Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 713, sondan 5524. ayet; 5. sure ve Mâide Suresinin 44. ayetidir. Mâide Suresi 44. ayetinin kelime sayisi 41, harf sayısı 195 ve toplam ebced değeri ise 12488 olarak hesaplanmıştır. Mâide Suresinin toplam ebced değeri 824694 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
انا انزلنا التورية فيها هدى ونور يحكم بها النبيون الذين اسلموا للذين هادوا والربانيون والاحبار بما استحفظوا من كتاب الله وكانوا عليه شهداء فلا تخشوا الناس واخشون ولا تشتروا باياتي ثمنا قليلا ومن لم يحكم بما انزل الله فاولئك هم الكافرون
Şüphesiz Tevrat’ı biz indirdik. İçinde bir hidayet, bir nur vardır. (Allah’a) teslim olmuş nebiler, onunla yahudilere hüküm verirlerdi. Kendilerini Rabb’e adamış kimseler ile âlimler de öylece hükmederlerdi. Çünkü bunlar Allah’ın kitabını korumakla görevlendirilmişlerdi. Onlar Tevrat’ın hak olduğuna da şahit idiler. Şu hâlde, siz de insanlardan korkmayın, benden korkun ve âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler kâfirlerin ta kendileridir.
“Rablerine teslim olmuş zâhidler” diye tercüme edilen rabbâniyyûn kelimesi, rabbânînin çoğulu olup “dinî ilimlerle, özellikle Tevrat’la meşgul olan ve halka doğru inanç öğreten yahudi din âlimleri” demektir (bilgi için bk. Âl-i İmrân 3:79, 146). “Bilginler” diye tercüme ettiğimiz ahbâr ise yahudi din bilgini anlamına gelen hibr veya habr kelimesinin çoğulu olup Arapça’da “yazılı veya şifahî güzel eserler veren, güzel üslûp sahibi bilginler” anlamında kullanılmaktadır. İbrânîce’si ise haber (çoğulu haberîm) olup “arkadaş, meslektaş” anlamına gelmektedir. Aynı zamanda Ferîsî mezhebi mensuplarını ifade eden bu kelime Talmud döneminde Beytülmidrâs denilen yerlerde yahudi şeriatını ve dinî ilimleri öğreten, dinin hükümlerini bilen ve yahudi halkı arasında ortaya çıkan meseleleri halleden kişileri ifade ediyordu. Ahbâr, Kur’an-ı Kerîm’de iki defa rabbâniyyûn kelimesiyle (Mâide 5:44, 63), iki defa da ruhbân kelimesiyle (Tevbe 9:31, 34) birlikte olmak üzere dört defa geçmekte ve yahudi bilgin ve fakihlerini ifade etmektedir (bilgi için bk. Ömer Faruk Harman, “Ahbâr”, İFAV Ans., I, 55).
Kur’an’ın açıklamalarından, Tevrat’ın Allah tarafından insanlar için gönderilmiş bir ışık ve bir kılavuz olduğu, Hz. Mûsâ’dan itibaren Hz. Peygamber’in zamanına kadar gelmiş geçmiş peygamberlerin yahudilerin davaları hakkında onunla hüküm verdiği ve onun şeriatıyla amel ettiği anlaşılmaktadır. Ayrıca Kur’an’da İslâm kelimesinin bütün ilâhî dinleri kapsadığı ve peygamberlerin hepsinin müslüman olduğu bildirilmiş (krş. Bakara 2:136; Âl-i İmrân 3:19; Yûsuf 12:101); peygamberlerden hangisi olursa olsun yahudiler hakkında hüküm verecekse –onlar yahudi olarak kaldıkları müddetçe– kendi dinleri ve şeriatlarıyla hükmedeceği ifade edilmiştir. Bununla birlikte “Kendilerini Allah’a vermiş olan peygamberlerden maksat sadece Hz. Muhammed’dir, onu yüceltmek için çoğul kalıbı kullanılmıştır” diyenler de vardır (İbn Âşûr, VI, 208). Bu yoruma göre yahudiler hakkında Tevrat’la hüküm verecek olan, Hz. Muhammed’dir.
Tevrat’la hükmedenler sadece peygamberler değildir; onların vârisleri olan takvâ sahibi rabbânîler ve ahbâr (din bilginleri, fakihler) dahi onunla hükmederler. Çünkü bu peygamberler ve din âlimleri Allah’ın kitabını değiştirilmek ve tahrif edilmekten korumakla görevlendirilmiş ve buna şahit yani gözetleyici olmuşlardır. Allah’ın kitabını korumak ise onun bozulmasını, değiştirilmesini, yanlış anlaşılmasını, kuralsız te’vil edilmesini önlemekle, metnini yazmak, ezberlemek, anlamını ve hükmünü öğrenmek, gereği ile amel etmek ve onu başkalarına öğretmekle olur. Bunu yapmak bazı sıkıntılarla karşı karşıya kalmayı gerektirdiği için Allah “İnsanlardan korkmayın, benden korkun” buyurarak kendi emirlerini uygulamaya kullarını teşvik etmiş, menfaat karşılığında Allah’ın âyetlerinin tahrif edilmemesini istemiş; bunu dikkate almayan ve O’nun âyetleriyle hükmetmeyenlerin kâfir olduklarını, dolayısıyla bunlar için elem verici bir azabın hazırlanmış olduğunu haber vermiştir.
Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyerek ilâhî emir ve yasakları çiğneyenlerin durumu bu bağlamda üç açıdan değerlendirilmiş olup işledikleri kusur ve günahın cinsine göre nitelendirilmişlerdir:
Birincisi (44. âyet), Allah’ın indirdiğini inkâr ettikleri veya hafife aldıkları için onunla hükmetmeyenler olup bunlar kâfirlerdir.
İkincisi (45. âyet), Allah’ın indirdiğine inandığı halde onunla hükmetmeyenlerdir. Allah’ın hükmü adaleti, onun zıddı zulmü temsil ettiğinden onunla hükmetmeyenler zalimlerdir.
Üçüncüsü (47. âyet), Allah’ın indirdiği ile hükmetmemek, O’nun emrinden çıkmak mânasına geldiği için onunla hükmetmeyenler fâsıklardır.
Bazı müfessirler bu âyetleri şöyle yorumlamışlardır: “Eğer bir kişi ilâhî hükmü yanlış, kendisinin veya başkasının hükmünü doğru kabul ederek, buna göre hüküm verirse bu kişi kâfir, zalim ve fâsıktır. Eğer bir kişi ilâhî hükmün doğruluğunu kabul eder ve buna aykırı bir hüküm verirse İslâm’ın dışına çıkmış olmazsa da imanına zulüm ve fıskı karıştırmış olur. Eğer bir kişi hayatın her alanında Allah’ın hükmünü inkâr ve reddederse her bakımdan kâfir, zalim ve fâsık sayılacaktır. İlâhî hükmü bazı noktalarda kabul eder, bazılarında reddederse iman ve İslâm’ını küfür, zulüm ve fıskla karıştırmış olur” (Elmalılı, III, 1696; Mevdûdî, I, 429). 44 ve 45. âyetler yahudiler, 47. âyet ise hıristiyanlar hakkında inmiş olmakla birlikte bu hükümler bütün insanlar için geçerli genel kurallar niteliğindedir.
Mehmet Okuyan
İçinde hidayet ve [nûr] bulunan Tevrat’ı biz indirdik. (Allah’a) teslim olmuş peygamberler, yahudiler(e ait davalarda) onunla (Tevrat ile) hükmederler(di). Allah’ın Kitabı’nı korumakla görevlendirildikleri için Rablerine teslim olmuş kişiler ve bilginler de (onunla hükmederlerdi). Hepsi de ona (Tevrat’ın hak olduğuna) şahitti. (Ey hâkimler)! İnsanlardan korkmayın; bana saygı duyun! Ayetlerimi az bir değer karşılığında satmayın! Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.
Tevrat’ta hidayet yani hak ve hakikata rehberlik eden esaslar bulunması ve onun da hakikatın ışığını içermesi ifadesi, Mâide 5:41’de yer alan “kelimelerin yerlerini değiştirmeleri, onu tahrif etmeleri” ile çelişki arz etmez. Çünkü burada iki ihtimalden söz edilebilir: 1. Tevrat’ın ilk indirilmiş orijinal, yani bozulmamış hali kastediliyor olabilir ki elbette Tevrat da Yüce Allah’ın bir kitabıdır ve elbette o da diğer ilahi mesajlar gibi hidayet rehberidir, hakikatın ışığını temsil etmekte, buna göre evrensel anlamda tevhid çizgisinde sadece ve sadece Yüce Allah’a imanı ve teslimiyeti içeren “islâm”ın temel öğretilerini içermekteydi. Enbiyâ 21:48’de de belirtildiği gibi, Hz. Musa’ya ve Hz. Harun’a verilen ilahi mesajlara “gerçekleri yanlışlardan ayıran” anlamında [el-furkân], “hakikatın ışık kaynağı” anlamında [dıyâ’] ve “takvâ sahibi insanlara gerçeği hatırlatan şey” anlamında [zikr] denmesinin nedeni de elbette budur. İlahi mesajlarda esas ve öz itibariyle fark olmaz, olamaz; sorun o mesajların daha sonra insanlar eliyle tahrifinde yaşanmaktadır. Mâide 5:46’da da [hidâyet] ve [nûr] sıfatları bu defa İncîl için kullanılmaktadır. 2. Tevrat’ın burada sözü edilen “hidayet rehberi ve ışık oluşu”, o gün ellerinde bulunan Tevrat metinlerinin bir kısmına işaret ediyor olabilir. Zaten bağlam dikkate alındığında kastedilenin bu ikincisi olduğu, öncelikle hakeme müracaat konularının ellerindeki Tevrat nüshalarında bulunduğuna dikkat çekilmektedir.
Bayraktar Bayraklı
Gerçekten Tevrat'ı biz indirdik; onda yol gösterme ve nûr vardır. Teslim olmuş peygamberler, onunla Yahudilere hüküm verirlerdi; kendilerini Tanrı'ya vermiş zâhid ve âbidler de Allah'ın kitabını korumakla görevlendirildiklerinden onunla hüküm verirlerdi ve onu gözetleyip kollarlardı. “Ey Allah'ın kitabına tanık olanlar, insanlardan korkmayınız, benden korkunuz ve benim âyetlerimi az bir paraya satmayınız! Kimler Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse işte kâfirler onlardır!”
Kuşkusuz, Biz, doğru yola iletici ve aydınlatıcı olan Tevrat'ı indirdik. Nebiler, onunla teslim olan Yahûdiler için hüküm veriyorlardı. Rabbaniler¹ ve ahbar² onlar da Allah'ın kitabından ezberletilmiş olmasından dolayı, ona tanıklık ediyorlardı. Öyleyse siz insanlardan değil, Bana karşı gelmekten sakının. Benim ayetlerimi az bir bedele değişmeyin! Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, kâfirlerin³ ta kendileridir.
1- Rabb'e adanmış olanlar. 2- Din bilginleri. 3- Nankörlerin.
Ahmet Akgül
Gerçek şu ki, içinde bir hidayet ve nur bulunan Tevrat'ı Biz indirdik. (Allah'a) Teslim olmuş peygamberler, Yahudilere onunla hükmederlerdi. Bilgin-yöneticiler (Rabbaniyyun) ve yüksek bilginler (Ahbar), Allah'ın kitabını korumakla görevli kılındıklarından ve onun üzerine şahitler olduklarından (onunla hükmederlerdi.) Öyleyse (ey bilgili ve yetkili kimseler) insanlardan korkmayın, Benden korkun ve ayetlerimi az bir değere karşılık satmayın. Kim (hükümet ederken, hâkimlik ve hakemlik yaparken) Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse (siyasi, ekonomik, ilmi ve ahlâki konularda çözüm üretirken ve kanun hazırlarken, hiçbir mazeret ve mecburiyeti bulunmadığı halde, Kur’an’ın emir ve yasaklarını temel ölçü edinmezse) ; işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.
Şüphe yok ki biz, Tevrat'ı indirdik, onda doğru yola sevk ediş ve nur var. Tanrıya teslim olan peygamberlerle hükümleri bilenler ve Allah kitabını korumaya memur olan bilginler, Yahudilere, hep ona göre hüküm verirlerdi ve hepsi de o kitabın doğruluğuna tanıktı. Artık insanlardan korkmayın, benden korkun ve ayetlerimi, az bir menfaat karşılığında satmayın ve kimler, Allah'ın indirdiği hükme uygun olarak hüküm vermezlerse onlardır kafirlerin ta kendileri
Şüphe yok ki, içinde rehberlik, kalp ve gönülleri aydınlatıcı belgeler bulunan Tevrat'ı biz indirdik. Kendilerini Allah'a teslim eden peygamberler, Yahudiler arasında, onunla hükmederlerdi. Allah'ın kitabını korumaları, kendilerinden istendiği için, Rablerine teslim olmuş kimseler ve alimler de, onunla hüküm verirlerdi. Bu sayılanların hepsi, o kitabın doğru olduğuna şahit idiler. Bu sebeple, ey İsrailoğulları! İnsanlardan korkmayın, yalnız benden korkun ve benim mesajlarımı, değersiz bir kazanç karşılığı değiştirmeyin. Çünkü, Allah'ın indirdiği ile hüküm vermeyenler, benim tarafımdan gönderilen gerçekleri örtbas etmiş olan kâfirlerdir.
Biz içinde hak yolu aydınlatıcı bilgiler ve nur olan Tevrat'ı indirdik. Varlıklarını Allah'a teslim eden, İslâm’ı yaşayan müslüman olan peygamberler, yahudiliğin takipçilerine, Tevrat'taki kuralları esas alarak hüküm verirler, icraat yaparlardı. Allah'ın kitabını korumakla görevlendirilmeleri sebebiyle, kendilerini Rablerine adamış olan zâhitler ve âlimler de, Allah'ın kitabından, korumaya memur edildikleri, muhafaza edebildikleri kurallarla hüküm verirler, icraat yaparlardı. Hepsi de Tevrat’ı bilen ve tebliğ eden, çözüm getiren, güvenilir örnek önderler ve doğruları konuşan şâhitlerdi.
O halde saygı duyarak insanlardan korkmayın, içiniz titrereyerek benden korkun. Âyetlerimi servet, makam, mevki gibi geçici dünya menfaatlerine, birkaç pula satmayın.
Kimler Allah'ın Tevratta indirdiği hükümleri, Muhammed'in peygamberliğini, şeriatını tasdik hükümlerini yerine getirmezlerse, işte onlar kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirlerin ta kendileridir.
Gerçekten Tevrat'ı içinde hidayet ve nur bulunduğu halde indirdik. Allah'a teslim olmuş peygamberler yahudilerin arasında onunla hükmederlerdi. Yine Allah'ın kitabını korumakla görevlendirilmiş olmaları itibariyle alimler ve fakihler de onunla hükmederlerdi. Bunlar onun üzerine şahittiler. [6] Artık insanlardan korkmayın benden korkun ve ayetlerimi az bir değer karşılığında satmayın. Kimler Allah'ın indirdikleriyle hükmetmezlerse işte onlar kâfirdirler.
6.Yani o kitabın Allah katından gönderilmiş hak ve tümüyle doğru kitap olduğuna şahittiler.
Ali Bulaç
Gerçek şu ki, biz Tevratı, içinde bir hidayet ve nur olarak indirdik. Teslim olmuş peygamberler, yahudilere onunla hükmederlerdi. Bilgin-yöneticiler (Rabbaniyun) ve yüksek bilginler de (Ahbar), Allah'ın kitabını korumakla görevli kılındıklarından ve onun üzerine şahidler olduklarından (onunla hükmederlerdi.) Öyleyse insanlardan korkmayın, benden korkun ve ayetlerimi az bir değere karşılık satmayın. Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, kafir olanlardır.
Şüphesiz ki Tevrat'ı biz indirdik. Onda bir hidâyet, bir nûr vardır. Allah'ın emrine boyun eğen peygamberler, onunla Yahudi'ler arasında hüküm verirlerdi. Âlimler ve fakîhler de, Allah'ın kitabını korumaya memur olmaları ve üzerine şâhid bulunmaları itibariyle hükmederlerdi. O halde ey Yahudiler, Tevrat'daki âhir zaman peygamberine ait vasıfları açıklamak hususunda, insanlardan korkmayın; benden korkun. Benim âyetlerimi birkaç para menfaat karşılığında değişmeyin. Kim Allah'ın indirdiği hükümlerle hüküm vermezse, işte onlar kâfirdirler.
Şüphesiz Biz, Tevrat’ı indirdik. Onda hidayet ve nur vardır. İslam olmuş peygamberler, Yahudi milleti için onunla hüküm verirlerdi. Rabbaniler ve Allah’ın kitabından koruyabildikleri kadarıyla –ki o kitabı tam korumakla yükümlü idiler- Yahudi âlimleri de onunla hüküm verirlerdi. (O kitapta demiştik ki: Ey hâkimler!) Sakın insanlardan korkmayın, yalnızca Ben’den korkun ve ayetlerimizi ucuz bir fiyata satmayın. (Ve bilin ki) kim, Allah’ın indirdikleriyle hüküm vermezse (onlara inanmazsa) işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.
Biz, onlara doğru yolu gösteren, aydınlık bulunan Tevrat'ı indirmişiz, kendilerin hakka veren peygamberler, Yahudilere bununla hükmederler, onların bilginleri, danışmanları onunla hükmederler, çünkü onlar, Allahın kitabını korumayla emrolunmuştur, onlar buna tanıktırlar, insanlardan korkmayınız, benden korkunuz, benim âyetlerimi değersiz şeylerle değiştirmeyin, Allahın indirdiği şeyle, yargılamayan kimse kâfirdir
Gerçek şu ki; içinde hidayet ve (aydınlatıcı) nur bulunan Tevrat'ı Biz indirdik. (Musa'dan sonra) kendilerini Allah'a teslim etmiş (olan) nebiler, Yahudilere onunla hükmederlerdi. Ayrıca, de Allah dostları ve ilim adamları (hahamlar) da Allah'ın kitabını korumaya memur edilmeleri ve üzerine şahit olmaları itibarıyla onunla hüküm verirlerdi. Artık (Ey İsrailoğulları) insanlardan değil, Ben(im azabım)dan korkun ve benim ayetlerimi (servet, makam, şöhret gibi) önemsiz menfaatler karşılığında değiştirmeyin! Kim Allah'ın indirdiği hükümlerle hükmetmezse onlar inkârcıların ta kendileridir.
Doğrusu Biz yol gösterici olarak Tevrat'ı indirdik. Kendisini Allah'a teslim etmiş peygamberler, yahudi olanlara onunla ve Rabbe kul olanlar, bilginler de Allah'ın Kitap'ından elde mahfuz kalanla hükmederlerdi. Tevrat'a şahiddiler. O halde insanlardan korkmayın, benden korkun, ayetlerimi hiçbir değerle değiştirmeyin; Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, işte onlar kafirlerdir.
Biz, içinde doğruya rehberlik ve nur olduğu halde Tevrat'ı indirdik. Kendilerini (Allah'a) vermiş peygamberler onunla yahudilere hükmederlerdi. Allah'ın Kitab'ını korumaları kendilerinden istendiği için Rablerine teslim olmuş zâhidler ve bilginler de (onunla hükmederlerdi). Hepsi ona (hak olduğuna) şahitlerdi. Şu halde (Ey yahudiler ve hakimler!) İnsanlardan korkmayın, benden korkun. Âyetlerimi az bir bedel karşılığında satmayın. Kim Allah'ın indirdiği (hükümler) ile hükmetmezse işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.
İçinde hidayet ve ışık bulunan Tevrat'ı biz indirdik. müslüman peygamberler onunla Yahudiler arasında hüküm veriyorlardı. Hahamlar ve din bilginleri de ALLAH'ın kitabından emredildikleri şeylerle hüküm verirler ve onun üzerine tanık olurlardı. Halkıululamayın, beni ululayın ve ayetlerimi ucuz bir fiyata satmayın. ALLAH'ın indirdiği ile hüküm vermeyenler inkarcıdır.
Tevrat, Musa'ya verilen kitabın özel ismi olarak bilinmektedir. Ne var ki bu yaygın anlayış yanlış olabilir. Kuran hiç bir yerde Musa'ya Tevrat verildiğini bildirmemektedir. Kuran'da 18 kere geçen Tevrat kelimesi, İncil'den önce Yahudi peygamberlerine verilen kırkı aşkın kitap kolleksiyonuna verilen addır. Musa'ya verilen kitabın özel ismi zikredilmemiş ancak "Furkan", "İmam", "Rahmet", "Nur", "Hüda" gibi sıfatlarla tanımlanmıştır.
Elmalılı Hamdi Yazır
İçinde hidayet ve nûr bulunan Tevrat'ı, elbette biz indirdik. Müslüman olan peygamberler, yahudiler hakkında hükmederler, kendilerini Tanrıya adamış zâhitler, âlimler de, Allah'ın kitabını korumakla görevlendirildiklerinden (onunla hüküm verirler) ve onun Allah'ın kitabı olduğuna şahitlik ederlerdi. İnsanlardan korkmayın, benden korkun, âyetlerimi az bir paraya satmayın. Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.
Filvakı' biz Tevratı indirdik, onda bir hidayet, bir nur vardı, müslim olan nebiyyûn, Yehudîlere onunla hukmederlerdi, rabbaniyyun ve ahbar da, kitabullahın muhafazâsına me'mur edilmiş olmaları ve üzerine nâzır ve murakıb bulunmaları hasebile hukmederlerdi, artık insanlardan korkmayın benden korkun, benim âyetlerimi bir kaç paraya değişmeyin, ey hâkimler! Her kim Allahın indirdiği ahkâm ile hukmetmezse onlar hep kâfirlerdir
Şübhesiz ki Tevrâtı biz indirdik ki Onda bir hidâyet, bir nur vardır. Kendisini (Allaha) teslim etmiş olan (İsrâîl) peygamberler (i), Yahudiler (e âid da'valarda) onunla hükmeder (ler) di. Âlimler, fakıyhler de Allahın (o) kitabını hıfza me'mur oldukları için (yine hükümlerini onunla verirlerdi). Hepsi de onun (Allah tarafından gönderilmiş olduğu) üzerinde (bil'ittifak) şâhid idiler. O halde (ey Yahudiler) siz insanlardan korkmayın, benden korkun. Benim âyetlerimi az bir bahaya (hasîs menfaatlere) satmayın. Kim Allahın indirdiği (hükümler) le hükmetmezse işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.
İçinde bir hidâyet ve bir nûr bulunan Tevrât'ı muhakkak ki biz indirdik. (Allah'a)teslîm olmuş peygamberler, yahudi olanlara onunla (Tevrât'la) hüküm verirlerdi; Allah'ın Kitâbı'nı muhâfazaya me'mur edilmeleri sebebiyle Rabbânîler (ilim ve ihlâsla kulluk ederek Rabb'e mensub olan kimseler) ve ahbâr (ilim sâhibi zâtlar) da (onunla hüküm verirlerdi); çünki (onlar,) ona gözcülük eden (tahriften koruyan) kimseler idiler.(Ey yahudiler!) O hâlde insanlardan korkmayın; ancak benden korkun ve âyetlerimi az bir fiyata (geçici dünya menfaatleri mukabilinde) satmayın! (Tevrât'ı tahrîf etmeyin!)Artık kim Allah'ın indirdiğiyle (inkâr ederek) hükmetmezse, işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.(2)
(2)Bu âyetle, 45. ve 47. âyetlerde geçen “kâfirler, zâlimler ve fâsıklar” sıfatlarından birincisi, inkâr edenleri; diğer ikisi ise, îmânı olduğu hâlde bunun gereğini yapmayan kimseleri ifâde eder. Zirâ Hz. İkrime (ra)’den gelen rivâyete göre, “Onlar kâfirlerin ta kendileridir” ta‘bîri, hem kalben hem de lisânen ilâhi hükümleri inkâr edenleri içine alır. Hâlbuki Allah’ın hükümlerini kalbiyle bilip, lisânıyla da bunu ikrâr ettiği hâlde buna zıt olan amelleri işleyen kimseler yâni zâlimler ve fâsıklar, aslında Allah’ın indirdiği ile hükmetmiş ama onu bi’l-fiil yapmamış olurlar. Dolayısıyla böyle kimseler sırf bu amellerinden dolayı kâfirler sınıfına dâhil olmazlar. (Râzî, c. 6:12, 6-13)
İlyas Yorulmaz
İçerisinde doğru olana ulaştıran ve o doğruya uyanların yollarını aydınlatan Tevrat’ı biz indirdik. Kendilerini Allah’a teslim etmiş peygamberler, Rablerine kendilerini adamış rabbaniler ve âlimler ve Tevrat’ın doğruluğuna şahit olanlarda, Allah’ın kitabından ezberledikleri (öğrendikleri) ile yahudilere Tevrat’ın hükümleriyle hüküm verirlerdi. (Ey Hüküm verme yetkisinde olanlar!) Bundan sonra insanlardan korkmayın, yalnızca benden korkun ve benim verdiğim doğru hükümleri az bir değere satmayın. Kim Allah’ın indirdiği hükümlerle hükmetmiyorsa, işte onlar gerçekleri inkâr eden kâfirlerdir.
Biz Tevrat/ı inzal ettik, Tevrat/ta hidayet vardır, nur vardır [⁶]. Musa/dan sonra Allah/ın hükmüne inkıyat eden peygamberler onunla Yahudiler arasında hükmederler [⁷]. Onların uleması, fukahası da [⁸] Kitabullahı hıfza [⁹] memur olmalarından nâşi hükmederler [¹⁰]. Ona şahit olurlar [¹¹]. Ey rüesa! Artık nâstan korkmayın, benden korkun, âyetlerimi az paha ile satmayın, herkim Allah/ın inzal ettiği ile hükmetmezse işte kâfirler onlardır.
İsmail Hakkı İzmirli Mâide Suresi 44. Ayet Açıklaması
[6] Ahkâm ve şerayii, tekâlif-i ilâhiyeyi gösterir, karanlıkları aydınlatır.[7] Yahut Tevrat'ta Yahudi olanlar için hidayet vardır, nur vardır, Allah'ın hükmüne münkat olan peygamberler Tevrat ile hükmederler.[8] Veya müçtehitleri, uleması, ârifi rabbanileri, zâhitleri, fukahası, sulâhası.[9] Tahriften korumağa, şerayii ihmal etmemeğe.[10] Yahut hıfzına memur oldukları Kitabullahın hükmiyle hükmederler.[11] Peygamberler de, uleması da, sulâhası da Tevrat'ın hak olduğuna şahit olurlar.
Kadri Çelik
Doğrusu biz içinde bir hidayet ve bir nur bulunan Tevrat'ı indirdik. Teslim olmuş peygamberler, Yahudilere onunla hükmederlerdi. Rabbani âlimler ve bilginler de Allah'ın kitabını korumakla görevli kılındıklarından ve onun üzerine şahitler olduklarından (onunla hükmederlerdi). Öyleyse insanlardan korkmayın, benden korkun ve ayetlerimi az bir değere karşılık satmayın. Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar kâfirlerdir.
Gerçek şu ki, içerisinde hikmet dolu öğütler, hidâyet ve aydınlatıcı nur bulunan o Tevrat’ı Biz indirdik. Nitekim, Musa’dan sonra gönderilen ve Allah’a içtenlikle boyun eğmiş olan Peygamberler, Yahudiler arasında onunla hükmederlerdi. Ayrıca, kendilerini Allah’a adamış olan âdil yöneticiler, yani rabbânîler ve âlimler de ona göre hüküm verirlerdi. Çünkü onlar, Allah’ın kitabını öğrenmek, öğretmek ve uygulamak sûretiyle koruyup gözetmekle görevliydiler ve tüm hâl ve hareketleriyle, onun hak bir kitap olduğuna şehadet eden hakikat şahitleri idiler.Öyleyse insanlardan değil, Benden korkun! Benim gerek Tevrat, gerek İncil ve gerekse Kur’an’daki ayetlerimi, —özellikle de, Son Elçiyi müjdeleyen Tevrat ayetlerini— servet, makam, şan, şöhret gibi basit menfaatlerle değiştirmeyin! Unutmayın ki, her kim Allah’ın egemenlik yetkisini reddederek O’nun indirdikleriyle hükmetmeyecek olursa, işte onlar, kâfirlerin ta kendileridir!
Biz, içinde bir hidayet ve nûr bulunan Tevrat’ı indirdik.
Yahudîleşmiş olanları terk etmiş (müslim, teslim olmuş) Nebiyyler; Rabbaniyler (Rabbin Yolunda Yürüyen Nasrâniy Bilginler) ve Ahbâr (Yahudî Bilginler), buna şahid oldukları halde Allah’ın kitabından muhafaza etmek istedikleriyle hüküm veriyorlar.
Artık, İnsanlar’dan çekinmeyin; benden (saygı ile) çekinin!
Âyetlerimi az bir bedelle değiştirmeyin!
Kim Allah’ın indirdikleriyle hüküm vermediyse, işte onlar Kâfirler’dir.
İçerisinde dosdoğru yolu gösteren (âyetler) ve nur bulunan ve Müslüman Peygamberlerin1 kendisiyle Yahûdîlere hükmettiği Tevrât’ı, (Mûsa’ya) elbette Biz, indirdik. (Mûsa’nın dinini terk edip) Yahûdî olanlar hakkında; derin ilim sahipleri2 ve hahamlar,3 Allah’ın kitabının koruyucuları ve doğruluğunun şâhitleri olarak hükmetselerdi (onlar da) Tevrât’la (aynı) hükmü verirlerdi. (Ey Yahûdî âlimleri!) İnsanlardan korkmayın, sadece Benden korkun ve âyetlerimi ucuza satmayın. (Şunu iyi bilin ki) Allah’ın indirdiği (hükümler) ile hükmetmeyenler kâfirlerin ta kendileridir.4
1 Bu ifâdeden, Allah’ın bütün Peygamberlere gönderdiği dinin adının, “İslâm dini” ve bu dinlere uyan kimselerin de “Müslüman” olduğu anlaşılmaktadır.2 Rabbaniyyûn: Rabb’e ait olan demektir ve Rabbanî kelimesinin çoğuludur. Rabbanilerin; derin ilim sahipleri, hikmet ve takva sahibi âlimler, idareciler, kendisinde ilim ile basiretli bir yöneticiliği toplamış kimseler, emirleri ve yasakları bilen kimseler olduğu söylenmiştir. “Rabbaniyyûn” Hıristiyan âlimleri; “ahbâr” Yahûdî âlimleri anlamına gelir. (Kurtubî).3 Ahbar: Yahûdî âlimleri, hahamlar demektir. Yahûdîler bu kelimeyi Yahûdîliği öğreten, Yahûdî şeriatını bilen ve aralarında çıkan anlaşmazlıkları çözümleyen din adamları, anlamında kullanmışlardır.4 Bazıları bu âyetin 45. ve 47. âyetlerde de tekrar edilen son bölümünün sadece kitap ehliyle ilgili olduğu görüşündeyseler de Kur’an’ın tüm hükümleri gibi bu hükmü de aynı şartları taşıyan tüm insanlar için geçerlidir. Hz. Huzeyfe (r.a) bu görüşleri reddetmiştir. Birisi kendisine, bu âyetlerin yalnızca İsrâil oğulları ile ilgili olduğunu söyleyince, Huzeyfe (r.a): “Bu, İsrâil oğulları sizin için ne iyi kardeştirler doğrusu! Acı olan her şey onlara, tatlı olan her şey de size! Allah’a yemin olsun ki adım adım onların yollarından gidecek ve onların gördüklerini göreceksiniz.” cevabını verdi. (Taberî)
Muhammed Esed
Şüphe yok ki, içinde rehberlik ve aydınlık bulunan Tevrat'ı indiren Biziz. Kendilerini Allah'a teslim eden peygamberler, ona dayanarak yahudi itikadına uyanlar hakkında hüküm verirlerdi; 58 [eski] din adamları ve hahamları da öyle yaptılar, çünkü Allah'ın kelâmının bir kısmı onların himayesine emanet edilmişti; 59 ve hepsi onun doğruluğuna şahitlik yaptılar. Bu nedenle, [ey İsrailoğulları,] insanlardan korku duymayın, yalnız Benden korkun; ve Benim mesajlarımı önemsiz bir kazanç karşılığı değiştirmeyin: 60 Çünkü Allah'ın indirdiklerine göre hüküm vermeyenler, gerçekten hakikati inkar edenlerdir!
Hiç şüphe yok ki, içinde rehberlik ve ışık bulunan Tevrat’ı biz indirdik.1 Allah’a teslim olmuş nebiler, Yahudilere onunla hüküm vermişlerdi,2 Rabbe adanmış olan bilginler ve din adamları da Allah’ın kitabında olan ile hükmederlerdi. Hala onlar buna şahittirler. O halde insanlardan korkmayın, sadece benden korkun.3 Ayetlerimi, az bir bedelle değiştirmeyin.4 Allah’ın indirdikleriyle hükmetmeyenler, işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.5, 13/3-4, 14/5, 2 41/43, 42/13, 3 33/39, 4 2/174-175, 3/199 5 5/43
Şüphe yok ki, kendisinde rehberlik ve ışık bulunan Tevrat’ı Biz indirdik. Hepsi de Allah’a teslim olmuş bulunan nebiler, Yahudi olanlara onunla hükmetmişlerdi; Allah’ın kitabı kendi korumalarına bırakıldığı için,[931] Allah’a adanmış adamlar ve hahamlar da öyle yapmışlardı; hepsi de ona şahit idiler. O hâlde (Ey Yahudileşen İsrâiloğulları), gözünüzde büyüttüğünüz insanlardan korkmayın, Benden korkun![932] Âyetlerimi az bir menfaat karşılığı pazarlamayın![933] Zira Allah’ın indirdiğiyle hükmetmeyenler kâfirlerin ta kendileridirler.
Mustafa İslamoğlu Mâide Suresi 44. Ayet Açıklaması
[931] Kur’an tahriften korunduğu hâlde Tevrat niçin tahrif edildi sorusunun cevabı buradadır.
[932] Vahiy ‘korkusuzluk’ gibi bir imkânsıza değil ‘korku terbiyesine’ davet ediyor. Fıtratı yok saymıyor, insanın savunma güdüsünün yan etkisi olan korkuyu kınamıyor, sadece korkunun insanın akletme melekelerini teslim almamasının en garantili yöntemini beyan ediyor: Allah korkusu. Haşyet ve havfin ifade ettiği korku arasındaki mahiyet farkı için bkz: 4:77, not 97.
[933] Korku gibi ilk bakışta kötü gibi duran taşkın bir duygu selinden, yararlı enerji elde edilebilir mi? Bu soruya Kur’an “evet” diyor. Korku ile değerleri az bir menfaat karşılığı pazarlama arasındaki doğrudan ilişkiye dikkat çekiyor.
Ömer Nasuhi Bilmen
Muhakkak Tevrat'ı Biz indirdik, onda bir hidâyet ve bir nûr vardır. Müslim olan nebiler onun ile Yahudilere hükmederlerdi. Din alîmleri, fakihler de Allah Teâlâ'nın kitabını muhafazaya memur olmaları sebebiyle onunla hükümde bulunurlardı. Ve onlar o kitap üzerine şahitler idiler. Artık nâstan korkmayın, Benden korkunuz ve Benim âyetlerim ile az bir bedel satın alalmayınız ve her kim Allah Teâlâ'nın indirmiş olduğu ile hükmetmez ise işte onlar kâfirdirler.
İçinde hidâyet ve nûr olan Tevrat'ı biz indirdik. Kendilerini Hakka teslim eden nebîler, Yahudilerle ilgili meselelerde onunla hükmederlerdi. Alimler ve mürşitler de Allah'ın kitabını koruma ile görevlendirilmeleri sebebiyle yine onunla hüküm verirlerdi. Hepsi de kitabın hak olduğunun şahitleri idiler. O halde ey hakimler, insanlardan korkmayın, Benden korkun. Âyetlerimi az bir menfaat karşılığında satmayın. Kim Allah'ın indirdiği ahkâm ile hükmetmezse işte onlar tam kâfirdirler.
Din bilginlerinin koruma görevleri vardı, fakat Kur’ân bu görevi eksiksiz yaptıklarını bildirmiyor. Kitabı önemsemeyerek, onu inkâr ederek onunla hükmetmeyenler kâfirdirler.
Süleyman Ateş
Gerçekten Tevrat'ı biz indirdik, onda yol gösterme ve nur vardır. İslam olmuş peygamberler, onunla yahudilere hüküm verirlerdi, kendilerini Tanrıya vermiş zahidler ve alimler de "Allah'ın Kitabını korumakla görevlendirildiklerinden onunla (hüküm verirlerdi) ve onu gözetip kollarlardı. (Ey hakimler), insanlardan korkmayın, benden korkun ve benim ayetlerimi az bir paraya satmayın! Kim Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse işte kafirler onlardır!
ÈğÂîÇ ÇòÊïÍòáğØïèÇ Âğæò ãğÊîÇÈğ Çääñîçğ" cümlesinde "Âğæò" cer harfinin ba'dıyye olması da, muhtemeldir. Bu takdirde cümlenin anlamı: "Allah'ın Kitapından korumakla görevli bulundukları kadarı ile hüküm verirlerdi" şeklinde olur.
Süleymaniye Vakfı
İçinde (doğru yola) bir rehber ve nur olan Tevrat’ı biz indirdik. Allah’a teslim olmuş nebîler, Yahudiler arasında onunla hükmederlerdi. Hocalar ve âlimler ise kendilerinden Allah’ın kitabını korumaları istenmesi sebebiyle onunla hükmederler ve ona şahit olurlardı. Siz, insanlardan korkmayın; benden korkun. Ayetlerimi geçici bir bedelle değişmeyin. Allah'ın indirdiği hükümlerle hükmetmeyenler, kâfir olanlardır.
Tevrat'ı yol gösterici ve aydınlatıcı olarak biz indirdik. Kendisini Allah'a teslim etmiş peygamberler, Yahudilere Tevrat ile ve Rabbin yolunda yürüyenler, bilginler de Allah'ın kitabından elde kalmış olan kısmı ile hükmederlerdi. Tevrat'ı gözetiyorlardı. O halde insanlardan korkmayın, benden korkun. Ayetlerimi az bir bedelle değiştirmeyin. Allah'ın indirdikleriyle hükmetmeyenler, işte onlar kafirlerdir.
İçinde hidayet ve nur olan Tevrat'ı da Biz indirdik. Hakka teslim olmuş peygamberler, Yahudiler hakkında onunla hükmederlerdi. Allah erleri ile âlimler de onunla hükmederlerdi; çünkü onlar da Allah'ın kitabını korumakla görevliydiler ve onun hak kitap olduğuna şahit idiler. Siz de insanlardan korkmayın, Benden korkun; üç beş kuruş için Benim âyetlerimi satıvermeyin. Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar kâfirlerin tâ kendileridir.
Biz indirdik Tevrat'ı, biz. İyiye ve güzele kılavuz var onda, ışık var. Allah'a teslim olmuş peygamberler, Yahudilere onunla hakemlik yaparlardı. Kendini Rabb'e adayanlarla ilim ve hikmette derinleşmiş olanlar da Allah'ın Kitabı'ndan korumakla görevli olduklarıyla hükmederlerdi. Zaten onlar Allah'ın Kitabı'na tanıklardı. Artık insanlardan korkmayın, benden korkun da ayetlerimi basit bir ücret karşılığı satmayın. Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, kâfirlerin ta kendileridir.
bayıķ biz indürdük tevrįt’i anuñ içinde ŧoġru yol göstermek daħı aydınlıķ. hükm eyler anuñ-ile peyġamberler anlar kim boyun virdiler anlaruñ içün kim cuḥūd oldılar daħı Tañrı’yı biliciler daħı danışmanlar andan ötürü kim śaķlamaķ istenildiler Tañrı kitābın daħı oldılar anuñ üzere ŧanuķlar pes ķorķmañ ādemįlerden daħı ķorķuñ benden. daħı śatun almañ āyetlerüm-ile az bahā ya'nį az bahālu dünyelıķ. [57a] daħı her kim hükm eylemeye ya'nį cuḥūdlardan anuñ da kim indürdi Tañrı şunlardur kāfirler.