak müfessirlerin büyük çoğunluğu, üçüncü anlamı tercih etmişlerdir. Özellikle Hz. İsa (a.s.)’nın “Ruh’ul-Kudüs’le desteklenmesi” ifâdesi ise, Hz. Meryem’e onu müjdeleyenin ve onu terbiye edenin, Cebrâîl olmasına bir işaret olabilir. Bk. (Bakara: 253, Mâide: 110, Nahl: 102)5 Artık o meydanı bulamayacaksınız. Yani diğer Peygamberleri öldürdüğünüz gibi Muhammed (a.s)’ı öldüremeyeceksiniz.
Muhammed Esed
Biz Musa'ya ilahî kelâmı bahşettik ve birbiri ardınca o'nu izleyen elçiler gönderdik: 70 Meryem oğlu İsa'ya da hakikatin tüm kanıtlarını vahyettik ve o'nu kutsal ilham 71 ile güçlendirdik. [Ama] ne zaman bir elçi hoşunuza gitmeyen bir şey getirdiyse küstahlıkta haddi aşarak bir kısmını öldürdüğünüz 72 ve diğerlerini yalanladığınız doğru değil mi?
Andolsun Musa’ya kitap verdik. Ondan sonra da birbiri ardınca elçiler gönderdik. Meryem oğlu İsa’ya da belgeler verdik ve onu kutsal ruhla destekledik. Size ne zaman bir elçi, hoşunuza gitmeyen bir şeyle gelse, büyüklük taslayarak bir kısmını yalanladınız, bir kısmını da öldürdünüz. 2/91, 5/110
Musa’ya ilâhî kelâmı vermiş ve birbiri ardınca onu izleyen rasuller göndermiştik. Meryem oğlu İsa’ya da gerçeğin açık belgelerini vermiş ve onu kutsal ruh[158] ile güçlendirmiştik. Fakat her ne zaman bir elçi hoşunuza gitmeyen bir mesaj getirmişse, küstahça ona başkaldırdınız: kimini yalanladınız, kimini de öldürüyorsunuz.[159]
Mustafa İslamoğlu Bakara Suresi 87. Ayet Açıklaması
[158] Kutsal ruhu Şûrâ 52 ışığında “Allah’ın rasullerinin akıl ve marifetlerini kendisiyle desteklediği vahyin ruhu” olarak açıklayanlar olmuştur (Menâr). “Kutsallık” ise, onunla insanı terbiye etmenin kutsallığıyla, ya da vahyin terbiyesiyle insan benliğinin kutsal olanın etkisi altında kalmasıyla açıklanmıştır. Aynı kaynak Kur’an’da geçen er-Rûhu’l-Emîn (güvenilir ruh) ifadesini de aynı anlam alanı içerisinde değerlendirir (26:193). Buna göre kendisine vahyedilen rasul, içerisine hakikat dışı şeylerin karışmayacağından kesinlikle emin olduğu Rabbinden gelen açık ve kesin bir bilgi ve belgeye kavuşmuştur. Kur’an’da, “katından bir ruh ile destekleme” ifadesinin, tüm gerçek mü’minleri kapsayan bir biçimde kullanıldığını görüyoruz (58:22). Bu cümleden olarak Allah Rasûlü İslâm şairi Hassan b. Sabit’e “Allah seni Kutsal Ruh ile desteklesin!” duasında bulunmuştur (Buhârî ve Müslim).
[159] Yahudi muhataplara, Hz. Muhammed’e karşı davranışlarının hiç de sürpriz olmadığı, buna benzer davranışları yalnızca kendi ırkları dışındaki nebilere değil, bizzat kendi ırklarından gönderilenlere de reva gördükleri, hatta onların kimilerini katletmeye kadar işi vardırdıkları yüzlerine vuruluyor (Bkz: 2:61, not 112). Yahudilerin nebileri yalanlamaları mazi fiille kezzebtum, öldürmeleri ise ondan farklı olarak muzari fiille taktulûn şeklinde gelmiştir. Bununla, onların nebileri katletmeleri muhatabın gözünde daha yeni işlenmiş bir cinayet gibi canlandırılmakla kalmıyor, aynı zamanda son nebiye karşı tutumlarının da bir cinayet olduğu zımnen ifade edilmiş oluyor.
Ömer Nasuhi Bilmen
Zât-ı Akdesime yemin olsun ki muhakkak Biz Mûsa'ya kitap verdik. Ondan sonra da birbiri ardınca peygamberler gönderdik. Meryem'in oğlu İsâ'ya da beyyineler verdik. Ve onu Rûhu'lKudüs ile teyid ettik. Sizler ise her ne vakit nefislerinizin hoşlanmadığı bir emir ile peygamber gelince tekehhürde bulunarak bir kısmını tekzîp etmiş olacak, bir kısmını da öldürecek misiniz?
Biz Mûsâ'ya kitap verdik. Ondan sonra peş peşe peygamberler gönderdik. Meryem'in oğlu Îsâ'ya da mûcizeler, açık deliller verdik ve onu Ruhu'l-Kudüs (Cebrâil) ile destekledik. Demek size her ne zaman bir peygamber gelip de nefislerinizin hoşlanmadığı bir şey getirirse kafa tutacak, onların kimine yalancı deyip kimini öldüreceksiniz ha! [5, 44; 2, 117; 3, 47. 59; 19, 35]
Hz. Meryem, Kur’ân’da adı geçen tek hanımdır. Ruh’ul-Kudüs hakkında: 2,253; 5,115; 16, 102. {KM, Mezmurlar 51,13; İşaya 63,10-11} Îsâ: Süryanîce İşû’dur. Nitekim bazı Hıristiyanlar Yesû, Frenkler Jesus derler. Bunun ism-i mensubu (sıfatı) olan Jezvit (Jesuite) İsevî, diğer bir tabirle Yesûî demek ise de, Katolik papazların özel olarak kurdukları cemiyete has bir isim olmuştur. Meryem: Süryanî dilinde “hizmetkâr” demektir. Ruhu’l-kudüs: Kelime olarak, fevkalâde temizlik, nezahet yahut bereket ruhu veya mukaddes ruh mânasına gelir. Ekseri müfessirlerce Cebrâil (a.s.) olarak tefsir edilmektedir.
Süleyman Ateş
Andolsun, Musa'ya Kitabı verdik, arkasından peygamberler gönderdik. Meryem oğlu Îsa'ya da açık deliller verdik ve onu Ruh'ül-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Ne zaman ki, bir peygamber, size canınızın istemediği bir şey getirdiyse büyüklük taslamadınız mı? Kimini yalanladınız, kimini de öldürüyordunuz?
Musa’ya o kitabı vermiş, ardından da onun izinden giden elçiler göndermiştik. Meryem oğlu İsa’ya da açık belgeler (mucizeler) vermiş, onu Kutsal Ruh (Cebrail) ile güçlendirmiştik. Hoşunuza gitmeyen bir şeyle gelen her elçiye kafa mı tutmalıydınız? Kimini yalancı sayıp, kimini de öldürmeli miydiniz?
Andolsun Musa'ya kitap verdik. O'ndan sonra da birbiri ardınca peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya da belgeler verdik ve O'nu Ruhul Kudüs'le destekledik size ne zaman bir peygamber, hoşunuza gitmeyen bir şey getirse, büyüklük taslayarak, bir kısmını yalancı sayıp bir kısmını da öldüreceksiniz, öyle mi?!
And olsun ki, biz Musa'ya kitap verdik; ondan sonra da peş peşe peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya da apaçık deliller verdik ve onu Ruhu'l-Kudüs(45) ile güçlendirdik. Yoksa siz, canınızın istemediği bir peygamber size geldiğinde büyüklük taslayacak ve kimini yalanlayıp kimini de öldürecek misiniz?
(45) Cebrail. Bütün peygamberlere vahiy getiren Cebrail olduğu halde Hz. İsa’nın ayrıca Cebrail ile desteklenmiş olması, onun Hz. Meryem’e müjdelenmesinde, doğumunda ve yetişmesindeki rolü sebebiyledir. 19:16-34’e bakınız.
Yaşar Nuri Öztürk
Yemin olsun ki, Mûsa'ya Kitap'ı verdik. Ve arkasından da resuller gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya da açık-seçik deliller verdik ve kendisini Ruhul-kudüs'le güçlendirdik. Bir resulün size, nefislerinizin hoşlanmadığı bir şey getirdiği her seferinde büyüklük taslamadınız mı? Bir kısmını yalanladınız, bir kısmını da öldürüyorsunuz.
“daħı bayıķ virdük mūsā’ya tevrįt’i. daħı ardınca viribidük andan śoñra, yalavaçları. daħı virdük 'įsā’ya meryem oġlına ḥüccetler, daħı ķavį eyledük anı cebreyil- ile pes niçe kim gelür-ise size yalavaç biriniyle kim sevmez nefslerüñüz boyun virmedüñüz mi? pes bir bölügin yalan ŧuttuñuz daħı bir bölügin depelersiz
Taḥḳīḳ biz virdük Mūsāya Tevrātı, daḫı ardınca gönderdük peyġamberleri,daḫı virdük Meryem oġlı ‘Īsāya mu‘cizātları, ölü diriltmek gibi, özgesi gibi.Daḫı ḳuvvetlendürdük anı Cebrā’īl bile. Pes nice kim gelse size bir peyġam‐ber, yüregüñüz istemegen nesneler‐i[le]. Büyüklendüñüz, pes bir bölüginpeyġamberlerüñ yalanladuñuz ve bir bölügin öldürdüñüz.